Diyanet İşleri
Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.
Kamer suresi
Kamer suresi, 46. ayet. بَلِ ٱلسَّاعَةُ مَوْعِدُهُمْ وَٱلسَّاعَةُ أَدْهَىٰ وَأَمَرُّ
beli-ssâ`atü mev`idühüm vessâ`atü edhâ veemerr.
Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Firavun ailesi ve Mekkelilere hitap Kamer 41–46 3
(Ey Mekkeliler!) Sizin kafirleriniz onlardan daha mı hayırlı? Yoksa sizin için kitaplarda bir berat mı var?
Yoksa onlar, "Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz" mu diyorlar?
O topluluk yakında (Bedir'de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.
Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.
Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" denecek.
Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
46. “Dahası onların asıl (azap) vakti” kendilerine amellerinin karşılıkları verilerek adil bir şekilde kendilerinden hakkın alınacağı vakit “Kıyamettir ve Kıyamet daha dehşetli ve daha acıdır.” Pek büyüktür, pek zorlu ve sıkıntılıdır. Tasavvur olunan yahut düşünülebilen bütün musibetlerden daha büyüktür.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bilakis onların yalanladıkları ve kendilerine azap vadedilen vakit kıyamettir. Kıyamet, Bedir gününde karşılaştıkları dünya azabından daha büyük ve daha şiddetli olacaktır.
Aynı kök: مرر (35 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
İyilik ederseniz kendinize iyilik etmiş olursunuz, kötülük yaparsanız yine kendinize yapmış olursunuz. İkinci bozgunculuğun zamanı gelince, yüzünüzü…
Aynı kök: مرر (35 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara, "Andolsun, sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin için hesaba…
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını…
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
(Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti…
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
De ki: "Sizin için belirlenen bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."
Aynı kök: مرر (35 geçiş)
(Dönüş yapılabilecek) boşama iki defadır. Sonrası, ya iyilikle geçinmek, ya da güzellikle bırakmaktır. (Evlilikte) tarafların Allah'ın belirlediği…
Ortak kavram: Vaad
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Ortak kavram: Vaad
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Aslında o (Son) Saat, onların buluşma zamanıdır ve o (Son) Saat daha dehşetlidir; daha acıdır.
Ne var ki onların asıl randevuları Son Saat'tir; işte o Son Saat en dehşetli, en acı olanıdır.
Evet! Son Saat, onların kaderleriyle gerçekten buluşacakları andır; ve o Son Saat en korkunç ve en acı (an) olacaktır;
Hayır, onların azapla buluşma zamanı O Saat'tir (ölüm)! O saat, (savaş yenilgisinden) daha şiddetli ve daha acıdır.
Daha doğrusu onlara va'dedilen (asıl azab) (kıyamet) saatidir. O saat, 'kurtuluş olmayan daha korkunç bir bela' ve daha acıdır.
Bilakis kıyamet onlara vâdedilen asıl saattir ve o saat daha belâlı ve daha acıdır.
Hayır! Onlara, evrenlerin sonunun sözü verilmiştir. Evrenlerin sonu, çok korkunç ve çok acı olacaktır.
Doğrusu kıyamet saati onların azap vaktidir. O saat daha dehşetli ve daha acıdır.
O an onları beklemektedir, daha korkunç ve acıdır.
Saat onları beklemektedir, daha korkunç ve acıdır.
Daha doğrusu onların asıl buluşma zamanları kıyamettir. Kıyamet ise daha acı ve daha bela ve beterdir.
Daha doğrusu onların asıl mev'ıdi saattir ve o saat daha acı ve daha bela ve beterdir.
Hayır! Asıl onlara vaat edilen o Sa'at'tir. dipnot 1 Ve o Sa'at, daha korkunç daha dehşetlidir.
Hayır! Asıl onlara vaat edilen o Sa'at'tir. dipnot 1 Ve o Sa'at, daha korkunç daha dehşetlidir.
Hayır! Asıl onlara vaat edilen o Sa'at'tir. dipnot 1 Ve o Sa'at, daha korkunç daha dehşetlidir.
Daha doğrusu onlara vaadedilen (asıl azab) (kıyamet) saatidir. O saat, 'kurtuluş olmayan daha korkunç bir bela' ve daha acıdır.
Daha doğrusu onlara va'd olunan asıl (azabın) vakti, o saatdir. O saat (in azabı) daha belalı, daha acıdır.
Daha doğrusu onlara vaadolunan asıl saattir. O saat ne belalı, ne acıdır.
(43-48) Sizin kafirleriniz onlarınkinden daha mı hayırlı ? veya yazıt levhalarında / Zeburlarında, bir beraatleri mi var? / dokunulmazlık senetleri mi var? Yahut bizler kendi aralarında yardımlaşan bir topluluğuz / cemaatiz mi diyorlar. (Yardımlaşarak her şeyin üstesinden geliriz mi diyorlar) Toplulukları bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Bilakis onlara saat vaadedildi. S aat, müthiş dehşetli ve acıtıcıdır. Suçlular hakiki bir sapma ve kavurucu bir ateş içindedirler. O gün ateşe yüz üstü sürüklenecekler, kavurucu ateşin /sekarın dokunuşunu tadın.
Asıl onlara vaat olunan vakit kıyamettir ve o kıyamet daha büyük bela ve daha acıdır.
Hayır, buluşma zamanları o (uyarıldıkları) sa'attir. O sa'at cidden çok feci ve acıdır;
Yeniden diriliş saati, asıl tehdit edildikleri saattir dipnot 1 . O saat (dünyada yaşayacaklarından) daha dehşetli ve daha acıdır dipnot 2 .
Asıl tehdidi vakti geldiğinde yaşayacaklar. O vakit her şey, ne kadar korkunç ve ne kadar acı olacaktır.
Onlara asıl vadedilen kıyamettir. Kıyamet daha korkunç ve daha acıdır.
Onlara asıl vaat edilen kıyamettir. Kıyamet daha korkunç ve daha acıdır.
Hayır, buluşma zamanları kıyamet saatidir. Ne korkunç, ne acıdır o saat!
Further, there awaits them the foreordained unfortunate Hour when they come to judgment and indeed worse and worse, painful and grievous, is that predetermined Hour.
But the Hour is their appointed time- the Hour is more severe and bitter:
Nay, the Hour (of Judgment) is the time promised them (for their full recompense): And that Hour will be most grievous and most bitter.
Nay; the Hour of Doom is their appointed time, and the Hour shall be more calamitous and bitter.
In fact the Hour is their promised appointment and the Hour is more disastrous and bitter!
Nay, but the Hour is their appointed time (for their full recompense), and the Hour will be more grievous and more bitter.
Rather the Hour is their tryst; and the Hour will be most calamitous and bitter.
The (promised) Hour (of their complete discomfiture) is their appointed time. The fact is that the Hour will be grievously calamitous and most bitter.
Nay, but the Hour is their tryst, and the Hour is very calamitous and bitter.
They will see the real misery, however, on the Day of their Resurrection;… it is far worse and more painful.
Nay, the Hour is their promised time! and the Hour is most severe and bitter!
The moment is their appointed time, and the moment is far worse and more painful.
But the hour of judgment is their threatened time of punishment: And that hour shall be more grievous and more bitter than their afflictions in this life.
Nay, the Hour is their promised time, and the Hour shall be most grievous and bitter.
No indeed, (but) the Hour is their appointment, and the Hour is more calamitous and more bitter.
Nay, but the Hour (of doom) is their appointed tryst, and the Hour will be more wretched and more bitter (than their earthly failure).
Surely the Hour will be the moment of their promise, and that moment will be calamitous and distressing.
But nay - the Last Hour is the time when they shall truly meet their fate; and that Last Hour will be most calamitous, and most bitter:
Better yet, the Hour is their appointed time—and the Hour will be most catastrophic and most bitter.
The Hour is their appointed time, and the Hour is far worse and more painful.
The Hour is awaiting them, and the Hour is far worse and more painful.
But the Hour is their appointment [for due punishment], and the Hour is more disastrous and more bitter.
The truth is, the Hour is their appointment; and the Hour is more calamitous and more bitter.
Nay, the Hour is the time promised them, and that Hour will be most grievous with a most bitter defeat.
No! But the Hour (of Judgment) is the time promised them (for their full recompense): And that Hour will be most painful and most bitter.
Rather the Hour (of judgment) is their appointed time (for their full recompense), and the Hour is more calamitous and much more bitter.
The Hour is their appointed time, and the Hour is far worse and more painful.