Diyanet İşleri
İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
Kehf suresi
Kehf suresi, 59. ayet. وَتِلْكَ ٱلْقُرَىٰٓ أَهْلَكْنَٰهُمْ لَمَّا ظَلَمُوا۟ وَجَعَلْنَا لِمَهْلِكِهِم مَّوْعِدًا
vetilke-lḳurâ ehleknâhüm lemmâ żalemû vece`alnâ limehlikihim mev`idâ.
İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Kıyamet günü kitabın konulması ve İblîs Kehf 47–59 3
Biz, peygamberleri ancak müjdeleyiciler ve uyarıcılar olarak göndeririz. İnkar edenler ise, hakkı batılla çürütmek için mücadele ederler. Ayetlerimizi ve kendilerine yapılan uyarıları alaya alırlar.
Kim, kendisine Rabbinin ayetleri hatırlatılıp da onlardan yüz çeviren ve elleriyle yaptığını unutandan daha zalimdir? Şüphesiz biz, onu anlamamaları için, kalplerine perdeler gerdik, kulaklarına da ağırlıklar koyduk. Sen onları hidayete çağırsan da artık ebediyen hidayet bulamazlar.
Rabbin, çok bağışlayıcıdır, merhamet sahibidir. Eğer yaptıkları yüzünden onları (dünyada) cezaya çarptırsaydı, elbette azaplarını çarçabuk verirdi. Hayır, onlar için belirlenmiş bir gün vardır ki (o gün gelince) hiçbir kurtuluş çaresi bulamazlar.
İşte zulmettiklerinde yok ettiğimiz memleketler.. Helak edilmeleri için de belli bir zaman tayin etmiştik.
Hani Musa, beraberindeki gence şöyle demişti: "İki denizin birleştiği yere varıncaya kadar durmayacağım, ya da uzun zaman gideceğim."
Onlar iki denizin birleştiği yere varınca, balıklarını unuttular. Balık denizde yolunu tutup kayıp gitti.
Oradan uzaklaştıklarında Musa beraberindeki gence, "Öğle yemeğimizi getir, bu yolculuğumuzdan dolayı çok yorgun düştük" dedi.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
59. Bu, Allah’ın öncekilerde de sonrakilerde de geçerli olagelen bir kanunudur. Şöyle ki O, günahkârları çabucak cezalandırmaz, ancak onlara tevbe etmeleri ve Allah’a dönmeleri için mühlet verir, davet eder. Eğer tevbe eder, Allah’a yönelirlerse onların günahlarını bağışlar, onlara rahmetini ihsan eder ve onlardan cezayı uzaklaştırır. Şâyet zulüm ve inatlarını sürdürecek olur da onlar için tespit edilmiş bulunan azap vakti gelirse o vakit de üzerlerine azabını indirir. Bundan dolayı O, şöyle buyurmaktadır: “İşte (yakınınızdaki) şu ülkeleri zulmettikleri vakit helak etmiştik” Yani biz, onları zulümleri sebebiyle helâk ettik. Onlara zulmederek helâk etmedik. “onların helâkleri için de belirli bir vade tayin etmiştik.” Bu süre takdir edilmiş, belirli bir süredir. Ondan önce helak edilmedikleri gibi, ondan sonraya da bırakılmamışlardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
İşte size yakın olan şu kâfir ülkeler; Hûd kavmi, Salih kavmi ve Şuayb kavminin ülkeleri gibileri kendilerine küfrederek ve isyan ederek zulmettiklerinde helak ettik. Onların helak olmaları için belli bir vakit kıldık.
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Bu (peygamberlerin gönderilmesi), Allah'ın, halkları habersizken ülkeleri haksız yere helak etmeyeceği içindir.
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Nice memleketleri helak ettik. Onlara azabımız gece uykusuna dalmışken, yahut gündüz istirahat halinde iken gelmişti.
Aynı kök: قري (57 geçiş) · Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk
Rabbin, halkları salih ve ıslah edici kimseler iken memleketleri zulmederek helak etmez.
Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk · Ortak kavram: Vaad
Hani siz vadinin (Medine'ye) yakın tarafında; onlar uzak tarafında, kervansa sizin aşağınızdaydı. (Onlar sayıca sizden öylesine fazla idi ki), şayet…
Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk · Ortak kavram: Vaad
Sonra onlara verdiğimiz sözü yerine getirdik. Kendilerini ve dilediğimiz kimseleri kurtardık. Haddi aşanları ise helak ettik.
Aynı kök: هلك (68 geçiş) · Ortak kavram: Helâk · Ortak kavram: Vaad
(Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri…
Ortak kavram: Vaad
Hani, biz Musa ile kırk gece için sözleşmiştik. Sizler ise onun ardından (kendinize) zulmederek bir buzağıyı tanrı edinmiştiniz.
Ortak kavram: Vaad
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte haksızlık ettikleri zaman şu şehirler(in halkları)nı helak etmiştik. Onları helak etmek için de belirli bir zaman belirlemiştik.
Nitekim işte o şehirlerin (harabeleri)!.. Zulümde ısrar edince onların tümünü yok ettik; ki Biz onların helakı için de (sınırlı) bir zaman takdir etmiştik.
tıpkı, zulüm üstüne zulüm işlediklerinde yok ettiğimiz önceki toplumlar gibi: ki Biz onların ortadan kaldırılması için de bir süre belirlemiştik.
İşte sana, zulmettiklerinden dolayı yok ettiğimiz şehirler ki onların helakı için de bir süreç tayin etmiştik.
İşte ülkeler (ve onların halkları), zulmettikleri zaman onları yıkıma uğrattık; ve yıkımları için bir buluşma zamanı tesbit ettik.
İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helâk ettik. Onları helâk etmek için de belli bir zaman tayin etmiştik.
İşte, haksızlık yaptıkları için yıkıma uğrattığımız kentler. Zaten onların yıkıma uğratılmaları için bir zaman belirlemiştik.
İşte, zulmettiklerinden dolayı helak ettiğimiz ve helakleri için bir süre tayin ettiğimiz şehirler.
İşte, haksızlık ettikleri için yok ettiğimiz toplumlar... Hepsinin helakı için belli bir süre belirlemiştik.
İşte, haksızlık ettikleri için yok ettiğimiz toplumlar... Hepsinin helakı için belli bir süre belirlemiştik.
İşte o memleketler ki, Biz onları zulmettiklerinde helak etmiş ve helakları için de bir zaman belirlemiştik.
Daha o memleketler ki biz onları zulmettiklerinde helak etmişiz ve helaklarıne bir miy'ad ta'yin eylemişiz
İşte zulmettikleri zaman yok ettiğimiz beldeler. Biz onların yok edilmeleri için de bir zaman belirlemiştik.
İşte zulmettikleri zaman yok ettiğimiz beldeler. Biz onların yok edilmeleri için de bir zaman belirlemiştik.
İşte zulmettikleri zaman yok ettiğimiz beldeler. Biz onların yok edilmeleri için de bir zaman belirlemiştik.
İşte ülkeler (ve onların halkları), zulmettikleri zaman onları yıkıma uğrattık; ve yıkımları için bir buluşma zamanı tesbit ettik.
İşte (halkı) zulmetdikleri zaman helak etdiğimiz memleketler! Biz bunların helakleri için de bir zaman ta'yin etmişizdir.
İşte zulmettiklerinden dolayı helak ettiğimiz kasabalar. Onları yok etmek için, bir süre tayin etmiştik.
(56-62) Biz elçileri ancak müjdeci ve uyarıcı olarak göndeririz , inkâr edenler hakkı batıl ile çürütmek isterler , ayetlerle ve uyarıldıkları şeylerle alay ederler. En zalim kişi; Rabbinin ayetleri hatırlatıldığında ondan sırt çeviren ve elleriyle yapıp takdim ettiklerini unutan kişidir , biz onların kalpleri üzerine onu anlamalarını engelleyen bir perde geçirdik, kulaklarında da bir ağırlık vardır , e ğer sen onları hidayete çağırırsan, onlar ebediyen hidayete eremezler , Rabbin bağışlayıcı ve rahmet sahibidir, e ğer Allah, kazandıkları yüzünden onları cezalandıracak olsaydı, onlara azabı hemen verirdi, ama onların belirlenmiş saatleri var , (Randevu saati) Onlar, O'nun dışında hiçbir sığınak bulamayacaklardır , bunlar zalim olduklarında helak ettiğimiz memleketlerdendirler, onları da helak etmek için bir zaman belirledik.
İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helâk ettik. Onları helâk etmek için de belli bir zaman tayin etmiştik.
İşte şu kentler de zulmetmeğe başlayınca onları helak ettik. Onları helak etmek için de bir süre belirlemiştik.
İşte (halklarını helak ettiğimiz) kentler… Onları, yanlışlara daldıklarında helak etmiştik. dipnot 1 Helak edilmeleri için de bir zaman belirlemiştik.
Yanlış yaptıkları için etkisiz bıraktığımız o kentler... Onlar için etkisiz bırakılma ile tehdit edildikleri bir gün belirlemiştik.
İşte şu ülkeler; zulmettikleri zaman onları helak ettik. Onları helak etmek için de belli bir zaman belirledik.
İşte zulmettikleri için helak ettiğimiz şehirler, onlara da yok etmek için bir süre tanıdık.
İşte sana bir yığın kent/medeniyet. Zulme saptıklarında onları helak ettik. Onları helak etmek için de bir süre belirlemiştik.
Such were the towns of old whose inhabitants We did away with when they proved themselves wrongful of actions and We determined the point of time at which We carried this punishment into effect.
[just like] the former communities We destroyed for doing wrong: We set an appointed time for their destruction.
Such were the populations we destroyed when they committed iniquities; but we fixed an appointed time for their destruction.
All the townships afflicted with scourge are before your eyes. dipnot 1 When they committed wrong, We destroyed them. For the destruction of each We had set a definite term.
Those cities: We destroyed them when they did wrong and fixed a promised time for their destruction.
And these towns (population, - ‘Âd, Thamûd) We destroyed them when they did wrong. And We appointed a fixed time for their destruction.
Those are the towns that We destroyed when they were wrongdoers, and We appointed a tryst for their destruction.
And these are townships (of the people committed to punishment), We destroyed them when they committed inequities and wrong. And We appointed a fixed time for their destruction.
And those cities, We destroyed them when they did evil, and appointed for their destruction a tryst.
Thus I destroyed many towns (Sodom, Gomorrah, etc. ) after having given ample time to its unjust people.
These cities, we destroyed them when they were unjust; and for their destruction we set an appointed time.
Such are the towns which We had destroyed when they transgressed. We made for their destruction an appointed time.
And those former cities did We destroy, when they acted unjustly; and We gave them previous warning of their destruction.
But your Lord is Forgiving, endowed with Mercy; were He to punish them for what they have earned He would have hastened for them the doom. Nay rather, they have their appointed term from which they have no escape.
And those towns, We caused them to perish as soon as they did injustice, and We made for their perishing an appointment.
And (all) those townships! We destroyed them when they did wrong, and We appointed a fixed time for their destruction.
As for these habitations, We destroyed them only when they transgressed; even so We had fixed a time for their annihilation.
as [was the case with all] those communities that We destroyed when they went on and on doing wrong: for We had set a time-limit for their destruction.
Those ˹are the˺ societies We destroyed when they persisted in wrong,[1] and We had set a time for their destruction.
And such are the towns which We had destroyed when they transgressed. And We made for their destruction an appointed time.
Many a community we annihilated because of their transgressions; we designated a specific time for their annihilation.
And those cities - We destroyed them when they wronged, and We made for their destruction an appointed time.
And those cities: We destroyed them when they did wrong; and We made for their destruction an appointment.
Our Law of Requital annihilated many communities when they went on and on with their unjust systems. They were all given a due period of respite (in order to make amends) and We set up a time-limit for their annihilation.
And such were the peoples, We destroyed when they committed injustices; But We fixed a definite time for their destruction.
These are the towns that We destroyed when they (i.e. their people) transgressed, and We had appointed a time for their destruction.
And those towns, We destroyed them when they transgressed. And We made for their destruction an appointed time.