Mâide suresi

Mâide suresi, 24. ayet

Mâide suresi, 24. ayet. قَالُوا۟ يَٰمُوسَىٰٓ إِنَّا لَن نَّدْخُلَهَآ أَبَدًا مَّا دَامُوا۟ فِيهَا فَٱذْهَبْ أَنتَ وَرَبُّكَ فَقَٰتِلَآ إِنَّا هَٰهُنَا قَٰعِدُونَ

ḳâlû yâ mûsâ innâ len nedḫulehâ ebedem mâ dâmû fîhâ feẕheb ente verabbüke feḳâtilâ innâ hâhünâ ḳâ`idûn.

Diyanet İşleri

Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 21–27 · surenin 24. ayeti / 120
  1. Mâide 21

    "Ey kavmim! Allah'ın size yazdığı kutsal toprağa girin. Sakın ardınıza dönmeyin. Yoksa ziyana uğrayanlar olursunuz."

  2. Mâide 22

    Dediler ki: "Ey Musa! O (dediğin) topraklarda gayet güçlü, zorba bir millet var. Onlar oradan çıkmadıkça, biz oraya asla giremeyiz. Eğer oradan çıkarlarsa, biz de gireriz."

  3. Mâide 23

    Korkanların içinden Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: "Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü'minler iseniz, yalnızca Allah'a tevekkül edin."

  4. 24

    Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız."

  5. Mâide 25

    Musa, "Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmışların arasını ayır" dedi.

  6. Mâide 26

    Allah, şöyle dedi: "O halde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme."

  7. Mâide 27

    (Ey Muhammed!) Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti. Öteki, "Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder" demişti.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

24. Ancak böyle bir söz de onlara fayda sağlamadı, onları kınamanın da bir yararı olmadı. Böylece ancak en aşağılık kimselerin söyleyeceği şu sözleri söylediler: “Ey Mûsâ, onlar orada bulundukça biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz şuracıkta oturuyoruz.” Bu sözleri ne kadar da çirkin bir sözdür! Böyle zorlu ve önemli bir konumda peygamberlerine karşı verdikleri cevap ne kötüdür! Oysa bu konumda peygamberlerine yardımcı olmaları ve kendi maneviyatlarını pekiştirip yükseltmeleri gerekirdi. Hatta bu önemli bir ihtiyaçtı. İşte bu ve benzeri konumlar, diğer ümmetler ile Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem’in ümmeti arasındaki farkı ortaya çıkarmaktadır. Çünkü ashab-ı kiram Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e -Bedir günü savaşma hususunda onlarla istişare ettiği ama onlara savaşmayı kesin olarak emretmediği halde- şöyle demişlerdi: “Ey Allah’ın Rasûlü! Eğer sen bizimle şu denize dalacak olursan şüphesiz biz de seninle birlikte ona dalarız. Eğer sen bizi ölüme kadar götürecek dahi olsan bizden hiçbir kimse senden geri kalmayacaktır. Biz, Mûsâ’nın kavminin Mûsâ’ya dedikleri gibi: “Sen ve Rabbin gidin savaşın, biz şuracıkta oturuyoruz.” demeyiz. Aksine biz şöyle diyoruz: Sen ve Rabbin savaşın, şüphesiz biz de sizinle birlikte senin önünde, arkanda, sağında ve solunda savaşacağız.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Musa -aleyhisselam-'ın İsrailoğulları'ndan olan kavmi peygamberleri Musa'nın kendilerine vermiş olduğu emre karşı gelmede ısrarcı davranmaya devam edip şöyle dediler: Şehirde zorbalar oldukları müddetçe biz asla oraya girmeyeceğiz. -Ey Musa!- Sen ve Rabbin gidin zorbalarla savaşınız. Biz ise burada oturup bekleyeceğiz ve seninle beraber onlara karşı savaşmayacağız.

Kelimeler

16 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالُوا۟ kalu dediler ki kök: قول
  2. يَـٰمُوسَىٰٓ ya musa Musa
  3. إِنَّا inna şüphesiz biz
  4. لَن len
  5. نَّدْخُلَهَآ nedhuleha oraya girmeyiz kök: دخل
  6. أَبَدًۭا ebeden asla kök: ابد
  7. مَّا ma
  8. دَامُوا۟ damu onlar olduğu sürece kök: دوم
  9. فِيهَا ۖ fiha orada
  10. فَٱذْهَبْ fezheb gidin kök: ذهب
  11. أَنتَ ente sen
  12. وَرَبُّكَ ve rabbuke ve Rabbin kök: ربب
  13. فَقَـٰتِلَآ fe katila savaşın kök: قتل
  14. إِنَّا inna şüphesiz biz
  15. هَـٰهُنَا hahuna burada
  16. قَـٰعِدُونَ kaidune oturuyoruz kök: قعد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قعد (31 geçiş) · Aynı kök: ابد (28 geçiş)

    Eğer (bundan böyle) Allah seni onlardan bir zümrenin yanına döndürür de, onlar (sefere) çıkmak için senden izin isterlerse, de ki: "Artık siz benimle…

  • Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır.…

  • Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…

  • Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."

  • Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    "Firavun'a git, çünkü o azmıştır."

  • Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    "Sen ve kardeşin mucizelerim ile (desteklenmiş olarak) gidin ve beni anmakta gevşeklik göstermeyin."

  • Aynı kök: ذهب (56 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    "Firavun'a gidin. Çünkü o azmıştır."

  • Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    Hani, "Şu memlekete girin. Orada dilediğiniz gibi, bol bol yiyin. Kapısından eğilerek tevazu ile girin ve "hıtta!" (Ya Rabbi, bizi affet) deyin ki,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(İsrailoğulları) "Ey Musa! Onlar orada bulundukları sürece biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, savaşın! Biz burada oturacağız!" demişlerdi.

Mustafa İslamoğlu

Berikiler (ise) "Ey Musa!" dediler, "onlar orada bulundakça, biz asla oraya girmeyeceğiz. O halde sen ve Rabbin gidip savaşın, biz işte şuracıkta oturuyoruz!"

Muhammed Esed

(Ama) onlar: "Ey Musa!" dediler, "Ötekiler orada oldukça biz o (topraklar)a asla giremeyeceğiz. O halde sen ve Rabbin gidin ve birlikte savaşın! Biz burada kalacağız!"

Ahmed Hulusi

Dediler ki: "Ya Musa, orada oldukları müddetçe biz oraya ebeden girmeyeceğiz. . . Git, sen ve Rabbin; ikiniz savaşın! İşte burada oturucularız. "

Ali Bulaç

Dediler ki: "Ey Musa biz, onlar durduğu sürece hiç bir zaman oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burda duracağız."

Ali Özek ve heyeti

«Ey Mûsâ! Onlar orada bulundukları müddetçe biz oraya asla girmeyiz; şu halde sen ve Rabbin gidin savaşın; biz burada oturacağız» dediler.

Ali Rıza Safa

"Ey Musa!" dediler; "Onlar orada oldukça, oraya asla girmeyiz. Şimdi, sen ve Efendin; ikiniz gidip savaşın. Biz, burada kalacağız!"

Bayraktar Bayraklı

"Ey Musa! Onlar orada bulunduğu müddetçe biz oraya asla girmeyeceğiz; şu halde sen ve Rabbin gidiniz savaşınız; biz burada oturacağız" dediler.

Edip Yüksel

"Musa, onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Efendin gidip savaşın; biz burda oturuyoruz" dediler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Musa, onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabbin gidip savaşın; biz burda oturuyoruz,' dediler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Onlar: "Ey Musa, onlar orada bulundukça biz asla oraya girmeyiz! Haydi, sen Rabbinle git, ikiniz savaşın; biz işte burada oturacağız!" dediler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ya Musa, dediler: Onlar orada bulundukça biz oraya ebeda giremeyiz, haydi sen rabbınla git ikiniz harb edin biz işte burada otururuz

Erhan Aktaş

"Ey Musa! Onlar, orada oldukları sürece biz oraya asla girmeyiz; haydi sen git, sen ve Rabb'in birlikte savaşın. Kuşkusuz, işte biz buradan öteye gitmeyiz." dediler.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey Musa! "Onlar, orada oldukları sürece biz oraya asla girmeyiz; haydi sen git, sen ve Rabb'in birlikte savaşın. Kuşkusuz, işte biz buradan öteye gitmeyiz." dediler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey Musa! "Onlar, orada oldukları sürece biz oraya asla girmeyiz; haydi sen git, sen ve Rabb'in birlikte savaşın. Kuşkusuz, işte biz buradan öteye gitmeyiz." dediler.

Gültekin Onan

Dediler ki: "Ey Musa, biz onlar durduğu sürece ebediyen oraya girmeyeceğiz. Sen ve rabbin git, ikiniz savaşın. Biz burada duracağız."

Hasan Basri Çantay

Onlar da (şöyle) söylediler: "Ya Musa, onlar orada bulundukça biz oraya ilel'ebed giremeyiz. Artık sen Rabbinle beraber git! Bu suretle ikiniz harb edin! Biz mutlakaa oturucularız".

İbni Kesir

Demişlerdi ki: Ey Musa; onalr orada oldukça, ebediyyen oraya girmeyiz. Git, sen ve Rabbın savaşın. Biz, burada oturanlardanız.

Mehmet Alagaş

(20-26) Musa kavmime dedi ki Ey kavmin, Allah’ın üzerinizde ki nimetlerini hatırlayın, sizin içinizden Resuller yaptı, sizi egemen olanlar / melikler yaptı, alemlerde kimseye verilmemiş olan şeyler size verdi. (İçlerinden resul ve melikler çıkarmanın dışındaki diğer nimetleri; firavundan kurtuldular, denizi onlara yardı, menn ve selva verdi, taştan içilebilir on iki pınardan akan su çıkardı, bulutları onlara gölge etti, alemlere üstün kıldı,) Ey kavmim Allah’ın size yazdığı / farz kıldığı kutsal arza / yere girin, (Filistin, Eriha, Şam, Ürdün) ardınız üzere geri dönmeyin, hasara uğrayanlara dönüşürsünüz. Dediler ki ey Musa muhakkak ki orada zor kullanan / cebbar bir kavim var, oradan onlar çıkana değin oraya girmeyeceğiz, eğer ki onlar oradan çıkarlar, kesinlikle hemen gireriz. (Amelika kavmi) Allah’ın üzerlerinde nimeti olan iki adam dedi ki (Kalib ve Yuşa b. Nun) onların üzerine belirli bir kapıdan girin, oraya girdiğiniz zaman muhakkak ki siz galipsiniz (siz yeter ki şehre girin, ödlek onlar) eğer iman ediyorsanız , Allah’ı vekil tayin edin. Dediler ki ey Musa kesinlikle biz onlar orada kalmaya devam ettikleri sürece ebediyyen oraya girmeyiz, git, sen ve Rabbin her ikiniz savaşın biz işte burada oturup kalacağız. Musa da Ey Rabbim dedi, ben kendim ve kardeşim dışında birine egemen olamıyorum, yoldan çıkmış kavimle bizim aramızı ayır, Allah dedi ki muhakkak ki onlara / İsrail oğullarına kırk sene orası haram edildi. Yer yüzünde sersem vaziyette gezinsinler, yoldan çıkmış kavim için de ümitsizliğe düşme / tasalanma / ye’se düşme.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey Mûsâ! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın. Biz burada oturacağız, demişlerdi.

Süleyman Ateş

Dediler ki: "Ey Musa, onlar orada olduğu sürece biz oraya asla girmeyiz. Sen ve Rabbin, gidin, savaşın, biz burada oturuyoruz!"

Süleymaniye Vakfı

Dediler ki: "Bak Musa! Onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla ikiniz savaşın! Biz işte şurada oturup bekleyeceğiz."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(Musa'nın halkı) Dediler ki "Bak Musa! Onlar orada olduğu müddetçe biz asla oraya giremeyiz. Sen ve Rabbin gidin, savaşın. Biz burada oturuyoruz."

Şaban Britch

Ey Musa, onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın. Biz burada oturacağız, demişlerdi.

Şaban Piriş

-Ey Musa, onlar orada oldukça biz asla oraya girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin savaşın. Biz burada oturacağız, demişlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada oldukça biz oraya asla girmeyeceğiz. Hadi sen git, Rabbin'le birlikte savaşın. Biz şuracıkta oturacağız."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Thus still they said to Mussa: "O Mussa, we shall never make entry therein so long as they are within; you go along with Allah, your Creator and fight them yourselves; we are staying here".

Abdul Haleem

They said, ‘Moses, we will never enter while they are still there, so you and your Lord go in and fight, and we will stay here.’

Abdullah Yusuf Ali

They said: "O Moses! while they remain there, never shall we be able to enter, to the end of time. Go thou, and thy Lord, and fight ye two, while we sit here (and watch)."

Abul A'la Maududi

Nevertheless they said: 'O Moses! Never shall we enter it as long as they are there. Go forth, then, you and your Lord, and fight, both of you. As for us, we will sit here.'

Aisha Bewley

They said, ‘We will never enter it, Musa, as long as they are there. So you and your Lord go and fight. We will stay sitting here.’

Al-Hilali & Khan

They said: "O Mûsâ (Moses)! We shall never enter it as long as they are there. So go you and your Lord and fight you two, we are sitting right here."

Ali Quli Qarai

They said, ‘O Moses, we will never enter it so long as they remain in it. Go ahead, you and your Lord, and fight! We will be sitting right here.’

Amatul Rahman Omar

They said, `O Moses! we will, certainly, never enter it so long as they are therein, so go forth you and your Lord, then fight (there) you two, surely, we will sit down here (and watch). '

Arthur John Arberry

They said, 'Moses, we will never enter it so long as they are in it. Go forth, thou and thy Lord, and do battle; we will be sitting here.'

Bijan Moeinian

They replied: "Moses, we will never enter the town [while its inhabitants are there. ] Your and “Your God" go and fight with them. We are sitting right here!”

E. Henry Palmer

They said, 'O Moses! we shall never enter it so long as they are therein; so, go thou and thy Lord and fight ye twain; verily, we will sit down here. '

Edip-Layth

They said, "O Moses, we will never enter it as long as they are in it, so go you and your Lord and fight, we will stay right here!"

George Sale

They replied, O Moses, we will never enter the land, while they remain therein: Go therefore thou, and thy Lord, and fight; for we will sit here.

Hamid S. Aziz

They said, "O Moses! We shall never enter it so long as they are therein; so, go you and your Lord and fight you two; we will sit down here. "

Mahmoud Ghali

They said, "O Mûsa (Moses), surely we will never enter it at all so long as they are in it. So go forth, you and your Lord, and then you (two) fight (them). Surely we will be sitting here now!"

Marmaduke Pickthall

They said: O Moses! We will never enter (the land) while they are in it. So go thou and thy Lord and fight! We will sit here.

Mohamed Ahmed - Samira

They said: "O Moses, we shall never, never enter so long as they are there. Go you and your Lord to fight them; we stay here."

Muhammad Asad

[But] they said: "O Moses! Behold, never shall we enter that [land] so long as those others are in it. Go forth, then, thou and thy Sustainer, and fight, both of you! We, behold, shall remain here!"

Mustafa Khattab

˹Yet˺ they said, "O Moses! ˹Still˺ we will never enter as long as they remain there. So go—both you and your Lord—and fight; we are staying right here!"

Progressive Muslims

They said: "O Moses, we will never enter it as long as they are in it, so go you and your Lord and fight, we will stay right here!"

Rashad Khalifa

They said, "O Moses, we will never enter it, so long as they are in it. Therefore, go - you and your Lord - and fight. We are sitting right here."

Sahih International

They said, "O Moses, indeed we will not enter it, ever, as long as they are within it; so go, you and your Lord, and fight. Indeed, we are remaining right here."

Sam Gerrans

They said: “O Moses: we will not enter it ever, so long as they remain therein. So go thou, thou and thy Lord, and fight; we will sit here.”

Shabbir Ahmed

They said, "O' Moses! We shall never enter the land while they are in it. You and your Lord should go and fight, while we sit here."

Syed Vickar Ahamed

They said: "O Musa (Moses)! While they remain there, never shall we be able to enter to the end of time. You go, and your Lord, and you two fight, while we sit here (and watch)."

Taqi Usmani

They said, "O Mūsā, we shall never enter it, in any case, so long as they are there. So go, you and your Lord, and fight. As for us, we are sitting right here."

The Monotheist Group

They said: "O Moses, we will never enter it as long as they are in it, so go you and your Lord and fight, we will stay right here!"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 24. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 24. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 24. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩