Kehf suresi

Kehf suresi, 35. ayet

Kehf suresi, 35. ayet. وَدَخَلَ جَنَّتَهُۥ وَهُوَ ظَالِمٌ لِّنَفْسِهِۦ قَالَ مَآ أَظُنُّ أَن تَبِيدَ هَٰذِهِۦٓ أَبَدًا

vedeḫale cennetehû vehüve żâlimül linefsih. ḳâle mâ eżunnü en tebîde hâẕihî ebedâ.

Diyanet İşleri

Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Kehf 32–38 · surenin 35. ayeti / 110
  1. Kehf 32

    Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik koymuştuk.

  2. Kehf 33

    Her iki bağ da meyvelerini vermiş ve ürünlerinden hiçbir şeyi eksik bırakmamıştı. Bu iki bağın arasından bir de nehir fışkırtmıştık.

  3. Kehf 34

    Derken onun büyük bir serveti oldu. Arkadaşıyla konuşurken ona dedi ki: "Benim malım seninkinden daha çok. Adamlardan yana da senden daha üstünüm."

  4. 35

    Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."

  5. Kehf 36

    "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum."

  6. Kehf 37

    Arkadaşı, ona cevap vererek dedi ki: "Seni topraktan, sonra bir damla döl suyundan yaratan, sonra da seni (eksiksiz) bir insan şeklinde düzenleyen Allah'ı inkar mı ediyorsun?"

  7. Kehf 38

    "Fakat O Allah benim Rabbimdir. Ben Rabbime hiç kimseyi ortak koşmam."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 35–36. ayetler için yazılmıştır.

35. Sonunda kendi cahilliği ve zulmünün mahkûmu oldu. Bağına girdiği sırada: “Bu bağın yok olacağını asla düşünmüyorum.” yani harab olup sonunun geleceğini sanmıyorum, dedi. Böylelikle dünya hayatı ile tatmin olup ona razı oldu. Öldükten sonra dirilişi de inkâr ederek şöyle dedi:

36. “Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Eğer” söz gelimi “Rabbime döndürülecek olursam, mutlaka döneceğim yerde bundan daha iyisini bulurum.” Hiç şüphesiz Allah, bana bu iki bahçeden daha iyisini verir. Bu sözler ile ilgili olarak iki ihtimal söz konusudur: Bu kimse ya işin hakikatini bilen birisidir ve bu sözleri alay ve dalga geçme amacıyla söylemektedir ki o zaman bu, küfrüne küfür katması demek olur. Yahut bu sözleri, onun gerçek kanaatini ifade etmektedir. Bu durumda ise o, insanların en bilgisizi ve en kıt akıllısı demektir. Zira dünyadaki lütuf ve ihsan ile âhiretteki lütuf ve ihsan arasında ayrılmaz bir ilişki olduğunu nereden çıkarmaktadır ki dünyada kendisine lütuf ve ihsan verilen kimselere âhirette de lütuf ve ihsanda bulunulacağı düşüncesine sahip olmuştur?! Hatta çoğunlukla görülen şudur ki Allah, gerçek dost ve seçkin kullarına dünyalığı kısar, buna karşılık âhirette herhangi bir payları bulunmayan düşmanlarına da dünyalığı bol bol verir. Anlaşıldığı kadarıyla bu kimse, gerçek durumu bilmekle birlikte bu sözü alay olsun diye söylemiştir. Buna delil de Yüce Allah’ın: “Kendi nefsine zulmeder bir halde bağına girdi” buyruğudur. Onun bahçesine girişini zulüm ile nitelendirerek o sözleri zulümle söylediğini belirtilmiş olması, onun azgınlığına ve inadına delildir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu kâfir kişi, Mümin olan kimseyle birlikte bahçesini ona göstermek için kendisine küfür ve beğenmişlik ile zulmederek oraya geldi. Kâfir şöyle dedi: Ben kalıcı olmasını sağlayacak araçlar edindim, görmüş olduğun bu bahçenin yok olacağını zannetmiyorum.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَدَخَلَ ve dehale ve girdi kök: دخل
  2. جَنَّتَهُۥ cennetehu bağına kök: جنن
  3. وَهُوَ vehuve o
  4. ظَالِمٌۭ zalimun zulmederek kök: ظلم
  5. لِّنَفْسِهِۦ linefsihi kendisine kök: نفس
  6. قَالَ kale dedi kök: قول
  7. مَآ ma hiç
  8. أَظُنُّ ezunnu sanmam kök: ظنن
  9. أَن en
  10. تَبِيدَ tebide yok olacağını kök: بيد
  11. هَـٰذِهِۦٓ hazihi bunun
  12. أَبَدًۭا ebeden ebediyyen kök: ابد

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kıssa: İki Bağ Sahibi · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: ظنن (69 geçiş)

    "Kıyametin kopacağını da sanmıyorum. Rabbime döndürülsem bile andolsun bundan daha iyi bir sonuç bulurum."

  • Aynı kıssa: İki Bağ Sahibi · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    (39-40) "Bağına girdiğinde 'Maşaallah! Kuvvet yalnız Allah'ındır' deseydin ya!. Eğer benim malımı ve çocuklarımı kendininkilerden daha az görüyorsan,…

  • Aynı kıssa: İki Bağ Sahibi · Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Ortak kavram: Cennet

    Onlara şu iki adamı örnek ver: Onlardan birine iki üzüm bağı vermiş, bağların çevresini hurmalarla donatmış, ikisinin arasına da bir ekinlik…

  • Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan

    (Ey münafıklar!) Siz aslında, Peygamberin ve inananların bir daha ailelerine geri dönmeyeceklerini sanmıştınız. Bu, sizin gönüllerinize güzel…

  • Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    İman edip salih ameller işleyenleri ise, içinden ırmaklar akan, içlerinde ebedi kalacakları cennetlere koyacağız. Onlara orada tertemiz eşler vardır.…

  • Aynı kök: ابد (28 geçiş) · Aynı kök: دخل (126 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    İman edip salih ameller işleyenleri de ebedi olarak kalacakları, içlerinden ırmaklar akan cennetlere koyacağız. Allah, gerçek bir vaadde bulunmuştur.…

  • Aynı kıssa: Bahçe Sahipleri · Aynı kök: دخل (126 geçiş)

    (23-24) Bunun üzerine, "Sakın, bugün orada hiçbir yoksul yanınıza sokulmasın" diye fısıldaşarak yola koyuldular.

  • Aynı kök: ظنن (69 geçiş) · Ortak kavram: Zan · Ortak kavram: Cennet

    "Şüphesiz biz, insanların ve cinlerin Allah hakkında asla yalan söylemeyeceklerini sanıyorduk."

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

85 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Bu şımarık kişi) kendisine haksızlık ederek bağına girmiş ve şöyle demişti: "Bunun (bağın) hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum.

Mustafa İslamoğlu

Böylece kendi kendisine en büyük kötülüğü yapmış olan o (adam bir gün) şunları diyerek bağına girdi: "Bu bağın yok olacağını asla düşünemiyorum bile.

Muhammed Esed

(İşte) kendi kendine (böylece) yazık eden bu adam: "Bu bahçenin bir gün yok olacağını asla düşünemiyorum!" diyerek bahçesine girdi;

Ahmed Hulusi

Böylece nefsine zulmederek bağına girdi. . . Şöyle dedi: "Ebediyen bu varlığımın yok olacağını zannetmiyorum. "

Ali Bulaç

Kendi nefsinin zalimi olarak (böylece) bağına girdi (ve): "Bunun sonsuza kadar kuruyup yok olacağını sanmıyorum" dedi.

Ali Özek ve heyeti

(Böyle gurur ve kibirle) kendisine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: «Bunun, hiçbir zaman yok olacağını sanmam.»

Ali Rıza Safa

Ve kendisine yazık ederek bahçesine girdi. Dedi ki: "Bu durumun sonsuza dek değişeceğini sanmıyorum!"

Bayraktar Bayraklı

Böylesine bir gurur ve kibirle kendisine yazık edip, bahçesine girerken şöyle dedi: "Bu bahçenin batacağını hiç sanmam."

Edip Yüksel

Böylece nefsine zulmederek bağına girdi ve, "Bunun yok olacağını hiç sanmıyorum" dedi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böylece nefsine zulmederek bağına girdi ve, 'Bunun yok olacağını hiç sanmıyorum,' dedi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve bağına girdi; kendine yazık ediyordu ve: "Bunun yok olacağını asla sanmam;

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bağına girdi, kendine yazık ediyordu, dedi: ebeda zannetmem ki bu helak olsun ve

Erhan Aktaş

Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi: "Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum." dedi.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi: "Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum." dedi.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve o kendisine yazık ederek bahçesine girdi: "Ben, bunun hiçbir zaman yok olacağını sanmıyorum." dedi.

Gültekin Onan

Kendi nefsinin zalimi olarak (böylece) bağına girdi (ve): "Bunun ebediyen kuruyup yok olacağını sanmıyorum" dedi.

Hasan Basri Çantay

O, nefsine (böylece) zulümde berdevam (ve kafir) olarak bağına girdi, dedi ki: "Bunun ebediyyete kadar helak olacağını zannetmiyorum".

İbni Kesir

O, nefsine böylece zulmederek bahçesine girerken dedi ki: Bu bahçenin batacağını hiç sanmam.

Mehmet Alagaş

(32-49) Şu iki adamın misalini ver, onlardan her birine etrafı hurmayla çevrili üzümden iki bağ vermişiz. Bağ aralarını da ekinlik yapmışız, bahçelerden her ikisine de yemiş vermiş, herhangi bir şey eksik kalmamış , her ikisinin ortasından da nehir yapmışız, Onun ürünleri de vardı, sohbet ettiği arkadaşına, ben senden malca daha çoğum, kişilerim / neferlerim daha saygın dedi, bahçesine girdi , kendisine zulmetti ve dedi ki bunun ebediyen yok olacağını sanmam / zannetmem, kıyamet saatinin de olacağını sanmam , Rabbime de tekrar geri döndürülürsem , mutlaka döndüğüm yerde daha hayırlısını bulurum, onunla sohbet eden arkadaşı dedi ki seni topraktan , sonrasında nutfeden yaratanı sonrada adam sureti vereni yok mu saydın? Lakin O benim Rabbimdir ve ben Rabbime herhangi birini ortak koşmam , keşke bahçene girdiğinde Allah neyi istediyse / maşallah O ’ndan başka kuvvet yoktur deseydin , eğer beni, malca ve evlatça daha az görüyorsan belki de Rabbim senin bahçenden daha hayırlısını bana ver ir, g ökten seninkine bir felaket / husbânen gönderir ve bir yalçın / kaypak bir arazi olur. Yahut onun suyu dibe çekilmiş olur / su kaynağı kurur. Onu tekrar istemeye gücün yetmez / istidatın olmaz , Onun ürünlerini çepe çevre çevreledi , Ona yaptığı harcamalar üzerine avuçlarını ovuşturuyordu ki çardakları üzere çökmüş olarak kaldı ve dedi ki yazıklar olsun bana, Rabbime herhangi birini ortak koşmasaydım, Ona yardımda bulunacak Allah dışında bir insan topluluğu / fietün olmadı, k endi kendine de yardım edemedi, işte orada koruma / velayeti altına alma Allah’ın hakkıdır O, ödül olarak ve sonuç olarak daha hayırlıdır. Dünya hayatını misalinin, semadan indirdiğimiz su gibi olmasının örneğini ver, arzın bitkileri onunla /suyla karışır, derken rüzgârın savurduğu çer çöp olur, Allah her şeyi güç yetirip ayarlayandır. Mal ve oğullar, dünya hayatının süsüdür, geriye arta kalacak olan ıslah etmedir / salihattır , Rabbinin yanında ödül olarak / sevap olarak ve beklenti olarak daha hayırlıdır. O gün dağları yürütürüz , yer yüzünün dışa çıktığını / barizleştiğini görürsün , Hiçbir istisnasız onları biraraya toplarız, s af halinde Rabbine sunulurlar / arz edilirler , ilk kez yarattığımız haliniz le bize geldiniz. Bu vaadin / bu randevulaşmanın hiç başınıza gelmeyeceğini ileri sürmüştünüz, kitap konulur, onda olanlar nedeniyle suçluların titrediklerini / korktuklarını görürsün , derler ki yazıklar olsun bize, bu kitap ta ne ki ? küçük büyük hiçbir şeyi dışarıda bırakmamış saymış, bütün yaptıklarını hazır halde bulacaklar, Rabbin onların hiçbirine zulmetmez.

Rowwad Tercüme Merkezi

Derken kendine zulmederek bağına girdi. Şöyle dedi: “Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum.”

Süleyman Ateş

(Böylece) kendisine yazık ederek bağına girdi: "Bunun yok olacağını hiç sanmam" dedi.

Süleymaniye Vakfı

Kendisini yanlışa daldırmış bir şekilde bağına girmiş ve şöyle demişti: "Ben buranın hiçbir zaman yok olacağını düşünmüyorum!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Adam, bahçesine girip kendine kötülük ederek diyor ki "Buranın harap olacağını hiç sanmam.

Şaban Britch

Kendine zulmederek, bahçeye girdiğinde: Bu bahçenin batacağına hiç inanmıyorum

Şaban Piriş

Kendine zulmederek, bahçeye girdiğinde: -Bu bahçenin batacağını hiç sanmam,

Yaşar Nuri Öztürk

Ve böylece, öz benliğine zulüm ede ede bağlığına girdi. Şöyle konuştu: "Bunun sonsuza değin yok olacağını sanmıyorum."

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

In his wrongful state of mind which was prejudicial to his soul, he -the rich- entered his orchard exclaiming "I cannot imagine", he said, "that this orchard will ever perish in the wreck of time".

Abdul Haleem

He went into his garden and wronged himself by saying, ‘I do not think this will ever perish,

Abdullah Yusuf Ali

He went into his garden in a state (of mind) unjust to his soul: He said, "I deem not that this will ever perish,

Abul A'la Maududi

Then he entered his vine-yard dipnot 1 and said, wronging himself: "Surely, I do not believe that all this will ever perish.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    He considered his gardens to be Paradise. Thus he behaved like those mean persons who, when rise to power and wealth, are always involved in the misunderstanding that they are enjoying Paradise in this world, therefore they do not stand in need of any other Paradise.

Aisha Bewley

He entered his garden and wronged himself by saying, ‘I do not think that this will ever end.

Al-Hilali & Khan

And he went into his garden while in a state (of pride and disbelief) unjust to himself. He said: "I think not that this will ever perish.

Ali Quli Qarai

He entered his garden while he wronged himself. He said, ‘I do not think that this will ever perish,

Amatul Rahman Omar

And (it so happened that) he entered his garden while he was unjust to his own soul. He said, (to his companion), `I do not think that this wealth will ever perish.

Arthur John Arberry

And he entered his garden, wronging himself; he said, 'I do not think that this will ever perish;

Bijan Moeinian

While entering his gardens, being so unjust, he continued: "I have made it forever. "

E. Henry Palmer

And he went in unto his garden, having wronged himself: said he, 'I do not think that this will ever disappear;

Edip-Layth

He went back into his garden while he had wronged himself. He said, "I do not think that this will ever perish.

George Sale

And he went into his garden, being guilty of injustice against his own soul, and said, I do not think that this garden will decay for ever;

Hamid S. Aziz

And he had abundant fruit, and he said unto his neighbour (or companion) in the course of mutual discussion (or argument), "I am much wealthier than you, and mightier in men (with more honour and power). "

Mahmoud Ghali

And he entered his garden, (while) he (thus) was unjust to himself. He said, "In no way do I expect that this will decay at all;

Marmaduke Pickthall

And he went into his garden, while he (thus) wronged himself. He said: I think not that all this will ever perish.

Mohamed Ahmed - Samira

And he walked into his garden, and, (forgetting) his limit, said: "I cannot imagine that this will ever be ruined,

Muhammad Asad

And having [thus] sinned against himself, he entered his garden, saying, "I do not think that this will ever perish!

Mustafa Khattab

And he entered his property, while wronging his soul, saying, "I do not think this will ever perish,

Progressive Muslims

And he went back into his garden while he had wronged himself. He said: "I do not think that this will ever perish."

Rashad Khalifa

When he entered his garden, he wronged his soul by saying, "I do not think that this will ever end.

Sahih International

And he entered his garden while he was unjust to himself. He said, "I do not think that this will perish - ever.

Sam Gerrans

And he entered his garden while he was wronging his soul, saying: “I think not that this will ever perish;

Shabbir Ahmed

And having thus wronged himself, he entered his garden saying, "I don't think that this will ever perish!"

Syed Vickar Ahamed

He went into his garden in a state (of mind) unfair to his soul: He said, "I do not think that this (garden) will ever wither away,

Taqi Usmani

And he entered his garden while he was doing wrong to himself. He said, "I do not think that this will ever perish,

The Monotheist Group

And he went back into his garden while he had wronged himself. He said: "I do not think that this will ever perish."

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Kehf suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩