Diyanet İşleri
Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.
Kamer suresi
Kamer suresi, 47. ayet. إِنَّ ٱلْمُجْرِمِينَ فِى ضَلَٰلٍ وَسُعُرٍ
inne-lmücrimîne fî ḍalâliv vesü`ur.
Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Ölçüyle yaratılış; suçlular ve sakınanlar Kamer 47–55 3
Yoksa onlar, "Biz yardımlaşan (güçlü) bir topluluğuz" mu diyorlar?
O topluluk yakında (Bedir'de) bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklardır.
Hayır, kıyamet, onların (görecekleri asıl azabın) vaktidir. Kıyamet (azabı) ise daha müthiş ve daha acıdır.
Şüphesiz suçlular (müşrikler) sapıklık ve ateşler içindedirler.
Yüzüstü ateşe sürüklendikleri gün kendilerine, "Cehennemin dokunuşunu tadın!" denecek.
Gerçekten biz, her şeyi bir ölçü ve dengede yarattık.
Emrimiz ancak bir tek emirdir. Göz kırpması gibidir. (Anında gerçekleşir.)
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
47. “Şüphesiz” şirk ve onun dışındaki türlü masiyetlerden oluşan pek büyük günahları çokça işleyen “günahkârlar, sapıklıkta ve çılgın ateş içindedirler.” Onlar dünyada hem bilgi hem de kendilerini azaptan kurtaracak ameli işleme konusunda sapıtmış kimselerdir. Kıyamet gününde de can yakıcı bir azapta ve üzerlerinde tutuşturulacak olup cesetlerinden başlayıp ta kalplerine ulaşıncaya kadar durmadan yanacak olan bir ateş içerisinde olacaklardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Şüphesiz günahkârlar; küfür ve günahlar ile haktan uzak sapıklık, azap ve sıkıntı içindedir.
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
"Bizi ancak (önderlerimiz olan) suçlular saptırdı."
Aynı kök: سعر (19 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah, kimi doğru yola iletirse işte o, doğru yolu bulmuştur. Kimi de saptırırsa, böyleleri için O'nun dışında dostlar bulamazsın. Onları kıyamet…
Aynı kök: سعر (19 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Şeytan hakkında, "Her kim onu dost edinirse, mutlaka o kimseyi saptırır ve onu cehennem azabına sürükler" diye yazılmıştır.
Aynı kök: سعر (19 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(23-24) Semud kavmi de uyarıcıları yalanlamış ve şöyle demişlerdi: "İçimizden bir insana mı uyacağız? (Asıl) o takdirde biz apaçık bir sapıklık ve…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Şüphesiz ki suçlular sapkınlık ve çılgınlık içindedir.
Çünkü günahı hayat tarzı edinenler, sapıklığa ve çılgınlığa mahkum olmuşlardır.
çünkü, günaha batmış olanlar (o zaman, görecekler ki) sapıklıkta ve ahmaklıkta kaybolup gitmişler!
Muhakkak ki suçlular bir sapma ve ahmaklık içindedirler.
Hiç şüphesiz suçlular günahkarlar, bir sapmışlık (dalalet) ve çılgınlık içindedirler.
Şüphesiz suçlular sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Kuşkusuz, suçlular, sapkınlık ve çılgınlık içindeler.
Şüphesiz suçlular bir sapıklık ve çılgınlık içerisindedirler.
Suçlular bir sapıklık ve cehennem içindedir.
Suçlular bir sapıklık ve cehennem içindedir.
Muhakkak ki, suçlular şaşkınlık ve çılgınlıklar içindedirler.
Muhakkak ki mücrimler şaşkınlık ve çılgınlıklar içindedirler
Kuşkusuz, mücrimler sapkınlık ve çılgınlık içindedirler.
Kuşkusuz, mücrimler dipnot 1 sapkınlık ve çılgınlık içindedirler.
Kuşkusuz, mücrimler dipnot 1 sapkınlık ve çılgınlık içindedirler.
Hiç şüphesiz suçlular günahkarlar, bir sapmışlık (dalalet) ve çılgınlık içindedirler.
Şübhe yok ki günahkarlar (dünyada) sapıklık ve (ahiretde) çılgın ateşler içindedirler.
Muhakkak ki suçlular; sapıklık ve çılgın ateşler içindedirler.
(43-48) Sizin kafirleriniz onlarınkinden daha mı hayırlı ? veya yazıt levhalarında / Zeburlarında, bir beraatleri mi var? / dokunulmazlık senetleri mi var? Yahut bizler kendi aralarında yardımlaşan bir topluluğuz / cemaatiz mi diyorlar. (Yardımlaşarak her şeyin üstesinden geliriz mi diyorlar) Toplulukları bozguna uğrayacak ve arkalarını dönüp kaçacaklar. Bilakis onlara saat vaadedildi. S aat, müthiş dehşetli ve acıtıcıdır. Suçlular hakiki bir sapma ve kavurucu bir ateş içindedirler. O gün ateşe yüz üstü sürüklenecekler, kavurucu ateşin /sekarın dokunuşunu tadın.
Şüphesiz günahkârlar sapıklık ve azap içindedirler.
Suçlular bir sapıklık ve çılgınlık içindedir.
Suça batanlar, gerçekten sapkınlık ve çılgınlık içindedirler dipnot 1 .
Bu suçlular sapıklık ve çılgınlık içindeler.
Şüphesiz günahkârlar sapıklık ve çılgın alev içindedirler.
Şüphesiz günahkarlar sapıklık ve çılgınlık içindedirler.
Kuşkusuz, suçlular, şaşkınlık ve çılgınlık içindedir.
In effect the wicked, given to sin, are embodied with bewildered souls and unsound minds.
truly the wicked are misguided and quite insane––
Truly those in sin are the ones straying in mind, and mad.
The evil-doers are victims of error and madness.
The evildoers are indeed misguided and insane
Verily the Mujrimûn (polytheists, disbelievers, sinners, criminals) are in error (in this world) and will burn (in the Hell-fire in the Hereafter).
Indeed the guilty are in error and madness.
Surely, the guilty are (involved) in clear error and (suffering from) insanity.
Surely the sinners are in error and insanity!
The wicked people who have chosen the wrong path will be chained and dragged into Hell.
Verily, the sinners are in error and excitement.
The criminals are in error and will burn.
Verily the wicked wander in error, and shall be tormented hereafter in burning flames.
Surely it is the guilty who are in error and madness.
Surely the criminals are in error and insanity!
Lo! the guilty are in error and madness.
Surely the sinners are misguided and insane.
for, behold, those who are lost in sin [will at that time come to know that it is they who] were sunk in error and folly!
Indeed, the wicked are ˹entrenched˺ in misguidance, and ˹are bound for˺ blazes.
The criminals are in error and will burn.
Certainly, the guilty are astray, and will end up in Hell.
Indeed, the criminals are in error and madness.
The lawbreakers are in error and insanity!
The violators of human rights are in grave error and loss.
Truly, those in sin are the ones straying in mind, and mad.
Surely the guilty ones are in error and madness.
The criminals are in error and will burn.