(42-43) Baldırların açılacağı (işlerin zorlaşacağı) ve kafirlerin secdeye çağrılıp da gözleri düşmüş ve kendilerini zillet kaplamış bir halde buna güç yetiremeyecekleri günü (Kıyamet gününü) düşün. Halbuki onlar sağlıklarında secde etmeye çağrılıyorlar (ve buna yanaşmıyorlar)dı.
Kendilerini aşağılanma kaplamış olarak gözleri (sıkıntıdan) yıkılmış bir hâlde (olacaktır). (Oysa) onlar, sağlamken secde etmeye davet edilmişlerdi.
Bakışları gerçeğin dehşetinden yere düşmüş, kendilerini bir zillet kuşatmıştır; zira onlar, becerebilecekleri bir haldeyken secdeye çağrılmışlardı (da reddetmişlerdi).
(işte o Gün) gözleri zilletin ağırlığıyla ürkekleşip durgunlaşacaktır; çünkü hayatta iken (Allah'ın huzurunda) secde etmeye çağrılmaları (boşa gitmişti).
Gözleri dehşetten önlerine eğik, zillet halinde! Oysa onlar akılları başlarında dünyada iken secdeye davet olunuyorlardı.
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi.
Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı (fakat yine secde etmiyorlardı).
Bakışları düşmüş, onları bir aşağılanma kaplamıştır. Oysa sapasağlamken secdeye çağırılıyorlardı.
Gözleri horluktan aşağı düşmüş bir halde, kendilerini zillet bürür. Halbuki onlar, sapasağlam iken de secdeye davet ediliyorlardı.
Gözleri düşmüş bir durumda, onları aşağılanma kaplar. Oysa onlar sağlam iken secdeye çağrılmışlardı.
Gözleri düşmüş bir durumda, onları aşağılanma kaplar. Oysa onlar sağlam iken secdeye çağrılmışlardı
Elmalılı (sadeleştirilmiş)
Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur. Oysa onlar, o secdeye sağ salim iken davet ediliyorlardı.
Gözleri düşmüş, kendilerini bir zillet sarmış bulunur, halbuki o secdeye onlar sağ salim iken da'vet olunuyorlardı.
O Gün, gözlerini umutsuzca endişe bürüyecek, yüzlerini aşağılanmışlık duygusu kaplayacaktır. Oysaki onlar, fırsat varken secdeye davet olunmuşlardı.
O gün, gözlerini umutsuzca endişe bürüyecek, yüzlerini aşağılanmışlık duygusu kaplayacaktır. Oysaki onlar, fırsat varken secdeye davet olunmuşlardı.
O gün, gözlerini umutsuzca endişe bürüyecek, yüzlerini aşağılanmışlık duygusu kaplayacaktır. Oysaki onlar, fırsat varken secdeye davet olunmuşlardı.
Gözleri 'korkudan ve dehşetten düşük', kendilerini de zillet sarıp kuşatmış. Oysa onlar, (daha önce) sapasağlam iken secdeye davet edilirlerdi.
(Evet, secdeye da'vet edilecekler) gözleri düşük, kendilerini bir zillet sarmış olarak. Halbuki onlar bu secdeye (dünyada) herşeyden salim ve sapasağlam iken da'vet ediliyorlardı.
Gözleri dönmüş olarak, yğzlerini zillet bürür. Halbuki kendileri sapa* sağlam oldukları vakit secdeye çağırılmışlardı.
(34-45) Sakınanlara Rableri yanında naim cennetleri kesin olarak vardır. Teslim olanları /Müslümanları, suçlular /cürümlüler gibi hiç yapar mıyız? Ne oluyor size, nasıl yargılıyorsunuz / hükmediyorsunuz? Yahut sizin bir kitabınız var da ondan mı ders alıyorsunuz? Onda, siz neyi beğenip seç erseniz / tehayyer ederseniz o, kesinlikle sizindir mi? yazıyor, ya da geçerliliği / beeliğası kıyamete kadar / kalkış gününe kadar süren, yeminlerimiz mi var size? Her neye hükmederseniz / kararınız her neyse mutlak mıdır? Sor onlara onlardan hangisi b öyle bir şeyin sorumlusu olacak / kefili olacak. Ya da ortak birileri mi var ? Eğer dürüstseler ortaklarını da getirsinler. O gün ayaklar bacaklar açılır, secde etmeye davet edilirler ama istidatları yetmez / güçleri yetmez ki secde etsinler. Bakışları düşmüş / gözler yerde , onları zillet sarmıştır. Becerebilirken / sağ salim iken secde etmeye davet ediliyorlardı. Artık bu olayları / hâdiseleri yalanlayanı bana bırak/ sal gelsin bana. Onları bilmedikleri taraftan derece derece / tedrici bir biçimde azaba yaklaştıracağız. Onlara mühlet veririm kesinlikle benim tuzağım sağlamdır / metindir.
Gözleri korku içinde, yüzlerini zillet bürümüştür. Oysa onlar, sağ salim iken secde etmeye çağrılmışlardı.
Gözleri düşük olarak yüzlerini bir zillet kaplar. Onlar sağlam iken de secdeye da'vet edilirler (fakat secde etmezler)di.
Bakışları öne eğik, aşağılanmışlık her yanlarını sarmış halde olacaklar. Halbuki onlar sağ salim iken de secdeye çağrılmışlardı (ama yapmamışlardı).
Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)
Saygıyla önlerine bakacaklar, alçaklık her yanlarını saracak. Onlar bu hale gelmeden önce de secdeye çağrılmışlardı.
Gözleri yere yıkılmış, yüzlerini zillet bürümüştür. Oysa onlar, sağ salim iken secdeye çağrılmışlardı.
Gözleri yere yıkılmış, yüzlerini zillet bürümüş/perişan olmuşlardır. Oysa onlar, selamette iken secdeye çağrılmışlardı.
Gözleri yere eğilmiş, benliklerini zillet kaplamıştır. Onlar, sapasağlam oldukları zaman da secde etmeye çağrılıyorlardı.