Lokmân suresi

Lokmân suresi, 4. ayet

Lokmân suresi, 4. ayet. ٱلَّذِينَ يُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَيُؤْتُونَ ٱلزَّكَوٰةَ وَهُم بِٱلْـَٔاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ

elleẕîne yüḳîmûne-ṣṣalâte veyü'tûne-zzekâte vehüm bil'âḫirati hüm yûḳinûn.

Diyanet İşleri

Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Lokmân 1–7 · surenin 4. ayeti / 34

Konu Hikmetli kitap; boş sözle saptıranlar ve yaratılış Lokmân 1–11 3

  1. Lokmân 1

    Elif Lam Mim.

  2. Lokmân 2–3

    (2-3) Bunlar, hikmet dolu Kitab'ın; iyilik yapanlara bir hidayet ve rahmet olarak indirilmiş ayetleridir.

  3. 4

    Onlar; namazı dosdoğru kılan, zekatı veren kimselerdir. Onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

  4. Lokmân 5

    İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve işte onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.

  5. Lokmân 6

    İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır. İşte onlar için aşağılayıcı bir azap vardır.

  6. Lokmân 7

    Ona ayetlerimiz okunduğu zaman; onları hiç işitmemiş gibi, kulağında bir ağırlık var da büyüklenerek arkasını döner. Ona, elem dolu bir azabı müjdele.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

4. Yüce Allah, ihsan sahibi kimseleri tam bilgi sahibi olmakla nitelendirmektedir ki bu, ameli gerektiren, Allah’ın cezalandırmasından korkmaya ve O’na isyanı terk etmeye götüren yakîndir/kesin inançtır. Yüce Allah onları amelde bulunmakla nitelendirmekte, ameller arasından da özellikle şu iki faziletli ameli söz konusu etmektedir: “Onlar” İhlâs, Yüce Allah’a yakarış, kalbin, dilin ve azaların toplu olarak ibadetini ihtiva eden ve diğer amellerin işlenmesine yardımcı olan “namazı dosdoğru kılan”, Kişiyi bayağı vasıflardan kurtarıp arındıran, müslüman kardeşine faydalı olmasını ve onun ihtiyacını karşılamasını sağlayan “zekâtı” verirler. Bununla Allah sevgisini, mala olan sevgisinden üstün tuttuğunu açıkça ortaya koyarlar. Sevdiği mallarını daha çok sevdiği uğrunda feda ederler ki bu da Allah’ın rızasını elde etme arzusudur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar namazlarını en mükemmel şekilde eda eden ve mallarının zekâtını veren kimselerdir. Ve onlar ahirette yeniden dirilmeye, hesaba çekilmeye, sevaba ve cezaya kesin olarak iman ederler.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  2. يُقِيمُونَ yukimune ayakta tutarlar kök: قوم
  3. ٱلصَّلَوٰةَ s-salate salatı kök: صلو
  4. وَيُؤْتُونَ ve yu'tune ve verirler kök: اتي
  5. ٱلزَّكَوٰةَ z-zekate zekatı kök: زكو
  6. وَهُم ve hum ve onlar
  7. بِٱلْـَٔاخِرَةِ bil-ahirati ahirete kök: اخر
  8. هُمْ hum onlar
  9. يُوقِنُونَ yukinune kesin olarak inanırlar kök: يقن

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: يقن (28 geçiş) · Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş)

    (2-3) Kur'an, namazı dosdoğru kılan, zekatı veren ve ahirete de kesin olarak inanan mü'minler için bir hidayet rehberi ve bir müjdedir.

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Namazı kılın, zekatı verin. Rüku edenlerle birlikte siz de rüku edin.

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

  • Aynı kök: زكو (59 geçiş) · Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Zekât

    Namazı dosdoğru kılın, zekatı verin. Kendiniz için her ne iyilik işlemiş olursanız, Allah katında onu bulursunuz. Şüphesiz Allah bütün yaptıklarınızı…

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Onlar gaybe inanırlar, namazı dosdoğru kılarlar, kendilerine rızık olarak verdiğimizden de Allah yolunda harcarlar.

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Sabrederek ve namaz kılarak (Allah'tan) yardım dileyin. Şüphesiz namaz, Allah'a derinden saygı duyanlardan başkasına ağır gelir.

  • Aynı kök: صلو (99 geçiş) · Ortak kavram: Namaz (Salât)

    Hani, biz Kabe'yi insanlara toplantı ve güven yeri kılmıştık. Siz de Makam-ı İbrahim'den kendinize bir namaz yeri edinin. İbrahim ve İsmail'e şöyle…

  • Aynı kök: يقن (28 geçiş)

    Onlar sana indirilene de, senden önce indirilenlere de inanırlar. Ahirete de kesin olarak inanırlar.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Onlar namazı kılar, zekâtı verir ve ahirete de kesin bir şekilde inanırlar.

Mustafa İslamoğlu

onlar ki namazı hakkını vererek eda ederler, arınıp yücelmek için ödenmesi gereken bedeli öderler; zira onlar ahirete inananların ta kendisidirler.

Muhammed Esed

onlar ki namazlarında kararlılık gösterir ve karşılıksız yardımda bulunurlar: çünkü onlar içlerinde öteki dünyaya kesin bir inanç besleyenlerdir.

Ahmed Hulusi

Onlar ki, salatı ikame ederler ve zekatı verirler; onlar sonsuz geleceklerine ikan sahipleridir.

Ali Bulaç

Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete inanırlar.

Ali Özek ve heyeti

O kimseler, namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler, onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.

Ali Rıza Safa

Onlar, namazı dosdoğru kılarlar ve zekatı verirler. Sonsuz yaşama da kesin olarak inanırlar.

Bayraktar Bayraklı

Güzeli hayata geçirenler, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler; onlar ahirete de kesin olarak iman ederler.

Edip Yüksel

Onlar ki salatı gözetirler, zekatı verirler; ahiret hakkında da kuşkuları yoktur.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar ki namazı gözetirler, zekatı verirler; ahiret hakkında da kuşkuları yoktur.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

ki (onlar) namazı kılar, zekatı verirler, ahirete de kesin inanç edinirler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ki namazı kılarlar ve zekatı verirler, Ahırete de onlar yakin edinirler

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı yaparlar dipnot 1 . Onlar ahirete kesin olarak iman ederler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu terkip: İbadete layık yegane ilahın yalnızca Allah olduğuna inanmak; Allah'a yönelmeyi, kulluğu, duayı ve ibadeti, "şirkten arınmış bir bilinçle; arınmış, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; dayanışmayı, yardımlaşmayı ve destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir. Namazı kılın, zekatı verin" şeklinde anlam verilen bu terkipteki "vermek" sözcüğünün kök harfleri أَ ت ي (Elif-Te-Ye)  olup, 549 yerde geçmektedir. Ve şu anlamlarda kullanılmıştır: yapmak, vermek, gelmek, getirmek, geçmek, rastlamak, işlemek, varmak, sürdürmek, ortaya koymak, göstermek, gitmek, katılmak, karşılamak ve ulaşmak. Bu sözcük, ağırlıklı olarak şu üç anlamda kullanılmaktadır: Yapmak, getirmek ve vermek. (اتى) Ata, vermek, (أَتَى) Eta yapmak anlamına gelmektedir. Her ne kadar bu terkipte, " vermek" anlamına gelen "Atu" yer alsa da (اتى) atu sözcüğüne, "yapmak" anlamının verilmesi de mümkündür. Zira arınmak, aklanmak, temizlenmek demek olan "zekat", verilen bir şey değil, "yapılan" bir şeydir. Kur'an, zekat sözcüğünü "arınmak" anlamında kullanmaktadır. (Örneğin 19:13) Zekat, mali yardım değil, mali yardım yapılarak malın arınmasıdır. Mali yardım sadakadır. Sadaka verilirse, malın arınması gerçekleşmiş olacaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, salatı ikame ederler ve zekatı verirler dipnot 1 . Onlar ahirete kesin olarak inanırlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İbadete layık yegane ilah olarak Allah'a inanmak; kulluğu, Allah'a yönelmeyi, dua ve ibadeti şirkten arındırılmış bir bilinçle ve arınmış, temizlenmiş, arı duru hale gelmiş bir benlikle yapmak; yardımlaşmayı, destek olmayı canlı ve diri tutmak demektir.

Gültekin Onan

Onlar, namazı dosdoğru kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar kesin bir bilgiyle ahirete (iman ederler).

Hasan Basri Çantay

(O ihsan erbabı) ki onlar dosdoğru namazı kılanlar, zekatı verenlerdir. Onlar ahirete yakıyn (ya'ni kati insan) haasıl edenlerin de ta kendileridir.

İbni Kesir

Onlar ki; namaz kılarlar, zekat verirler ve onlar ahirete de yakınen inanırlar.

Mehmet Alagaş

(1-11) Elif Lâm Mim. Bu ayetler gerekçeli / hikmetli kitabın ayetleridir, güzel davrananlar için yola ileten ve esirgeyendir. Öyledirler ki namazı kalkıp kılarlar, zekâtı verirler, diğer hayata /ahirete de yakinen inanırlar, işte bunlar, Rablerinden bir yol üzeredirler / hidayet üzeredirler, işte bunlar kurtuluşa / felaha erenlerdir. İnsanlardan öyleleri var ki, İlim dışı olarak Allah’ın yolundan saptırmak amaçlı kof sözün müşterisi olurlar / satın alırlar , onu eğlence yaparlar. İşte bu kimselere onur kırıcı / mühin bir azap vardır. Ayetlerimiz onlara sıralı okunduğunda adeta / sanki onu işitmemiş gibi sanki kulaklarında bir ağılık varmış gibi, kibirlenerek yüzlerini çevirirler, onlara acıtıcı / elim azabı müjdele. İman edenler ve ıslah edici şeyler yapanlar öyleleridirler ki; onlara naîm cennetleri vardır , orada kalıcıdırlar, Allah’ın verdiği söz / Allah’ın vaadi haktır / gerçektir, O saygıdeğerdir, / azizdir, yargıçtır / hâkimdir. (Gerekçeli /hikmetli kararlar verir). Semaları direksiz yarattı, onu görüyorsunuz, sarsılmayın / sallanmayın diye de yere / arza sabiteler eklemiş / koymuştur, her türlü yaratığı orada yaymıştır, gökten su indirdik, onda her bir türden ikram olarak bitki yetiştirdik. İşte bu Allah’ın yaratmasıdır, Onun dışındakiler ne yaratmıştır gösterin bana! Bilakis zalimler, apaçık sapma içindedirler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar ki namazı dosdoğru kılarlar, zekâtı verirler ve onlar âhirete kesin olarak iman edenlerdir.

Süleyman Ateş

Onlar ki namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete de kesin olarak inanırlar.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İyiler namazı kılan, zekatı veren ve Ahirete kesin olarak inanan kimselerdir.

Şaban Britch

Onlar, namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve onlar ahirete yakinen iman ederler.

Şaban Piriş

Onlar, namazı kılarlar, zekatı verirler ve onlar ahirete yakinen inananlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Ki onlar namazı kılarlar, zekatı verirler. Ve onlar ahirete de gözle görmüşçesine inanırlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Who observe their act of worship, give Zakat (alms) -for alms are but the vehicles of prayer- and they are inspired with the certainty of the Hereafter which imbues their inmost being.

Abdul Haleem

who keep up the prayer, pay the prescribed alms, and are certain of the Hereafter:

Abdullah Yusuf Ali

Those who establish regular Prayer, and give regular Charity, and have (in their hearts) the assurance of the Hereafter.

Abul A'la Maududi

who establish Prayer and pay Zakah, and have firm faith in the Hereafter. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    It does not mean that the righteous people bear only these three qualities. By using the common epithet of righteous for them, it has been pointed out that they refrain from all those evils which this Book forbids and practice all those good things which this Book enjoins. Then, the three qualities of the righteous person have been especially mentioned in order to show that all other good acts depend on these three things. They establish the Salat which engenders God worship and piety as a permanent habit with them. They pay the Zakat which strengthens the spirit of sacrifice in them, subdues the love of the world and arouses a desire for the goodwill of Allah. And they believe in the Hereafter, which instills the sense of responsibility and answerability. This does not allow them to live like an animal which is free to graze at will in the pasture, but allows a man who is fully conscious of the fact that he is not independent but the slave of a Master before Whom he is answerable for all his activities of life. Owing to these three qualities, these righteous people are not the kind of the righteous persons who happen to do good just by chance, who may commit evil as often and as freely as they would do good. Contrary to this, these qualities inculcate in them an enduring system of thought and morality owing to which goodness issues forth from them in a regulated and systematic manner, and the evil, if at all committed, is committed just by chance. They do not have any deeprooted motives, which might be arising from their own system of thought and morality and leading them on to the evil way under their own nature impulse.

Aisha Bewley

those who establish salat and pay zakat and are certain of the Next World.

Al-Hilali & Khan

Those who perform As-Salât (Iqamat-as-Salât) and give Zakât and they have faith in the Hereafter with certainty.

Ali Quli Qarai

who maintain the prayer, and pay the zakāt, and are certain of the Hereafter.

Amatul Rahman Omar

Those who observe Prayer and present the Zakât (- purifying dues) and who have firm faith in (the requital of) the Hereafter,

Arthur John Arberry

who perform the prayer, and pay the alms, and have sure faith in the Hereafter.

Bijan Moeinian

The latter are those who worship God on regular basis, devote a part of their income/ abilities to charitable actions and prepare themselves for their eternal life which follows this earthly life.

E. Henry Palmer

who are steadfast in prayer and give alms and who of the hereafter are sure;

Edip-Layth

Those who hold the contact prayer, and contribute towards betterment and regarding the Hereafter they are certain.

George Sale

who observe the appointed times of prayer, and give alms, and have firm assurance in the life to come:

Hamid S. Aziz

A guidance and a mercy to those who do good,

Mahmoud Ghali

Who keep up the prayer and bring the Zakat, (i. e., pay the poor-dues) and they, (it is) they who have certitude concerning the Hereafter.

Marmaduke Pickthall

Those who establish worship and pay the poor-due and have sure faith in the Hereafter.

Mohamed Ahmed - Samira

Who are constant in devotion, pay the zakat, and are certain of the Hereafter.

Muhammad Asad

who are constant in prayer and dispense charity: for it is they, they who in their innermost are certain of the life to come!

Mustafa Khattab

those who establish prayer, pay alms-tax, and have sure faith in the Hereafter.

Progressive Muslims

Those who hold the contact-method, and contribute towards betterment and regarding the Hereafter they are certain.

Rashad Khalifa

Who observe the Contact Prayers (Salat), give the obligatory charity (Zakat), and as regards the Hereafter, they are absolutely certain.

Sahih International

Who establish prayer and give zakah, and they, of the Hereafter, are certain [in faith].

Sam Gerrans

Those who uphold the duty, and render the purity, and of the Hereafter are certain:

Shabbir Ahmed

Such people strive to establish the Divine System and set up the Just Economic Order of Zakat. For, it is they who have conviction in the Eternity of the human "Self" and, hence, in the life to come.

Syed Vickar Ahamed

Those who establish prayer regularly, and give charity regularly, and have (the truest) belief in the Hereafter.

Taqi Usmani

who are steadfast in Salāh and who pay Zakāh and have faith in the Hereafter.

The Monotheist Group

Those who hold the contact prayer, and contribute towards purification and regarding the Hereafter they are certain.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 4. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 4. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Lokmân suresi, 4. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩