Kalem suresi

Kalem suresi, 43. ayet

Kalem suresi, 43. ayet. خَٰشِعَةً أَبْصَٰرُهُمْ تَرْهَقُهُمْ ذِلَّةٌ وَقَدْ كَانُوا۟ يُدْعَوْنَ إِلَى ٱلسُّجُودِ وَهُمْ سَٰلِمُونَ

ḫâşi`aten ebṣâruhüm terheḳuhüm ẕilleh. veḳad kânû yüd`avne ile-ssücûdi vehüm sâlimûn.

Diyanet İşleri

(42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kalem 40–46 · surenin 43. ayeti / 52

Konu Baldırların açılacağı gün ve verilen mühlet Kalem 42–47 3

  1. Kalem 40

    Sor onlara: "Onların hangisi bu (iddianın doğruluğu)na kefildir?"

  2. Kalem 41

    Yoksa onların ortakları mı var? Doğru söyleyenler iseler, haydi getirsinler ortaklarını!

  3. 42–43

    (42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.

  4. Kalem 44

    (Ey Muhammed!) Bu sözü (Kur'an'ı) yalanlayanlarla beni baş başa bırak. Biz onları bilemeyecekleri biçimde adım adım helaka yaklaştıracağız.

  5. Kalem 45

    Onlara mühlet veriyorum. Şüphesiz benim tuzağım sağlamdır.

  6. Kalem 46

    Yoksa sen onlardan bir ücret istiyorsun da onlar bu yüzden ağır bir borç yükü altına mı girmişlerdir?

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 42–43. ayetler için yazılmıştır.

42-43. Kıyamet günü olup da orada hatıra gelmeyecek türden sarsıntılar, dehşetli haller ve insanı tedirgin edecek olaylar açığa çıkacaktır. Yüce Yaratıcı kulları arasında ayırt edici hükmünü vermek ve amellerinin karşılıklarını kendilerine göstermek üzere gelecek ve zatına yaraşır olup hiçbir şeye benzemeyen “sâkını/baldırını” açacak ve yaratılmışlar O’nun celal ve azametini anlatılması mümkün olmayacak bir şekilde görecekler ve o vakit Allah’a secde etmeye davet edileceklerdir. Dünyada iken kendi istek ve iradeleri ile Allah’a secde eden mü’minler secde edecekler. Günâhkar münafıklar ise secde etmeye çalışacaklar ancak buna güçleri yetmeyecektir. Sırtları sığırların boynuzları gibi olacak ve bükülmeyecektir. Bu ceza, onların amelleri türünden bir cezadır. Çünkü onlar dünya hayatında iken Yüce Allah’a secde etmeye davet ediliyorlar, O’nu tevhid etmeye, O’na ibadet etmeye çağrılıyorlardı. O sırada onlar sapasağlam idiler ve herhangi bir hastalıkları yoktu. Ancak bu emre karşı büyükleniyor ve onu reddediyorlardı.

Artık o gün onların hallerini, kötü âkıbetlerini sorma gitsin! Allah kendilerine gazap edecek, azap sözü onlara hak olacak, kurtuluş çareleri kalmayacak, Kıyamet gününde pişmanlık duymanın, özür beyan etmenin kendilerine hiçbir faydası olmayacaktır. Bu ayetler, kalpleri masiyetleri sürdürmekten alıkoymayı ve imkânı varken vakit geçmeden kusurları telafi etmeye yönelmeyi gerektirmektedir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bakışları utanç içinde, onları zillet ve pişmanlık kaplamış bir haldeydiler. Oysa onlar dünyada bugün içinde bulundukları halden selamette iken onlardan Allah’a secde etmeleri istenmişti.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. خَـٰشِعَةً haşiaten korkuyla kök: خشع
  2. أَبْصَـٰرُهُمْ ebsaruhum gözleri kök: بصر
  3. تَرْهَقُهُمْ terhekuhum onları kaplar kök: رهق
  4. ذِلَّةٌۭ ۖ zilletun bir zillet kök: ذلل
  5. وَقَدْ ve kad halbuki
  6. كَانُوا۟ kanu kök: كون
  7. يُدْعَوْنَ yud'avne da'vet edilirlerdi kök: دعو
  8. إِلَى ila
  9. ٱلسُّجُودِ s-sucudi secdeye kök: سجد
  10. وَهُمْ vehum onlar
  11. سَـٰلِمُونَ salimune sağlam iken kök: سلم

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رهق (10 geçiş) · Aynı kök: خشع (17 geçiş) · Aynı kök: ذلل (24 geçiş)

    (43-44) Dikili putlara akın akın gidercesine, gözleri inmiş, kendilerini zillet kaplamış bir halde mezarlarından süratle çıkacakları o günü hatırla!…

  • Aynı kök: رهق (10 geçiş) · Aynı kök: ذلل (24 geçiş)

    Güzel iş yapanlara (karşılık olarak) daha güzeli ve bir de fazlası vardır. Onların yüzlerine ne bir kara bulaşır, ne de bir zillet. İşte onlar…

  • Aynı kök: رهق (10 geçiş) · Aynı kök: ذلل (24 geçiş)

    Kötü işler yapmış olanlara gelince, bir kötülüğün cezası misliyledir ve onları bir zillet kaplayacaktır. Onları Allah'(ın azabın)dan koruyacak hiçbir…

  • Aynı kök: خشع (17 geçiş) · Aynı kök: ذلل (24 geçiş)

    Ateşe sunulurken onların zilletten başlarını öne eğmiş, göz ucuyla gizli gizli baktıklarını görürsün. İnananlar da, "İşte asıl ziyana uğrayanlar,…

  • Aynı kök: خشع (17 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Şüphesiz müslüman erkeklerle müslüman kadınlar, mü'min erkeklerle mü'min kadınlar, itaatkar erkeklerle itaatkar kadınlar, doğru erkeklerle doğru…

  • Aynı kök: خشع (17 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    O gün kendisinden yan çizmek mümkün olmayan davetçiye (İsrafil'e) uyarlar. Sesler, Rahman'ın azametinden dolayı kısılmıştır. Artık sadece fısıltı…

  • Aynı kök: ذلل (24 geçiş) · Ortak kavram: İslâm

    Musa şöyle dedi: "Rabbim diyor ki; o, çift sürmek, ekin sulamak için boyunduruğa vurulmamış, kusursuz, hiç alacası olmayan bir sığırdır." Onlar,…

  • Aynı kök: ذلل (24 geçiş) · Ortak kavram: Dua

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

65 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Kendilerini aşağılanma kaplamış olarak gözleri (sıkıntıdan) yıkılmış bir hâlde (olacaktır). dipnot 1 (Oysa) onlar, sağlamken secde etmeye davet edilmişlerdi.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Me‘âric 70:44.

Mustafa İslamoğlu

Bakışları gerçeğin dehşetinden yere düşmüş, kendilerini bir zillet kuşatmıştır; zira onlar, becerebilecekleri bir haldeyken secdeye çağrılmışlardı (da reddetmişlerdi).

Muhammed Esed

(işte o Gün) gözleri zilletin ağırlığıyla ürkekleşip durgunlaşacaktır; çünkü hayatta iken (Allah'ın huzurunda) secde etmeye çağrılmaları (boşa gitmişti).

Ahmed Hulusi

Gözleri dehşetten önlerine eğik, zillet halinde! Oysa onlar akılları başlarında dünyada iken secdeye davet olunuyorlardı.

Ali Bulaç

Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi.

Ali Özek ve heyeti

Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).

Ali Rıza Safa

Bakışları düşmüş, onları bir aşağılanma kaplamıştır. Oysa sapasağlamken secdeye çağırılıyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde, kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.

Edip Yüksel

Gözleri düşmüş bir durumda, onları aşağılanma kaplar. Oysa onlar sağlam iken secdeye çağrılmışlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Gözleri düşmüş bir durumda, onları aşağılanma kaplar. Oysa onlar sağlam iken secdeye çağrılmışlardı

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur. Oysa onlar, o secdeye sağ salim iken davet ediliyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur, halbuki o secdeye onlar sağ salim iken da'vet olunuyorlardı.

Erhan Aktaş

O Gün, gözlerini umutsuzca endişe bürüyecek, yüzlerini aşağılanmışlık duygusu kaplayacaktır. Oysaki onlar, fırsat varken secdeye davet olunmuşlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O gün, gözlerini umutsuzca endişe bürüyecek, yüzlerini aşağılanmışlık duygusu kaplayacaktır. Oysaki onlar, fırsat varken secdeye davet olunmuşlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O gün, gözlerini umutsuzca endişe bürüyecek, yüzlerini aşağılanmışlık duygusu kaplayacaktır. Oysaki onlar, fırsat varken secdeye davet olunmuşlardı.

Gültekin Onan

Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi.

Hasan Basri Çantay

(Evet, secdeye da'vet edilecekler) gözleri düşük, kendilerini bir zillet sarmış olarak. Halbuki onlar bu secdeye (dünyada) herşeyden salim ve sapasağlam iken da'vet ediliyorlardı.

İbni Kesir

Gözleri dönmüş olarak, yğzlerini zillet bürür. Halbuki kendileri sapa* sağlam oldukları vakit secdeye çağırılmışlardı.

Mehmet Alagaş

(34-45) Sakınanlara Rableri yanında naim cennetleri kesin olarak vardır. Teslim olanları /Müslümanları, suçlular /cürümlüler gibi hiç yapar mıyız? Ne oluyor size, nasıl yargılıyorsunuz / hükmediyorsunuz? Yahut sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Onda, siz neyi beğenip seç erseniz / tehayyer ederseniz o, kesinlikle sizindir mi? yazıyor, ya da geçerliliği / beeliğası kıyamete kadar / kalkış gününe kadar süren, yeminlerimiz mi var size? Her neye hükmederseniz / kararınız her neyse mutlak mıdır? Sor onlara onlardan hangisi b öyle bir şeyin sorumlusu olacak / kefili olacak. Ya da ortak birileri mi var ? Eğer dürüstseler ortaklarını da getirsinler. O gün ayaklar bacaklar açılır, secde etmeye davet edilirler ama istidatları yetmez / güçleri yetmez ki secde etsinler. Bakışları düşmüş / gözler yerde , onları zillet sarmıştır. Becerebilirken / sağ salim iken secde etmeye davet ediliyorlardı. Artık bu olayları / hâdiseleri yalanlayanı bana bırak/ sal gelsin bana. Onları bilmedikleri taraftan derece derece / tedrici bir biçimde azaba yaklaştıracağız. Onlara mühlet veririm kesinlikle benim tuzağım sağlamdır / metindir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Gözleri korku içinde, yüzlerini zillet bürümüştür. Oysa onlar, sağ salim iken secde etmeye çağrılmışlardı.

Süleyman Ateş

Gözleri düşük olarak yüzlerini bir zillet kaplar. Onlar sağlam iken de secdeye da'vet edilirler (fakat secde etmezler)di.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Saygıyla önlerine bakacaklar, alçaklık her yanlarını saracak. Onlar bu hale gelmeden önce de secdeye çağrılmışlardı.

Şaban Britch

Gözleri yere yıkılmış, yüzlerini zillet bürümüştür. Oysa onlar, sağ salim iken secdeye çağrılmışlardı.

Şaban Piriş

Gözleri yere yıkılmış, yüzlerini zillet bürümüş/perişan olmuşlardır. Oysa onlar, selamette iken secdeye çağrılmışlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Gözleri yere eğilmiş, benliklerini zillet kaplamıştır. Onlar, sapasağlam oldukları zaman da secde etmeye çağrılıyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They stand drooping their sight and drooping their souls, hollow-eyed, gazing in bewilderment and fear and gazing their souls away, mortified, despaired of hope and discredited by the base and ignominious cover of their quality and conduct; yet they were admonished in life to bow to the ground in adoration when conditions were wholesome but they did not

Abdul Haleem

and their eyes will be downcast and they will be overwhelmed with shame: they were invited to prostrate themselves when they were safe [but refused].

Abdullah Yusuf Ali

Their eyes will be cast down,- ignominy will cover them; seeing that they had been summoned aforetime to bow in adoration, while they were whole, (and had refused).

Abul A'la Maududi

Their eyes shall be downcast and ignominy shall overwhelm them. For when they were safe and sound, they were summoned to prostrate themselves, (and they refused). dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It means: On the Resurrection Day it will be openly and publicly demonstrated as to who in the world had actually worshiped Allah and who was disinclined to do so. For this purpose the people will be called upon to prostrate themselves before Allah. Then, those who had been sincerely worshiping Allah in the world would prostrate themselves, and those who had declined to bow before Him in the world would be unable to do so. It will become impossible for them to put up a false show of being worshipers. Therefore, they will remain standing, degraded and downcast with shame.

Aisha Bewley

Their eyes will be downcast, darkened by debasement; for they were called on to prostrate when they were in full possession of their faculties.

Al-Hilali & Khan

Their eyes will be cast down and ignominy will cover them; they used to be called to prostrate themselves (offer prayers), while they were healthy and good (in the life of the world, but they did not).

Ali Quli Qarai

With a humbled look [in their eyes], they will be overcast by abasement. Certainly they were summoned to prostrate themselves while they were yet sound.

Amatul Rahman Omar

Their looks will be downcast and they will be overwhelmed with disgrace. (Before this state of theirs) they had been called upon to prostrate themselves (before God) while they were (still) safe and sound (but they had refused).

Arthur John Arberry

humbled shall be their eyes, and abasement shall overspread them, for they had been summoned to bow themselves while they were whole.

Bijan Moeinian

Their eyes full of shame and sorrow they will be reminded of the time that they had the opportunity to fall down in prostration and worship their Lord but they refused to.

E. Henry Palmer

Lowering their looks, abasement shall attack them, for they were called to adore while yet they were safe!

Edip-Layth

With their eyes subdued, humiliation will cover them. They were invited to prostrate when they were whole and able.

George Sale

Their looks shall be cast down: Ignominy shall attend them: For that they were invited to the worship of God, while they were in safety, but would not hear.

Hamid S. Aziz

Their looks cast down, abasement shall overtake them seeing that they had been called upon to make obeisance indeed while yet they were safe.

Mahmoud Ghali

Submissive will be their be holdings, (i. e., gazes) humbleness oppressing them. And they had been already called to prostrate themselves while (Literally: and) they were safe.

Marmaduke Pickthall

With eyes downcast, abasement stupefying them. And they had been summoned to prostrate themselves while they were yet unhurt.

Mohamed Ahmed - Samira

Lowered will be their eyes, disgrace overwhelming them. They had indeed been called to bow in homage when they were free of blame.

Muhammad Asad

downcast will be their eyes, with ignominy overwhelming them - seeing that they had been called upon [in vain] to prostrate themselves [before Him] while they were yet sound [and alive].

Mustafa Khattab

with eyes downcast, totally covered with disgrace. For they were ˹always˺ called to prostrate ˹in the world˺ when they were fully capable ˹but they chose not to˺.

Progressive Muslims

With their eyes subdued, humiliation will cover them. They were invited to prostrate when they were whole and able.

Rashad Khalifa

With their eyes subdued, humiliation will cover them. They were invited to fall prostrate when they were whole and able.

Sahih International

Their eyes humbled, humiliation will cover them. And they used to be invited to prostration while they were sound.

Sam Gerrans

Their eyes will be humbled, humiliation covering them, for they had been invited to the Submission when they were whole.

Shabbir Ahmed

Their eyes drooping, humiliation will overwhelm them! And they had been repeatedly invited to prostrate when they were able.

Syed Vickar Ahamed

Their eyes will be cast down— Intense shame will cover them: Seeing that they had been summoned before to prostrate themselves (in love and prayer to Allah and His admiration) while they were whole, (human beings in this world and they had refused).

Taqi Usmani

With their eyes downcast, they will be enveloped by ignominy. They used to be called upon to prostrate when they were healthy (but they did not.)

The Monotheist Group

With their eyes subdued, humiliation will cover them. They were invited to prostrate when they were whole and able.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 43. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 43. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kalem suresi, 43. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩