Diyanet İşleri
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naim cennetleri vardır.
Kalem suresi · 34–41. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Kalem suresi, 34. ayet. إِنَّ لِلْمُتَّقِينَ عِندَ رَبِّهِمْ جَنَّٰتِ ٱلنَّعِيمِ
Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naim cennetleri vardır.
Şüphesiz ki muttakîler (duyarlı olanlar) için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır.
Şu bir gerçek ki, takva sahipleri için Rableri katında sonsuz nimetlerle dolu cennetler vardır.
Çünkü, (yalnız) Allah'a karşı sorumluluklarının bilincinde olanları Rableri katında mutluluk bahçeleri beklemektedir:
Muhakkak ki korunmuş olanlar için, Rableri indinde Naim cennetleri vardır.
Doğrusu, muttaki olanlar için Rableri katında nimetlerle donatılmış cennetler vardır.
Şu da muhakkak ki, takvâ sahipleri için Rableri katında nimetleri bol cennetler vardır.
Kuşkusuz, sorumluluk bilinci taşıyanlar için, Efendilerinin katında nimet cennetleri vardır.
Şüphesiz takva sahipleri için de nimet cennetleri vardır.
Erdemliler, Efendi'lerinden nimet bahçeleri hak etmişlerdir.
Erdemliler, Rab'lerinden nimet bahçeleri (cennetleri) haketmişlerdir.
Şüphesiz ki, korunan takva sahipleri içindir Rabbinin katında nimetleri bol cennetler.
Şübhesiz ki korunan müttakiler içindir rablarının ındinde na'im Cennetleri.
Takva sahipleri için, Rabb'lerinin yanında, nimeti bol Cennetler vardır.
Takva sahipleri için, Rabb'lerinin yanında, nimeti bol Cennetler vardır.
Takva sahipleri için, Rabb'lerinin yanında, nimeti bol Cennetler vardır.
Doğrusu, muttaki olanlar için rableri katında nimetlerle donatılmış cennetler vardır.
Şübhesiz ki (fenalıkdan) sakınanlar için Rableri nezdinde ni'meti daim ve haalis cennetler vardır.
Muhakkak ki müttakiler için, Rabbları katında Naim cennetleri vardır.
(34-45) Sakınanlara Rableri yanında naim cennetleri kesin olarak vardır. Teslim olanları /Müslümanları, suçlular /cürümlüler gibi hiç yapar mıyız? Ne oluyor size, nasıl yargılıyorsunuz / hükmediyorsunuz? Yahut sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Onda, siz neyi beğenip seç erseniz / tehayyer ederseniz o, kesinlikle sizindir mi? yazıyor, ya da geçerliliği / beeliğası kıyamete kadar / kalkış gününe kadar süren, yeminlerimiz mi var size? Her neye hükmederseniz / kararınız her neyse mutlak mıdır? Sor onlara onlardan hangisi b öyle bir şeyin sorumlusu olacak / kefili olacak. Ya da ortak birileri mi var ? Eğer dürüstseler ortaklarını da getirsinler. O gün ayaklar bacaklar açılır, secde etmeye davet edilirler ama istidatları yetmez / güçleri yetmez ki secde etsinler. Bakışları düşmüş / gözler yerde , onları zillet sarmıştır. Becerebilirken / sağ salim iken secde etmeye davet ediliyorlardı. Artık bu olayları / hâdiseleri yalanlayanı bana bırak/ sal gelsin bana. Onları bilmedikleri taraftan derece derece / tedrici bir biçimde azaba yaklaştıracağız. Onlara mühlet veririm kesinlikle benim tuzağım sağlamdır / metindir.
Şüphesiz Allah’a karşı gelmekten sakınanlar için Rableri katında Naîm Cennetleri vardır.
Korunanlar için de Rableri katında ni'met bahçeleri vardır.
Şüphesiz ki kendini yanlışlardan koruyanlar için Rableri katında nimetlerle dolu cennetler vardır dipnot 1 .
Yanlışlardan korunanlar için Rableri katında nimetlerle dolu bahçeler vardır.
Şüphesiz takva sahipleri için Rableri katında Naim Cennetleri vardır
Şüphesiz takva sahipleri için Rab'leri katında nimet cennetleri vardır.
Takva sahipleri için, Rableri katında nimetlerle dolu cennetler vardır.
Kalem suresi, 35. ayet. أَفَنَجْعَلُ ٱلْمُسْلِمِينَ كَٱلْمُجْرِمِينَ
Biz müslümanları suçlular gibi kılar mıyız?
(Allah'a) teslimiyet gösterenleri suçlularla bir mi tutacağız!
Ne yani, kayıtsız şartsız Bize teslim olanları suçlularla bir mi tutsaydık?
yoksa, Bize teslim olanlara suçlular ile aynı şekilde mi davranalım?
Teslim olmuşları, inkarcı suçlular gibi kılar mıyız hiç?
Öyleyse, müslümanları suçlu günahkar olanlar gibi (eşit) kılar mıyız?
Öyle ya, (Allah'a) teslimiyet gösterenleri , (o) günahkârlar gibi tutar mıyız hiç?
Öyle ya, teslim olanları suçlularla bir tutar mıyız?
Öyle ya, Allah'a teslim olanlarla suçluları bir tutarmıyız hiç?
Müslümanlara suçlular gibi mi davranalım?
Müslümanlara suçlular gibi mi davranalım?
Ya artık, müslümanları suçlular gibi yapar mıyız?
Ya artık, müslimleri mücrimler gibi kılar mıyız?
İşte böyle, hiç Allah'a teslim olanları, suçlularla bir tutar mıyız?
İşte böyle, hiç Allah'a teslim olanları, suçlularla bir tutar mıyız?
İşte böyle, hiç Allah'a teslim olanları, suçlularla bir tutar mıyız?
Öyleyse, müslümanları suçlu günahkar olanlar gibi (eşit) kılar mıyız?
Öyle ya, biz müslümanları o günahkarlar gibi yapar mıyız hiç?
Biz; müslümanları suçlular gibi tutar mıyız hiç?
(34-45) Sakınanlara Rableri yanında naim cennetleri kesin olarak vardır. Teslim olanları /Müslümanları, suçlular /cürümlüler gibi hiç yapar mıyız? Ne oluyor size, nasıl yargılıyorsunuz / hükmediyorsunuz? Yahut sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Onda, siz neyi beğenip seç erseniz / tehayyer ederseniz o, kesinlikle sizindir mi? yazıyor, ya da geçerliliği / beeliğası kıyamete kadar / kalkış gününe kadar süren, yeminlerimiz mi var size? Her neye hükmederseniz / kararınız her neyse mutlak mıdır? Sor onlara onlardan hangisi b öyle bir şeyin sorumlusu olacak / kefili olacak. Ya da ortak birileri mi var ? Eğer dürüstseler ortaklarını da getirsinler. O gün ayaklar bacaklar açılır, secde etmeye davet edilirler ama istidatları yetmez / güçleri yetmez ki secde etsinler. Bakışları düşmüş / gözler yerde , onları zillet sarmıştır. Becerebilirken / sağ salim iken secde etmeye davet ediliyorlardı. Artık bu olayları / hâdiseleri yalanlayanı bana bırak/ sal gelsin bana. Onları bilmedikleri taraftan derece derece / tedrici bir biçimde azaba yaklaştıracağız. Onlara mühlet veririm kesinlikle benim tuzağım sağlamdır / metindir.
Biz hiç, Müslümanlarla suçluları bir tutar mıyız?
Biz müslümanları suçlular gibi yapar mıyız hiç?
Hiç, (bize) teslim olanları suçlularla bir tutar mıyız dipnot 1 !
Tam teslim olanları, hiç suçlularla bir tutar mıyız?
Müslüman olanlarla suçluları (kâfirleri) bir tutar mıyız?
Müslüman olanlarla suçluları bir tutar mıyız?
Biz, Müslümanları/Allah'a teslim olanları, suçlular gibi yapar mıyız?
Kalem suresi, 36. ayet. مَا لَكُمْ كَيْفَ تَحْكُمُونَ
Size ne oluyor, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Ne oluyor size? Nasıl (böyle) hükmediyorsunuz? dipnot 1
Neyiniz var sizin? Nasıl (bu kadar önyargılı) bir hüküm verebiliyorsunuz?
Sizin neyiniz var? (Haklı ile haksız arasındaki) yargınızı neye dayandırıyorsunuz?
Ne oluyor size! Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Size ne oluyor; nasıl yargı veriyorsunuz?
Size ne oluyor? Ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Neyiniz var, ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Neyiniz var, ne biçim hüküm veriyorsunuz?
Neyiniz var, nasıl hükmediyorsunuz?
Neniz var? Nasıl hukm ediyorsunuz?
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? dipnot 1
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? dipnot 1
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz? dipnot 1
Size ne oluyor? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Size ne oluyor? Nasıl böyle hükmediyorsunuz?
Ne oluyor size, nasıl hükmediyorsunuz?
(34-45) Sakınanlara Rableri yanında naim cennetleri kesin olarak vardır. Teslim olanları /Müslümanları, suçlular /cürümlüler gibi hiç yapar mıyız? Ne oluyor size, nasıl yargılıyorsunuz / hükmediyorsunuz? Yahut sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Onda, siz neyi beğenip seç erseniz / tehayyer ederseniz o, kesinlikle sizindir mi? yazıyor, ya da geçerliliği / beeliğası kıyamete kadar / kalkış gününe kadar süren, yeminlerimiz mi var size? Her neye hükmederseniz / kararınız her neyse mutlak mıdır? Sor onlara onlardan hangisi b öyle bir şeyin sorumlusu olacak / kefili olacak. Ya da ortak birileri mi var ? Eğer dürüstseler ortaklarını da getirsinler. O gün ayaklar bacaklar açılır, secde etmeye davet edilirler ama istidatları yetmez / güçleri yetmez ki secde etsinler. Bakışları düşmüş / gözler yerde , onları zillet sarmıştır. Becerebilirken / sağ salim iken secde etmeye davet ediliyorlardı. Artık bu olayları / hâdiseleri yalanlayanı bana bırak/ sal gelsin bana. Onları bilmedikleri taraftan derece derece / tedrici bir biçimde azaba yaklaştıracağız. Onlara mühlet veririm kesinlikle benim tuzağım sağlamdır / metindir.
Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Neyiniz var, nasıl hüküm veriyorsunuz?
(Ey suçlular!) Size ne oluyor, nasıl karar veriyorsunuz?
(Ey suçlular!) Elinizde ne var? Nasıl karar veriyorsunuz?
Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Ne oluyor size? Nasıl hüküm veriyorsunuz?
Neniz var sizin, nasıl hüküm veriyorsunuz?
Kalem suresi, 37. ayet. أَمْ لَكُمْ كِتَٰبٌ فِيهِ تَدْرُسُونَ
Yoksa size ait bir kitabınız var da (bu batıl hükümleri) ondan mı okuyorsunuz?
(37, 38) Yoksa içinde beğendiğiniz her şeyin bulunduğu bir kitabınız var da onda(n) mı okuyorsunuz!
Yoksa bu konuda ders aldığınız size ait bir kitap mı var;
Yoksa dönüp baktığınız (özel) bir kitabınız mı var,
Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz?
Yoksa (elinizde) ders okumakta olduğunuz bir kitap mı var?
Yoksa size ait bir kitap var da, (bu bâtıl inanışları) onda mı okuyorsunuz?
Yoksa bir kitabınız var da onu mu okuyorsunuz?
- Yoksa size ait bir kitap var da, beğendiğiniz her şeyin sizin için olacağını onda mı okuyorsunuz?
Yoksa bir kitabınız var da onu mu okuyup duruyorsunuz?
Yoksa bir kitabınız var da onu mu okuyup duruyorsunuz?
Yoksa size ait bir kitap var da onda şu dersi mi okuyorsunuz?
Yoksa size mahsus bir kitab var da onda şu dersi mi okuyorsunuz
Yoksa bir kitabınız var da bu bilgileri oradan mı öğreniyorsunuz?
Yoksa bir kitabınız var da bu bilgileri oradan mı öğreniyorsunuz?
Yoksa bir kitabınız var da bu bilgileri oradan mı öğreniyorsunuz?
Yoksa (elinizde) ders okumakta olduğunuz bir kitap mı var?
Yoksa size mahsus (indirilmiş) bir kitab var da onda mı okuyorsunuz?!
Yoksa size mahsus bir kitab var da ondan mı okuyorsunuz?
(34-45) Sakınanlara Rableri yanında naim cennetleri kesin olarak vardır. Teslim olanları /Müslümanları, suçlular /cürümlüler gibi hiç yapar mıyız? Ne oluyor size, nasıl yargılıyorsunuz / hükmediyorsunuz? Yahut sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Onda, siz neyi beğenip seç erseniz / tehayyer ederseniz o, kesinlikle sizindir mi? yazıyor, ya da geçerliliği / beeliğası kıyamete kadar / kalkış gününe kadar süren, yeminlerimiz mi var size? Her neye hükmederseniz / kararınız her neyse mutlak mıdır? Sor onlara onlardan hangisi b öyle bir şeyin sorumlusu olacak / kefili olacak. Ya da ortak birileri mi var ? Eğer dürüstseler ortaklarını da getirsinler. O gün ayaklar bacaklar açılır, secde etmeye davet edilirler ama istidatları yetmez / güçleri yetmez ki secde etsinler. Bakışları düşmüş / gözler yerde , onları zillet sarmıştır. Becerebilirken / sağ salim iken secde etmeye davet ediliyorlardı. Artık bu olayları / hâdiseleri yalanlayanı bana bırak/ sal gelsin bana. Onları bilmedikleri taraftan derece derece / tedrici bir biçimde azaba yaklaştıracağız. Onlara mühlet veririm kesinlikle benim tuzağım sağlamdır / metindir.
Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan mı okuyorsunuz?
Yoksa sizin bir Kitabınız var da onda mı (bu hükümleri) okuyorsunuz?
Yoksa bir kitabınız var da ondan mı okuyup öğreniyorsunuz dipnot 1 ?
Sizin başka bir kitabınız var da onu mu okuyorsunuz?
Yoksa sizin bir kitabınız var da oradan mı ders alıyorsunuz?
Yoksa sizin bir kitabınız var da oradan mı ders çıkarıyorsunuz?
Yoksa sizin bir kitabınız var da ondan ders mi görüyorsunuz?
Kalem suresi, 38. ayet. إِنَّ لَكُمْ فِيهِ لَمَا تَخَيَّرُونَ
Onda, "Seçip beğendiğiniz her şey mutlaka sizindir" (diye mi yazılı?)
(37, 38) Yoksa içinde beğendiğiniz her şeyin bulunduğu bir kitabınız var da onda(n) mı okuyorsunuz!
yani, siz neyi beğenirseniz o sizindir (diyen bir kitap)?
içinde istediğiniz her şeyi bulabileceğiniz (bir kitap)?
Ki ondaki keyfinize göre hükümler sizindir (zannınızca Sünnetullah'a da tabi değilsiniz)!
İçinde, neyi seçip beğenirseniz, mutlaka sizin olacak diye.
Onda, beğendiğiniz her şey sizin için mutlaka vardır (diye mi yazılı)?
Hoşunuza giden her şeyi onda buluyorsunuz?
- Yoksa size ait bir kitap var da, beğendiğiniz her şeyin sizin için olacağını onda mı okuyorsunuz?
Ve içinde her dilediğinizi bulabiliyorsunuz?
Ve içinde her dilediğinizi bulabiliyorsunuz?
Siz bu alemde neyi beğenirseniz o mutlaka sizin olacak diye (mi yazıyor o kitapta).
Siz alemde her neyi ıhtiyar ederseniz o her halde sizin olacak diye?
İçinde, "Beğendiğiniz şeyler sizindir." yazan bir kitap.
İçinde, "Beğendiğiniz şeyler sizindir." yazan bir kitap.
İçinde, "Beğendiğiniz şeyler sizindir." yazan bir kitap.
İçinde, neyi seçip beğenirseniz, mutlaka sizin olacak diye.
Ki içinde ne (arzu ve) ihtiyar ederseniz, hepsi mutlaka sizin (olacakdır diye yazılıdır)?!
Seçtikleriniz herhalde orada olacaktır.
(34-45) Sakınanlara Rableri yanında naim cennetleri kesin olarak vardır. Teslim olanları /Müslümanları, suçlular /cürümlüler gibi hiç yapar mıyız? Ne oluyor size, nasıl yargılıyorsunuz / hükmediyorsunuz? Yahut sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Onda, siz neyi beğenip seç erseniz / tehayyer ederseniz o, kesinlikle sizindir mi? yazıyor, ya da geçerliliği / beeliğası kıyamete kadar / kalkış gününe kadar süren, yeminlerimiz mi var size? Her neye hükmederseniz / kararınız her neyse mutlak mıdır? Sor onlara onlardan hangisi b öyle bir şeyin sorumlusu olacak / kefili olacak. Ya da ortak birileri mi var ? Eğer dürüstseler ortaklarını da getirsinler. O gün ayaklar bacaklar açılır, secde etmeye davet edilirler ama istidatları yetmez / güçleri yetmez ki secde etsinler. Bakışları düşmüş / gözler yerde , onları zillet sarmıştır. Becerebilirken / sağ salim iken secde etmeye davet ediliyorlardı. Artık bu olayları / hâdiseleri yalanlayanı bana bırak/ sal gelsin bana. Onları bilmedikleri taraftan derece derece / tedrici bir biçimde azaba yaklaştıracağız. Onlara mühlet veririm kesinlikle benim tuzağım sağlamdır / metindir.
Onda, “Beğendiğiniz her şey sizindir” (diye mi yazılı?)
Onda istediğiniz her şeyi buluyorsunuz?
Onda: "Tercih ettiğiniz her şey, kesinlikle sizindir!" diye bir şey mi var?
O kitapta "Siz neyi beğenirseniz o sizin olur." diye bir şey mi var?
Onda, “Beğendiğiniz her şey sizindir” (diye mi yazılı?).
Herhalde orada ne arzu ederseniz hepsi sizin...
Onda, keyfinize uyan her şeyi rahatça buluyorsunuz.
Kalem suresi, 39. ayet. أَمْ لَكُمْ أَيْمَٰنٌ عَلَيْنَا بَٰلِغَةٌ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْقِيَٰمَةِ إِنَّ لَكُمْ لَمَا تَحْكُمُونَ
Yahut bizden, her ne hükmederseniz mutlaka öyle olacağına dair Kıyamete kadar sürecek kesin sözler mi aldınız?
Yoksa vereceğiniz her hükmün lehinize olacağına dair kıyamet gününe kadar geçerli aleyhimizde yeminler mi var (biz size böyle sözler mi verdik)!
Yoksa elinizde, kiyamete kadar geçerli olup Bizi bağlayan bir yemin var da, onun için mi bu hükme varıyorsunuz?
Yoksa vereceğiniz her hükmün sizin (meşru hakkınız) olacağına dair Kıyamet Günü'ne kadar Bizi bağlayan sağlam bir vaad mi aldınız?
Yoksa dilediğinizi yapabilirsiniz diye kıyamete kadar geçerli, bizden alınmış bir sözünüz mü var?
Yoksa sizin için üzerimizde kıyamete kadar sürüp gidecek bir yemin mi var ki siz ne hüküm verirseniz o, mutlaka sizin kalacak, diye.
Yoksa, «ne hükmederseniz mutlaka sizindir» diye sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli kesin sözler mi var?
Yoksa her ne yargı verirseniz, kesinlikle öyle olacağına yönelik, Yeniden Yaratılış Günü'ne dek Bizi bağlayan bir yemin mi var?
Yoksa, "Ne hükmederseniz mutlaka sizindir" diye, sizin lehinize olarak tarafımızdan verilmiş, kıyamet gününe kadar geçerli, kesin sözler mi var?
Yoksa, dilediğiniz hükmü verebileceğinize dair Diriliş Gününe kadar sürecek bir güvence mi aldınız bizden?
Yoksa, dilediğiniz hükmü verebileceğinize dair Diriliş Gününe kadar sürecek bir güvence mi aldınız bizden?
Yoksa size karşı üzerinizde kıyamet gününe kadar sürecek yeminler taahhütler mi var, "Siz her ne hüküm verirseniz mutlaka öyle olacak." diye.
Yoksa size karşı üzerimizde Kıyamet gününe kadar sürecek yeminler, teahhüdler mi var; Siz her ne hukm ederseniz her halde öyle olacak diye?
Yoksa siz her ne hüküm verirseniz öyle olacak diye, kıyamet gününe kadar geçerli verilmiş bir sözümüz mü var?
Yoksa siz her ne hüküm verirseniz öyle olacak diye, Kıyamet Günü'ne kadar geçerli verilmiş bir sözümüz mü var?
Yoksa siz her ne hüküm verirseniz öyle olacak diye, Kıyamet Günü'ne kadar geçerli verilmiş bir sözümüz mü var?
Yoksa sizin için üzerimizde kıyamete kadar sürüp gidecek bir yemin mi var ki siz ne hüküm verirseniz o, mutlaka sizin kalacak, diye.
Yahud üzerimizde, sizin lehinize kıyamet gününe kadar (sürecek) yeminler (imiz, teahhüdlerimiz) mi vardır ki (nefisleriniz için) ne hukum ederseniz, mutlaka sizindir?!
Yoksa kıyamet gününe kadar sürüp gidecek ahidler mi var aleyhimizde? Muhakkak ki hükmettikleriniz sizin olacaktır.
(34-45) Sakınanlara Rableri yanında naim cennetleri kesin olarak vardır. Teslim olanları /Müslümanları, suçlular /cürümlüler gibi hiç yapar mıyız? Ne oluyor size, nasıl yargılıyorsunuz / hükmediyorsunuz? Yahut sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Onda, siz neyi beğenip seç erseniz / tehayyer ederseniz o, kesinlikle sizindir mi? yazıyor, ya da geçerliliği / beeliğası kıyamete kadar / kalkış gününe kadar süren, yeminlerimiz mi var size? Her neye hükmederseniz / kararınız her neyse mutlak mıdır? Sor onlara onlardan hangisi b öyle bir şeyin sorumlusu olacak / kefili olacak. Ya da ortak birileri mi var ? Eğer dürüstseler ortaklarını da getirsinler. O gün ayaklar bacaklar açılır, secde etmeye davet edilirler ama istidatları yetmez / güçleri yetmez ki secde etsinler. Bakışları düşmüş / gözler yerde , onları zillet sarmıştır. Becerebilirken / sağ salim iken secde etmeye davet ediliyorlardı. Artık bu olayları / hâdiseleri yalanlayanı bana bırak/ sal gelsin bana. Onları bilmedikleri taraftan derece derece / tedrici bir biçimde azaba yaklaştıracağız. Onlara mühlet veririm kesinlikle benim tuzağım sağlamdır / metindir.
Yoksa; “Neye hükmederseniz o yerine getirilir.” diye kıyamete kadar geçerli olacak, size verilmiş yeminler/sözler mi var?
Yoksa sizin istediğiniz hükmü verebileceğinize dair, kıyamete kadar sürecek andlarınız mı var üzerimizde?
Yoksa "Kesinlikle her konuda karar verme hakkınız var" diye sizin lehinize ettiğimiz, kıyamet gününe kadar geçerli yeminlerimiz mi var?
"Siz her türlü kararı almaya yetkilisiniz." diye size karşı bizi bağlayan ve (mezardan) kalkış gününe kadar geçerli bir antlaşma mı var?
Yoksa “Neye hükmederseniz o yerine getirilir” diye kıyamete kadar geçerli olacak, size verilmiş yeminler/sözler mi var?
Yoksa, kıyamete kadar neye karar verirseniz sizin olacak diye bizden alınmış yeminleriniz mi var?
Yoksa sizin lehinize üzerimizde kıyamete kadar uzanacak yeminler mi var da siz ne hükmederseniz oluverecek!
Kalem suresi, 40. ayet. سَلْهُمْ أَيُّهُم بِذَٰلِكَ زَعِيمٌ
Sor onlara: "Onların hangisi bu (iddianın doğruluğu)na kefildir?"
Buna (bu iddiaya) hangilerinin kefil olabileceğini kendilerine sor!
Sor onlara; buna hangisi kefil olacak?
Onlara sor hangisi bunu yüklenecek!
Sor onlara: Onların hangisi böyle bir şeye kefildir?
Onlara sor: "Hangisi bunun savunuculuğunu yapacak?
Sor onlara: Bu iddiayı onların hangisi savunacak?
Onlara sor; hangisi bunu yüklenecek?
Sor onlara: "Bu iddiayı onların hangisi savunacak?"
Sor onlara, "Bunu kim garanti etmektedir?"
Sor onlara, 'Bunu kim garanti etmektedir?'
Sor bakalım onlara, içlerinden ona kefil hangisi?
Sor bakalım onlara içlerinde ona kefil hangisi?
Onlara sor bakalım: "Böyle bir şeye hangisi garanti verebilir?"
Onlara sor bakalım: "Böyle bir şeye hangisi garanti verebilir?"
Onlara sor bakalım: "Böyle bir şeye hangisi garanti verebilir?"
Onlara sor: "Hangisi bunun savunuculuğunu yapacak?"
(Habibim) sor kendilerine: Onlardan hangisi bunun avukatı olacak?
Sor onlara; hangisi bunu üzerine alacak?
(34-45) Sakınanlara Rableri yanında naim cennetleri kesin olarak vardır. Teslim olanları /Müslümanları, suçlular /cürümlüler gibi hiç yapar mıyız? Ne oluyor size, nasıl yargılıyorsunuz / hükmediyorsunuz? Yahut sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Onda, siz neyi beğenip seç erseniz / tehayyer ederseniz o, kesinlikle sizindir mi? yazıyor, ya da geçerliliği / beeliğası kıyamete kadar / kalkış gününe kadar süren, yeminlerimiz mi var size? Her neye hükmederseniz / kararınız her neyse mutlak mıdır? Sor onlara onlardan hangisi b öyle bir şeyin sorumlusu olacak / kefili olacak. Ya da ortak birileri mi var ? Eğer dürüstseler ortaklarını da getirsinler. O gün ayaklar bacaklar açılır, secde etmeye davet edilirler ama istidatları yetmez / güçleri yetmez ki secde etsinler. Bakışları düşmüş / gözler yerde , onları zillet sarmıştır. Becerebilirken / sağ salim iken secde etmeye davet ediliyorlardı. Artık bu olayları / hâdiseleri yalanlayanı bana bırak/ sal gelsin bana. Onları bilmedikleri taraftan derece derece / tedrici bir biçimde azaba yaklaştıracağız. Onlara mühlet veririm kesinlikle benim tuzağım sağlamdır / metindir.
Sor onlara; hangileri bunun savunuculuğunu yapacak?
Sor onlara: Onların hangisi buna kefil olacak?
Onlara sor bakalım, hangisi buna kefilmiş!
Onlara sor bakalım: Hangisi buna kefildir?
Onlara sor, hangisi buna kefil olacak?
Onlara sor, hangisi buna kefil olacak?
Sor onlara: "Böyle bir şeye hangisi kefil?"
Kalem suresi, 41. ayet. أَمْ لَهُمْ شُرَكَآءُ فَلْيَأْتُوا۟ بِشُرَكَآئِهِمْ إِن كَانُوا۟ صَٰدِقِينَ
Yoksa onların ortakları mı var? Doğru söyleyenler iseler, haydi getirsinler ortaklarını!
Yoksa (kendilerini destekleyen) ortaklar(ı) mı var! Sözlerinde doğru iseler, ortaklarını getirsinler!
Yoksa (Allah katında) onları destekleyen ortaklar mı var? Haydi, eğer doğru sözlülerse o ortakları bulup getirsinler!
Yoksa görüşlerini destekleyen bilge kişiler mi var? Peki, iddialarında samimi iseler kendilerini destekleyenleri göstersinler,
Yoksa onların bize eş koştukları ortakları mı var? Eğer sözlerine sadıklarsa getirsinler ortaklarını!
Yoksa onların ortakları mı var? Şu halde eğer doğru sözlü kimselerse, ortaklarını getirsinler.
Yoksa ortakları mı var onların? Sözlerinde doğru iseler, hadi getirsinler ortaklarını!
Yoksa ortakları mı var? Öyleyse ortaklarını getirsinler; eğer doğruyu söylüyorlarsa?
Yoksa, onların ortakları mı var? Sözlerinde doğru iseler, hadi getirsinler ortaklarını!
Yoksa onların ortakları mı var? Haydi ortaklarını getirsinler, eğer doğru kimseler iseler? dipnot 1
Yoksa onların ortakları mı var? Haydi ortaklarını getirsinler, eğer doğru kimseler iseler?
Yoksa onların ortakları mı var? O halde ortaklarını getirsinler, doğru söylüyorsalar!
Yoksa onların şerikleri mi var? O halde şeriklerini getirsinler, sadık iseler.
Yoksa ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorlarsa ortaklarını getirsinler!
Yoksa ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorlarsa ortaklarını getirsinler!
Yoksa ortakları mı var? Eğer doğru söylüyorlarsa ortaklarını getirsinler!
Yoksa onların ortakları mı var? Şu halde eğer doğru sözlü kimselerse, ortaklarını getirsinler.
Yoksa ortakları da mı var onların? Öyleyse o ortaklarını da getirsinler, (iddialarında) doğrucu (adam) lar iseler.
Yoksa onların ortakları mı var? Öyleyse ortaklarını da getirsinler. Eğer sadıklardan iseler.
(34-45) Sakınanlara Rableri yanında naim cennetleri kesin olarak vardır. Teslim olanları /Müslümanları, suçlular /cürümlüler gibi hiç yapar mıyız? Ne oluyor size, nasıl yargılıyorsunuz / hükmediyorsunuz? Yahut sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Onda, siz neyi beğenip seç erseniz / tehayyer ederseniz o, kesinlikle sizindir mi? yazıyor, ya da geçerliliği / beeliğası kıyamete kadar / kalkış gününe kadar süren, yeminlerimiz mi var size? Her neye hükmederseniz / kararınız her neyse mutlak mıdır? Sor onlara onlardan hangisi b öyle bir şeyin sorumlusu olacak / kefili olacak. Ya da ortak birileri mi var ? Eğer dürüstseler ortaklarını da getirsinler. O gün ayaklar bacaklar açılır, secde etmeye davet edilirler ama istidatları yetmez / güçleri yetmez ki secde etsinler. Bakışları düşmüş / gözler yerde , onları zillet sarmıştır. Becerebilirken / sağ salim iken secde etmeye davet ediliyorlardı. Artık bu olayları / hâdiseleri yalanlayanı bana bırak/ sal gelsin bana. Onları bilmedikleri taraftan derece derece / tedrici bir biçimde azaba yaklaştıracağız. Onlara mühlet veririm kesinlikle benim tuzağım sağlamdır / metindir.
Yoksa onların ortakları mı var? Eğer doğru söyleyenler iseler o halde ortaklarını getirsinler.
Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Doğru iseler ortaklarını çağırsınlar.
Yoksa onların Allah'a ortak koştukları kimseler mi var dipnot 1 ? İddialarında haklı iseler ortak koştukları ile birlikte gelsinler.
Yoksa onların ortakları (tanrıları) mı var? Samimi iseler ortaklarını dipnot 1 getirsinler.
Yoksa ortakları mı var onların? Sözlerinde doğru iseler, hadi getirsinler ortaklarını!
Yoksa, onların hissedarları mı var? Eğer doğru söyleyen kimseler iseler, getirsinler hissedarlarını..
Yoksa kendilerinin ortakları mı var? Eğer doğru sözlüler iseler, çağırıversinler ortaklarını!
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.