Diyanet İşleri
Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.
Hicr suresi
Hicr suresi, 16. ayet. وَلَقَدْ جَعَلْنَا فِى ٱلسَّمَآءِ بُرُوجًا وَزَيَّنَّٰهَا لِلنَّٰظِرِينَ
veleḳad ce`alnâ fi-ssemâi bürûcev vezeyyennâhâ linnâżirîn.
Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Gökteki burçlar, yerin yayılması ve rüzgârlar Hicr 16–25 3
Önceki milletlerin (helakine dair Allah'ın) kanunu geçmiş iken onlar buna (Kur'an'a) inanmazlar.
(14-15) Onlara gökten bir kapı açsak da oradan yukarı çıkmaya koyulsalar, yine "Gözlerimiz döndürüldü, biz herhalde büyülenmiş bir toplumuz" derlerdi.
Andolsun, biz gökte burçlar yaptık ve onu, bakanlar için süsledik.
Onu kovulmuş her şeytandan koruduk.
Ancak kulak hırsızlığı eden olursa, onu da parlak bir ateş takip etmektedir.
Yeri de yaydık, ona sabit dağlar yerleştirdik ve orada ölçülü (bir biçimde) her şeyi bitirdik.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
16. Yüce Allah, kudretinin kemalini ve yarattıklarına olan merhametini beyan ederek şöyle buyurmaktadır: “Andolsun ki Biz, gökte burçlar” yani tıpkı burçlara benzeyen, karanın ve denizin karanlıklarında kendileri ile yol bulunabilen büyük alametler olan yıldızları “yarattık ve onu” yani göğü “seyredenler için süsledik.” Yıldızlar olmasaydı göğün bu güzel manzarası ve bu hayret verici şekli olmazdı. Bu ise ona bakanların gökler hakkında dikkatle düşünmelerini, bunun üzerinde kafa yormalarını ve onları yoktan Yaratana dair bir delil görmelerini gerektirir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Elbette biz, gökyüzüne insanların yolculuklarda kara ve denizlerin karanlığında yollarını bulduğu çok büyük yıldızlar koyduk ve onları, Allah -Subhânehu ve Teâlâ-'nın kudretinin bir delili olması için bakan ve gören kimseler için güzelleştirdik.
Aynı kök: برج (7 geçiş) · Aynı kök: زين (46 geçiş)
Artık evlenme ümidi beslemeyen, hayızdan ve doğumdan kesilmiş yaşlı kadınların zinetlerini göstermeksizin dış elbiselerini çıkarmalarında kendileri…
Aynı kök: برج (7 geçiş)
Nerede olursanız olun, sağlam ve tahkim edilmiş kaleler içinde bulunsanız bile ölüm size ulaşacaktır. Onlara bir iyilik gelirse, "Bu, Allah'tandır"…
Aynı kök: برج (7 geçiş)
Göğe burçlar yerleştiren, orada bir ışık kaynağı (güneş) ve aydınlatıcı bir ay yaratanın şanı çok yücedir.
Aynı kök: زين (46 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Üstlerindeki göğe bakmazlar mı? Onu nasıl bina ettik, nasıl donattık! Onda hiçbir düzensizlik ve eksiklik yoktur.
Aynı kök: زين (46 geçiş)
İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…
Aynı kök: زين (46 geçiş)
Kadınlar, oğullar, yük yük altın ve gümüş, salma atlar, davarlar ve ekinler gibi nefsin şiddetle arzuladığı şeyler insana süslü gösterildi. Bunlar…
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani, sizin için denizi yarmış, sizi kurtarmış, gözlerinizin önünde Firavun ailesini suda boğmuştuk.
Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Hani siz, "Ey Musa! Biz Allah'ı açıktan açığa görmedikçe sana asla inanmayız" demiştiniz. Bunun üzerine siz bakıp dururken sizi yıldırım çarpmıştı.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki biz gökte birtakım burçlar yarattık dipnot 1 ve bakanlar için onu süsledik. dipnot 2
Doğrusu Biz, gökyüzünde yıldız kümeleri var ettik; ve onları (ibret nazarıyla) bakanlar için süsledik.
Gerçekten de, Biz gökyüzüne büyük takım yıldızları serpiştirdik ve onları, seyredenler için süsleyip bezedik:
Andolsun ki biz semada (beyinde) burçlar meydana getirdik (beyinde hakikat müşahedesini oluşturan özel alanlar {pineal gland} oluşturduk) ve ona ibretle bakanlar için (çeşitli özelliklerle) bezedik.
Andolsun, gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik.
Gökte büyük yıldızlar yarattık ve onları bakanlar için süsledik.
Gerçek şu ki, gökte yıldız kümeleri yaptık ve seyredenler için onu süsledik.
Gerçekten de biz gökyüzüne büyük takımyıldızları/burçlar serpiştirdik ve onları seyredenler için süsleyip bezedik.
Gökte galaksiler yerleştirdik ve gözleyenler için onu/onları süsledik.
Gökte galaksiler yerleştirdik, ve gözleyenler için onları süsledik.
Şanım hakkı için biz, gökte burçlar yaptık ve onu seyredenler için süsledik.
Şanım hakkı için biz Semada burclar yaptık ve onu ehli nazar için tezyin eyledik
Ant olsun, Biz dipnot 1 , semada burçlar yaptık ve bakanlar için onu donattık.
Ant olsun, Biz, semada burçlar yaptık ve bakanlar için onu donattık.
Ant olsun, Biz, semada burçlar yaptık ve bakanlar için onu donattık.
Andolsun, gökte burçlar kıldık ve onu gözleyenler için süsledik.
Andolsun, biz gökde burçlar yapmış, onları (ibretle) temaşa edenler için süslenmişizdir.
Andolsun ki; Biz, gökte burçlar yaptık ve onları bakanlar için donattık.
(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.
Gökte burçlar (yıldızlar) var ettik ve onları bakanlar için süsledik.
Andolsun biz, gökte burçlar yaptık. Ve onu bakanlar için süsledik.
Gökte burçlar /takımyıldızlar dipnot 1 oluşturduk ve seyredenler için göğü süsledik.
(Birinci kat) Gökte dipnot 1 yıldızlar (burçlar) oluşturduk. Seyredenler için onları süsledik.
Gökte burçlar (yıldızlar) varettik ve onları bakanlar için süsledik.
Gökte burçlar varettik ve onları bakanlar için süsledik.
Yemin olsun, biz gökte burçlar oluşturduk ve onu/onları, seyredenler için süsledik.
We established in the heavens mansions or divisions of the ecliptic to be occupied by the moon on successive days and a belt within which the apparent motions of the sun, the moon and principal planets take place - Signs of the Zodiac*- and We adorned them with qualities affording keen pleasure to the sense of sight.
We have set constellations up in the sky and made it beautiful for all to see,
It is We Who have set out the zodiacal signs in the heavens, and made them fair-seeming to (all) beholders;
We have indeed set constellations in the heavens dipnot 1 and have beautified them for the beholders, dipnot 2
We have placed constellations in heaven and made them beautiful for those who look.
And indeed, We have put the big stars in the heaven and We beautified it for the beholders.[1]
Certainly We have appointed houses in the sky and adorned them for the onlookers,
We have indeed set up constellations in the heaven, and We have decked it fair for the beholders,
We have set in heaven constellations and decked them out fair to the beholders,
I am the One Who has set out the zodiac signs in the heaves that has made some so enchanted.
And we have placed in the sky the signs of the zodiac, and have made them seemly to the beholders;
We have placed galaxies in the heavens and We have made them pleasant to the onlookers.
We have placed the twelve signs in the heaven, and have set them out in various figures, for the observation of spectators:
And We have placed in the sky the Signs of the Zodiac (or mansions or constellations of stars), and have made them beautiful to the beholders;
And indeed We have already made in the heaven constellations, and We have adorned it to the onlookers.
And verily in the heaven we have set mansions of the stars, and We have beautified it for beholders.
We have placed the signs of the Zodiac in the sky, and decked it out for those who can see;
AND, INDEED, We have set up in the heavens great constellations, and endowed them with beauty for all to behold;
Indeed, We have placed constellations in the sky, and adorned it for all to see.
And We have placed towers in the heavens and We have made them pleasant to the onlookers.
We placed galaxies in the sky, and adorned it for the beholders.
And We have placed within the heaven great stars and have beautified it for the observers.
And We have set in the sky constellations, and made them fair for the beholders,
We have set constellations in the Sky and We have beautified it for the beholders.
And indeed, We have set out the Zodiacal Signs (for planets) in the heavens, and made them seem fair to the onlookers;
We have created stellar formations in the sky and have beautified them for onlookers,
AndWe have placed towers in the heaven and We have made them pleasant to the onlookers.