Mâide suresi

Mâide suresi, 26. ayet

Mâide suresi, 26. ayet. قَالَ فَإِنَّهَا مُحَرَّمَةٌ عَلَيْهِمْ أَرْبَعِينَ سَنَةً يَتِيهُونَ فِى ٱلْأَرْضِ فَلَا تَأْسَ عَلَى ٱلْقَوْمِ ٱلْفَٰسِقِينَ

ḳâle feinnehâ müḥarrametün `aleyhim erbe`îne seneh. yetîhûne fi-l'arḍi felâ te'se `ale-lḳavmi-lfâsiḳîn.

Diyanet İşleri

Allah, şöyle dedi: "O halde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 23–29 · surenin 26. ayeti / 120
  1. Mâide 23

    Korkanların içinden Allah'ın kendilerine nimet verdiği iki adam şöyle demişti: "Onların üzerine kapıdan girin. Oraya girdiniz mi artık siz kuşkusuz galiplersiniz. Eğer mü'minler iseniz, yalnızca Allah'a tevekkül edin."

  2. Mâide 24

    Dediler ki: "Ey Musa! Onlar orada bulundukça, biz oraya asla girmeyeceğiz. Sen ve Rabbin gidin, onlarla savaşın. Biz burada oturacağız."

  3. Mâide 25

    Musa, "Ey Rabbim! Ben ancak kendime ve kardeşime söz geçirebilirim. Artık bizimle, o yoldan çıkmışların arasını ayır" dedi.

  4. 26

    Allah, şöyle dedi: "O halde, orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dönüp dolaşacaklar. Artık böyle yoldan çıkmış kavme üzülme."

  5. Mâide 27

    (Ey Muhammed!) Onlara, Adem'in iki oğlunun haberini gerçek olarak oku. Hani ikisi de birer kurban sunmuşlardı da, birinden kabul edilmiş, ötekinden kabul edilmemişti. Kurbanı kabul edilmeyen, "Andolsun seni mutlaka öldüreceğim" demişti. Öteki, "Allah, ancak kendisine karşı gelmekten sakınanlardan kabul eder" demişti.

  6. Mâide 28

    "Andolsun! Sen beni öldürmek için elini bana uzatsan da ben seni öldürmek için sana elimi uzatacak değilim. Çünkü ben alemlerin Rabbi olan Allah'tan korkarım."

  7. Mâide 29

    "Ben istiyorum ki, sen benim günahımı da, kendi günahını da yüklenip cehennemliklerden olasın. İşte bu zalimlerin cezasıdır."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

26. Yüce Allah azze ve celle Mûsâ’nın duasına cevap vermek üzere: “Buyurdu ki: Artık orası onlara kırk yıl haram edildi. O yerde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır.” Yani onlara verilen cezanın bir bölümü de şudur: Allah’ın kendilerine yazıp takdir etmiş olduğu bu şehire girmelerini biz kırk yıl süre ile haram (yasak) kılacağız. Yine bu müddet zarfında yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar, yollarını bulamayacaklar ve rahat edemeyecekler. Bu dünyevi bir ceza idi. Muhtemeldir ki Allah bununla onların günahlarını örtmüş ve bundan daha büyük cezayı bu yolla onlardan uzaklaştırmıştır. Bu buyrukta işlenen günahın cezasının, mevcut nimetin zeval bulması ile yahut varlık sebebi meydana gelmiş bir nimetin engellenmesi ile yahut da bir başka zamana ertelenmesi ile gerçekleşebileceğine delil vardır. Bu sürenin hikmeti de bu sözlerin sahiplerinin çoğunun ölmesi olabilir. Zira o sözler ne sabrı ne de sebatı bulunmayan, aksine düşmanına köleliğe alışmış, kendisini yüceltecek, bulunduğu halden yükseltip ilerletecek herhangi bir gayretten yoksun kalplerden sadır olmuştu. O habis nesil ölünce, kalpleri ve akılları ile düşmanlarını kahretmeye talip olan, köleliği kabul etmeyen, mutluluğa engel olan zillete razı olmayan, eğitilmiş yeni bir nesil oluşacaktı.

Allah kulu Mûsâ aleyhisselam’ın genel olarak bütün insanlara, özellikle de kavmine karşı çok merhametli olduğunu bildiği, onlara karşı kalbinin oldukça yumuşayacağını ve kendisini böyle bir ceza dolayısı ile onlar hakkında üzüntü duymaya itecek bir şefkate sahip olduğunu yahut da bu cezanın kalkması için -Allah onu kesin ve kaçınılmaz kılmakla birlikte- dua edebileceği ihtimali dolayısı ile de: “Artık sen de o fasıklar topluluğu için üzülme” buyurdu. Yani onlar için esef duyma, kederlenme. Çünkü onlar fasıklık edip yoldan çıkmışlardır. Onların fasıklıkları da başlarına bu musibetin gelmesini gerektirmiştir. Yoksa biz onlara bu yolla zulmetmiş olmuyoruz.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Yüce Allah, peygamberi Musa -aleyhisselam-'a şöyle buyurdu: Allah, İsrailoğulları'nın mukaddes yere girmelerini kesin olarak kırk sene boyunca haram etti. Bu müddet içerisinde çölde şaşkın, yollarını kaybetmiş olarak dolaşacaklar. -Ey Musa!- Allah'ın itaatine karşı gelenler hakkında üzüntü duyma. Muhakkak başlarına gelen ceza ve ukubet, yapmış oldukları isyanlar ve işlemiş oldukları günahlar sebebiyledir.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. قَالَ kale (Allah) buyurdu ki kök: قول
  2. فَإِنَّهَا feinneha şüphesiz orası
  3. مُحَرَّمَةٌ muharrametun yasaklandı kök: حرم
  4. عَلَيْهِمْ ۛ aleyhim onlara
  5. أَرْبَعِينَ erbeiyne kırk kök: ربع
  6. سَنَةًۭ ۛ seneten yıl kök: سنو
  7. يَتِيهُونَ yetihune şaşkın şaşkın dolaşacaklar kök: تيه
  8. فِى fi
  9. ٱلْأَرْضِ ۚ l-erdi o yerde kök: ارض
  10. فَلَا fela
  11. تَأْسَ te'se sen üzülme kök: اسو
  12. عَلَى ala üzerine
  13. ٱلْقَوْمِ l-kavmi toplum kök: قوم
  14. ٱلْفَـٰسِقِينَ l-fasikine yoldan çıkmış kök: فسق

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    De ki: "Bana vahyolunan Kur'an'da bir kimsenin yiyecekleri arasında leş, akıtılmış kan, domuz eti -ki o şüphesiz necistir- ya da Allah'tan başkası…

  • Aynı kök: ربع (22 geçiş) · Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Ortak kavram: Fısk

    Namuslu kadınlara zina isnat edip sonra da dört şahit getiremeyenlere seksen değnek vurun. Artık onların şahitliğini asla kabul etmeyin. İşte bunlar…

  • Aynı kök: ربع (22 geçiş) · Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Şüphesiz Allah'ın gökleri ve yeri yarattığı günkü yazısında, Allah katında ayların sayısı on ikidir. Bunlardan dördü haram aylardır. İşte bu,…

  • Aynı kök: فسق (54 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Fısk

    Derken, onların içindeki zalimler, sözü kendilerine söylenenden başka şekle soktular. Biz de haktan ayrılmaları sebebiyle, o zalimlere gökten bir…

  • Aynı kök: سنو (20 geçiş) · Aynı kök: ربع (22 geçiş)

    Biz, insana anne babasına iyi davranmayı emrettik. Annesi onu ne zahmetle karnında taşıdı ve ne zahmetle doğurdu! Onun (anne karnında) taşınması ve…

  • Aynı kök: حرم (83 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ · Ortak kavram: Helâl ve Haram

    Biz, daha önce onun, süt analarının sütünü emmemesini sağladık. Kız kardeşi, "Size onun bakımını, sizin adınıza üstlenecek ve ona içtenlik ve…

  • Aynı kök: سنو (20 geçiş) · Aynı kıssa: Hz. Mûsâ

    Andolsun biz, Firavun ailesini, öğüt alsınlar diye yıllarca süren kıtlık ve ürün eksikliği ile cezalandırdık.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Allah) "Orası (kutsal toprak) onlara kırk sene yasaklanmıştır. (Bu sürede) yeryüzünde (o topraklarda) şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Artık sen yoldan çıkmış o toplum için üzülme!" demişti.

Mustafa İslamoğlu

Allah şöyle icabet etti: "O halde, onlar o topraklardan kırk yıl mahrum yaşayacak ve şaşkın şaşkın malum arazide dolaşmaya mahkum olacaklar: Artık bu sapkın halk için kendini üzme!"

Muhammed Esed

"Öyleyse, bu (topraklar) onlara kırk yıl boyunca yasaklanmıştır, bu süre içinde yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşsınlar; sen artık bu sapkın halk için kendini üzme!" diye cevap verdi Allah.

Ahmed Hulusi

Buyurdu ki: "Artık orası onlara kırk sene haram edilmiştir. . . Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklardır. . . Artık sen de o fasıklar (inancı bozulmuşlar) topluluğu için üzülme. "

Ali Bulaç

(Allah) Dedi: "Artık orası kendilerine kırk yıl haram kılınmıştır. Onlar yeryüzünde 'şaşkınca dönüp duracaklar.' Sen de o fasıklar topluluğuna üzülme."

Ali Özek ve heyeti

Allah, «Öyleyse orası (arzı mukaddes) onlara kırk yıl yasaklanmıştır; (bu müddet içinde) yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Artık sen, yoldan çıkmış toplum için üzülme» dedi.

Ali Rıza Safa

"Madem öyle, orası kırk yıl onlara yasaklanmıştır. Yeryüzünde şaşkınlık içinde dolaşacaklar. Yoldan çıkmış toplum için, artık üzülme!" dipnot 101

Ali Rıza Safa — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 101
    İsrailoğullarının yeryüzünde kırk yıl dolaştırılması, Tevrat ayetlerinde, şöyle yazılıdır: Çölde
    Sayım 32:13 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Çölde Sayım 32:13

    İsraillilere öfkelenen RAB, gözünde kötülük yapan o kuşak büsbütün yok oluncaya dek kırk yıl onları çölde dolaştırdı.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ; "İsrailoğullarına öfkelenen Rab, kötülük yapan o kuşak tümüyle yok oluncaya dek, kırk yıl onları çölde dolaştırdı."

Bayraktar Bayraklı

Allah, "Öyle ise orası, onlara kırk yıl yasaklanmıştır. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Artık sen fasık/yoldan çıkmış toplum için üzülme" dedi.

Edip Yüksel

Dedi ki: Orası onlara kırk yıl boyunca yasaklanmıştır; yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Yoldan çıkmış bir topluluk için üzme kendini.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Orası onlara kırk yıl boyunca yasaklanmıştır; yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Yoldan çıkmış bir topluluk için üzme kendini.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Allah şöyle buyurdu: "Artık orası, onlara kırk yıl yasak edildi. Oldukları yerde sersem sersem dönüp duracaklardır. Artık o yoldan çıkmış topluluğa acıma!"

Elmalılı Hamdi Yazır

Buyurdu ki artık orası onlara kırk yıl haram kılındı, oldukları yerde sersem sersem dönüb duracaklar, artık acıma o fasık kavme

Erhan Aktaş

"Onlar, oradan kırk yıl dipnot 1 yoksun kalacaklar." dedi. "Onlar, o yerde şaşkınlık içinde dolaşacaklar. Artık fasık olan halkın durumuna üzülme."

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu sayı çokluk ifade etmektedir: Yıllarca, uzun zaman anlamındadır. Kırk sayısı Yahudi kültüründe sembolik anlam taşımaktadır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Onlar, oradan kırk yıl dipnot 1 yoksun kalacaklar." dedi. Onlar, o yerde şaşkınlık içinde dolaşacaklar. Artık fasık olan halkın durumuna üzülme.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu sayı çokluk ifade etmektedir. Yıllarca, uzun zaman anlamındadır. Kırk sayısı Yahudi kültüründe sembolik anlam taşımaktadır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

"Onlar, oradan kırk yıl dipnot 1 yoksun kalacaklar." dedi. Onlar, yeryüzünde şaşkınlık içinde dolaşacaklar. Artık fasık olan toplumun durumuna üzülme.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu sayı çokluk ifade etmektedir. Yıllarca, uzun zaman anlamındadır. Kırk sayısı Yahudi kültüründe sembolik anlam taşımaktadır.

Gültekin Onan

(Tanrı) Dedi ki: "Artık orası kendilerine kırk yıl haram kılınmıştır. Onlar yeryüzünde 'şaşkınca dönüp duracaklar.' Sen de o fasıklar kavmine üzülme.

Hasan Basri Çantay

(Allah) buyurdu ki: "Muhakkak orası kendilerine kırk yıl haram edilmişdir. Onlar (oldukları) yerde sersem sersem dolaşacaklardır. Artık o faasıklar güruhuna karşı tasalanma".

İbni Kesir

Buyurmuştur ki: Orası onlara kırk yıl haram edildi. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Artık sen fasıklar güruhu için tasalanma.

Mehmet Alagaş

(20-26) Musa kavmime dedi ki Ey kavmin, Allah’ın üzerinizde ki nimetlerini hatırlayın, sizin içinizden Resuller yaptı, sizi egemen olanlar / melikler yaptı, alemlerde kimseye verilmemiş olan şeyler size verdi. (İçlerinden resul ve melikler çıkarmanın dışındaki diğer nimetleri; firavundan kurtuldular, denizi onlara yardı, menn ve selva verdi, taştan içilebilir on iki pınardan akan su çıkardı, bulutları onlara gölge etti, alemlere üstün kıldı,) Ey kavmim Allah’ın size yazdığı / farz kıldığı kutsal arza / yere girin, (Filistin, Eriha, Şam, Ürdün) ardınız üzere geri dönmeyin, hasara uğrayanlara dönüşürsünüz. Dediler ki ey Musa muhakkak ki orada zor kullanan / cebbar bir kavim var, oradan onlar çıkana değin oraya girmeyeceğiz, eğer ki onlar oradan çıkarlar, kesinlikle hemen gireriz. (Amelika kavmi) Allah’ın üzerlerinde nimeti olan iki adam dedi ki (Kalib ve Yuşa b. Nun) onların üzerine belirli bir kapıdan girin, oraya girdiğiniz zaman muhakkak ki siz galipsiniz (siz yeter ki şehre girin, ödlek onlar) eğer iman ediyorsanız , Allah’ı vekil tayin edin. Dediler ki ey Musa kesinlikle biz onlar orada kalmaya devam ettikleri sürece ebediyyen oraya girmeyiz, git, sen ve Rabbin her ikiniz savaşın biz işte burada oturup kalacağız. Musa da Ey Rabbim dedi, ben kendim ve kardeşim dışında birine egemen olamıyorum, yoldan çıkmış kavimle bizim aramızı ayır, Allah dedi ki muhakkak ki onlara / İsrail oğullarına kırk sene orası haram edildi. Yer yüzünde sersem vaziyette gezinsinler, yoldan çıkmış kavim için de ümitsizliğe düşme / tasalanma / ye’se düşme.

Rowwad Tercüme Merkezi

Allah da: Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen, fasık toplum için tasalanma! dedi.

Süleyman Ateş

(Allah) buyurdu ki: "Orası onlara kırk yıl yasaklandı. O yerde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen, yoldan çıkmış o toplum için üzülme."

Süleymaniye Vakfı

Allah dedi ki: "Artık orası onlara kırk yıl yasaktır dipnot 1 . Onlar burada şaşkın şaşkın dolaşıp duracaklar. Yoldan çıkmış bu topluluk için dertlenme dipnot 2 !"

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    40 yıl oraya girme yasağı, işlenen suça denk bir cezadır. Çünkü bu emre muhatap olan kişilerin bu dünyada yaşayacakları süre, ortalama 40 yıldır. "RAB Musa'yla Harun'a da, "Bu kötü topluluk ne zamana dek bana söylenecek?" dedi, "Bana söylenen İsrail halkının yakınmalarını duydum. Onlara RAB şöyle diyor de: 'Varlığım adına ant içerim ki, söylediklerinizin aynısını size yapacağım: Cesetleriniz bu çöle serilecek. Bana söylenen, yirmi ve daha yukarı yaşta sayılan herkes çölde ölecek. Sizi yerleştireceğime ant içtiğim ülkeye NUN OĞLU YEŞU (YUŞA)'yla YEFUNNE OĞLU KALEV'den başkası girmeyecek. Ama tutsak edilecek dediğiniz çocuklarınızı oraya, sizin reddettiğiniz ülkeye götüreceğim; orayı tanıyacaklar. Size gelince, cesetleriniz bu çöle serilecek. Çocuklarınız, hepiniz ölünceye dek kırk yıl çölde çobanlık edecek ve sizin sadakatsizliğiniz yüzünden sıkıntı çekecekler. Ülkeyi araştırdığınız günler kadar –kırk gün, her gün için bir yıldan kırk yıl– suçunuzun cezasını çekeceksiniz. Sizden yüz çevirdiğimi bileceksiniz!' Ben RAB söyledim; bana karşı toplanan bu kötü topluluğa bunları gerçekten yapacağım. Bu çölde yıkıma uğrayacak, burada ölecekler." Çölde Sayım 14:26-35
  2. metne dön, dipnot 2
    Bakara 2/58-59. "Bütün İsrail halkı Musa'yla Harun'a karşı söylenmeye başladı. Onlara, "Keşke Mısır'da ya da bu çölde ölseydik!" dediler, "RAB neden bizi bu ülkeye götürüyor? Kılıçtan geçirilelim diye mi? Karılarımız, çocuklarımız tutsak edilecek. Mısır'a dönmek bizim için daha iyi değil mi?" Sonra birbirlerine, "Kendimize bir önder seçip Mısır'a dönelim" dediler. Bunun üzerine Musa'yla Harun, İsrail topluluğunun önünde yüzüstü yere kapandılar. Ülkeyi araştıranlardan Nun oğlu Yeşu'yla (Yuşa) Yefunne oğlu Kalev giysilerini yırttılar. Sonra bütün İsrail topluluğuna şöyle dediler: "İçinden geçip araştırdığımız ülke çok iyi bir ülkedir. Eğer RAB bizden hoşnut kalırsa, süt ve bal akan o ülkeye bizi götürecek ve orayı bize verecektir. Ancak RAB'be karşı gelmeyin. Orada yaşayan halktan korkmayın. Onları ekmek yer gibi yiyip bitireceğiz. Koruyucuları onları bırakıp gitti. Ama RAB bizimledir. Onlardan korkmayın!" (Çölde Sayım 14:5-9).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Allah buyurdu ki "Artık orası kırk yıl onlara haram kılınmıştır. Oturdukları yerde şaşkın şaşkın dönüp dolaşsınlar. Sakın o yoldan çıkmışlar topluluğuna acıma."

Şaban Britch

Allah da: Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen, fasık toplum için üzülme! dedi.

Şaban Piriş

Allah da - Orası onlara kırk yıl haram kılındı. Yeryüzünde şaşkın şaşkın dolaşacaklar. Sen, fasık toplum için üzülme! dedi.

Yaşar Nuri Öztürk

Allah dedi ki: "Orası onlara kırk yıl haram kılınmıştır. Yeryüzünde sersem sersem dolaşacaklar. Sen o sapıklar topluluğu için kederlenme."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

In response Allah said: "Forbidden unto them shall this land be for forty years, wandering restlessly not knowing where to go nor in quest shall they know of what, Therefore, do not grieve O Mussa over those who grow daily more and more wicked".

Abdul Haleem

God said, ‘The land is forbidden to them for forty years: they will wander the earth aimlessly. Do not grieve over those who disobey.’

Abdullah Yusuf Ali

Allah said: "Therefore will the land be out of their reach for forty years: In distraction will they wander through the land: But sorrow thou not over these rebellious people.

Abul A'la Maududi

Allah said: 'This land will now be forbidden to them for forty years and they will remain wandering about on the earth. dipnot 1 Do not grieve over the condition of these transgressing people. dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The details of this incident are found in the Bible in Numbers, Deuteronomy and Joshua. The essence of the story is that Moses sent twelve heads of Israel to spy out Palestine. They returned after forty days and said: 'We came to the land to which you sent us; it flows with milk and honey. Yet the people who dwell in the land are strong, and the cities are fortified and very large; and besides, we saw the descendants of Anak there . . . and all the people that we saw in it are men of great stature. And there we saw the Nephilim (the sons of Anak, who come from the Nephilim); and we seemed to ourselves like grasshoppers, and so we seemed to them.' Then all the congregation cried out: 'Would that we had died in the land of Egypt; or would that we had died in this wilderness; why does the Lord bring us into this land, to fall by the sword? Our wives and our little ones will become a prey; would it not be better for us to go back to Egypt?' At this they were censured for cowardice by two of the twelve heads who had spied out Palestine, Joshua and Caleb. Caleb suggested that they should go and seize Palestine. Then both of them said: 'If the Lord delights in us, He will bring us into this land and give it to us, a land which flows with milk and honey. Only do not rebel against the Lord; and do not fear the people of the land ... for the Lord is with us; do not fear them' (
    Numbers 14: 1-9 — Eski Ahit, Çölde Sayım; alıntıyı aç

    Eski Ahit · Çölde Sayım 14:1

    O gece bütün topluluk yüksek sesle bağrışıp ağladı.

    Kutsal Kitap (Yeni Çeviri) — Kitab-ı Mukaddes Şirketi · Yeni Yaşam Yayınları. tam metin

    ). But the congregation responded to this by crying out that both ought to be stoned. This so provoked the wrath of God that He commanded that their bodies would fall dead in the wilderness and that of all their numbers numbered from twenty years old and upward, who had murmured against Him, none would come into the promised land except Caleb and Joshua; that only after an entire generation had passed away and a new generation had sprung up would they be enabled to conquer Palestine. Because of this divine decree, it took the people of Israel thirty-eight years to reach Transjordan from Paran. During this period all those who had left Egypt in their youth had perished. After the conquest of Transjordan Moses died (Ibid., 14: 10 ff.). WANDERINGS OF THE ISRAELITES IN THE SINAI PENINSULA The Prophet Moses (peace be on him) led the Israelites out of Egypt and brought them to Mount Sinai by way of Marah, Elim and Rephaim in the Sinai Peninsula. Here he stayed for a little over a year and received most of the Commandments of the Torah. Then he was commanded to lead the Israelites towards Palestine and conquer it, for that land was to be given to them as an inheritance. So, he led them through Taberah and Nazareth and came to the desert of Paran from where he despatched a deputation of prominent Israelites to spy out Palestine. The deputation returned after forty days and made their report at Kadesh. Except for the encouraging picture presented by Joshua and Caleb, the report made by the other members was so disappointing that the Israelites cried out in disgust and refused to march on to Palestine. Thereupon God decreed that they would wander for forty years in the wilderness and none of their older generation except Joshua and Caleb would see Palestine. Thus, the Israelites wandered homeless in the wilderness of Paran, Shur and Zin, fighting and struggling against the Amalekites, the Amorites, the Edomites, the Midianites and the Moabites. When the forty years was about to end, the Prophet Aaron (peace be on him) died in Mount Hor, near the border of Edom. At about this time the Prophet Moses (peace be on him) entered Moab at the head of the Israelites, conquered the whole area and reached Heshbon and Shittim. After him Joshua, his first successor, crossed the River Jordan from the east and captured Jericho, the first Palestinian city to fall to the Israelites. Later on the whole of Palestine was conquered by them within a short period. Ailah (present-day Aqaba) on this map is the place where probably the well-known incident of the Sabbath-breakers, as mentioned in (Surah al-Baqarah 2: 65) and (Surah al-A'raf 7: 166), took place. Later on during the caliphate (sic) of Joshua the Israelites became capable of conquering Palestine. In view of the fact that the followers of all the Prophets are Muslims, the author has used a peculiarly Islamic term - caliphate, rather than kingship, etc. - to signify the predominantly religious (or shall we say, Islamic) quality of his rule and to distinguish it from systems of government not animated by the religious spirit - Ed.
  2. metne dön, dipnot 2
    The purpose of referring to this event becomes clear if we reflect upon the context. It seems to be to bring home to the Israelites that the punishment to which they would be subjected if they adopted a rebellious attitude towards Muhammad (peace be on him) would be even more severe than the .one to which they had been subjected in the time of Moses.

Aisha Bewley

He said, ‘The land will be forbidden to them for forty years during which they will wander aimlessly about the earth. Do not waste grief on this deviant people.’

Al-Hilali & Khan

(Allâh) said: "Therefore it (this holy land) is forbidden to them for forty years; in distraction they will wander through the land. So be not sorrowful over the people who are the Fâsiqûn (rebellious and disobedient to Allâh)."

Ali Quli Qarai

He said, ‘It shall be forbidden them for forty years: they shall wander about in the earth. So do not grieve for the transgressing lot.’

Amatul Rahman Omar

(God) said, `Verily, it (- the Holy Land) is forbidden to them for forty years. They shall wander about in the earth distracted and in confusion, so grieve not over these disobedient people.'

Arthur John Arberry

Said He, 'Then it shall be forbidden them for forty years, while they are wandering in the earth; so grieve not for the people of the ungodly. '

Bijan Moeinian

The Lord replied: "Do not be sorry for these corrupt people, they will be punished by staying homeless and wondering in this desert for some forty years.

E. Henry Palmer

He said, 'Then, verily, it is forbidden them; for forty years shall they wander about in the earth; so vex not thyself for the sinful people. '

Edip-Layth

He said, "Then it has become forbidden for them for forty years, and they will be lost in the land." Do not be sorrowful over the wicked people.

George Sale

God answered, verily the land shall be forbidden them forty years; during which time they shall wander like men astonished in the earth; therefore be not thou solicitous for the ungodly people.

Hamid S. Aziz

He (the Lord) said, "Then, verily, this land is forbidden them for forty years; in bewilderment shall they wander about in the earth; so grieve not yourself for these sinful people. "

Mahmoud Ghali

Said He, "Then surely it will be prohibited for them for forty years (while) they go astray in the earth. So do not feel sad about the immoral people."

Marmaduke Pickthall

(Their Lord) said: For this the land will surely be forbidden them for forty years that they will wander in the earth, bewildered. So grieve not over the wrongdoing folk.

Mohamed Ahmed - Samira

(And God) said: "Then verily this land is forbidden them for forty years, and they shall wander perplexed over the earth. So do not grieve for these, the wicked people."

Muhammad Asad

Answered He: "Then, verily, this [land] shall be forbidden to them for forty years, while they wander on earth, bewildered, to and fro; and sorrow thou not over these iniquitous folk. "

Mustafa Khattab

Allah replied, "Then this land is forbidden to them for forty years, during which they will wander through the land. So do not grieve for the rebellious people."

Progressive Muslims

He said: "Then it has become forbidden for them for forty years, and they will be lost in the land. " Do not be sorrowful over the wicked people.

Rashad Khalifa

He said, "Henceforth, it is forbidden them for forty years, during which they will roam the earth aimlessly. Do not grieve over such wicked people."

Sahih International

[ Allah ] said, "Then indeed, it is forbidden to them for forty years [in which] they will wander throughout the land. So do not grieve over the defiantly disobedient people."

Sam Gerrans

He said: “Then shall it be forbidden them forty years; they shall wander in the earth; and grieve thou not over the perfidious people.”

Shabbir Ahmed

Their Lord said, "This land will be forbidden for them for forty years. They will wander in the earth, bewildered. So grieve not over these people who keep drifting away from the Right Path."

Syed Vickar Ahamed

Allah said: "For this reason the land will be out of their reach for forty years: They will wander aimlessly through the land: But you do not feel sorry over of these defiant people. "

Taqi Usmani

He (Allah) said, "This (land) is prohibited to them for forty years. They shall be wandering around the earth. So, do not grieve for the sinning people."

The Monotheist Group

He said: "It has become restricted to them for forty years, and they will be lost in the land." Do not be sorrowful over the wicked people.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 26. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 26. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 26. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩