İsrâ suresi

İsrâ suresi, 90. ayet

İsrâ suresi, 90. ayet. وَقَالُوا۟ لَن نُّؤْمِنَ لَكَ حَتَّىٰ تَفْجُرَ لَنَا مِنَ ٱلْأَرْضِ يَنۢبُوعًا

veḳâlû len nü'mine leke ḥattâ tefcüra lenâ mine-l'arḍi yembû`â.

Diyanet İşleri

(90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

İsrâ 87–93 · surenin 90. ayeti / 111

Konu İstenen mucizeler ve verilen cevap İsrâ 90–100 3

  1. İsrâ 87

    Ancak Rabbin'den bir rahmet olarak böyle yapmadık. Çünkü O'nun sana olan lütfu büyüktür.

  2. İsrâ 88

    De ki: "Andolsun, insanlar ve cinler bu Kur'an'ın bir benzerini getirmek üzere toplansalar ve birbirlerine de destek olsalar, yine onun benzerini getiremezler."

  3. İsrâ 89

    Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali değişik şekillerde açıkladık. Yine de insanların çoğu ancak inkarda direttiler.

  4. 90–93

    (90-93) Dediler ki: "Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça; yahut senin hurmalardan, üzümlerden oluşan bir bahçen olup, aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmadıkça; yahut iddia ettiğin gibi, gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmedikçe; yahut Allah'ı ve melekleri karşımıza getirmedikçe; yahut altından bir evin olmadıkça; ya da göğe çıkmadıkça sana asla inanmayacağız. Bize gökten okuyacağımız bir kitap indirmedikçe göğe çıktığına da inanacak değiliz." De ki: "Rabbimi tenzih ederim. Ben ancak resul olarak gönderilen bir beşerim."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 89–93. ayetler için yazılmıştır.

89. “Andolsun biz, bu Kur’an’da insanlara her misalden türlü türlü açıklamalar yaptık.” Yani biz, bu Kur’an’da öğütleri ve misalleri çeşit çeşit anlattık. Kulların ihtiyaç duydukları anlamları da tekrar tekrar beyan ettik ki insanlar öğüt alsın ve sakınsınlar. Ancak Yüce Allah’ın kendilerini mutlu kimseler arasında takdir etmiş olduğu ve tevfiki ile kendilerine yardımını esirgemediği pek az kimse dışında öğüt ve ibret alan olmadı. İnsanların çoğunluğu ise bütün nimetlerin en büyüğü olan bu nimeti nankörlükle karşılamaktan başka bir şey yapmadı ve bu nimet karşısında zalim ve cahil nefislerinin arzu ettiği, Kur’an’ın âyetleri dışında birtakım mucizeler gösterilmesini teklif ettiler ve ona karşı inatlaşmaya koyuldular. Her türlü delil ve belgeyi ihtiva eden bu Kur’an’ı getiren Allah’ın Rasûlüne şöyle dediler:

90-93. “Bize yeryüzünden bir pınar” akıp duran ırmaklar “fışkırtmadıkça asla sana inanmayacağız. Yahut senin hurmalıklardan ve asmalardan bir bahçen olmalı” tâ ki pazarlarda dolaşma, gidip gelmek ihtiyacından kurtulasın “ve aralarından şarıl şarıl ırmaklar akıtmalısın. Yahut iddia ettiğin gibi gökyüzünü üzerimize parça parça düşürmelisin” Gökten üzerimize azap getirmelisin. “Allah’ı ve melekleri topluca karşımıza getirmelisin.” Onları hep birlikte getir yahut da karşımıza göreceğimiz şekilde gelsinler ve senin getirdiklerinin lehine şahitlik etsinler. “Ya da altından” altın ve başka değerli şeylerle süslenmiş “bir evin olmalı veya göğe” görüp fark edeceğimiz bir şekilde “çıkmalısın” bununla birlikte “bize (gökten) okuyacağımız bir kitap indirmedikçe oraya çıktığına da inanmayız.” Bütün bunlar, işi yokuşa sürmek ve muhatabı zora sokmak maksadıyla ileri sürülmüş, insanların en akılsızlarının ve zalimlerinin hakkı reddetmeyi ve Allah’a karşı saygısızlığı içeren sözleri olduğu için Allah Rasûlü de bu âyetleri getiren elçi olduğundan dolayı Yüce Allah, ona kendi zatını tenzih etmesini emrederek: “Rabbimi tenzih ederim!” demesini emretmektedir. Yani benim Rabbim sizin söylediklerinizden pek yüce ve münezzehtir. O, hüküm ve mucizelerinin, onların bozuk heva ve sapık görüşlerine tabi olmasından münezzehtir. “Ben, ancak peygamber olarak gönderilmiş bir insanım!” Bu söylediğiniz hususlarda elimden hiçbir şey gelmez.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Müşrikler şöyle dediler: Bize Mekke'nin toprağından suyu hiç tükenip kurumayan bir su pınarı fışkırtmadıkça sana asla iman etmeyeceğiz.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَقَالُوا۟ ve kalu dediler ki kök: قول
  2. لَن len
  3. نُّؤْمِنَ nu'mine inanmayız kök: امن
  4. لَكَ leke sana
  5. حَتَّىٰ hatta kadar
  6. تَفْجُرَ tefcura fışkırtıncaya kök: فجر
  7. لَنَا lena bize
  8. مِنَ mine -nden
  9. ٱلْأَرْضِ l-erdi yeryüzü- kök: ارض
  10. يَنۢبُوعًا yenbuan bir göze kök: نبع

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 4 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: نبع (2 geçiş)

    Görmedin mi, Allah gökten su indirdi de onu yeryüzündeki kaynaklara ulaştırdı. Sonra onunla renkleri çeşit çeşit ekinler çıkarıyor. Sonra ekinler…

  • Aynı kök: فجر (24 geçiş)

    Hani, Musa kavmi için su dilemişti. Biz de, "Asanı kayaya vur" demiştik, böylece kayadan on iki pınar fışkırmış, her boy kendi su alacağı pınarı…

  • Aynı kök: فجر (24 geçiş)

    Sonra bunun ardından kalpleriniz yine katılaştı; taş gibi, hatta daha katı oldu. Çünkü taş vardır ki, içinden ırmaklar fışkırır. Taş vardır ki…

  • Aynı kök: فجر (24 geçiş)

    Oruç gecesinde kadınlarınıza yaklaşmak size helal kılındı. Onlar, size örtüdürler, siz de onlara örtüsünüz. Allah, (Ramazan gecelerinde hanımlarınıza…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

74 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(İnkârcılar) şöyle demişlerdi: "Bizim için yerden bir kaynak fışkırtıncaya kadar sana asla inanmayacağız.

Mustafa İslamoğlu

Nitekim demişlerdi ki: "(Ey Muhammed!) Bize yerden kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.

Muhammed Esed

Nitekim, "Ey Muhammed, bize yerden gözeler fışkırtmadıkça sana inanmayacağız" diyorlar,

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Bizim için arzdan bir pınar fışkırtmadıkça sana asla iman etmeyeceğiz. "

Ali Bulaç

Dediler ki: "Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça sana kesinlikle inanmayız."

Ali Özek ve heyeti

Onlar: «Sen, dediler, bizim için yerden bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız.»

Ali Rıza Safa

Dediler ki: "Bize yeryüzünden bir kaynak fışkırtmadıkça sana inanmayız!"

Bayraktar Bayraklı

Onlar,"Sen" dediler, "Bizim için yerden bir kaynak fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız."

Edip Yüksel

Dediler ki: "Yerden bize bir kaynak fışkırtmadıkça seni onaylamayız."

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dediler ki: 'Yerden bize bir kaynak fışkırtmadıkça sana inanmayız.'

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve dediler: Biz sana asla inanmayız, ta ki bizim için şu yerden bir pınar akıtasın,

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve biz dediler: sana ıhtimali yok inanmayız, ta ki bizim için şu yerden bir menba' akıtasın

Erhan Aktaş

"Yerden bizim için bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Yerden bizim için bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Yerden bizim için bir pınar fışkırtmadıkça sana asla inanmayacağız." dediler.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Bize yerden pınarlar fışkırtmadıkça (tefcürelena) sana kesinlikle / asla inanmayız."

Hasan Basri Çantay

"Biz, dediler, sana kat'iyyen inanmayız. Taki bizim için şu yerden bir pınar akıtasın".

İbni Kesir

Dediler ki: Sen, bize yerden bir kaynak fışkırtıncaya kadar sana asla inanmayacağız.

Mehmet Alagaş

(90-96) Dediler ki arzdan kaynak / memba fışkırtmadıkça sana inanmayız , ayrıca hurmadan ve üzümden bir bahçen olsun , aralarından da nehirler fışkırdıkça fışkırsın , v eya iddia ettiği n üzere semayı üzerimizde paramparça e dip üzerimize dökmelisin, veya Allah ve melekleri karşımıza getirsin, yahut senin altından bir evin olsun veya göğe ilerleyesin / terakki edesin, senin İlerlemene de inanmayız ta ki üzerimize okuyacağımız bir kitap da indiresin, deki Rabbimi tenzih ederim, ben beşer bir R esul değil miyim? Rehberlik / Hidayet geldikten sonra insanların inanmalarına engel olan şey / mâni olan şey Allah ancak bir beşer Resul mü yarattı demeleridir. De ki arzda memnun olarak / tatmin olmuş olarak yürüyen melekler olsaydı biz de semadan melek Resul indirirdik. Deki benimle siz arasında şahit olarak Allah yeterlidir. Muhakkak ki O, kullarından haberdardır, görendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça asla sana iman etmeyeceğiz, demişlerdi.

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Yerden bize bir göze fışkırtmadıkça sana inanmayız!"

Süleymaniye Vakfı

(Mekkeli müşrikler) Dediler ki: "Bize yerden bir pınar fışkırtıncaya kadar sana asla inanmayacağız! dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yunus 10/20, Hud 11/12, Ra'd 13/7, 27, Ankebut 29/50. İsrailoğulları Musa aleyhisselamdan benzer istekte bulunmuş (Tevrat /Çıkış 17:1-6; Çölde
    Sayım 20:1-11 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Çölde Sayım 20:1

    İsrail topluluğu birinci ay Zin Çölüne vardı, halk Kadeşte konakladı. Miryam orada öldü ve gömüldü.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ) ve onun asasıyla vurduğu kayadan pınarlar fışkırmıştır (Bakara 2/60, A'raf 7/160). Mekke müşrikleri de benzer bir istekte bulunmuş oluyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dediler ki; "Bize bu topraktan akıp giden bir pınar fışkırtıncaya kadar sana inanacak değiliz.

Şaban Britch

Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça asla sana inanmayacağız, demişlerdi.

Şaban Piriş

-Yerden bize bir pınar fışkırtmadıkça asla sana inanmayacağız, demişlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Bizim için yerden bir pınar fışkırtmadığın sürece sana asla inanmayacağız!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They say to you O Muhammad: "We will not believe in you until you have caused water to rise and flow in a constant stream out of the ground".

Abdul Haleem

They say, ‘We will not believe for you [Muhammad] until you make a spring gush out of the ground for us;

Abdullah Yusuf Ali

They say: "We shall not believe in thee, until thou cause a spring to gush forth for us from the earth,

Abul A'la Maududi

They said: "We shall not accept your Message until you cause a spring to gush forth for us from the earth;

Aisha Bewley

They say, ‘We will not believe you until you make a spring gush out from the earth for us;

Al-Hilali & Khan

And they say: "We shall not believe in you (O Muhammad صلى الله عليه و سلم), until you cause a spring to gush forth from the earth for us;

Ali Quli Qarai

They say, ‘We will not believe you until you make a spring gush forth for us from the ground.

Amatul Rahman Omar

And they say, `We will never believe unless you cause a spring to gush forth for us from the earth,

Arthur John Arberry

They say, 'We will not believe thee till thou makest a spring to gush forth from the earth for us,

Bijan Moeinian

They say: "We will not believe in what you say unless: You ask the earth to open up a water spring for us (as though the people of Moses submitted to him with the performance of such a miracle. ) or ….

E. Henry Palmer

And they say, 'We will by no means believe in thee, until there gush forth for thee a fountain from the earth;

Edip-Layth

They said, "We will not acknowledge you until you cause a spring of water to burst from the land"

George Sale

And they say, we will by no means believe on thee, until thou cause a spring of water to gush forth for us out of the earth;

Hamid S. Aziz

And they say, "We will by no means believe in you, until you cause to gush forth for us a fountain from the earth;

Mahmoud Ghali

And they have said, "We will never believe you till you make a fountain to gush forth from the earth for us;

Marmaduke Pickthall

And they say: We will not put faith in thee till thou cause a spring to gush forth from the earth for us;

Mohamed Ahmed - Samira

And say: "We will not believe you until you make a spring of water gush forth from the earth for us;

Muhammad Asad

and so they say: "[O Muhammad, ] we shall not believe thee till thou cause a spring to gush forth for us from the earth,

Mustafa Khattab

They challenge ˹the Prophet˺, "We will never believe in you until you cause a spring to gush forth from the earth for us,

Progressive Muslims

And they said: "We will not believe to you until you cause a spring of water to burst from the land"

Rashad Khalifa

They said, "We will not believe you unless you cause a spring to gush out of the ground.

Sahih International

And they say, "We will not believe you until you break open for us from the ground a spring.

Sam Gerrans

And they say: “We will not believe thee until thou cause a spring to gush forth from the earth for us,

Shabbir Ahmed

(Instead of reflecting on it, they keep demanding physical miracles) saying, "We will not believe in you until you cause a spring to gush forth from the earth. "

Syed Vickar Ahamed

And they say: "We shall not believe in you, unless you make a spring (of water) to come up for us from the earth.

Taqi Usmani

They said, "We shall never believe in you unless you cause a spring to gush forth for us from the earth.

The Monotheist Group

And they said: "We will not believe unto you until you cause a spring of water to burst out of the ground"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 90. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 90. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — İsrâ suresi, 90. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩