Hicr suresi

Hicr suresi, 73. ayet

Hicr suresi, 73. ayet. فَأَخَذَتْهُمُ ٱلصَّيْحَةُ مُشْرِقِينَ

feeḫaẕethümu-ṣṣayḥatü müşriḳîn.

Diyanet İşleri

Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Hicr 70–76 · surenin 73. ayeti / 99

Konu Lût kavminin helâki Hicr 61–77 3

  1. Hicr 70

    Onlar, "Biz seni insanlarla ilgilenmekten men etmemiş miydik" dediler.

  2. Hicr 71

    Lut: "İşte kızlarım. Eğer yapacaksanız (onlarla evlenebilirsiniz)" dedi.

  3. Hicr 72

    (Melekler, Lut'a:) "Ömrüne andolsun ki onlar (şehvetten) gözleri dönmüş halde, sarhoşlukları içinde bocalayıp duruyorlar (Bu durumda asla seni dinlemezler)" dediler.

  4. 73

    Derken güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

  5. Hicr 74

    Hemen onların altını üstüne getirdik. Üzerlerine de balçıktan pişirilmiş taşlar yağdırdık.

  6. Hicr 75

    Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.

  7. Hicr 76

    O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

73. Gelen elçiler Lût’a durumlarını açıklayınca Lût, duyduğu sıkıntı ve kederden kurtuldu. Rabbinin emrine uyarak aile halkını alıp geceleyin yola koyuldu ve kurtuldular. Kasaba halkına gelince: “Nihayet sabah güneş doğarken” azabın kendileri için daha çetin ve ağır olacağı bir vakit olan güneşin doğuşu zamanında “o çığlık onları yakalayıverdi.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Güneşin doğma vakti girince onları helak edici şiddetli bir ses alıverdi.

Kelimeler

3 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَأَخَذَتْهُمُ feehazethumu onları yakaladı kök: اخذ
  2. ٱلصَّيْحَةُ s-sayhatu korkunç bir ses kök: صيح
  3. مُشْرِقِينَ muşrikine güneşin doğarken kök: شرق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صيح (13 geçiş)

    Zulmedenleri o korkunç uğultulu ses yakaladı da yurtlarında diz üstü çökekaldılar.

  • Aynı kök: صيح (13 geçiş)

    (Azap) emrimiz gelince, Şu'ayb'ı ve onunla birlikte iman edenleri, katımızdan bir rahmetle kurtardık. Zulmedenleri ise o korkunç (uğultulu) ses…

  • Aynı kök: صيح (13 geçiş)

    Onları da sabaha çıkarlarken o korkunç uğultulu ses yakalayıverdi.

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş)

    Doğu da, Batı da (tüm yeryüzü) Allah'ındır. Nereye dönerseniz Allah'ın yüzü işte oradadır. Şüphesiz Allah, lütfu geniş olandır, hakkıyla bilendir.

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş)

    Birtakım kendini bilmez insanlar, "Onları (müslümanları) yönelmekte oldukları kıbleden çeviren nedir?" diyecekler. De ki: "Doğu da, Batı da…

  • Aynı kök: شرق (17 geçiş)

    İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı taraflarına çevirmeniz(den ibaret) değildir. Asıl iyilik, Allah'a, ahiret gününe, meleklere, kitap ve peygamberlere…

  • Aynı kıssa: Hz. Lût

    Lut'u da Peygamber olarak gönderdik. Hani o kavmine şöyle demişti: "Sizden önce alemlerden hiçbir kimsenin yapmadığı çirkin işi mi yapıyorsunuz?"

  • Aynı kıssa: Hz. Lût

    "Hakikaten siz kadınları bırakıp, şehvetle erkeklere yaklaşıyorsunuz. Hayır, siz haddi aşan bir toplumsunuz."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Güneş doğarken onları o korkunç ses yakalamıştı.

Mustafa İslamoğlu

Ve şafak ağarırken, onları (dehşetli) sayha kıskıvrak yakalayıverdi;

Muhammed Esed

Ve derken, tan yeri ağarırken, (hak ettikleri azabın) gürültüsü apansız yakaladı onları

Ahmed Hulusi

Güneş doğarken, o korkunç titreşimli ses onları yakaladı.

Ali Bulaç

Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.

Ali Özek ve heyeti

Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.

Ali Rıza Safa

Sonunda, tan yeri aydınlanırken, bir gürleme onları yakaladı.

Bayraktar Bayraklı

Güneş doğarken onları o korkunç ses yakaladı.

Edip Yüksel

Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Tan ağarırken onları felaketli bir gürültü yakaladı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Derken, güneş doğmaya başlarken onları, o sayha, korkunç ses tutuverdi.

Elmalılı Hamdi Yazır

Derken işrak vaktine girdikleri sırada bunları o sayha tutuverdi

Erhan Aktaş

Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Tan yeri ağarırken korkunç bir ses onları yakaladı.

Gültekin Onan

Derken, tan yerinin ağarma vaktine girdiklerinde onları (o korkunç ve dayanılmaz) çığlık yakalayıverdi.

Hasan Basri Çantay

Derken onları, işrak vakfına girdikleri sırada, o (korkunç) ses yakalayıverdi.

İbni Kesir

Tan yeri ağarırken çığlık onları yakalayıverdi.

Mehmet Alagaş

(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.

Rowwad Tercüme Merkezi

Derken Güneşin doğuşu sırasında, o korkunç uğultulu ses onları yakalayıverdi.

Süleyman Ateş

Güneşin doğma zamanına girerlerken korkunç ses onları yakaladı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Gün doğarken dehşet bir sesle sarsıldılar.

Şaban Britch

Güneşin doğuşuyla birlikte onları bir çığlık yakaladı.

Şaban Piriş

Güneşin doğuşuyla birlikte onları bir çığlık yakaladı.

Yaşar Nuri Öztürk

Nihayet o korkunç titreşimli ses, onları güneş doğarken yakaladı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And there it was: a single cry* from heaven's realm stirred up a merciless blast which overtook them by sun- rise.

Abdul Haleem

and the blast overtook them at sunrise:

Abdullah Yusuf Ali

But the (mighty) Blast overtook them before morning,

Abul A'la Maududi

Then the mighty Blast caught them at sunrise,

Aisha Bewley

So the Great Blast seized hold of them at the break of day.

Al-Hilali & Khan

So As-Saihah (torment - awful cry) overtook them at the time of sunrise.

Ali Quli Qarai

So the Cry seized them at sunrise,

Amatul Rahman Omar

Then a dreadful punishment overtook these (opponents of Lot) at sunrise.

Arthur John Arberry

and the Cry seized them at the sunrise,

Bijan Moeinian

So they were subjected to a sever blast early in the morning.

E. Henry Palmer

And the noise caught them at the dawn.

Edip-Layth

So the scream took them at sunrise.

George Sale

Wherefore a terrible storm from heaven assailed them at sun-rise:

Hamid S. Aziz

And the mighty blast caught them at dawn.

Mahmoud Ghali

Then the Shout took them (away) at sunshine.

Marmaduke Pickthall

Then the (Awful) Cry overtook them at the sunrise.

Mohamed Ahmed - Samira

So they were seized by the mighty blast at break of day;

Muhammad Asad

And thereupon the blast [of Our punishment] overtook them at the time of sunrise,

Mustafa Khattab

So the ˹mighty˺ blast overtook them at sunrise.

Progressive Muslims

So the scream took them at sunrise.

Rashad Khalifa

Consequently, the disaster struck them in the morning.

Sahih International

So the shriek seized them at sunrise.

Sam Gerrans

And the Blast seized them at sunrise.

Shabbir Ahmed

The blast (of Our Requital) overtook them at the time of sunrise.

Syed Vickar Ahamed

But the Blast (an explosion) overtook them (the Lut people) before morning,

Taqi Usmani

So, they were seized by the Cry at sunrise.

The Monotheist Group

So the scream took them at sunrise.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 73. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 73. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Hicr suresi, 73. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩