Diyanet İşleri
(21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.
Kalem suresi
Kalem suresi, 22. ayet. أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰرِمِينَ
eni-gdû `alâ ḥarŝiküm in küntüm ṣârimîn.
(21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Bahçe sahipleri kıssası Kalem 17–33 3
Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.
Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.
(21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.
(23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.
(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 21–22. ayetler için yazılmıştır.
21-22. Onlar bahçelerini büsbütün kuşatan bu afetin farkında değillerdi. O nedenle de sabah olduğunda birbirlerine dediler ki: “Madem devşirecekseniz mahsulünüzün başına erkenden gidin.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şöyle diyorlardı: "Eğer meyveleri toplayacaksanız fakirler gelmeden, mahsulünüz için bir an önce yola çıkın.''
Aynı kök: صرم (3 geçiş) · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden…
Aynı kök: صرم (3 geçiş) · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: غدو (16 geçiş)
(Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.
Aynı kök: حرث (14 geçiş)
Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…
Aynı kök: حرث (14 geçiş)
O, (senin yanından) ayrılınca yeryüzünde bozgunculuk yapmağa, ekin ve nesli yok etmeğe çalışır. Allah ise bozgunculuğu sevmez.
Aynı kök: حرث (14 geçiş)
Kadınlarınız sizin ekinliğinizdir. Ekinliğinize dilediğiniz biçimde varın. Kendiniz için (geleceğe hazırlık olarak) güzel davranışlar takdim edin.…
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…
Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri
Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
"Hasat etmek istiyorsanız, erkenden arazinize (bahçenize) gidin!"
"Hasat yapmak istiyorsanız, erkenden arazinize gidin!"
"Meyve toplamak istiyorsanız erkenden tarlanıza gidin!"
"Eğer kesip devşirecekseniz, ekininize erken gidin!" (diye).
"Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkıp çıkın."
Madem devşireceksiniz, hadi erkenden mahsûlünüzün başına gidin! diye
"Ürün toplayacaksanız, erkenden bahçenize gidin!"
- Sabahleyin birbirlerine şöyle seslendiler: "Eğer ürünlerinizi devşirecekseniz erkenden bostanlarınıza gidiniz!"
"Devşirecekseniz, haydi ekinlerinize erken varın."
'Devşirecekseniz, haydi ekinlerinize erken varın.'
Haydi, kesecekseniz harsinize (ekininize) erkence koşun! dediler.
Haydin kesecekseniz harsinize irkence koşun dediler.
Eğer, ürününüzü toplayacaksanız, tarlanıza sabah erkenden gidin!
Eğer, ürününüzü toplayacaksanız, tarlanıza sabah erkenden gidin!
Eğer, ürününüzü toplayacaksanız, tarlanıza sabah erkenden gidin!
"Eğer ürününüzü devşirecekseniz erkence kalkıp çıkın."
"Devşirecekseniz erkence mahsulünüzü (devşirmiye) çıkın" diye.
Mahsullerinizi devşirecekseniz erkence çıkın, diye.
(17-33) Mutlaka bahçe sahiplerine imtihan / bela ettiğimiz gibi onları da belaya / imtihana uğrattık. Yemin ettiler ki sabahlayınca onun ürünlerini biçelim. İstisna da etmediler (İnşallah demediler) onlar uyurlarken Rabbinden bir dolaşan /taif onun üzerinde dolaştı/gezindi. Sabahlayıncaya kadar ürünler biçildi /hasat edildi. Sabah olunca (gece çekilince) haydi eğer ki biçecekseniz erkenden gidin ekinlerinize / harslarınıza diye seslendiler / nidada bulundular. Fırlayıp gidiyorlarken aralarında da bugün beraberinizde miskin biri /çalışma gücü olmayan biri olmasın, ona / bahçeye girmesin diye mırıldanıyorlardı. (Birilerini) mahrum etmek kadriyle / niyetiyle erkenden yola düştüler. (Tüm her şe yin iyice ayarladığı zannıyla bahçeye, cesur bir giriş yapıyorlar) Onu gördüklerinde, yolu şaşırmışız dediler. Bilakis bizler mahrum olduk. Onlardan vasat olanı / orta yolu tutan biri dedi ki, size demedim mi keşke üstün tutsaydık / yüceltseydik. Dediler ki Rabbimiz seni yüceltiyoruz / üstün tutuyoruz, kesinlikle biz zalimler olduk. Az sonra da birbirlerini çekiştirip kınadılar. Yazıklar olsun bizlere kesinlikle biz azgınlarmışız. Umulur ki Rabbimiz bundan hayırlısına bizi tebdil eyler /değiştirir. Kesinlikle rabbimize rağbet ediciyiz / itibar gösteriyoruz / önem veriyoruz. İşte azap böyledir. (Bahçe sahiplerinin azabı mahrumiyettir) Sonraki azap / ahiret azabı da daha büyüktür. Keşke biliyor olsalardı.
Eğer mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın!
"Haydi devşirecekseniz erkenden ekininize gidin" diye.
"Eğer toplayacaksanız ürünlerinizin başına erkenden varın!"
Eğer devşirecekseniz ürünlerinizin başına erkenden varın!" dediler.
Mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın!
(22-23) -Mahsulü toplayacaksanız, erkenden yola çıkın! diye gizlice konuşarak yola düştüler.
"Hadi, eğer biçecekseniz ekininize erken gidin."
"Let us go", said one of them, "and do what you have planned to do if you are to serve your purpose".
‘Go early to your field if you wish to gather all its fruits,’
"Go ye to your tilth (betimes) in the morning, if ye would gather the fruits."
"Hurry to your orchard dipnot 1 if you would gather its fruit."
‘Leave early for your land if you want to pick the fruit. ’
Saying: "Go to your tilth in the morning, if you would pluck the fruits."
‘Get off early to your field if you have to gather [the fruits]. ’
(Saying), `Go forth early at dawn to your field if you would pluck and gather the fruit. '
'Come forth betimes upon your tillage, if you would pluck!'
… "Let us go gather our fruits. "
'Go early to your tilth if ye would cut it!'
"Let us go this morning to harvest the crop."
Go out early to your plantation, if ye intend to gather the fruit thereof:
Saying, "Go early to your tilth if you would cut the produce. "
(Saying), "Go forth early upon your tillage, in case you would wrest away (the fruit)!"
Saying: Run unto your field if ye would pluck (the fruit).
"If you want to gather the fruits, let us go early to the plantation. "
"Go early to your tilth if you want to harvest the fruit!"
˹saying,˺ "Go early to your harvest, if you want to pick ˹all˺ the fruit."
"Let us go this morning to harvest the crop. "
"Let us harvest the crop."
[Saying], "Go early to your crop if you would cut the fruit. "
“Go early to your tilth, if you would be reaping!”
"Go early to your field if you want to pick the fruit. "
Saying: "You go to your garden early in the morning, if you were to gather the fruits. "
saying, "Set out early, if you are going to pluck (the fruits)."
"Let us go this morning to harvest the crop."