Kavim kıssası

Bahçe Sahipleri

İki mesel: Kehf'te iki bahçesiyle övünüp 'bunun yok olacağını sanmıyorum' diyen adam ve bahçelerinin bir gecede yok olması; Kalem suresinde ürünü sabah erkenden toplayıp yoksula pay vermemeye yeminleşen sahipler ve bahçenin kararmış bulunması. Yer ve zaman verilmez.

Anlatı

Ayetler kıssanın akışına göre sıralandı · meal: Diyanet İşleri
  1. 1

    İki bahçe sahibi

    Kehf 32-44
    1. Kehf suresi, 32. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 32. ayet. وَٱضْرِبْ لَهُم مَّثَلًا رَّجُلَيْنِ جَعَلْنَا لِأَحَدِهِمَا جَنَّتَيْنِ مِنْ أَعْنَٰبٍ وَحَفَفْنَٰهُمَا بِنَخْلٍ وَجَعَلْنَا بَيْنَهُمَا زَرْعًا

      Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.

    2. Kehf suresi, 33. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 33. ayet. كِلْتَا ٱلْجَنَّتَيْنِ ءَاتَتْ أُكُلَهَا وَلَمْ تَظْلِم مِّنْهُ شَيْـًٔا وَفَجَّرْنَا خِلَٰلَهُمَا نَهَرًا

      Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.

    3. Kehf suresi, 34. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 34. ayet. وَكَانَ لَهُۥ ثَمَرٌ فَقَالَ لِصَٰحِبِهِۦ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَنَا۠ أَكْثَرُ مِنكَ مَالًا وَأَعَزُّ نَفَرًا

      Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."

    4. Kehf suresi, 35. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 35. ayet. وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَٰذِهِۦٓ أَبَدًا

      Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."

    5. Kehf suresi, 36. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 36. ayet. وَمَآ أَظُنُّ ٱلسَّاعَةَ قَآئِمَةً وَلَئِن رُّدِدتُّ إِلَىٰ رَبِّى لَأَجِدَنَّ خَيْرًا مِّنْهَا مُنقَلَبًا

      "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum."

    6. Kehf suresi, 37. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 37. ayet. قَالَ لَهُۥ صَاحِبُهُۥ وَهُوَ يُحَاوِرُهُۥٓ أَكَفَرْتَ بِٱلَّذِى خَلَقَكَ مِن تُرَابٍ ثُمَّ مِن نُّطْفَةٍ ثُمَّ سَوَّىٰكَ رَجُلًا

      Arkadaşı, ona cevap vererek dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah'ı inkar mı ediyorsun?"

    7. Kehf suresi, 38. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 38. ayet. لَّٰكِنَّا۠ هُوَ ٱللَّهُ رَبِّى وَلَآ أُشْرِكُ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

      "Fakat O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."

    8. Kehf suresi, 39. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 39. ayet. وَلَوْلَآ إِذْ دَخَلْتَ جَنَّتَكَ قُلْتَ مَا شَآءَ ٱللَّهُ لَا قُوَّةَ إِلَّا بِٱللَّهِ إِن تَرَنِ أَنَا۠ أَقَلَّ مِنكَ مَالًا وَوَلَدًا

      (39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir."

    9. Kehf suresi, 40. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 40. ayet. فَعَسَىٰ رَبِّىٓ أَن يُؤْتِيَنِ خَيْرًا مِّن جَنَّتِكَ وَيُرْسِلَ عَلَيْهَا حُسْبَانًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ فَتُصْبِحَ صَعِيدًا زَلَقًا

      (39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan, belki Rabbim bana, senin bağından daha iyisini verir. Seninkinin üzerine de gökten bir afet indirir de bağ kupkuru ve yalçın bir toprak haline geliverir."

    10. Kehf suresi, 41. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 41. ayet. أَوْ يُصْبِحَ مَآؤُهَا غَوْرًا فَلَن تَسْتَطِيعَ لَهُۥ طَلَبًا

      "Ya da suyu çekiliverir de (bırak bir daha bulmayı) artık onu arayamazsın bile."

    11. Kehf suresi, 42. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 42. ayet. وَأُحِيطَ بِثَمَرِهِۦ فَأَصْبَحَ يُقَلِّبُ كَفَّيْهِ عَلَىٰ مَآ أَنفَقَ فِيهَا وَهِىَ خَاوِيَةٌ عَلَىٰ عُرُوشِهَا وَيَقُولُ يَٰلَيْتَنِى لَمْ أُشْرِكْ بِرَبِّىٓ أَحَدًا

      Derken bütün serveti helak edildi. (Yıkılmış) çardakları üzerine çökmüş haldeki bağına yaptığı harcamalar karşısında ellerini oğuşturuyor ve şöyle diyordu: "Keşke Rabbime hiçbir kimseyi ortak koşmasaydım.."

    12. Kehf suresi, 43. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 43. ayet. وَلَمْ تَكُن لَّهُۥ فِئَةٌ يَنصُرُونَهُۥ مِن دُونِ ٱللَّهِ وَمَا كَانَ مُنتَصِرًا

      Onun, Allah'tan başka kendisine yardım edebilecek kimseleri yoktu. Kendi kendini kurtaracak güçte de değildi.

    13. Kehf suresi, 44. ayet — tek başına aç

      Kehf suresi, 44. ayet. هُنَالِكَ ٱلْوَلَٰيَةُ لِلَّهِ ٱلْحَقِّ هُوَ خَيْرٌ ثَوَابًا وَخَيْرٌ عُقْبًا

      İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah'a mahsustur. O'nun mükafatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.

  2. 2

    Yoksulu dışlamaya yeminleşenler

    Kalem 17-33
    1. Kalem suresi, 17. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 17. ayet. إِنَّا بَلَوْنَٰهُمْ كَمَا بَلَوْنَآ أَصْحَٰبَ ٱلْجَنَّةِ إِذْ أَقْسَمُوا۟ لَيَصْرِمُنَّهَا مُصْبِحِينَ

      Şüphesiz biz, vaktiyle "bahçe sahipleri"ne bela verdiğimiz gibi, onlara (Mekkeli inkarcılara) da bela verdik. Hani o bahçe sahipleri, sabah erkenden (fakirler gelmeden) bahçenin ürünlerini devşirmeye yemin etmişlerdi.

    2. Kalem suresi, 18. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 18. ayet. وَلَا يَسْتَثْنُونَ

      (Bunu tasarlarken) istisna da yapmıyorlardı. ("İnşaallah" demiyorlardı.)

    3. Kalem suresi, 19. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 19. ayet. فَطَافَ عَلَيْهَا طَآئِفٌ مِّن رَّبِّكَ وَهُمْ نَآئِمُونَ

      Nihayet onlar uykuda iken Rabbinden bir afet (ateş) bahçeyi sardı.

    4. Kalem suresi, 20. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 20. ayet. فَأَصْبَحَتْ كَٱلصَّرِيمِ

      Böylece bahçe, (anızı) yakılmış toprağa döndü.

    5. Kalem suresi, 21. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 21. ayet. فَتَنَادَوْا۟ مُصْبِحِينَ

      (21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

    6. Kalem suresi, 22. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 22. ayet. أَنِ ٱغْدُوا۟ عَلَىٰ حَرْثِكُمْ إِن كُنتُمْ صَٰرِمِينَ

      (21-22) Derken, sabahleyin birbirlerine, "Haydi, eğer ürününüzü devşirecekseniz erkenden gidin" diye seslendiler.

    7. Kalem suresi, 23. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 23. ayet. فَٱنطَلَقُوا۟ وَهُمْ يَتَخَٰفَتُونَ

      (23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

    8. Kalem suresi, 24. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 24. ayet. أَن لَّا يَدْخُلَنَّهَا ٱلْيَوْمَ عَلَيْكُم مِّسْكِينٌ

      (23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

    9. Kalem suresi, 25. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 25. ayet. وَغَدَوْا۟ عَلَىٰ حَرْدٍ قَٰدِرِينَ

      (Yoksullara yardım etmeğe) güçleri yettiği halde (böyle söyleyerek) erkenden yola çıktılar.

    10. Kalem suresi, 26. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 26. ayet. فَلَمَّا رَأَوْهَا قَالُوٓا۟ إِنَّا لَضَآلُّونَ

      Fakat bahçeyi o halde gördüklerinde, "Biz mutlaka yolumuzu şaşırmış olmalıyız!" dediler.

    11. Kalem suresi, 27. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 27. ayet. بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ

      (Gerçeği anlayınca da), "Hayır, meğer biz mahrum bırakılmışız!" dediler.

    12. Kalem suresi, 28. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 28. ayet. قَالَ أَوْسَطُهُمْ أَلَمْ أَقُل لَّكُمْ لَوْلَا تُسَبِّحُونَ

      Onların en akl-ı selim sahibi olanı, "Ben size 'Rabbinizi tespih etseydiniz ya! dememiş miydim?" dedi.

    13. Kalem suresi, 29. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 29. ayet. قَالُوا۟ سُبْحَٰنَ رَبِّنَآ إِنَّا كُنَّا ظَٰلِمِينَ

      Onlar, "Rabbimizi tesbih ederiz (yüceltiriz). Şüphesiz biz zalim kimseler imişiz" dediler.

    14. Kalem suresi, 30. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 30. ayet. فَأَقْبَلَ بَعْضُهُمْ عَلَىٰ بَعْضٍ يَتَلَٰوَمُونَ

      Bunun üzerine birbirlerini kınamaya başladılar.

    15. Kalem suresi, 31. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 31. ayet. قَالُوا۟ يَٰوَيْلَنَآ إِنَّا كُنَّا طَٰغِينَ

      Şöyle dediler: "Yazıklar olsun bize! Gerçekten biz azgın kişilermişiz!"

    16. Kalem suresi, 32. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 32. ayet. عَسَىٰ رَبُّنَآ أَن يُبْدِلَنَا خَيْرًا مِّنْهَآ إِنَّآ إِلَىٰ رَبِّنَا رَٰغِبُونَ

      "Umulur ki, Rabbimiz bize bunun yerine daha iyisini verir. Çünkü biz artık Rabbimizi arzulayanlarız."

    17. Kalem suresi, 33. ayet — tek başına aç

      Kalem suresi, 33. ayet. كَذَٰلِكَ ٱلْعَذَابُ وَلَعَذَابُ ٱلْـَٔاخِرَةِ أَكْبَرُ لَوْ كَانُوا۟ يَعْلَمُونَ

      İşte böyledir azap! Ahiret azabı ise elbette daha büyüktür; ah bir bilselerdi!

Dersler

Her madde bir kaynağa dayanır; platform yorumu eklenmez
  1. Bahçe meselleri, nimeti kendinden bilmenin ve yoksulun hakkını kesmenin uyarısı olarak ele alınır.

    TDV İslâm Ansiklopedisi BAHÇE SAHİPLERİ maddesi — islamansiklopedisi.org.tr/bahce-sahipleri

Bağlantılar