Kehf suresi

Kehf suresi, 47. ayet

Kehf suresi, 47. ayet. وَيَوْمَ نُسَيِّرُ ٱلْجِبَالَ وَتَرَى ٱلْأَرْضَ بَارِزَةً وَحَشَرْنَٰهُمْ فَلَمْ نُغَادِرْ مِنْهُمْ أَحَدًا

veyevme nüseyyiru-lcibâle vetera-l'arḍa bârizetev veḥaşernâhüm felem nügâdir minhüm eḥadâ.

Diyanet İşleri

Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 44–50 · surenin 47. ayeti / 110

Konu Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs Kehf 47–59 3

  1. Kehf 44

    İşte bu durumda velayet (himaye ve koruyuculuk) yalnızca hak olan Allah'a mahsustur. O'nun mükafatı da daha hayırlıdır, vereceği sonuç da daha hayırlıdır.

  2. Kehf 45

    Onlara dünya hayatının örneğini ver: (Dünya hayatı), gökten indirdiğimiz yağmur gibidir ki, onun sebebiyle yeryüzünün bitkileri boy verip birbirine karışırlar. Fakat bütün bu canlılık sonunda rüzgarın savurduğu kuru bir çer çöpe döner. Allah, her şey üzerinde kudret sahibidir.

  3. Kehf 46

    Mallar ve evlatlar, dünya hayatının süsüdür. Baki kalacak salih ameller ise, Rabbinin katında, sevap olarak da ümit olarak da daha hayırlıdır.

  4. 47

    Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü çırılçıplak göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.

  5. Kehf 48

    Hepsi saf saf Rabbinin huzuruna çıkarılırlar. Onlara, "Andolsun, sizi ilk önce yarattığımız gibi bize geldiniz. Oysa siz, sizin için hesaba çekileceğiniz bir zaman belirlemediğimizi sanmıştınız" denir.

  6. Kehf 49

    Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. "Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey bırakmadan hepsini sayıp dökmüş!" derler. Onlar bütün yaptıklarını karşılarında bulurlar. Senin Rabbin hiç kimseye zulmetmez.

  7. Kehf 50

    Hani biz meleklere, "Adem için saygı ile eğilin" demiştik de İblis'ten başka hepsi saygı ile eğilmişlerdi. İblis ise cinlerdendi de Rabbinin emri dışına çıktı. Şimdi siz, beni bırakıp da İblis'i ve neslini, kendinize dostlar mı ediniyorsunuz? Halbuki onlar sizin için birer düşmandırlar. Bu, zalimler için ne kötü bir bedeldir!

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 47–48. ayetler için yazılmıştır.

47. Yüce Allah, kıyamet gününün halini, o gündeki tedirgin edici, dehşetli, zorlu ve sıkıntılı halleri haber vermek üzere şöyle buyurmaktadır: “O günde dağları yürütürüz.” Yani Allah, o dağları yerlerinden koparacak ve onları kum yığını haline getirecek, daha sonra da onları atılmış renkli yün gibi yapacaktır. Daha sonra da onlar dağılıp havaya saçılmış toz zerrecikleri haline gelecektir. Böylece yeryüzü apaçık ortaya çıkacak, herhangi bir iniş ve çıkışı bulunmayan dümdüz bir yer haline gelecektir. Allah, bütün insanları bu yer üzerinde haşredecek ve onlardan bu haşir meydanına getirmedik hiçbir kimse bırakmayacaktır. Öncekileri de sonrakileri de hep birlikte uçsuz bucaksız çöllerin ortasından ve denizlerin diplerinden getirecek, darmadağın iken onları bir araya toplayacak, paramparça iken onları yeni bir yaratılışla tekrar var edecektir.

48. Allah’ın huzuruna saf saf arzolunacaklar. Onları huzuruna getirecek, amellerine bakacak ve hiçbir zulüm söz konusu olmayacak şekilde haklarında adil hükmünü verecek ve onlara: “Andolsun ki ilk kez sizi nasıl yarattıysak öylece bize geldiniz” diyecek. Yani malsız, ailesiz, aşiretsiz olarak tek başınıza geldiniz. Beraberlerinde dünya hayatında iken yaptıkları amellerden, kazanmış oldukları hayır ve şerden başkası bulunmayacaktır. Nitekim Allah bir başka yerde şöyle buyurmaktadır: “Andolsun sizi ilk defa yarattığımız gibi yapayalnız, teker teker huzurumuza geldiniz ve size (dünyadayken) bağışladığımız şeyleri arkanızda bıraktınız. (Allah'a) ortak olduklarını iddia ettiğiniz şefaatçılarınızı da aranızda göremiyoruz.” (el-En’âm, 6/94) Burada da öldükten sonra dirilişi inkâr edenlere artık onu gözleriyle gördükten sonra şöyle denileceği belirtilmektedir: “Fakat siz (dünyada iken) sizin (diriltilip hesaba çekilmeniz) için böyle bir zaman tayin etmediğimizi iddia etmiştiniz.” Yani siz, amellerin karşılığının verileceğini, iyi amellere Allah’ın mükâfat vaadini, kötü amellere karşılık da tehdidini inkâr etmiştiniz. Şimdi bunu gözlerinizle gördünüz ve tattınız.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Dağları yerlerinden yok ettiğimiz günü hatırla. Üzerinde bulunan dağları, ağaçları ve binaları tamamen yok edip yeryüzünü dümdüz görürsün. Gelmiş geçmiş bütün yaratılmışları haşrederiz; tek birini bile terk etmeden mutlaka diriltiriz.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَوْمَ ve yevme O gün kök: يوم
  2. نُسَيِّرُ nuseyyiru yürütürüz kök: سير
  3. ٱلْجِبَالَ l-cibale dağları kök: جبل
  4. وَتَرَى ve tera ve görürsün kök: راي
  5. ٱلْأَرْضَ l-erde yeri kök: ارض
  6. بَارِزَةًۭ barizeten çırılçıplak kök: برز
  7. وَحَشَرْنَـٰهُمْ ve haşernahum onları toplamışız kök: حشر
  8. فَلَمْ fe lem ve
  9. نُغَادِرْ nugadir bırakmamışızdır kök: غدر
  10. مِنْهُمْ minhum onlardan
  11. أَحَدًۭا ehaden hiçbirini kök: احد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غدر (2 geçiş) · Aynı kök: احد (85 geçiş)

    Kitap ortaya konur. Suçluları, kitabın içindekilerden korkuya kapılmış görürsün. "Eyvah bize! Bu nasıl bir kitaptır ki küçük, büyük hiçbir şey…

  • Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Sizin için de yolcular için de bir geçimlik olmak üzere deniz avı yapmak ve deniz ürünlerini yemek sizlere helal kılındı. Kara avı ise ihramlı…

  • Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    Kendisiyle dağların yürütüleceği veya yeryüzünün parçalanacağı, ya da ölülerin konuşturulacağı bir Kur'an olacak olsaydı (o yine bu kitap olurdu).…

  • Aynı kök: سير (27 geçiş) · Aynı kök: جبل (41 geçiş)

    Dağlar yürüdükçe yürür.

  • Aynı kök: برز (9 geçiş)

    (Talut'un askerleri) Calut ve askerleriyle karşı karşıya gelince şöyle dediler: "Ey Rabbimiz! Üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı sağlam bastır ve…

  • Aynı kök: برز (9 geçiş)

    Sonra o kederin ardından (Allah) üzerinize içinizden bir kısmını örtüp bürüyen bir güven, bir uyku indirdi. Bir kısmınız da kendi canlarının…

  • Aynı kök: برز (9 geçiş)

    Sana "baş üstüne" derler. Fakat senin yanından çıktıklarında, içlerinden birtakımı, geceleyin; (senin gündüz) söylediklerinin aksini kurarlar. Allah,…

  • Aynı kök: حشر (43 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş

    Sayılı günlerde Allah'ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Kim iki gün içinde acele edip (Mina'dan Mekke'ye) dönerse, ona günah yoktur. Kim geri…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

77 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Dağları yürüteceğimiz gün yeryüzünü çıplak (dümdüz) görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın onları (mahşerde) toplayacağız.

Mustafa İslamoğlu

Ve dağları yürütüp düzleyeceğimiz o gün, yeryüzünü düz ve çıplak görürsün; nitekim geride bir tek kişi bırakmadan onların tümünü toplayacağız.

Muhammed Esed

Çünkü, dağları ortadan kaldıracağımız o Gün yeryüzünü boş ve çıplak görürsün; (o Gün) kimseyi bırakmaksızın herkesi (diriltip) bir araya toplayacağız.

Ahmed Hulusi

Dağları yürüttüğümüz gün (organları işlevsiz bıraktığımızda), arzı çırılçıplak görürsün! Onların hepsini bir araya toplamışızdır; öyle ki hiçbiri ihmal edilmez!

Ali Bulaç

Dağları yürüteceğimiz gün, yeri çırılçıplak (dümdüz olmuş) görürsün; onları bir arada toplamışız da, içlerinden hiç birini dışarda bırakmamışızdır.

Ali Özek ve heyeti

(Düşün) o günü ki, dağları yerinden götürürüz ve yeryüzünün çırılçıplak olduğunu görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın onları (tüm ölüleri) mahşerde toplamış olacağız.

Ali Rıza Safa

Dağları yürüteceğimiz gün, yeryüzünü çırılçıplak göreceksin. Çünkü hiçbirini bırakmadan onları toplayacağız.

Bayraktar Bayraklı

Dağları yürüttüğümüz gün, yeryüzünü dümdüz görürsün. Hiçbirini bırakmaksızın insanların hepsini bir araya getiririz.

Edip Yüksel

Dağları silip götürdüğümüz ve yeri çıplak bıraktığımız gün onları toplarız; bir tanesini bile bırakmadan.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Dağları silip götürdüğümüz ve yeri çıplak bıraktığımız gün onları toplarız; bir tanesini bile bırakmadan.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Düşün o günü ki, dağları yürüteceğiz; yeryüzünü çırılçıplak göreceksin. Onları mahşer meydanına toplamışızdır, hiçbir kimseyi geride bırakmamışızdır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Düşün o günü ki dağları yürütürüz, Arzı görürsün çırçıplak ve onları hep mahşere toplamışızdır da hiç bir kimse bırakmamışızdır

Erhan Aktaş

O Gün dağları yürüteceğiz. Ve yeryüzünü dümdüz görürsün. Hiç kimseyi bırakmaksızın onların tamamını dipnot 1 mahşerde toplarız.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tüm ölüleri.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

O gün dağları yürüteceğiz. Ve yeryüzünü dümdüz görürsün. Hiç kimseyi bırakmaksızın onların tamamını dipnot 1 mahşerde toplarız.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tüm ölüleri.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

O gün dağları yürüteceğiz. Ve yeryüzünü dümdüz görürsün. Hiç kimseyi bırakmaksızın onların tamamını dipnot 1 mahşerde toplarız.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Tüm ölüleri.

Gültekin Onan

Dağları yürüteceğimiz gün, yeri çırılçıplak (dümdüz olmuş) görürsün; onları bir arada toplamışız da, içlerinden hiç birini dışarda bırakmamışızdır.

Hasan Basri Çantay

(Düşün) o gün (ü) ki biz dağları yürüteceğiz ve sen yeri (çırçıplak) bir çöl göreceksin. Onları da mahşerde toplamışızdır da içlerinden hiç birini bırakmamışızdır.

İbni Kesir

Bir gün dağları yürütürüz de; sen, yeri dümdüz görürsün. Hiç birini bırakmaksızın toplarız onları.

Mehmet Alagaş

(32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

Rowwad Tercüme Merkezi

Dağları yürüteceğimiz ve senin yeryüzünü dümdüz göreceğin günü bir hatırla. Biz onları mahşerde toplarız da içlerinden hiçbirini bırakmayız.

Süleyman Ateş

(Yalnız kalıcı eylemlerin yarar sağlayacağı) O gün dağları yürütürüz; yeri alaçık (çırılçıplak) görürsün (dağlar savrulup dümdüz olmuş, engebeler kalkmıştır) onları (hep bir yere) toplamışız, hiçbirini bırakmamışızdır.

Süleymaniye Vakfı

Bir gün dağları yürüteceğiz, yeri çıplak ve dümdüz bir halde göreceksin. dipnot 1 Onları (insanları ve cinleri) bir araya toplayacağız. dipnot 2 Onlardan tek bir kişiyi bile (geride) bırakmayacağız. dipnot 3

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Dağları yürüteceğimiz gün yeri çıplak (bitkisiz) bir halde göreceksin. Bir tek eksik bırakmadan onları bir araya toplamış olacağız.

Şaban Britch

O gün dağları yürütürüz de yeri açık (üzerinde hiçbir şey olmadan) görürsün. Onlardan hiç birini bırakmadan, (mahşerde) toplarız.

Şaban Piriş

O gün dağları yürütürüz de yeri dümdüz görürsün. Onlardan hiç birini bırakmadan, toplarız.

Yaşar Nuri Öztürk

Gün olur, dağları yürütürüz de yeryüzünü çırılçıplak görürsün. İnsanları huzurumuzda toplamış, içlerinden hiçbirisini hesap dışı bırakmamışızdır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The Day shall come when We put or set the mountains in motion and you see the earth bare of the natural objects it once had, and We will have thronged them -all people- to judgement, leaving not one behind.

Abdul Haleem

One day We shall make the mountains move, and you will see the earth as an open plain. We shall gather all people together, leaving no one.

Abdullah Yusuf Ali

One Day We shall remove the mountains, and thou wilt see the earth as a level stretch, and We shall gather them, all together, nor shall We leave out any one of them.

Abul A'la Maududi

Bear in mind the Day when We shall set the mountains in motion dipnot 1 and you will find the earth void and bare. dipnot 2 On that Day We shall muster all men together, leaving none of them behind. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The mountains will begin to move about like clouds when the gravitation of the earth shall be brought to an end. The Quran has described the same thing in( Surah An- Namal, Ayat 88 )in this way: When you see the mountains, you consider them to be firmly fixed, but they shall be floating about like clouds at that time.
  2. metne dön, dipnot 2
    "You will see the earth as a leveled plain": You will find no vegetation and no building on it and it will become a barren plain. It is the same thing that has been stated in (Ayat 8) of this chapter.
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, We will muster together every human being from the first man, Adam, to the last one born in the last moment of the Day of Resurrection: even that child which had breathed the first breath after its birth, shall be resurrected and all shall be mustered at one and the same tune.

Aisha Bewley

On the Day We make the mountains move and you see the earth laid bare and We gather them together, not leaving out a single one of them,

Al-Hilali & Khan

And (remember) the Day We shall cause the mountains to pass away (like clouds of dust), and you will see the earth as a levelled plain, and we shall gather them all together so as to leave not one of them behind.

Ali Quli Qarai

The day We shall set the mountains moving and you will see the earth in full view, We shall muster them, and We will not leave out anyone of them.

Amatul Rahman Omar

And beware of the day when We shall set the mountains in motion and make them vanish and you shall find (the nations of) the earth march forth (against one another), and We shall gather all peoples together and We shall leave none of them behind.

Arthur John Arberry

And on the day We shall set the mountains in motion, and thou seest the earth coming forth, and We muster them so that We leave not so much as one of them behind;

Bijan Moeinian

The Day will come that I will wipe out the mountains flatten the earth. Then I will summon them (disbelievers as well as the believers) without any exception.

E. Henry Palmer

And the day when we will move the mountains, and thou shalt see the (whole) earth stalking forth; and we will gather them, and will not leave one of them behind.

Edip-Layth

The day We move the mountains, and you see the earth barren, and We gather them, not leaving out anyone of them.

George Sale

On a certain day We will cause the mountains to pass away, and thou shalt see the earth appearing plain and even; and We will gather mankind together, and We will not leave any one of them behind.

Hamid S. Aziz

Wealth and children are an ornament of the life of this world; but good works which endure are better with your Lord, for recompense, and better for hope.

Mahmoud Ghali

And on the Day We will make the mountains to travel, and you see the earth coming forth, and We muster them so that We do not leave out any one of them.

Marmaduke Pickthall

And (bethink you of) the Day when we remove the hills and ye see the earth emerging, and We gather them together so as to leave not one of them behind.

Mohamed Ahmed - Samira

The day We shall move the mountains, and you see the earth an open plain, We shall gather them together, leaving none behind.

Muhammad Asad

Hence, [bear in mind] the Day, on which We shall cause the mountains to disappear and thou shalt behold the earth void and bare: for [on that Day] We will [resurrect the dead and] gather them all together, leaving out none of them.

Mustafa Khattab

˹Beware of˺ the Day We will blow the mountains away, and you will see the earth laid bare. And We will gather all ˹humankind˺, leaving none behind.

Progressive Muslims

And the Day We move the mountains, and you see the Earth barren, and We gather them. We did not forget anyone of them.

Rashad Khalifa

The day will come when we wipe out the mountains, and you will see the earth barren. We will summon them all, not leaving out a single one of them.

Sahih International

And [warn of] the Day when We will remove the mountains and you will see the earth prominent, and We will gather them and not leave behind from them anyone.

Sam Gerrans

And the day We set in motion the mountains, and thou seest the earth emerge, and We gather them, then will We not leave behind one of them

Shabbir Ahmed

Hence, know the Day when the tycoons of wealth and power will be shaken by Our Law, and the poor downtrodden will come at par with them. All humanity will stand equal. No person will stay behind in his or her birth right of dignity. (20:105).

Syed Vickar Ahamed

And (remember), the Day We shall remove the mountains, and you will see the earth as a level field, and We shall gather them, all together, and We shall not leave out even one of them.

Taqi Usmani

And (visualize) the Day when We will make mountains move, and you will see the earth fully exposed, and We shall gather them together, so as not to leave a single one of them.

The Monotheist Group

And the Day We move the mountains, and you see the earth level, and We gather them; so We will not leave out anyone of them.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 47. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 47. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 47. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩