Diyanet İşleri
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
Mâide suresi
Mâide suresi, 35. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱبْتَغُوٓا۟ إِلَيْهِ ٱلْوَسِيلَةَ وَجَٰهِدُوا۟ فِى سَبِيلِهِۦ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ
yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe vebtegû ileyhi-lvesîlete vecâhidû fî sebîlihî le`alleküm tüfliḥûn.
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Vesile aramak; hırsızlık cezası ve tövbe Mâide 35–40 3
Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap'ta) şunu yazdık: "Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resullerimiz apaçık deliller (mucize ve ayetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hala) yeryüzünde aşırı gitmektedir.
Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.
Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık Allah'ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin.
Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.
Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.
Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.
Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
35. Bu, Allah’tan mü’min kullarına, imanlarının gereklerinden olan Allah’tan korkup sakınmaya, gazabına ve öfkesine uğramaktan kaçınmaya dair bir emirdir. Bunun için kulun çalışması, gücü ve imkanları yettiğince tüm gayretini harcaması, Allah’ı öfkelendiren kalbin, dilin ve diğer azaların zahiri ve batıni masiyetlerinden uzaklaşması gerekir. Bunları terk edebilmek için de Allah’tan yardım dilemelidir. Ta ki O’nun gazabından ve azabından kurtulabilsin.
“Ona vesile” yani O’na yakınlaşmak, O’nun nezdinde makbul bir kimse olmak ve O’nun sevgisini kazanmak için yol “arayın.” Bu da Allah için sevmek, Allah yolunda sevmek, korku, ümit, kalbi yöneliş, tevekkül gibi kalbe ait farzları, zekât ve hac gibi bedeni farzları; namaz, Kur’ân okuma ve zikir gibi hem kalbi hem bedeni farzları; insanlara mal, ilim, mevki ve beden ile çeşitli türlerde iyilikte bulunma ve Allah’ın kullarına nasihat etme (samimi olarak iyiliklerini istemek) gibi amelleri yapmakla olur. Çünkü bütün bu ameller, Allah’a yakınlaştırıcı amellerdir. Kul bu amellerle Allah’a yakınlaşmaya devam ederse sonunda Allah onu sever. Allah onu sevdi mi bu sefer onun kendisi ile işittiği kulağı, kendisi ile gördüğü gözü, kendisi ile tuttuğu eli, kendisi ile yürüdüğü ayağı olur ve Allah, onun duasını kabul eder.
Daha sonra Allah tebâreke ve teâlâ kendisine yakınlaştırıcı bir ibadet olan kendi yolunda cihad etmeyi özellikle söz konusu etmektedir. Cihad: Kâfirlerle savaşmak için kişinin malıyla, canıyla, görüşleriyle, diliyle, Allah’ın dininin zafere ulaşması için güç yetirebildiği her şeyi ile bu uğurda bütün gayretini ortaya koyması demektir. Bu tür bir ibadet itaatlerin en üstünü ve Allah’a yakınlaştırıcı ibadetlerin en faziletlisidir. Bu ibadeti gereği gibi yerine getiren bir kimse diğer ibadetleri haydi haydi yerine getirir.
“ki kurtuluşa/felaha eresiniz” yani masiyetleri terk edip itaatleri işleyerek O’ndan korkup sakınır, O’nun rızasını aramak sureti ile yolunda cihad ederek Allah’a vesile arayacak olursanız, felaha erersiniz. Felah, istenip arzu edilenleri elde etme başarısını elde etmek ve korkulup istenmeyen her şeyden yana da emin olmaktır. Bunun gerçek mahiyeti ise ebedi mutluluk ve sürekli nimetler içerisinde bulunmaktır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey iman edenler! Emirlerine uymakla ve yasaklarından sakınmakla Allah'tan korkun. Sizlere emir buyurduklarını yerine getirmekle ve yasaklarından uzaklaşmakla yüce Allah'a yakın olmayı talep edin. O'nun rızasını elde etmek ve istediğinize nail olmak ümidiyle kâfirlerle cihat ediniz. Bunları yerine getirdiğinizde korktuklarınızdan da uzak tutulursunuz.
Aynı kök: وسل (2 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Onların yalvardıkları bu varlıklar, "hangimiz daha yakın olacağız" diye Rablerine vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü…
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Halbuki onlar size gelen hakkı…
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Ortak kavram: Cihad
Fakat peygamber ve beraberindeki mü'minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta…
Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad · Ortak kavram: Yol (sebîl)
İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)
Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.
Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)
Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa…
Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)
De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan…
Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)
Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ey iman edenler! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! O'na yol dipnot 1 arayın ve (Allah) yolunda cihad edin (fedakârlık yapın) ki kurtulasınız.
Siz ey iman edenler! Allah'a karşı saygılı olun ve O'na yaklaşma çabası içinde bulunun ve O'nun yolunda tüm gayretinizi harcayın ki kurtuluşa erebilesiniz.
Siz ey imana ermiş olanlar! Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, Ona daha yakın olmaya çalışın ve Allah yolunda gayret gösterin ki mutluluğa erişebilesiniz.
Ey iman edenler! Allah'tan korunun; O'na yakinedinmenizi sağlayacak vesileyi isteyin ve O'nun yolunda aziymle gayret edin ki kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler, Allah'tan korkup sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın; O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey îman edenler! Allah'tan korkun; (Sâlih ameller işleyerek) Sizi O'na yaklaştıracak vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey inanca çağırılanlar! Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; O'na yol arayın ve O'nun yolunda çaba gösterin. Böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz.
Ey iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olunuz. O'na daha yakın olmak için bir yol arayınız ve kurtuluşa ermek için O'nun yolunda cihad ediniz.
Gerçeği onaylayanlar ALLAH'ı dinleyin, O'na ulaşmak için yol arayın ve O'nun yolunda cihat edin ki başarasınız.
İnananlar ALLAH'ı dinleyin, O'na ulaşmak için yol arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki başarasınız.
Ey iman edenler, Allah'tan korkun, O'na yaklaşmaya vesile arayın, O'nun yolunda cihad edin ki, mutluluğa erebilesiniz.
Ey o bütün iyman edenler! Allahdan korkun ve ona yaklaşmağa vesile arayın ve onun yolunda mücahede edin ki felaha irebilesiniz
Ey İman Edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na yakınlaşmak için vesile dipnot 1 arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na yakınlaşmak için vesile dipnot 1 arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki Kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler! Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun ve O'na yakınlaşmak için yol arayın. Kurtuluşa ermek için O'nun yolunda gayret gösterin.
Ey inananlar, Tanrı'dan korkup sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın. O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.
Ey iman edenler, Allahdan korkun, Ona (yaklaşmıya) vesiyle arayın ve onun yolunda savaşın. Taki muradınıza eresiniz.
Ey iman edenler; Allah'tan korkun ve O'na yaklaşmak için vesile arayın. O'nun yolunda cihad edin ki, felaha eresiniz.
(35-37) Ey iman edenler, Allah’tan sakının, ona ulaştıran vesileler arayın, O’nun yolunda gayret edin / cihat edin, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz. Kafirlere gelince, şayet yeryüzündeki her şey ve bir misli daha / bir o kadarı daha onların olsa, onu da kıyamet günü azabına fidye olarak verseler, onlardan kabul edilmez, onlara acıtıcı bir azap vardır , ateşten çıkabilmeyi dilerler, ama ondan çıkacak değildirler, sürekli bir azap onlarındır.
Ey İman edenler! Allah’tan sakının/takvalı olun. O’na (yakınlaştıracak ibadetlerle) vesile/yol arayın ve yolunda cihat edin ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'na (yaklaşmağa) yol arayın ve O'nun yolunda cihadedin ki, kurtuluşa eresiniz.
Ey inanıp güvenenler! Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Sizi ona yöneltecek vesileler dipnot 1 arayın ve Allah yolunda cihad edin /elinizden geleni yapın dipnot 2 ki umduğunuza kavuşasınız.
Ey inanıp güvenenler (müminler)! Allah'tan çekinerek kendinizi koruyun dipnot 1 , O'na vesile dipnot 2 arayın ve Allah yolunda mücadele (cihad) dipnot 3 edin ki umduğunuza kavuşasınız.
Ey İman edenler! Allah’tan sakının/takvalı olun, O’na bir (ibadetlerle) vesile arayın ve yolunda cihat edin ki kurtuluşa eresiniz.
-Ey İman edenler! Allah'tan sakının yolunda cihat ederek O'na ulaşmaya bir vesile arayın ki kurtuluşa eresiniz.
Ey iman edenler! Allah'ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O'na varmaya vesile arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki, kurtuluşa erebilesiniz.
O you whose hearts have been touched with the divine hand: Entertain the profound reverence dutiful to Allah and seek the path leading to Him and make His purpose the heart of your purpose and strive in His cause; you may hopefully prosper.
You who believe, be mindful of God, seek ways to come closer to Him and strive for His cause, so that you may prosper.
O ye who believe! Do your duty to Allah, seek the means of approach unto Him, and strive with might and main in his cause: that ye may prosper.
Believers! Fear Allah and seek the means to come near to Him, dipnot 1 and strive hard in His way; dipnot 2 maybe you will attain true success.
You who have iman! have taqwa of Allah and seek the means of drawing near to Him, and do jihad in His Way, so that hopefully you will be successful.
O you who believe! Do your duty to Allâh and fear Him. And seek the means of approach to Him, and strive hard in His Cause (as much as you can), so that you may be successful.[1]
O you who have faith! Be wary of Allah, and seek the means of recourse to Him, and wage jihād in His way, so that you may be felicitous.
O you who believe! take Allâh as a shield and seek means of nearness to Him, and struggle for His cause, so that you may attain your goal.
O believers, fear God, and seek the means to come to Him, and struggle in His way; haply you will prosper.
O’ you who believe, always keep God with the utmost respect in mind and try to find the means [such as charity, sacrifice, patience, worship,. ..] to [please] him and strive in His way so that you succeed.
O ye who believe! fear God and crave the means to approach Him, and be strenuous in His way, haply ye will prosper then.
O you who acknowledge, be aware of God and seek a way to Him, and strive in His cause; that you may succeed.
O true believers, fear God, and earnestly desire a near conjunction with Him, and fight for his religion, that ye may be happy.
O you who believe! Fear (be dutiful to) Allah and crave the means to approach Him, and strive in His way in order that you may succeed (or prosper).
O you who have believed, be pious to Allah and seek (close) proximity to Him, and strive in His way, that possibly you would prosper.
O ye who believe! Be mindful of your duty to Allah, and seek the way of approach unto Him, and strive in His way in order that ye may succeed.
O you who believe, follow the path shown to you by God, and seek the way of proximity to Him, and struggle in His way: you may have success.
O YOU who have attained to faith! Remain conscious of God, and seek to come closer unto Him, and strive hard in His cause, so that you might attain to a happy state.
O believers! Be mindful of Allah and seek what brings you closer to Him and struggle in His Way, so you may be successful.
O you who believe, be aware of God and seek a way to Him, and strive in His cause; that you may succeed.
O you who believe, you shall reverence GOD and seek the ways and means to Him, and strive in His cause, that you may succeed.
O you who have believed, fear Allah and seek the means [of nearness] to Him and strive in His cause that you may succeed.
O you who heed warning: be in prudent fear of God, and seek to Him the means of approach; and strive in His cause, that you might be successful.
O You who have chosen to be graced with belief! Be mindful of Allah and seek to come closer to Him by obeying His Commands, and strive hard in His Cause so that you may truly prosper.
O you who believe! Do your duty towards Allah, find the ways to come close to Him, and work hard with (all your) strength and will in His cause: That you may prosper.
O you who believe, fear Allah and seek means of nearness to Him, and carry out Jihād in His way, so that you may succeed.
O you who believe, be aware of God and seek a way to Him, and strive in His cause; that you may succeed.