Diyanet İşleri
"Eyke" halkı da şüphesiz zalim idiler.
Hicr suresi
Hicr suresi, 78. ayet. وَإِن كَانَ أَصْحَٰبُ ٱلْأَيْكَةِ لَظَٰلِمِينَ
vein kâne aṣḥâbü-l'eyketi leżâlimîn.
"Eyke" halkı da şüphesiz zalim idiler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Eyke halkı ve Hicr halkı Hicr 78–84 3
Şüphesiz bunda düşünüp görebilen kimseler için ibretler vardır.
O şehrin kalıntıları hala mevcut olan bir yol üstünde duruyor.
Şüphesiz bunda inananlar için bir ibret vardır.
"Eyke" halkı da şüphesiz zalim idiler.
Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lut kavminin yaşadığı Sodom ile Şu'ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.
Andolsun, Hicr halkı da peygamberleri yalanlamıştı.
Biz, onlara ayetlerimizi vermiştik de onlardan yüz çevirmişlerdi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
78. Yüce Allah, Şuayb kavmini niteliklerini belirterek onları Eyke halkı olarak tanıtmaktadır. Eyke, ağaçları bol yer demektir. Bununla onlar üzerindeki nimetini hatırlatmakta, onların ise bu nimetin gereğini yerine getirmediğini, aksine peygamberleri Şuayb tevhide, insanlara ölçü ve tartılarda zulmetmeyi terke davet ederek bu konuda onlar ile en ileri derecede tartıştığında hem Allah hakkında hem de yaratıkları hakkındaki zulümlerinde direttiklerini bildirmektedir. Bundan dolayı Yüce Allah burada onları zalim olmakla nitelendirmektedir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Sık ağaçlıklı orman içinde olan şehrin halkı, Şuayb’ın Kavmi de Allah’ı inkâr edip, peygamberleri Şuayb -aleyhisselam-‘ı yalanlamaları sebebiyle zalimlerdendi.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Eyke · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
Eyke halkı da peygamberleri yalanladı.
Aynı kıssa: Ashâb-ı Eyke · Aynı kök: صحب (97 geçiş)
(12-13) Onlardan önce de Nuh kavmi, Ad kavmi, kazıklar sahibi Firavun, Semud kavmi, Lut kavmi ve Eyke halkı da Peygamberleri yalanlamışlardı. İşte…
Aynı kıssa: Ashâb-ı Eyke
Onlardan da intikam aldık. İkisi de (Lut kavminin yaşadığı Sodom ile Şu'ayb kavminin yaşadığı Eyke) belirgin bir anayol üzerinde idiler.
Aynı kök: صحب (97 geçiş)
İnkar edenler ve ayetlerimizi yalanlayanlara gelince, işte bunlar cehennemliktir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Aynı kök: صحب (97 geçiş)
Evet, kötülük işleyip suçu benliğini kaplamış (ve böylece şirke düşmüş) olan kimseler var ya, işte onlar cehennemliklerdir. Onlar orada ebedi…
Aynı kök: صحب (97 geçiş)
İman edip salih ameller işleyenler ise cennetliklerdir. Onlar orada ebedi kalacaklardır.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Eyke halkı da zalimdi. dipnot 1
Doğrusu (Medyen'deki) Yeşil Vadi'nin halkı da zulme gömülmüş kimselerdi.
(Medyen'in) ağaçlı vadilerinin sakinleri de, doğrusu, ıslah olmaz zalim kimselerdi.
Ashab-ı Eyke (orman halkı; Şuayb a. s. ın kavmi) de gerçekten zalimler idi.
Eyke halkı da gerçekten zalim kimselerdi.
Eyke halkı da gerçekten zalim idiler..
Eyke yoldaşları da haksızlık yapanlar arasındaydılar.
Eyke halkı da gerçekten zalim idiler.
Gerçekten Orman Halkı da zalimlerden idi.
Gerçekten Eyke halkı da zalimlerden idi.
Gerçekten Eyke halkı da zalim kimselerdi.
Hakikaten eshabı eyke de zalimler idi
Eykeliler gerçekten zalim kimselerdi.
Eykeliler gerçekten zalim kimselerdi.
Eykeliler gerçekten zalim kimselerdi.
Eyke halkı da gerçekten zalim kimselerdi.
Ashaab-ı Eyke de cidden zaalim (kimse) lerdi.
Ormanlık yerde oturanlar da gerçekten zalim kimselerdi.
(49-79) Kullarıma benden haber ver! / bahset! Ben bağışlayanım, esirgeyenim , benim azabım! O da çok acıtıcı bir işkencedir. Onlara İbrahim’in misafirlerinden de haber ver / bahset , onun yanına girdikleri vakit, selam dediler , biz sizden ürktük dedi, d ediler ki kesinlikle biz sana bilen / alim bir oğul müjdeliyoruz , dedi ki beni mi müjdelediniz? bana ihtiyarlık gelmişken niçin beni müjdelersiniz ki? sana gerçeği müjdeliyoruz, ümidini kesenlerden olma dediler, sadece sapmışlar Rablerinin rahmetinden ümit keserler dediler, sizin göreviniz nedir ey elçiler dedi, biz, Lut ve ailesi hariç suçlu bir kavme gönderildik onların hepsini, karısı hariç, kurtaracağız, takdir ettik, o kadın azaba uğrayanlardan olacak dediler. Elçiler Lut ailesine geldiklerinde muhakkak ki siz , tanımayan / inkâr eden bir kavimsiniz dedi, bilakis bizim sana getirdiğimiz ise onların hakkında tereddüt ettikleri, şeydir dediler , b iz sana gerçeği getirdik ve kesinlikle doğru söylüyoruz, gecenin bir kısmında yakın çevreni de alarak yürümeye başla onları ar tlarından takip et , sizden biri bile dönüp ardına bakmasın, emredildiğiniz tarafa doğru ilerleyin dediler, bu işi onlara gerçekleştirdik, işte onlar , arkaları kesilmiş olarak sabahladılar , ş ehir halkı sevinçle geldi O da işte bunlar benim misafirlerim beni rezil utandırmayın, Allah’tan sakının beni üzmeyin dedi , Dediler ki seni alemlerden yasaklamadık mı? eğer ki yapacaksanız İşte bunlar kızlarım dedi, senin ömrüne yemin olsun ki sarhoşluk içinde bocalıyorlardı, şafakta onları bir ses aldı, altlarını üstlerine getirdik, siccilden taşlar üzerlerine yağdırdık, işte bunda ayırt edici işareti görebilenler için / mütevessimler için işaretler vardır, Muhakkak O (yıkıntı), eski bir yol kenarındadır. Muhakkak k i bunda iman edenler için ayetler vardır. Hakikaten Eykeliler de zalimlerdendi onlardan intikam aldık her iki kavim de (Lut ve Eyke) apaçık liderlerdiler / öncülerdiler / imamlardılar.
(Şuayb'ın kavmi olan) Eyke halkı zalimlik etti.
Gerçekten Eyke halkı da zalim kimselerdi.
Eyke dipnot 1 ahalisi de kesinlikle yanlışlar içindeydi.
Bir başka gerçek de Eyke ahalisinin zalimlikleridir dipnot 1 .
(Şuayb'ın kavmi olan) Eyke halkı zalimlik etti.
Eyke halkı zalimlik etti.
Eyke halkı da gerçekten zalim insanlardı.
Thus much did the woodlanders Madyanites wrong themselves and were wrongful of actions.
The forest-dwellers, too, were wrongdoers
And the Companions of the Wood were also wrong-doers;
And the people of Aykah were also wrong-doers. dipnot 1
The people of the Thicket* were also wrongdoers.
And the Dwellers in the Wood [i.e. the people of Madyan (Midian) to whom Prophet Shu‘aib (عليه السلام) was sent by Allâh), were also Zâlimûn (polytheists and wrong-doers).
Indeed the inhabitants of Aykah were wrongdoers.
Certainly, the dwellers of the thicket (of Midian) were (also) a wrong doing people.
Certainly the dwellers in the Thicket were evildoers,
The people of "Thick Forest" (blessed with Prophet Shu’aib, they called themselves Midianites after they capital city and referred to as Tabuk these days) were also indulged in sins.
And the fellows of the Grove too were unjust;
The dwellers of the forest were wicked.
The inhabitants of the wood near Midian were also ungodly:
And the companions of the Wood (Midian), too, were unjust;
And decidedly the companions of the Thicket (i. e., the dwellers of Madyan) were indeed unjust.
And the dwellers in the wood indeed were evil-doers.
The dwellers of the Wood (near Midian) were also wicked.
AND THE DWELLERS of the wooded dales [of Madyan, too,] were inveterate evildoers,
And the residents of the Forest were truly wrongdoers,
And the dwellers of the forest were wicked.
The people of the woods also were transgressors.
And the companions of the thicket were [also] wrongdoers.
And the companions of the woods were wrongdoers,
And the dwellers in woods (of Midyan, the people of Shoaib), were also wrongdoers.
And the people of the Woods were also wrongdoers;
And the people of Aikah were (also) transgressors.
Andthe people of the Sycamore were wicked.