Kâf suresi

Kâf suresi, 2. ayet

Kâf suresi, 2. ayet. بَلْ عَجِبُوٓا۟ أَن جَآءَهُم مُّنذِرٌ مِّنْهُمْ فَقَالَ ٱلْكَٰفِرُونَ هَٰذَا شَىْءٌ عَجِيبٌ

bel `acibû en câehüm münẕirum minhüm feḳâle-lkâfirûne hâẕâ şey'ün `acîb.

Diyanet İşleri

(1-2) Kaf. Şerefli Kur'an'a andolsun ki kafirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: "Bu tuhaf bir şeydir!"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kâf 1–5 · surenin 2. ayeti / 45

Konu Dirilişe itiraz; gök, yer ve bitkilerdeki deliller Kâf 1–11 3

  1. 1–2

    (1-2) Kaf. Şerefli Kur'an'a andolsun ki kafirler, aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve şöyle dediler: "Bu tuhaf bir şeydir!"

  2. Kâf 3

    "Öldüğümüz ve toprak olduğumuz zaman mı (dirilecekmişiz)? Bu, akla uzak (imkansız) bir dönüştür!"

  3. Kâf 4

    Şüphesiz biz, toprağın; onlardan neleri eksilttiğini bilmekteyiz. Yanımızda (o bilgileri) koruyan bir kitap vardır.

  4. Kâf 5

    Hatta gerçek kendilerine gelince onu yalanladılar. Artık onlar kararsız bir haldedirler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

2. Ama insanların çoğu, Allah’ın nimetlerinin kadrini bilmemektedir. Bundan dolayı Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: Rasûlullah’ı yalanlayanlar “içlerinden bir uyarıcı” kendilerine zararlı olacak şeylere karşı onları uyaran, faydalı olacak şeyleri emreden, kendi cinslerinden olan, ondan algılama imkânları bulunan ve durumunu, doğruluğunu bilmeleri mümkün olan böyle bir peygamber gelmesine “şaştılar.” Hiç de şaşmaları gerekmeyen böyle bir duruma şaştılar. Halbuki asıl buna hayret edenlerin akıllarına şaşılır. “O kafirler şöyle dediler…” zeka ve görüşlerindeki bir eksiklikten dolayı değil de sırf küfürleri ve yalanlamaları dolayısı ile “Bu, çok şaşılacak bir şey!” garip ve tuhaf bir şey! Onların bu şaşmalarında iki durum söz konusudur:

Ya onlar hayret edip garip karşıladıklarını söylerken doğru söylemektedirler. Bu da onların son derece cahil ve kıt akıllı olduklarını, aklı başında bir kimsenin söylediği sözleri garip karşılayan bir deliye, bir süvarinin birkaç süvari ile karşılaşmasına şaşıran korkak bir kimseye ve cömertlerin cömertliklerini hayretle karşılayan cimriye benzediklerini ortaya koymaktadır. Bu durumdaki birisinin hayret etmesinden, hayret edilene herhangi bir zarar gelir mi? Böyle birisinin hayret etmesi, onun cahilliğinin ve haksızlığının ileri derecede oluşundan başka bir şeye delil olabilir mi?

Yahut da onlar, kendilerinin hatalı olduklarını bile bile bu işe hayret etmektedirler. Bu ise en büyük ve en çirkin bir zulümdür.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onların seni reddetmelerinin sebebi; senin yalan söylemiş olabilme ihtimalin değildir. Onlar, senin doğruluğunu bilmektedirler. Bilakis onlar, bir meleğin değil de kendilerine kendi cinslerinden bir kimsenin uyarıcı olarak gelmesine şaşırmışlar ve şöyle demişlerdir: "Elçinin insanlardan bir kimse olarak bize gelmesi şaşılacak bir şeydir."

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. بَلْ bel doğrusu
  2. عَجِبُوٓا۟ acibu şaştılar kök: عجب
  3. أَن en
  4. جَآءَهُم ca'ehum gelmesine kök: جيا
  5. مُّنذِرٌۭ munzirun bir uyarıcı kök: نذر
  6. مِّنْهُمْ minhum içlerinden
  7. فَقَالَ fekale dediler kök: قول
  8. ٱلْكَـٰفِرُونَ l-kafirune kafirler kök: كفر
  9. هَـٰذَا haza bu
  10. شَىْءٌ şey'un bir şeydir kök: شيا
  11. عَجِيبٌ acibun tuhaf kök: عجب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 6 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: عجب (27 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Sizi uyarması ve sizin de Allah'a karşı gelmekten sakınıp rahmete ulaşmanız için, içinizden bir adam aracılığı ile Rabbinizden size bir zikir (vahiy…

  • Aynı kök: عجب (27 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    "Sizi uyarması için içinizden bir adam aracılığıyla Rabbinizden size bir zikir (vahy ve öğüt) gelmesine şaştınız mı? Hatırlayın ki, Allah sizi Nuh…

  • Aynı kök: عجب (27 geçiş) · Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İçlerinden bir adama insanları uyar ve iman edenlere, Rableri katında kendileri için bir doğruluk makamı bulunduğunu müjdele diye vahyetmemiz,…

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Küfre saplananlara gelince, onları uyarsan da, uyarmasan da, onlar için birdir, inanmazlar.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    Şüphesiz biz seni hak ile; müjdeleyici ve uyarıcı olarak gönderdik. Sen cehennemlik olanlardan sorumlu tutulacak değilsin.

  • Aynı kök: نذر (130 geçiş) · Ortak kavram: Uyarı (Nezâret)

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

63 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Doğrusu kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaştılar ve kâfirler "Bu, şaşılacak bir şeydir! dipnot 1

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:2; Sâd 38:4.

Mustafa İslamoğlu

Ama nerde! Onlar içlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesine şaştılar ve işte bu kafirler dediler ki: "Bu ne acayip bir iş!

Muhammed Esed

Onlar içlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesine şaştılar; ve bu hakikat inkarcıları: "Ne tuhaf bir şey bu!" diyorlar,

Ahmed Hulusi

Bilakis aralarından bir uyarıcı onlara geldi diye hayret ettiler de, o hakikat bilgisini inkar edenler şöyle dedi: "Bu çok acayip bir şey. . . "

Ali Bulaç

Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu şaşılacak bir şey" dediler.

Ali Özek ve heyeti

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, kâfirler şöyle dediler: «Bu şaşılacak bir şeydir.»

Ali Rıza Safa

Hayır! Nankörlük edenler, kendi aralarından bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar. Ardından, şöyle dediler: "Anlaşılmaz bir şey bu!"

Bayraktar Bayraklı

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da, kafirler şöyle dediler: "Bu şaşılacak bir şeydir."

Edip Yüksel

İçlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesini tuhaf karşıladılar! Kafirler, "Bu tuhaf bir şey" dediler,

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İçlerinden bir uyarıcının kendilerine gelmesini tuhaf karşıladılar! Kafirler, 'Bu tuhaf bir şey' dediler,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Doğrusu kendilerine içlerinden korkutucu bir peygamber geldiğine şaştılar da kafirler dediler ki: "Bu şaşılacak şey!

Elmalılı Hamdi Yazır

Doğrusu şaştılar da kendilerine içlerinden korkutucu bir Peygamber geldiğine dediler ki kafirler bu acib bir şey

Erhan Aktaş

Ama kendilerinden bir uyarıcının onlara gelmesine şaşırdılar. Kafirler: dipnot 1 "Bu şaşılacak bir şey." dediler.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnançsız, iman etmeyen. Gerçeğin üzerini örten, gerçeği kabul etmeyen, gerçeğe karşı nankörlük eden. Allah'ı ve vahyi reddeden. Fıtri yeteneğini köreltip örten. Küfr, İman'ın emin olmanın, güvenmenin, onaylamanın karşıtıdır. Kur'an, ektiği tohumun üzerini toprakla örttüğü için çiftçiye de kafir demektedir (57:20).

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ama kendilerinden bir uyarıcının onlara gelmesine şaşırdılar. Kafirler: "Bu şaşılacak bir şey." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ama kendilerinden bir uyarıcının onlara gelmesine şaşırdılar. Gerçeği yalanlayan nankörler: "Bu şaşılacak bir şey." dediler.

Gültekin Onan

Hayır, onlara kendilerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu şaşılacak bir şey" dediler.

Hasan Basri Çantay

Bil'akis o kafirler, kendilerine içlerinden inzar edici (bir peygamber) geldi diye, hayrete düşdüler de "Bu, dediler, şaşılacak bir şey".

İbni Kesir

Aralarından bir uyarıcının gelmesine şaştılar da o kafirler: Bu, şaşılacak bir şey, dediler.

Mehmet Alagaş

(1-4) Kaf'a ve şanlı/şerefli/mecid Kurana and olsun . Bilakis, onlar kendilerinden bir uyarıcının gelmesini acayip karşıladılar. Kafirler dediler ki bu acayip bir şey / hayretengiz bir şey. Ölüp toprak olduğumuz zaman mı? Bu uzun sürecek bir dönüş. (Bu kadar eksikliği tekrar tam etmek uzun sürecektir. Bir hayli zaman alır) Tabi ki bizler, toprağın onlardan neleri eksilttiğini biliyoruz. Yanımızda ve muhafaza edilen bir kitapta.

Rowwad Tercüme Merkezi

Kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar da, o kâfirler: "Bu, şaşılacak bir şeydir." dediler.

Süleyman Ateş

İçlerinden bir uyarıcı gelmesine şaştılar da, o kafirler: "Bu tuhaf bir şeydir" dediler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bunları asıl şaşırtan içlerinden bir uyarıcının gelmesidir. Ayetleri görmezlikten gelenler (kafirler): "Bu şaşılacak bir şey" dediler.

Şaban Britch

Kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar da, kafirler: Bu, acayip bir şey, dediler.

Şaban Piriş

Kendilerine içlerinden bir uyarıcının gelmesine şaşırdılar da, kafirler: Bu, acayip bir şey, dediler.

Yaşar Nuri Öztürk

İş sanıldığı gibi değil! Kendilerine içlerinden bir uyarıcı geldi diye şaştılar da şöyle dediler o küfre batanlar: "Acayip şey bu!"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

There is no reason to marvel at the recognition of a man who came to you people from your midst as a spectacle and a warning to you all and you refuse to accept him in his capacity and the infidels say: " It is indeed strange".

Abdul Haleem

But the disbelievers are amazed that a warner has come from among them and they say, ‘How strange!

Abdullah Yusuf Ali

But they wonder that there has come to them a Warner from among themselves. So the Unbelievers say: "This is a wonderful thing!

Abul A'la Maududi

Nay; they wondered that a warner should have come to them from among themselves. dipnot 1 The unbelievers said: "This indeed is a strange thing.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This sentence is a unique example of eloquence. In it a vast subject has been compressed into a few brief words. The object for which an oath has been sworn by the Quran has not been mentioned. Instead, a subtle gap has been left and the sentence is resumed with "but". If one thinks a little and also keeps in view the background in which this has been said, one comes to know what is the subject of the gap that has been left between the oath and “but”. In fact, what has been sworn of is this: The people of Makkah have not refused to acknowledge the Prophethood of Muhammad (peace be upon him) for any sound reason but for the highly unsound reason that a member of their own kind and an individual of their own nation has come to them as a Warner from God and this is something highly surprising for them. Whereas what would actually be surprising was if God had remained unconcerned about the well being and adversity of His servants and made no arrangement whatsoever to warn them; or had sent a nonhuman to warn the human beings; or a non Arab to warn the Arabs. Therefore, this basis of the denial is absolutely unsound, and a reasonable person cannot but admit that there must exist some arrangement from God to warn the servants, and in the form that the Warner himself should be a person from among the people to whom he is sent. As for the question whether Muhammad (peace be upon him) is the person whom God has sent on this mission, no other evidence is needed to settle it but this glorious and beneficent Quran, which he is presenting; this is by itself enough to provide a proof of it. This explanation shows that in this verse an oath has been sworn by the Quran to impress the point that Muhammad (peace be upon him) is really the Messenger of Allah and the disbelievers’ surprise and wonder about his apostleship is misplaced, and the fact of the Quran’s being majeed is a proof of this claim

Aisha Bewley

Nonetheless they are amazed that a warner should have come to them from among themselves and those who are kafir say, ‘What an extraordinary thing!

Al-Hilali & Khan

Nay, they wonder that there has come to them a warner (Muhammad صلى الله عليه وسلم) from among themselves. So the disbelievers say: "This is a strange thing!

Ali Quli Qarai

Rather they consider it odd that a warner should have come to them from among themselves. So the faithless say, ‘This is an odd thing.

Amatul Rahman Omar

Behold! these (disbelievers) wonder that there has come to them a Warner who hails from among themselves. And the disbelievers say, `This is a strange thing,

Arthur John Arberry

Nay, but they marvel that a warner has come to them from among them; and the unbelievers say, 'This is a marvellous thing!

Bijan Moeinian

Why should disbelievers consider it weird that God, out of mercy, has chosen a person from among themselves to relay His message to them?

E. Henry Palmer

nay, they wonder that there has come to them a warner from amongst themselves; and the misbelievers say, 'This is a wondrous thing!

Edip-Layth

Are they surprised that a warner has come to them from amongst them, so the ingrates said, "This is something strange!"

George Sale

Verily they wonder that a preacher from among themselves is come unto them; and the unbelievers say, this is a wonderful thing:

Hamid S. Aziz

Nay! They wonder that there has come to them a Warner from among themselves, so the unbelievers say, " This is a wonderful thing.

Mahmoud Ghali

No indeed, (but) they wonder that a warner has come to them from among them; then, the disbelievers say, "This is a wondrous thing!

Marmaduke Pickthall

Nay, but they marvel that a warner of their own hath come unto them; and the disbelievers say: This is a strange thing:

Mohamed Ahmed - Samira

They are rather surprised that a warner from among themselves has come to them. So the unbelievers say: "This is astonishing:

Muhammad Asad

But nay - they deem it strange that a warner should have come unto them from their own midst; and so these deniers of the truth are saying, "A strange thing is this!

Mustafa Khattab

˹All will be resurrected,˺ yet the deniers are astonished that a warner has come to them from among themselves ˹warning of resurrection˺. So the disbelievers say, "This is an astonishing thing!

Progressive Muslims

Are they surprised that a warner has come to them from amongst them, so the rejecters said: "This is something strange!"

Rashad Khalifa

They found it strange that a warner from among them came to them! The disbelievers said, "This is really strange.

Sahih International

But they wonder that there has come to them a warner from among themselves, and the disbelievers say, "This is an amazing thing.

Sam Gerrans

The truth is, they marvel that a warner has come to them from among them. And the false claimers of guidance say: “This is an amazing thing:

Shabbir Ahmed

But, nay, they marvel that a Warner from among their own has come unto them! And so these deniers are saying, "This is a weird thing!

Syed Vickar Ahamed

But they wonder that a Warner (the Prophet, ) has come to them from among themselves. So the unbelievers say: "This is a strange thing!

Taqi Usmani

But they wonder that a warner has come to them from among themselves; so the disbelievers said, "This is something strange.

The Monotheist Group

Are they surprised that a warner has come to them from amongst them, so the rejecters said: "This is something strange!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kâf suresi, 2. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kâf suresi, 2. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kâf suresi, 2. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩