Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
Meryem suresi
Meryem suresi, 75. ayet. قُلْ مَن كَانَ فِى ٱلضَّلَٰلَةِ فَلْيَمْدُدْ لَهُ ٱلرَّحْمَٰنُ مَدًّا حَتَّىٰٓ إِذَا رَأَوْا۟ مَا يُوعَدُونَ إِمَّا ٱلْعَذَابَ وَإِمَّا ٱلسَّاعَةَ فَسَيَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ شَرٌّ مَّكَانًا وَأَضْعَفُ جُندًا
ḳul men kâne fi-ḍḍalâleti felyemdüd lehü-rraḥmânü meddâ. ḥattâ iẕâ raev mâ yû`adûne imme-l`aẕâbe veimme-ssâ`ah. feseya`lemûne men hüve şerrum mekânev veaḍ`afü cündâ.
(Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu İki grubun karşılaştırılması ve "bana mal verilecek" diyen Meryem 73–82 3
Sonra Allah'a karşı gelmekten sakınanları kurtarırız da zalimleri orada diz üstü çökmüş halde bırakırız.
Ayetlerimiz kendilerine apaçık bir şekilde okunduğu zaman, inkar edenler, inananlara, "İki topluluktan hangisinin bulunduğu yer daha hayırlı meclis ve mahfili daha güzeldir?" dediler.
Biz onlardan önce, mal mülk ve görünümü daha güzel olan nice nesilleri helak ettik.
(Ey Muhammed!) De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman onlara, istenildiği kadar süre versin! Nihayet kendilerine vaad olunan azabı, ya da kıyameti gördüklerinde kimin yeri daha kötüymüş, kimin taraftarları daha zayıfmış bilecekler.
Allah, doğruya erenlerin hidayetini artırır. Kalıcı salih ameller, Rabbinin katında sevap bakımından da daha hayırlıdır, sonuç itibari ile de.
Ayetlerimizi inkar edip "Bana elbette mal ve evlat verilecek!" diyen kimseyi gördün mü?
Gaybı mı görüp bilmiş, yoksa Rahman'dan bir söz mü almış?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
75. Yüce Allah, inatlarının aşırılığına, sapıklıklarının ileri derece olduğuna delalet eden son derece batıl ve tutarsız delillerini söz konusu ettikten sonra burada da kendisi için sapıklığı tercih etmek ve bu yolda çalışmak suretiyle sapıklık içinde olan kimsenin bu sapıklığını sürdüreceğini ve sapıklığını ona daha çok sevdireceğini haber vermektedir. Bu, onun sapıklığı hidâyete tercih etmesinin bir cezasıdır. Nitekim Allah, şöyle buyurmaktadır: “Onlar sapınca Allah da kalplerini saptırdı” (es-Saf, 61/5); “İlk defa ona iman etmedikleri gibi, biz de onların kalplerini ve gözlerini çeviririz ve azgınlıkları içerisinde onları kör ve şaşkın bırakırız.” (el-En’am, 6/110) “Nihâyet onlar” yani “Şu iki topluluktan hangisinin durumu daha iyi ve meclisi daha güzel (biz mi siz mi)?”, diyenler “kendilerine vaat edileni; ya” öldürülmek yahut başka suretle dünyadaki “azabı ya da” amellere verilecek karşılıkların kapısı olan “kıyameti gördükleri vakit, makamı daha kötü ve ordusu daha zayıf olan kimmiş bilecekler!” Yani o vakit bu iddialarının ne kadar batıl, ne kadar çürük olduğunu açıkça görecekler ve kendilerinin şer ehli ve taraftarca zayıf kimseler olduklarını kesin olarak anlayacaklardır. Ancak bunun kendilerine bir faydası olmayacaktır. Zira dünyaya geri dönüp de ilk amellerinden farklı ameller işleme imkânları olmayacaktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
-Ey Resul!- De ki: "Kim sapıklık içinde debeleniyorsa, Rahman onun sapıklığı artana kadar mühlet verir. Dünyada kendilerine vadedilen azabı ya da kıyamete ertelenen azabı bizzat gördüklerinde kimin yerinin daha kötü olduğunu ve yardımcısının az olacağını anlayacaklar. Onların grubu mu yoksa Müminlerin grubu mu?"
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer · Ortak kavram: Vaad
Kendilerine ayetlerimiz açık açık okunduğu zaman, o kafirlerin yüz ifadelerinden inkarlarını anlarsın. Neredeyse, kendilerine ayetlerimizi okuyanlara…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar…
Aynı kök: شرر (31 geçiş) · Ortak kavram: Şer · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Yüzüstü cehenneme sürüklenecek olanlar var ya; işte onlar konumları itibariyle daha kötü, tuttukları yol itibariyle daha sapıktırlar.
Aynı kök: جند (29 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Biz, cehennemin görevlilerini ancak meleklerden kıldık. Onların sayısını inkar edenler için bir imtihan vesilesi yaptık ki kendilerine kitap…
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
Böylece biz, (insanları) onların halinden haberdar ettik ki, Allah'ın va'dinin hak olduğunu ve kıyametin gerçekleşmesinde de hiçbir şüphe olmadığını…
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
De ki: "Sizin için belirlenen bir gün vardır ki, ondan ne bir saat geri kalabilirsiniz, ne de ileri geçebilirsiniz."
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
"Şüphesiz, Allah'ın va'di gerçektir, kıyamet hakkında hiçbir şüphe yoktur" dendiği zaman ise; "Kıyametin ne olduğunu bilmiyoruz, sadece zannediyoruz.…
Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Ortak kavram: Vaad
Nihayet uyarıldıkları şeyi gördüklerinde kimin yardımcısı daha zayıf, kimin sayısı daha azmış, bilecekler.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Onlara) de ki: "Rahmân, sapkınlıkta olanın (süresini) uzatsın (ne çıkar)! Sonunda ya (dünyadaki) azabı ya da o (Son) Saat'i gördükleri zaman, kimin konumunun daha kötü ve ordusunun daha güçsüz olduğunu anlayacaklardır."
De ki: "Sapıklığın içine dalan kim olursa olsun; O rahmet kaynağı onun süresini uzattıkça uzatsın! Taki kendilerinin tehdit edildikleri şeyi -ister (bu dünya) azabı olsun, ister Son Saat olsun- görünceye kadar... İşte o zaman, kimin konumca daha kötü ve ordu bakımından daha zayıf olduğunu öğrenecekler.
De ki: "Kim ki sapıklık içinde yaşıyorsa, sınırsız rahmet Sahibi onun ömrünü, yaşama imkanını çekip uzatabilir!" (Ve bırak ne söyleyeceklerse söylesinler,) ta ki, önceden uyarıldıkları (bu dünyadaki) azabı, ya da Son Saat(in gelip çatmasını) görünceye kadar: Çünkü o zaman (bu iki insan topluluğundan) varılacak yer olarak hangisinin daha kötü, destek ve dayanak olarak hangisinin daha zayıf olduğunu anlayacaklar.
De ki: "Kim dalalette ise, Rahman ona mühletini uzatsın! Nihayet kendilerine vadolunanı -azabı veya o saati (ölümü veya kıyametin kopuşunu)- görecekleri zaman, kim daha şerrli ve ordusu itibarıyla kim daha zayıf, anlayacaklar!"
De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman (olan Allah), ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine va'dedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
(Ey Muhammed!) De ki: "Sapıklık içinde olan bir kimseye, Rahman, belirli bir süre tanısa bile, kendilerine vadolunanı ya azâp, ya da kıyamet olarak gördükleri zaman, kimin yerinin daha kötü ve kimin taraftarının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir."
De ki: "Kim sapkınlık içindeyse, onlara sözü verileni veya evrenlerin sonunu görünceye dek, Bağışlayan, onun zamanını uzatarak süre verir!" Artık, kimin yerinin daha kötü ve yardımcılarının daha güçsüz olduğunu yakında öğrenecekler.
De ki: "Kim sapıklık içinde ise, Rahman ona uzun bir süre tanısın. Sonunda onlar uyarıldıkları azabı veya kıyamet saatini görünce, o zaman kimlerin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir."
De ki: "Sapıklığa dalanlara Rahman bir süre verir. Cezayı veya o anı görünceye kadar... Kötü yere ve zayıf orduya kimin sahip olduğunu öğrenecekler."
De ki, 'Sapıklığa dalanlara Rahman bir süre verir. Cezayı veya dünyanın sonunu görünceye kadar... Kötü yere ve zayıf orduya kimin sahip olduğunu öğrenecekler.'
De ki: "Kim sapıklık içinde ise, çok esirgeyici Allah, ona istediği kadar mühlet versin; nihayet va'dolundukları şeyi, ya azabı yada kıyameti gördükleri zaman kimin mevkisinin daha kötü ve iradesinin daha zayıf olduğunu bilecekler.
De ki: kim dalalette ise rahman onun istediği kadar meddini uzatsın, nihayet va'dolunacak şeyi gördükleri vakıt: ya azab veya saat, o zaman bilecekler ki kimmiş o mevkıı daha fena ve iradesi daha zaıyf?
De ki: "Kim sapkınlıkta ise, Rahman, ona vaat edilen şeyi; azabı veya Sa'at'i görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak süre tanır. Böylece kimin yerce daha kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler."
De ki: "Kim sapkınlıkta ise, Rahman, ona vaat edilen şeyi; azabı veya Sa'at'i görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak süre tanır. Böylece kimin yerce daha kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler."
De ki: "Kim sapkınlıkta ise, Rahman, ona vaat edilen şeyi; azabı veya saati görecekleri zamana kadar, zamanı uzatarak süre tanır. Böylece kimin yerce daha kötü ve taraftarca daha zayıf olduğunu yakında bilecekler.
De ki: "Kim sapıklık içindeyse, Rahman, ona süre tanıdıkça tanır; kendilerine vaadedileni -ya azabı veya kıyamet saatini- gördükleri zaman artık kimin yeri (makam, mevki) daha kötü, kimin askeri gücü daha zayıfmış, öğreneceklerdir.
De ki: "Kim sapıklık içinde ise çok esirgeyici (Allah), onu (n dünyalığını ve ipini) uzatdıkca uzatır. Nihayet va'd olunageldikleri şeyleri — ya azabı, yahud kıyameti — gördükleri zaman artık kimin yeri daha kötü, kimin cemaati (ve yardımcıları) daha zaif imiş, bileceklerdir.
De ki: Rahman; sapıklıkta olanın günlerinin uzunluğunu uzattıkça uzatır. Nihayet tehdit edildikleri azabı veya kıyamet gününü gördükleri zaman; kimin yerinin daha kötü ve taraftarlarının daha güçsüz olduğunu bileceklerdir.
De ki: “Kim sapıklıkta ise Rahman ona verdiği mühleti uzattıkça uzatır. Nihayet kendilerine vaat olunanı, ya azabı yahut kıyameti göreceklerinde hangisinin makamca daha kötü ve askerce daha zayıf olduğunu bileceklerdir."
De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona süre versin (ne çıkar). Nihayet va'dedildiklerini -azabı veya (Duruşma) sa'ati(ni)- gördükleri zaman, kimin yerce daha kötü ve adamca daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
De ki: "Kim sapıklık içinde ise Rahman ona ne kadar fırsat verirse versin (ellerine bir şey geçmez) dipnot 1 ! Sonunda tehdit edildikleri azabı ya da tekrar dirilip kalkış saatini gördüklerinde, kimin yerinin daha kötü ve destekçisinin daha zayıf olduğunu öğrenecekler.
De ki "Kim sapıklık içindeyse varsın Rahman onun süresini uzatsın. Nasıl olsa tehdit edildikleri azabı, ya da kıyamet saatini görünce kimin yerinin daha kötü, kimin arkasının daha zayıf olduğunu öğreneceklerdir."
De ki: Rahman, sapıklıkta olan kimseye arttırdıkça artırır. Sonunda vaat olundukları (ya dünya) azabı veya kıyameti gördükleri zaman kimin yerinin daha kötü, kimin ordusunun daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
De ki: -Rahman, sapıklıkta olan kimseye arttırdıkça artırır. Sonunda vaat olundukları azabı veya kıyameti gördükleri zaman kimin yerinin daha kötü, kimin ordusunun daha zayıf olduğunu bileceklerdir.
De ki: "Her kim sapıklıkta ise Rahman ona iyice süre versin. Nihayet, kendilerine vaat edileni, azabı veya kıyametin kopuşunu gördüklerinde mekanca daha kötü, taraflarca daha zayıf olanın kim olduğunu bilecekler."
Say to them -The infidels- O Muhammad "Those who are satisfied with their state of loss in the maze of error shall experience more of it. Allah shall give them enough rope to allow them free scope of action to commit themselves until the encounter with the promised punishment either at the hands of the Muslims here below or in Day hi Judgement Hereafter. There and then, shall they realize who are in the most grievous and dreaded state and have the lesser and weaker forces!
Say [Prophet], ‘The Lord of Mercy lengthens [the lives] of the misguided, until, when they are confronted with what they have been warned about- either the punishment [in this life] or the Hour [of Judgement]- they realize who is worse situated and who has the weakest forces.’
Say: "If any men go astray, (Allah) Most Gracious extends (the rope) to them, until, when they see the warning of Allah (being fulfilled) - either in punishment or in (the approach of) the Hour,- they will at length realise who is worst in position, and (who) weakest in forces!
Say: "The Most Compassionate Lord grants respite to those who stray into error, until they behold what they had been threatened with, either God's chastisement (in the world) or the Hour (of Resurrection)" - then they fully know whose station is worse, and who is weaker in hosts!
Say: ‘As for those who are astray, let the All-Merciful prolong their term until they see what they were promised, whether it be the punishment or the Hour. Then they will know who is in the worse position and has the weaker troops.’
Say (O Muhammad صلى الله عليه وسلم) whoever is in error, the Most Gracious (Allâh) will extend (the rope) to him, until, when they see that which they were promised, either the torment or the Hour, they will come to know who is worst in position, and who is weaker in forces. [This is the answer to the question in Verse No.19:73]
Say, ‘Whoever abides in error, the All-beneficent shall prolong his respite until they sight what they have been promised: either punishment, or the Hour. ’ Then they will know whose position is worse, and whose host is weaker.
Say, `The Most Gracious (God) gives those, who are steeped in error, long respite. ' But when such people see that with which they are threatened, be it some (worldly) punishment or the Hour (of complete and final destruction), they shall realize who is worse placed and weaker in forces.
Say: 'Whosoever is in error, let the All-merciful prolong his term for him! Till, when they see that they were threatened, whether the chastisement, or the Hour, then they shall surely know who is worse in place, and who is weaker in hosts. '
Say to them: "Those who choose the darkness, the Most Gracious will let them continue their appointed life span. Then they will see what is already promised for them (either the punishment or the Resurrection.) It is only then when they will realize who is the least prosperous and the least powerful."
Say, 'Whosoever is in error, let the Merciful extend to him length of days!- until they see what they are threatened with, whether it be the torment or whether it be the Hour, then they shall know who is worse placed and weakest in forces!'
Say, "Whoever is in misguidance, then the Gracious will lead them on." Until they see what they have been promised, either the retribution or the moment. Then they will know who is in a worst place and weaker in power.
Say, whosoever is in error, the Merciful will grant him a long and prosperous life; until they see that with which they are threatened, whether it be the punishment of this life, or that of the last hour; and hereafter they shall know who is in the worse condition, and the weaker in forces.
And how many generations before them have We destroyed who were better off in property and outward appearance?
Say, "Whoever has been in errancy, then indeed The All-Merciful will grant him an extension of days (Literally: extend for him an extension "of days") until, when they see what they were promised, whether the torment or the Hour, then they will soon know who is in an eviler place and weaker in hosts. "
Say: As for him who is in error, the Beneficent will verily prolong his span of life until, when they behold that which they were promised, whether it be punishment (in the world), or the Hour (of doom), they will know who is worse in position and who is weaker as an army.
Say: "Ar-Rahman extends the life of those who are astray until they come to realise what had been promised them was either (physical) affliction or (the terror) of Resurrection. Then will they know who is worse in position, and who is weak in supporters.
Say: "As for him who lives in error, may the Most Gracious lengthen the span of his life! [And let them say whatever they say until the time when they behold that [doom] of which they were forewarned-whether it be suffering [in this world] or [at the coming of] the Last Hour -: for then they will understand which [of the two kinds of man] was worse in station and weaker in resources!
Say, ˹O Prophet,˺ "Whoever is ˹entrenched˺ in misguidance, the Most Compassionate will allow them plenty of time, until—behold!—they face what they are threatened with: either the torment or the Hour. Only then will they realize who is worse in position and inferior in manpower."
Say: "Whoever is in misguidance, then the Almighty will lead them on. " Until they see what they have been promised, either the retribution or the Hour. Then they will know who is in a worst place and weaker in power.
Say, "Those who choose to go astray, the Most Gracious will lead them on, until they see what is promised for them - either the retribution or the Hour. That is when they find out who really is worse off, and weaker in power."
Say, "Whoever is in error - let the Most Merciful extend for him an extension [in wealth and time] until, when they see that which they were promised - either punishment [in this world] or the Hour [of resurrection] - they will come to know who is worst in position and weaker in soldiers. "
Say thou: “Whoso is in error — no matter the extent the Almighty extends for him — when they have seen what they are promised, whether it be the punishment or the Hour, then will they know who is worse in position and weaker in force.”
Say, "The Beneficent gives respite to those who go astray. During this period of respite they either mend their ways or move on to see the promise of retribution in this life or the Hour of Doom. Then they know who is worse off and weaker in forces."
Say: "If any men go towards wrong, (Allah) Most Gracious (Ar-Rahmán) extends (the rope) to them, until, when they see the warning of Allah (being completed)— either as punishment or as (the coming of) the (final) Hour— At the end, they will see who is worse in position, and (who is) weaker in forces!
Say, "Whoever stays straying, let his term be extended by the All-Merciful (Allah) still longer, until when they will see what they are being warned of: either the punishment or the Hour (of Doom), then they will know who was worse in his place and weaker in his forces.
Say: "Whoever is in misguidance, then the Almighty will lead them on." Until they see what they have been promised, either the retribution or the Hour. Then they will know who is in a worse place and weaker in power.