Kâf suresi

Kâf suresi, 25. ayet

Kâf suresi, 25. ayet. مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ مُّرِيبٍ

mennâ`il lilḫayri mü`tedim mürîbün.

Diyanet İşleri

(24-25) (Allah, şöyle der:) "Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kafiri!"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kâf 22–28 · surenin 25. ayeti / 45
  1. Kâf 22

    (Ona) "Andolsun ki sen bundan gaflette idin. Şimdi gaflet perdeni açtık; artık bugün gözün keskindir" (denir.)

  2. Kâf 23

    Beraberindeki (melek) şöyle der: "İşte bu yanımdaki hazır."

  3. 24–25

    (24-25) (Allah, şöyle der:) "Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kafiri!"

  4. Kâf 26

    "Allah ile beraber, başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!"

  5. Kâf 27

    Arkadaşı (olan şeytan) der ki: "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi."

  6. Kâf 28

    Allah, şöyle der: "Benim huzurumda çekişmeyin. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

25. “Hayrı alabildiğine engelleyen” yani imkanı dahilindeki hayrı engelleyen ki bu hayrın en ileri derecesi Allah’a, meleklerine, kitaplarına ve peygamberlerine imandır. O, malının da bedeninin de başkalarına sağlayacağı faydayı önler. Allah’ın kullarına karşı da O’nun hudutlarını karşı da “haddi aşan” biridir, çok günahkardır. Allah’ın vaadinde ve tehdidinde şüphe eden “şüpheci” bir kimsedir. Böylelikle o, imanı ve ihsanı bulunmayan, buna karşılık küfür, haksızlık, şüphe, tereddüt ve cimrilik vasfına sahip olan biridir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah Teâlâ'nın farz kıldığı hakkı çokça engelleyen, Allah'ın koyduğu sınırları çiğneyen ve Yüce Allah'ın vaat ve tehdit olarak haber verdiği şeylerde şüphe eden kimseyi cehenneme atın.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. مَّنَّاعٍۢ mennain engel olan kök: منع
  2. لِّلْخَيْرِ lilhayri hayra kök: خير
  3. مُعْتَدٍۢ mua'tedin saldırgan kök: عدو
  4. مُّرِيبٍ muribin şüpheciyi kök: ريب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: منع (17 geçiş) · Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    (10-14) Yemin edip duran, aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan söz taşıyan, iyiliği hep engelleyen, saldırgan, günaha dadanmış, kaba saba;…

  • Aynı kök: منع (17 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    Allah, "Sana emrettiğim zaman seni saygı ile eğilmekten ne alıkoydu?" dedi. (O da) "Ben ondan hayırlıyım. Çünkü beni ateşten yarattın. Onu ise…

  • Aynı kök: منع (17 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    Ona bir hayır dokunduğunda da eli sıkıdır.

  • Aynı kök: عدو (106 geçiş) · Ortak kavram: Hayır

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: ريب (36 geçiş)

    Bu, kendisinde şüphe olmayan kitaptır. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için yol göstericidir.

  • Aynı kök: ريب (36 geçiş)

    Eğer kulumuza (Muhammed'e) indirdiğimiz (Kur'an) hakkında şüphede iseniz, haydin onun benzeri bir sure getirin ve eğer doğru söyleyenler iseniz,…

  • Aynı kök: ريب (36 geçiş)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: عدو (106 geçiş)

    Derken, şeytan ayaklarını oradan kaydırdı. Onları içinde bulundukları konumdan çıkardı. Bunun üzerine biz de, "Birbirinize düşman olarak inin. Sizin…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

67 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(24, 25, 26) (Görevlilerine şöyle denecektir:) "Siz ikiniz! Çok inatçı ısrarcı her kâfiri, iyiliğe bütün gücüyle engel olanı, Allah ile birlikte başka ilah edinen şüpheci saldırganı cehenneme atın; onu şiddetli azaba atın!"

Mustafa İslamoğlu

her hayra engel olanları, her haddini bilmez saldırganı, her kuşku ve fesat yayanı,

Muhammed Esed

"Bu (her) hayra engel olanları, günahkar saldırganları (ve insanlar arasında) güvensizlik ve şüphe yayanları,

Ahmed Hulusi

"O her hayrı (Hakkani olanı) engelleyen, şüpheciyi. "

Ali Bulaç

Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi,

Ali Özek ve heyeti

hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi,

Ali Rıza Safa

"İyiliğe engel olanı, saldırganı, kuşkucuyu!"

Bayraktar Bayraklı

-Arkadaşı şöyle der: "İşte yanımdaki hazır." Siz iki melek! "Tüm nankörleri, inatçıları cehenneme atın! Her türlü hayra bütün gücüyle engel olanı, saldırgan şüphecileri de atın. Allah ile beraber başka tanrı kabul edenleri, haydi, böylelerini şiddetli azaba atın."

Edip Yüksel

İyiliği engelleyen, azgın, kuşkucuyu...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İyiliği engelleyen, azgın, kuşkucuyu...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Hayra engel, haşarı, şüpheci kafiri!

Elmalılı Hamdi Yazır

hayra engel, haşarı işkilci kafiri

Erhan Aktaş

Hayra engel olan, haddi aşan, güvensizlik içinde olan.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Hayra engel olan, haddi aşan, güvensizlik içinde olan.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İyiliğe engel olan, haddi aşan, şüpheye tutulan.

Gültekin Onan

Hayra engel olan, saldırgan şüpheciyi.

Hasan Basri Çantay

(24-25) (Ey iki melek, hakka karşı) alabildiğine inadeden, hayra bütün hızıyle engel olan, zaalim, şübheci her nankörü atın cehenneme!

İbni Kesir

Hayra bütün hızıyla engel olan azgın şüpheciyi.

Mehmet Alagaş

(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.

Rowwad Tercüme Merkezi

Hayra bütün gücüyle engel olanı, azgın şüpheciyi.

Süleyman Ateş

"Hayra engel olan, saldırgan, şüpheciyi."

Süleymaniye Vakfı

İyiliğe engel olup duran, saldırgan ve şüpheci olanları…

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Atın o iyiliğe engel olup duranı; saldırgan(aşırılık yapan) ve şüphe içinde olanı.

Şaban Britch

Hayra engel olan saldırgan, şüpheciyi...

Şaban Piriş

Hayra engel olan saldırgan, şüpheciyi...

Yaşar Nuri Öztürk

Durmadan hayrı engelleyeni, azgını, işkilciyi...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who was an opponent of a good deed and a hinderer of benevolence, symbolic of transgressive infirmity and disposed to suspicion,

Abdul Haleem

everyone who hindered good, was aggressive, caused others to doubt,

Abdullah Yusuf Ali

"Who forbade what was good, transgressed all bounds, cast doubts and suspicions;

Abul A'la Maududi

who hinders good, dipnot 1 exceeds the limits, dipnot 2 is immersed in doubts, dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Khair in Arabic is used both for wealth and for goodness. According to the first meaning, the sentence means that he paid no one his dues from his wealth, neither the dues of Allah nor of the people. According to the second meaning, it would mean that he did not only withhold himself from the path of goodness but forbade others also to follow it. He had become a hindrance for the people in the way of goodness and exerted his utmost to see that goodness did not spread.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, he transgressed the bounds of morality in everything he did. He was ever ready to do anything and everything for the sake of his interests, his desires and his lusts. He amassed wealth by unlawful means and spent it in unlawful ways. He usurped the people’s rights, had neither control over his tongue nor over his hands, and committed every injustice and excess. He did not rest content with creating hindrances in the way of goodness but harassed those who adopted goodness and persecuted those who worked for it.
  3. metne dön, dipnot 3
    The word murib as used in the original has two meanings: a doubter and the one who puts others in doubt, and both are implied here. It means that he was not only himself involved in doubt but also created doubts in the hearts of others. He held as doubtful the Being of Allah and the Hereafter and the angels and the Prophethood and revelation and every other truth of religion. Anything that was presented by the Prophets as a truth was held as unbelievable by him, and the same disease he spread to other people. Whomsoever he came in contact with, he would create one or the other doubt, one or the other evil thought in his mind.

Aisha Bewley

impeder of good, doubt-causing aggressor,

Al-Hilali & Khan

"Hinderer of good, transgressor, doubter,

Ali Quli Qarai

[every] hinderer of all good, transgressor, and skeptic,

Amatul Rahman Omar

`Forbidder of good, transgressor, entertainer of doubts,

Arthur John Arberry

every hinderer of the good, transgressor, disquieter,

Bijan Moeinian

"Who was full of doubt, forbidding charity and passed the bounds of morality in everything he did. "

E. Henry Palmer

who forbids good, a transgressor, a doubter!

Edip-Layth

Denier of good, transgressor, doubter.

George Sale

and every one who forbad good, and every transgressor, and doubter of the faith,

Hamid S. Aziz

"Forbidder of good, exceeder of limits, doubter,

Mahmoud Ghali

All) persistent preventers of charity, transgressors, (and the ones) causing suspicion,

Marmaduke Pickthall

Hinderer of good, transgressor, doubter,

Mohamed Ahmed - Samira

"Every obstructor of good, transgressor, and the sceptic,

Muhammad Asad

[every] withholder of good [and] sinful aggressor [and] fomentor of distrust [between man and man – everyone]

Mustafa Khattab

withholder of good, transgressor, and doubter,

Progressive Muslims

Denier of good, transgressor, doubter.

Rashad Khalifa

Forbidder of charity, aggressor, full of doubt.

Sahih International

Preventer of good, aggressor, and doubter,

Sam Gerrans

“Hinderer of good, transgressor, doubter,

Shabbir Ahmed

"Every withholder of charity - given to extremes - fomenter of distrust between people. "

Syed Vickar Ahamed

"Who prevented what was good, exceeded all bounds, created doubts and suspicions;

Taqi Usmani

who used to prevent (others) from good (behavior), who transgressed all bounds, who cast doubts (in true faith),

The Monotheist Group

"Denier of good, transgressor, doubter."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kâf suresi, 25. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kâf suresi, 25. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kâf suresi, 25. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩