Diyanet İşleri
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onlara vekil olarak göndermedik.
İsrâ suresi
İsrâ suresi, 54. ayet. رَّبُّكُمْ أَعْلَمُ بِكُمْ إِن يَشَأْ يَرْحَمْكُمْ أَوْ إِن يَشَأْ يُعَذِّبْكُمْ وَمَآ أَرْسَلْنَٰكَ عَلَيْهِمْ وَكِيلًا
rabbüküm a`lemü biküm. iy yeşe' yerḥamküm ev iy yeşe' yü`aẕẕibküm. vemâ erselnâke `aleyhim vekîlâ.
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onlara vekil olarak göndermedik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "En güzel sözü söyleyin"; mucize göndermemenin sebebi İsrâ 53–60 3
"Yahut aklınızca, diriltilmesi daha da imkansız olan başka bir varlık olun, (yine de diriltileceksiniz.)" Diyecekler ki: "Peki bizi hayata tekrar kim döndürecek?" De ki: "Sizi ilk defa yaratan." Bunun üzerine başlarını sana (alaylı bir tarzda) sallayacaklar ve "Ne zamanmış o?" diyecekler. De ki: "Yakın olsa gerek!"
Allah'ın sizi (kabirlerinizden) çağıracağı, sizin de O'na hamd ederek emrine hemen uyacağınız ve (kabirlerinizde) pek az kaldığınızı sanacağınız günü hatırla!
Kullarıma söyle: (İnsanlara karşı) en güzel sözü söylesinler. Çünkü şeytan aralarını bozar. Çünkü şeytan insanın apaçık bir düşmanıdır.
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. (Durumunuza göre) dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onlara vekil olarak göndermedik.
Hem Rabbin göklerde ve yerde kim varsa daha iyi bilir. Andolsun, peygamberlerin bir kısmını bir kısmına üstün kıldık. Davud'a da Zebur'u verdik.
De ki: "Onu bırakıp da ilah diye ileri sürdüklerinizi çağırın. Onlar, başınızdaki sıkıntıyı ne kaldırabilirler ne de değiştirebilirler."
Onların yalvardıkları bu varlıklar, "hangimiz daha yakın olacağız" diye Rablerine vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü Rabbinin azabı gerçekten korkunçtur.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
54. “Rabbiniz sizi en iyi” sizden de daha iyi “bilendir.” O bakımdan O, sizin için hayırdan başka bir şey dilemez. Sizlere sizin faydanıza olmayan şeyleri emretmez. Halbuki siz bazen bir şeyi yapmak istersiniz ama hayır, onun aksi olabilir. “Dilerse size merhamet eder” ve dilediği kimseleri rahmete götüren yollara muvaffak kılar, “dilerse de size azap eder” ve dilediği kimselere rahmete götüren yolları izleme başarısını ihsan etmez. Böylelikle onlar da o yolları kaybedip azabı hak eder. “Biz seni onlara” işlerini çekip çeviren ve onları cezalandırma işini yerine getiren “vekil göndermedik.” Gerçek vekil, ancak Allah’tır. Sen ancak tebliğ eden ve dosdoğru yola ileten bir kimsesin.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey insanlar!- Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Sizden hiçbir şey O'na gizli değildir. Eğer size merhamet etmeyi dilerse, merhametiyle sizi iman etmeye ve salih amel işlemeye muvaffak kılar. Eğer size azap çektirmek isterse iman etmemeniz için yardımsız bırakır ve sizi küfür üzerine öldürür. -Ey Resul!- Biz seni onları iman etmeleri için mecbur etmek, küfürden engellemek ve yapmış oldukları amellerinin hesabını yapmak için göndermedik. Sen sadece Allah'ın sana tebliğ etmeni emrettiklerini tebliğ edensin.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Hani sizden iki takım (paniğe kapılarak) çözülmeye yüz tutmuştu. Halbuki Allah onların yardımcısı idi. Mü'minler, yalnız Allah'a tevekkül etsinler.
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…
Aynı kök: وكل (70 geçiş) · Ortak kavram: Tevekkül
Allah size yardım ederse, sizi yenecek yoktur. Eğer sizi yardımsız bırakırsa, ondan sonra size kim yardım edebilir? Mü'minler, ancak Allah'a tevekkül…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Rabbiniz sizi çok iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse azap eder. Biz seni onların üstüne bir vekil olarak göndermedik.
Rabbiniz kim ve ne olduğunuzu çok iyi bilmektedir; dilerse size rahmetiyle muamele eder, dilerse cezalandırır. Bunun içindir ki, Biz seni onlara inanç dayatan bir otorite olarak göndermedik.
Rabbiniz ne olduğunuzu, (neye layık olduğunuzu) tam olarak bilmektedir: dilerse size acıyıp esirgeme gösterir, dilerse cezalandırır sizi. Bunun içindir ki (ey Peygamber,) seni (insanların) yazgılarına karar verme yetkisiyle göndermedik;
Rabbiniz, hakikatiniz olarak sizi çok iyi bilir! Dilerse size rahmet eder veya dilerse size azap eder! Biz seni, onlara vekil olarak irsal etmedik.
Sizi en iyi Rabbiniz bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse sizi azablandırır. Biz seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik.
Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların üstüne bir vekil olarak göndermedik.
Efendiniz, sizi bilir. Dilerse, size merhamet edecek, dilerse cezalandıracaktır. Seni, onların üzerine denetmen olarak göndermedik.
Rabbiniz, sizi en iyi bilendir. Dilerse size merhamet eder; dilerse sizi cezalandırır. Biz, seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik.
Efendiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size acır, dilerse sizi cezalandırır. Seni onlara avukatlık yapasın diye göndermedik.
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size acır, dilerse sizi cezalandırır. Seni onlara avukatlık yapasın diye göndermedik
Rabbiniz sizi daha iyi bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse azap eder. Seni de onların üzerlerine vekil göndermedik.
Rabbınız sizi daha çok bilir, dilerse size merhamet buyurur, dilerse size azab eder, seni de üzerlerine vekil göndermedik
Rabb'iniz sizi daha iyi bilir. Hak edene merhamet eder veya hak edene azap eder. dipnot 1 Seni onlara vekil dipnot 2 olarak göndermedik.
Rabb'iniz sizi daha iyi bilir. Hak edene merhamet eder veya hak edene azap eder dipnot 1 . Seni onlara vekil dipnot 2 olarak göndermedik.
Rabb'iniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse size azap eder. dipnot 1 Seni onlara vekil dipnot 2 olarak göndermedik.
Sizi en iyi rabbiniz bilir; dilerse size merhamet eder, dilerse sizi azablandırır. Biz seni onların üzerine bir vekil olarak göndermedik.
"Rabbiniz sizi çok iyi bilendir. Eğer dilerse sizi esirger, yahud şayed dilerse sizi azablandırır". Biz seni onların üstüne bir vekil göndermedik.
Rabbınız sizi daha iyi bilir. İsterse size merhamet eder, isterse sizi azablandırır. Biz; seni, onların üzerine vekil olarak göndermedik.
(45-55) Kuran okuduğun vakit seninle ahirete inanmayanlar arasına saklı bir örtü yaparız, kalplerine onu anlamamaları için bir kaplama / izolasyon / ekinne ve kulaklarına kapatıcı tıpa / ağırlık / vekra koyarız. Kuranda, Rabbinin tek olduğunu hatırlattığın vakit nefretle ar tlarını döner giderler. Onların seni dinlediklerinde neyi işittiklerini ve neyi fısıldaştıklarını ve zalimlerin, büyülü / sihirli bir adama uyuyorsunuz / tabi oluyorsunuz dedikleri en iyi biz biliyoruz. Bak! Nasıl misaller sana getiriyorlar, saptılar ve yola da güçleri / istidatları yetmez. Dediler ki kemik ve ufalanmış toz iken yeniden bir yaratılış ile mi diriltileceğiz? De ki taş yahut demir dahi olsanız veya göğsünüzde daha büyük ne yaratık varsa olsanız dahi, diyecekler ki peki kim bizi diriltip iade edecek? sizleri ilk defa yaratan de, yine başlarını sallayarak diyecekler ki, o ne zaman? de ki belki de yakındır. O gün sizi çağıracak, siz de ona hamd ederek icabet edeceksiniz ve azcık kaldığınızı sanacaksınız. Kullarıma de ki güzel olanı söylesinler , muhakkak şeytan onların aralarında anlaşmazlık / niza çıkarır, muhakkak ki şeytan insana apaçık bir düşmandır. Rabbiniz sizi çok iyi biliyor, eğer istese size rahmet eder veya eğer isterse size azap eder, seni onlara vekil olarak göndermedik. Semalarda ve arzda kim varsa onu en iyi bilen senin Rabbindir. Kesin olan şu ki bazı nebileri bazılarına üstün kıldık, Davud’a Zebur'u verdik. De ki çağırın ondan başka ilah sandıklarınızı, sizden zararı kaldırmaya yahut değiştirmeye malik değillerdir. İşte bunların dua ettikleri bile hangisi Allah’a daha yakın olacak diye Rablerine giden araçlar ararlar / vesileler ararlar , onun rahmetini isterler, O’nun azabından da korkarlar , muhakkak ki rabbinin azabı kaçınılacak / mahzurlu değildir.
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse azap eder. Biz seni onlara vekil olarak göndermedik.
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size acır, dilerse size azabeder. Biz seni, onların üzerine vekil göndermedik.
Sizi en iyi Rabbiniz bilir. dipnot 1 İkramına uygun görürse size ikram eder, azabını hak etmiş görürse sizi azaba uğratır. dipnot 2 (Ey Muhammed!) Biz seni onlara vekil olasın diye göndermedik. dipnot 3
Rabbiniz sizi iyi bilir. İkramına uygun görürse ikram eder, azabını hak etmiş görürse azaba uğratır. Seni de onlara vekil olarak göndermiş değiliz.
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse azap eder. Biz seni onlara vekil olarak göndermedik.
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size merhamet eder veya dilerse azap eder. Biz seni onlara vekil olarak göndermedik.
Rabbiniz sizi daha iyi bilir. Dilerse size rahmet eder, dilerse size azap eder. Biz seni onlar üzerine vekil göndermedik.
Allah, your Creator, knows best your disposition. He has mercy on you if He will or if He will He inflicts you with punishment, and We did not send you to the people to be their tutelary guardian.
Your Lord has the most knowledge about all of you: if He pleases He will have mercy on you, and if He pleases He will punish you. [Prophet], We did not send you to take charge of them.
It is your Lord that knoweth you best: If He please, He granteth you mercy, or if He please, punishment: We have not sent thee to be a disposer of their affairs for them.
Your Lord knows you best. He will have mercy on you if He wills and chastise you if He wills. dipnot 1 We have not sent you, (O Muhammad), as an overseer over them. dipnot 2
Your Lord knows you best. If He wills, He will have mercy on you, and, if He wills, He will punish you. We did not send you to be their guardian.
Your Lord knows you best; if He wills, He will have mercy on you, or if He wills, He will punish you. And We have not sent you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم) as a guardian over them.
Your Lord knows you best. He will have mercy on you, if He wishes, or punish you, if He wishes, and We did not send you to watch over them.
Your Lord knows you best. He will have mercy on you if He will or He will punish you if He will. And We have not sent you to be a disposer of their affairs (authorising you to punish them or reward them).
Your Lord knows you very well; if He will, He will have mercy on you, or, if He will, He will chastise you. We sent thee not to be a guardian over them.
Know that your Lord knows you very well. Accordingly, He may shower you with His mercy or He may subject you to a punishment. You (Mohammad) are not, therefore, sent to be their guardian (and make those kind of decisions.)
Your Lord knows you best; if He please He will have mercy upon you, or if He please He will torment you: but we, have not sent thee to take charge of them.
Your Lord is fully aware of you, if He wishes He will have mercy on you, or if He wishes He will punish you. We have not sent you as a guardian over them.
Your Lord well knoweth you; if He pleaseth, He will have mercy on you, or, if He pleaseth, He will punish you: And We have not sent thee to be a steward over them.
Your Lord is best aware; if He please He will have mercy upon you, or if He please He will punish you. We have not sent you to take charge of them.
Your Lord knows you best; in case He (so) decides, He will have mercy on you, or, in case He (so) decides, He will torment you. And in no way have We sent you a constant trustee over them.
Your Lord is Best Aware of you. If He will, He will have mercy on you, or if He will, He will punish you. We have not sent thee (O Muhammad) as a warden over them.
Your Lord knows you better: He may have mercy on you if He please, or punish you if He will. Yet We have not sent you as warden over them.
Your Sustainer is fully aware of what you are [and what you deserve]: if He so wills, he will bestow [His] grace upon you; and if He so wills, He will chastise you. Hence, We have not sent thee [unto men, O Prophet,] with the power to determine their fate,
Your Lord knows you best. He may have mercy on you if He wills, or punish you if He wills. We have not sent you ˹O Prophet˺ as a keeper over them.
Your Lord is fully aware of you, if He wishes He will have mercy on you, or if He wishes He will punish you. And We have not sent you as a guardian over them.
Your Lord knows you best. According to His knowledge, He may shower you with mercy, or He may requite you. We did not send you to be their advocate.
Your Lord is most knowing of you. If He wills, He will have mercy upon you; or if He wills, He will punish you. And We have not sent you, [O Muúammad], over them as a manager.
Your Lord knows you best; if He wills, He will have mercy on you or, if He wills, He will punish you. And We have not sent thee as a guardian over them.
Your Lord is best Aware of you (what you are, what you do and what you deserve). He will bestow His Grace upon you and He will chastise you according to His Laws. We have not sent you (O Prophet) as a warden over them.
It is your Lord Who knows you best: If He pleases, He grants you (His) Mercy, or if He pleases, (His) Punishment: We have not sent you as a guardian of their affairs for them.
Your Lord knows you best. If He so wills, He will have mercy on you, and if He so wills, He will punish you, and We did not send you (O Prophet,) to become responsible for them.
Your Lord is fully aware of you, if He wishes He will have mercy on you, or if He wishes He will punish you. And We have not sent you as a guardian over them.