Diyanet İşleri
Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.
Hicr suresi
Hicr suresi, 5. ayet. مَّا تَسْبِقُ مِنْ أُمَّةٍ أَجَلَهَا وَمَا يَسْتَـْٔخِرُونَ
mâ tesbiḳu min ümmetin ecelehâ vemâ yeste'ḫirûn.
Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Zikri biz indirdik, onu biz koruruz"; alaya alanlar Hicr 1–15 3
İnkar edenler, "Keşke müslüman olsaydık" diye çok arzu edeceklerdir.
Bırak onları yesinler (içsinler), yararlansınlar; emelleri onları oyalayadursun. İleride (gerçeği) bilecekler.
Helak ettiğimiz her memleketin mutlaka bilinen bir yazısı (belli vakti) vardır.
Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.
Dediler ki: "Ey kendisine Zikir (Kur'an) indirilen kimse! Sen mutlaka delisin!"
"Eğer doğru söyleyenlerden isen bize melekleri getirsene!"
Biz, melekleri ancak hak ve hikmete uygun olarak indiririz. O zaman da onlara mühlet verilmez.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
5. “Hiçbir ümmet, ne ecelinin önüne geçebilir, ne de geciktirebilir.” Yani geç kalmış gibi görünse dahi günahların sonuçları mutlaka ortaya çıkar.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Hiçbir toplumun vadesi dolmadan ölüm vakti gelmez, vadesi dolduğunda da ölümünü erteleyemez. Zalimlerin, Allah’ın onlara süre vermesine aldanmaması gerekir.
Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)
Hiçbir ümmet, kendi ecelinin önüne geçemez, onu geciktiremez de.
Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
De ki: "Allah dilemedikçe, ben kendime bile ne bir zarar, ne de fayda verme gücüne sahibim. Her milletin bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne…
Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
Rabbin tarafından daha önce söylenmiş bir hüküm ve belirlenmiş bir süre olmasaydı, onlar da hemen cezalandırılırlardı.
Aynı kök: سبق (37 geçiş) · Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
Onlar, kendilerine bilgi geldikten sonra, aralarındaki kıskançlık yüzünden ayrılığa düştüler. Eğer (azabın) belli bir süreye kadar (ertelenmesi ile…
Aynı kök: اجل (56 geçiş) · Ortak kavram: Ecel
Kadınları boşadığınız ve onlar da bekleme sürelerini bitirdikleri zaman, ya onları iyilikle tutun yahut iyilikle bırakın. Haklarına tecavüz edip…
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Bunların bir de ümmi takımı vardır; Kitab'ı (Tevrat'ı) bilmezler. Onların bütün bildikleri bir sürü kuruntulardır. Onlar sadece zanda bulunurlar.
Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet
Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Hiçbir ümmet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez. dipnot 1
(Kaldı ki) hiçbir uygarlık, kendisi için belirlenen sürenin (artık kaçınılmaz olan) bitimini ne öne alabilir ne de erteleyebilir.
(Ve zaten) hiçbir ümmet kendisi için belirlenmiş sürenin bitimini öne alamayacağı gibi erteleyemez de.
Hiçbir topluluk ecelini ne öne çekebilir, ne de erteleyebilir.
Hiç bir ümmet, kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.
Hiçbir millet, ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez.
Hiçbir topluluk, belirlenmiş süresini öne alamaz ve erteleyemez.
Hiçbir millet,kendi ecelini ne ileri alabilir ne de geciktirebilir.
Hiçbir toplum belirlenmiş süresini ne geçebilir, ne de gerisinde kalır.
Hiç bir toplum belirlenmiş süresini ne geçebilir, ne de gerisinde kalır.
Hiçbir ümmet, ecelini ne öne alabilir, ne de erteleyebilir.
Hiç bir ümmet ecelini ne sebkeder ne de geriletebilirler
Hiçbir toplum, ecelini öne alamaz ve geciktiremez.
Hiçbir toplum, ecelini öne alamaz ve geciktiremez.
Hiçbir toplum, ecelini öne alamaz ve geciktiremez.
Hiç bir ümmet kendi ecelini ne öne alabilir, ne de onlar ertelenebilirler.
Hiçbir ümmet ne ecelinin önüne geçebilir, ne de onlar (bunu) gecikdirebilirler.
Hiç bir ümmetin süresi öne geçmez, geciktiremezler de.
(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.
Hiçbir toplum ecelini geçemez ve ondan geri de kalamaz.
Hiçbir millet ne süresini geçebilir, ne de (ondan) geri kalır (her kavim mutlaka, kendileri için belirtilmiş sürede helak olur).
Hiçbir toplum, ecelinin ilerisine geçemez, gerisinde de kalamaz dipnot 1 .
Bir toplum (ümmet) kendine biçilen süreyi (ecelini) ne kısaltabilir ne de uzatabilir.
Hiçbir ümmet ecelinin önüne geçemez ve onu geciktiremez
Hiç bir ümmet ecelinin önüne geçemez ve erteleyemez.
Hiçbir ümmet kendisi için belirlenen sürenin ne önüne geçebilir ne de o süreyi geriletebilir.
Nor can a people or a nation hasten their own end of ultimate state earlier than the predetermined due date nor can they delay it either.
no community can bring its time forward, nor delay it.
Neither can a people anticipate its term, nor delay it.
No people can outstrip the term for its destruction nor can it delay it.
No nation can advance its appointed time nor can they delay it.
No nation can advance its term, nor delay it.
No nation can advance its time nor can it defer it.
No people can outstrip its term and none can ever remain behind.
and no nation outstrips its term, nor do they put it back.
No community is destroyed before its pre-determined time of reflection and re-evaluation nor is given more time than what is fair enough for coming to their senses.
No nation can hasten on its appointed time, nor put it off.
No nation can quicken its fate, nor can they delay.
No nation shall be punished before their time shall be come; neither shall they be respited after.
No nation can hasten on its appointed time, nor put it off.
In no way can any nation outstrip its term, and in no way will they (be able) to postpone it.
No nation can outstrip its term nor can they lag behind.
No people can hasten or delay the term already fixed for them.
[but remember that] no community can ever forestall [the end of] its term - and neither can they delay [it].
No people can advance their doom, nor can they delay it.
No nation can quicken its fate, nor can they delay.
The end of any community can never be advanced, nor delayed.
No nation will precede its term, nor will they remain thereafter.
No community outstrips its term, nor will they defer.
The Law of Respite has no exceptions. No nation can hasten or delay the consequence.
And not any people can foresee its term, nor can they delay it.
No people can precede their appointed time, nor can they exceed it.
Nonation can quicken its fate, nor can they delay it.