Diyanet İşleri
Arkadaşı (olan şeytan) der ki: "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi."
Kâf suresi
Kâf suresi, 27. ayet. قَالَ قَرِينُهُۥ رَبَّنَا مَآ أَطْغَيْتُهُۥ وَلَٰكِن كَانَ فِى ضَلَٰلٍۭ بَعِيدٍ
ḳâle ḳarînühû rabbenâ mâ aṭgaytühû velâkin kâne fî ḍalâlim be`îd.
Arkadaşı (olan şeytan) der ki: "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sûr, hesap ve cehennem Kâf 20–30 3
(24-25) (Allah, şöyle der:) "Atın cehenneme, (hakka karşı) inatçı, hayrı hep engelleyen, haddi aşan şüpheci her kafiri!"
"Allah ile beraber, başka bir ilah edinen o kimseyi atın şiddetli azabın içine!"
Arkadaşı (olan şeytan) der ki: "Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi."
Allah, şöyle der: "Benim huzurumda çekişmeyin. Çünkü ben bu (konudaki) uyarıyı size önceden yaptım."
"Benim katımda söz değiştirilmez ve ben kullara zulmedici değilim."
O gün Cehenneme, "Doldun mu?" deriz. O da, "daha var mı?" der.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
27. “Yanındaki” şeytan, ondan uzaklaştığını ilan ederek ve işlediği günahı kendisine yükleyerek “diyecek ki: Rabbimiz, onu ben azdırmadım.” Yani benim onun üzerinde herhangi bir nüfuzum, otoritem, ona karşı herhangi bir delil ve belgem yoktu. “Fakat o, uzak bir sapıklık içinde idi.” Kendi tercihi ile sapan ve haktan uzaklaşan odur. Nitekim Yüce Allah, bir başka âyet-i kerimede şöyle buyurmaktadır: “İş olup bitince şeytan da der ki: Doğrusu Allah’ın size verdiği söz gerçekti. Ben de size vaatte bulunmuştum. Ama size verdiğim sözde durmadım...” (İbrahim, 14/22)
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şeytanlardan olan arkadaşı ondan beri olduğunu söyleyerek der ki: "Rabbimiz! Onu ben saptırmadım. Fakat o, haktan çok uzak bir sapıklık içinde idi."
Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(Ey Muhammed!) Sana indirilen Kur'an'a ve senden önce indirilene inandıklarını iddia edenleri görmüyor musun? Tağut'u tanımamaları kendilerine…
Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar…
Aynı kök: طغي (39 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, kimi saptırırsa artık onu doğru yola iletecek kimse yoktur. Allah, onları azgınlıkları içinde bırakır, bocalayıp dururlar.
Aynı kök: قرن (36 geçiş)
Bunlar, mallarını insanlara gösteriş için harcayan, Allah'a ve ahiret gününe de inanmayan kimselerdir. Şeytan kimin arkadaşı olursa, o ne kötü…
Aynı kök: قرن (36 geçiş)
Onlardan önce nice nesilleri helak ettiğimizi görmediler mi? Yeryüzünde size vermediğimiz imkan ve iktidarı onlara vermiştik. Onlara bol bol yağmur…
Aynı kök: قرن (36 geçiş)
Andolsun, sizden önceki nice nesilleri peygamberleri, kendilerine apaçık deliller getirdikleri halde (yalanlayıp) zulmettikleri vakit helak ettik.…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Yakınındaki (şeytan): "Rabbimiz! Onu ben azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapkınlık içindeydi." diyecektir. dipnot 1
Güdümüne girdiği (şeytani öteki kişilik): "Rabbimiz!" der, "Onu azdırıp saptıran ben değildim; kaldı ki o zaten derin bir sapıklığın içindeydi."
İnsanın öteki kişiliği: "Ya Rabbi!" diyecek, "Onun aklını, bilincini kötülüğe bulaştıran ben değilim; (hayır,) ama o (kendi yüzünden) sapıklığa düştü!"
Onun karini ("insan" olarak hitap bilince olup; karini, beden olarak da anlaşılabilir veya cinn dostu) dedi ki: "Rabbimiz, onu ben tuğyan ettirmedim (azdırmadım), ne var ki o (inanç olarak) uzak bir sapkınlık içinde idi. "
Onun yakın dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi."
Müşrikin arkadaşı (şeytan) der ki: Rabbimiz! Ben onu azdırmadım. Fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi.
Onun yanındaki, şöyle der: "Efendimiz! Onu, ben azdırmadım; zaten derin bir sapkınlık içindeydi!"
Arkadaşı diyecek ki: "Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi."
Arkadaşı, "Efendim, ben onu azdırmadım; fakat o kendisi derin bir sapıklık içindeydi" der.
Arkadaşı, 'Rabbim, ben onu azdırmadım; fakat o kendisi derin bir sapıklık içindeydi,' der.
Arkadaşı: "Ey Rabbimiz onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içindeydi!" der.
Arkadaşı der: Ya rabbena onu ben azdırmadım velakin kendisi uzak bir dalal içinde idi.
Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.
Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.
Onun yakını: "Rabb'imiz! Onu ben azdırmadım, fakat o derin bir sapkınlık içindeydi." der.
Onun yakın dostu (saptırıcı) dedi ki: "Rabbimiz, ben onu kışkırtıp azdırmadım. Ancak kendisi (haktan) uzak bir sapıklık içindeydi."
Arkadaşı (olan şeytan) "Ey Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Fakat o, (zaten hakdan) uzak bir sapıklık içinde idi" dedi (ler),
Onun yakın dostu dedi ki: Rabbımız; onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklıktaydı.
(21-29) Her nefis beraberinde bir sürücü ile / sevk görevlisi ile ve bir de şahitle gelmiştir. (Kişiyi iletmekle görevli toplam iki görevli) Kesin olan şu ki sen bundan boş vermiş haldeydin / gafil idin. Şimdi sendeki perdeyi kaldırdık / açtık. Basiretin / görmen daha keskin. (Hz. Ali der ki insan bir tür uykudadır ölünce uyanır) Güdümüne girdiği yakın arkadaşı d er ki yanımda ki hazır. Her ikisini de inatçı her kafiri atın cehenneme denilir. Hayra engel olanı / hayrı önleyeni, haddi aşmış şüphe içinde olan ı, Öyle ki Allah ’tan başka ilahlar yaptı , Onu azabın şiddetlisine atın denilir. Yakın arkadaşı d er ki ; Rabbimiz, onu ben azdırmadım ve lakin o uzun uzadıya bir sapıklıkta idi / derin bir sapıklıkta idi. Der ki yanımda kavga etmeyin / hasımlaşmayın vadettiğim şeyleri size evvelden sunmuştum. Yanımda verilen söz, sözdür değiştirilmez / mübadele yoktur. Ben de kullarıma zaten zulmetmem.
Arkadaşı (olan Şeytan) der ki: “Ey Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, fakat kendisi derin bir sapıklık içinde idi.”
Yanındaki arkadaşı dedi ki: "Rabbimiz, ben onu azdırmadım, zaten o kendisi derin bir sapıklık içinde idi."
(Onu suça sürükleyen) arkadaşı dipnot 1 der ki: "Rabbimiz! Onu taşkınlığa ben sürüklemedim; o zaten derin bir sapkınlık içindeydi dipnot 2 ."
Beraberinde olan (suç ortağı) der ki: "Rabbimiz! Onu ben azdırmadım, ama o derin bir sapıklıktaydı".
Yanındaki (Şeytan) der ki: Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Ama o, uzak bir sapıklık içindeydi.
Yanındaki der ki: -Rabbimiz, ben onu azdırmadım. Ama o, uzak bir sapıklık içindeydi.
Yoldaşı dedi ki: "Rabbimiz, onu ben azdırmadım. Onun kendisi, dönüşü olmayan bir sapıklık içindeydi."
His satanic friend or companion will say: "My Creator, I never incited him to evil; he was already and thus early an opinionated man who had erred and strayed from your ways like lost sheep".
and his [evil] companion will say, ‘Lord, I did not make him transgress; he had already gone far astray himself.’
His Companion will say: "Our Lord! I did not make him transgress, but he was (himself) far astray."
His companion said:" I did not incite him to rebel; he was far gone into error of his own accord." dipnot 1
His inseparable comrade will say, ‘Our Lord, I did not make him overstep the limits. He was, in any case, far astray.’
His companion (Satan - devil)] will say: "Our Lord! I did not push him to transgression, (in disbelief, oppression, and evil deeds) but he was himself in error far astray."
His companion will say, ‘Our Lord! I did not make him a rebel, but he [himself] was in extreme error. ’
(The disbeliever will blame) his (evil) associate (who) will say, `O our Lord! it was not I that seduced him to transgress but he himself was deeply sunk in error. '
And his comrade shall say, 'Our Lord, I made him not insolent, but he was in far error. '
His companion (Satan) will say: "Our Lord, I did not misled him, he himself (in his freedom of choose) chose to rebel. "
His mate shall say, 'Our Lord! I seduced him not, but he was in a remote error. '
His constant companion said, "Our Lord, I did not corrupt him, but he was already far astray."
His companion shall say, O Lord, I did not seduce him; but he was in a wide error.
His companion will say, "Our Lord! I did not lead him into transgression but he himself was in great error. "
His comrade will say, "Our Lord, in no way did I cause him to be inordinate; but he was in far error. "
His comrade saith: Our Lord! I did not cause him to rebel, but he was (himself) far gone in error.
His companion will say: "O Lord, I did not lead him to wickedness, but he was himself far astray. "
Man’s other self’ will say: "O our Sustainer! It was not I that led his conscious mind into evil [nay, ] but it had gone far astray [of its own accord]!
One’s ˹devilish˺ associate will say, "Our Lord! I did not make them transgress. Rather, they were far astray ˹on their own˺."
His constant companion said: "Our Lord, I did not corrupt him, but he was already far astray. "
His companion said, "Our Lord, I did not mislead him; he was far astray."
His [devil] companion will say, "Our Lord, I did not make him transgress, but he [himself] was in extreme error. "
His companion will say: “Our Lord: I did not cause him to transgress, but he was in extreme error.”
Man's comrade (desire) will say, "Our Lord! I did not mislead him. He himself was far astray."
His companion, (the Satan in the Hell) will say: "Our Lord! I did not make him transgress, but he was (himself) far away (from good). "
His (evil) companion (i.e. the Satan) will say, "O our Lord, I did not cause him to rebel, but he was himself (involved) in straying far from the track."
His associate said: "Our Lord, I did not corrupt him, but he was already far astray."