Diyanet İşleri
Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.
Hicr suresi
Hicr suresi, 24. ayet. وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَقْدِمِينَ مِنكُمْ وَلَقَدْ عَلِمْنَا ٱلْمُسْتَـْٔخِرِينَ
veleḳad `alimne-lmüstaḳdimîne minküm veleḳad `alimne-lmüste'ḫirîn.
Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Gökteki burçlar, yerin yayılması ve rüzgârlar Hicr 16–25 3
Hiçbir şey yoktur ki hazineleri yanımızda olmasın. Biz onu ancak belli bir ölçüyle indiririz.
Rüzgarları da aşılayıcı olarak gönderip yukarıdan su indirerek sizi onunla suladık. Onu toplayıp depolayan da siz değilsiniz.
Hiç şüphesiz biz diriltir, biz öldürürüz ve biz (her şeye gerçek) varisleriz
Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, sonraya kalanları da.
Şüphesiz senin Rabbin onları diriltip bir araya getirecektir. Şüphesiz O, hüküm ve hikmet sahibidir, hakkıyla bilendir.
Andolsun, biz insanı kuru bir çamurdan, şekillendirilmiş bir balçıktan yarattık.
Cinleri de daha önce dumansız ateşten yaratmıştık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 23–25. ayetler için yazılmıştır.
23 - 25. Yani kendilerinden söz edilmeye değer bir varlık değilken yokluktan sonra canlıları yaratan ve tespit ettiği ecelleri gelince de canlarını alan, yalnızca O’dur ve bunda hiçbir ortağı yoktur. “Yeryüzüne) vâris olacaklar da biziz.” Buyruğu, Allah’ın: “Yeryüzüne ve üzerindekilere elbet biz mirasçı oluruz ve onlar yalnız bize döndürülürler.” (Meryem, 19/40) buyruğunu andırmaktadır. Bu, Allah için zor ve imkânsız bir şey değildir. Çünkü Allah, yaratılmışların önce geçmiş olanlarını da sonra gelenlerini de bilir, yerin onlardan ne eksilttiğini, onlara ait parçaları nasıl dağıttığını da bilir. O, hiçbir gücün aciz bırakamayacağı kudret sahibidir. O, kullarını yeni bir yaratılışla tekrar var edecek ve huzurunda toplayacaktır. “Gerçekten O, hikmet sahibidir, her şeyi bilendir.” Eşyayı yerli yerince koyar, olmaları gereken yere getirir. Amelde bulunan herkese de ameline uygun karşılık verir, hayırsa hayır şer ise şer...
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Elbette sizden önce gelenlerin doğum ve ölümlerini bildiğimiz gibi sizden sonra gelen kimselerin de doğum ve ölümlerini biliriz. Bunlardan hiçbir şey bize gizli kalmaz.
Aynı kök: قدم (48 geçiş)
Fakat kendi elleriyle önceden yaptıkları işler yüzünden ölümü hiçbir zaman temenni edemezler. Allah, o zalimleri hakkıyla bilendir.
Aynı kök: قدم (48 geçiş)
Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı…
Aynı kök: قدم (48 geçiş)
Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin.…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yemin olsun ki biz sizden önce gelip geçenleri de geri kalanları da biliriz.
Doğrusu Biz, sizin içinizden öne geçmek isteyenleri de, bile isteye geride kalanları da biliriz.
Muhakkak ki, Biz sizden önce geçip gidenleri de (her halleriyle) biliyoruz, sizden sonra gelecek olanları da elbet biliyoruz;
Andolsun ki, sizden ileri geçmek isteyenleri de biliriz; andolsun ki, geriye kalanları da biliriz!
Andolsun sizden öne (veya önceden) geçenleri bilmişizdir; ve (yine) andolsun, geride kalanları da bilmişizdir.
Andolsun biz, sizden önce gelip geçenleri de biliriz, geri kalanları da biliriz.
Ve gerçek şu ki, sizden önce geçenleri biliriz. Gerçek şu ki, geride kalanları da biliriz. dipnot 188
Andolsun biz sizden önce gelip geçenleri de biliriz; geri kalanları da biliriz.
İlerleyenlerinizi de biliriz, geride kalanları da biliriz.
İlerleyenlerinizi de biliriz, geride kalanları da biliriz.
Andolsun ki içinizden öne geçmek isteyenleri de geri kalmak isteyenleri de bilmekteyiz.
Kasem olsun ki içinizden öne geçmek istiyenler de ma'lumumuz, geri kalmak istiyenler de ma'lumumuz
Ant olsun ki, sizden öncekileri biliyoruz. Ve ant olsun ki sizden sonrakileri de biliyoruz.
Ant olsun ki, sizden öncekileri biliyoruz. Ve ant olsun ki sizden sonrakileri de biliyoruz.
Ant olsun ki, sizden öncekileri biliyoruz. Ve ant olsun ki sizden sonrakileri de biliyoruz.
Andolsun sizden öne (veya önceden) geçenleri bilmişizdir; ve (yine) andolsun, geride kalanları da bilmişizdir.
Andolsun, sizden öne geçenleri de bilmişizdir, geri kalanları da biz bilmişizdir.
Andolsun ki; sizden öne geçenleri de Biz biliriz, geride kalanları da Biz biliriz.
(1-25) Elif Lâm Râ, bunlar kitabın ve apaçık okunanın / kuranın ayetleridir , nice zaman sonra kafirler keşke teslim olsaydık / Müslüman olsaydık diye arzu edecekler. Sal onları , yesinler tüketsinler emelleri / kişisel hedefleri onları oyalasın dursun, ilerde bilecekler. Biz memleketleri bilenen bir kitapları ol madan yok etmedik / helak etmedik, hiçbir topluluk süresinin önüne ne geçemez ne de erteleyemez. Dediler ki Ey kendis ine hatırlatma indirilen kişi , sen kesin ola rak cinlenmişsin / mecnunsun, eğer sen sözüne bağlı isen bize melek getirsen ya, melekler sadece gerçek olarak inerler ve o zamanda onlar bekletilenlerden olmazlar (Melekler b oş gelmezler azaplı gelirler) biz mu hakkak ki hatırlatıcıyı indiriyoruz ve kesinlikle onu da biz koruyacağız. Kesin olan şu ki, biz, senden önce, evvelki takipçilere de / şiaya da gönderdik, onlar ise elçilerden gelenlerle sadece alay ettiler , böylelikle Onu (Alay etmeyi) suçluların kalbine sokarız, Ona / Resule inanmazlar, kesinlikle evvelkilerin de iş yapış şekli / sünneti buydu. Gökten üzerlerine kapı açsak da ve de onlar gölgelenerek oraya yükselseler bile yine de bakışlarımız sarhoşladı, doğrusu bizler büyülenmiş / sihirlenmiş kavimiz derler. Kesin olan şu ki, gökte burçlar / kuleler / kaleler / takım yıldızları yaptık onları bakanlar için süsledik / ziynetlendirdik, Taş atılmış / recm edilmiş şeytandan da onu koruduk, ancak kim, işitme hırsızlığı yaparsa, apaçık yanan bir yıldız onu da kovalar. Arzı da yayıp uzatarak döşedik, oraya sabiteler attık, orada ölçülü bir şekilde her şeyden bitki yetiştirdik, sizin için ve de henüz kendilerini rızıklandıramadığı nız kimseler için orada geçimlik malzemeler / iaşeler yaptık, hiçbir şey yok ki onun üretilip depolandığı yeri / hazinesi yanımızda olmasın ve biz onu da ancak bilinen bir ayar üzere / takdir üzere indiririz. Aşılama amaçlı rüzgâr göndeririz, gökten su indiririz, onunla sizi sularız, depolandıkları yeri / hazinelerini tutan sizler değilsiniz. (Bulut hazinesi) Kesinlikle biz, diriltiyor ve öldürüyoruz, mirasçılar / varisler de bizleriz. Kesin olan şu ki, sizden kimler öne geçmek / öne alınmak istiyor, biliyoruz kim de ertelenmek / sonraya bırakılmak istiyor onu da biliyoruz. Muhakkak ki Rabbin onları bir araya toparlayacaktır ve kesinlikle O, yargıçtır / hâkimdir, bilendir / alimdir.
Sizden önce geçenleri bildiğimiz gibi sizden sonra gelecekleri de biliriz.
Andolsun, sizden önce geçenleri de bildik, sonra gelenleri de bildik.
İçinizden önde gidenleri çok iyi biliriz, geride kalanları da çok iyi biliriz dipnot 1 .
Muhakkak ki biz, sizden yapması gerekenleri yapmış olanları da yapması gerekenleri yapmayıp erteleyenleri de biliyoruz.
Sizden önce geçenleri bildiğimiz gibi, sizden sonra gelecekleri de biliriz.
Sizden önce geçenleri bildiğimiz gibi, sizden sonra gelecekleri de biliriz.
Yemin olsun, sizin önden gidenlerinizi bilmişizdir; yemin olsun, geriye kalanları da bilmişizdir.
And We already know those of you whose turn to pay nature's debt comes first, and We already know those of you who would follow.
We know exactly those of you who come first and those who come later.
To Us are known those of you who hasten forward, and those who lag behind.
Surely We know those of you who have passed before and those who will come later.
We know those of you who have gone ahead and those who are still to come.
And indeed, We know the first generations of you who had passed away, and indeed, We know the present generations of you (mankind), and also those who will come afterwards.
Certainly We know the predecessors among you and certainly We know the successors,
And indeed We know those among you who are the foremost in accepting the truth, and We indeed know those who are the laggards.
We know the ones of you who press forward, and We know the laggards;
I am fully aware of those who advance and those who lag behind.
And we already know the foremost of you, and we know the laggards too!
Certainly We know those among you who are progressive, and We know those of you who are regressive.
We know those among you who go before; and We know those who stay behind.
And We already know the foremost of you, and We know the laggards.
And indeed We already know the ones of you who can go forward, and indeed We already know the ones who can postpone.
And verily We know the eager among you and verily We know the laggards.
We surely know those of you who go forward and those of you who lag behind.
And well do We know [the hearts and deeds of all human beings - both] those who lived before you and those who will come after you;
We certainly know those who have gone before you and those who will come after ˹you˺.
And We have known those who came early amongst you, and We have known those who came late.
And we fully know those among you who advance, and we fully know those who regress.
And We have already known the preceding [generations] among you, and We have already known the later [ones to come].
And We know those who press forward among you; and We know those who lag behind.
And, verily, We know those who passed on before you, and We know those who will come after you. (And We know those who advance in goodness and those who lag behind).
And indeed, We know the first generation of you who have past away, and indeed, We know the present generation of you and also those who will come later.
We know those of you who went ahead, and We know those who remained late.
AndWe know those who have advanced among you, and We know those who have lagged.