Mâide suresi

Mâide suresi, 35. ayet

Mâide suresi, 35. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ ٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَٱبْتَغُوٓا۟ إِلَيْهِ ٱلْوَسِيلَةَ وَجَٰهِدُوا۟ فِى سَبِيلِهِۦ لَعَلَّكُمْ تُفْلِحُونَ

yâ eyyühe-lleẕîne âmenü-tteḳu-llâhe vebtegû ileyhi-lvesîlete vecâhidû fî sebîlihî le`alleküm tüfliḥûn.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mâide 32–38 · surenin 35. ayeti / 120

Konu Vesile aramak; hırsızlık cezası ve tövbe Mâide 35–40 3

  1. Mâide 32

    Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap'ta) şunu yazdık: "Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resullerimiz apaçık deliller (mucize ve ayetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hala) yeryüzünde aşırı gitmektedir.

  2. Mâide 33

    Allah'a ve Resulüne savaş açanların ve yeryüzünde bozgunculuk çıkarmaya çalışanların cezası; ancak öldürülmeleri, yahut asılmaları veya ellerinin ve ayaklarının çaprazlama kesilmesi, yahut o yerden sürülmeleridir. Bu cezalar onlar için dünyadaki bir rezilliktir. Ahirette de onlara büyük bir azap vardır.

  3. Mâide 34

    Ancak onları ele geçirmenizden önce tövbe edenler bunun dışındadırlar. Artık Allah'ın çok bağışlayıcı, çok merhamet edici olduğunu bilin.

  4. 35

    Ey iman edenler! Allah'a karşı gelmekten sakının, O'na yaklaşmaya vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki kurtuluşa eresiniz.

  5. Mâide 36

    Şüphesiz yeryüzünde olanların hepsi ve yanında bir o kadarı daha kendilerinin (kafirlerin) olsa da onu kıyamet gününün azabından kurtulmak için fidye verecek olsalar, onlardan yine kabul edilmez. Onlara elem dolu bir azap vardır.

  6. Mâide 37

    Ateşten çıkmak isterler ama ondan çıkabilecek değillerdir. Onlara sürekli bir azap vardır.

  7. Mâide 38

    Yaptıklarına bir karşılık ve Allah'tan caydırıcı bir müeyyide olmak üzere hırsız erkek ile hırsız kadının ellerini kesin. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

35. Bu, Allah’tan mü’min kullarına, imanlarının gereklerinden olan Allah’tan korkup sakınmaya, gazabına ve öfkesine uğramaktan kaçınmaya dair bir emirdir. Bunun için kulun çalışması, gücü ve imkanları yettiğince tüm gayretini harcaması, Allah’ı öfkelendiren kalbin, dilin ve diğer azaların zahiri ve batıni masiyetlerinden uzaklaşması gerekir. Bunları terk edebilmek için de Allah’tan yardım dilemelidir. Ta ki O’nun gazabından ve azabından kurtulabilsin.

“Ona vesile” yani O’na yakınlaşmak, O’nun nezdinde makbul bir kimse olmak ve O’nun sevgisini kazanmak için yol “arayın.” Bu da Allah için sevmek, Allah yolunda sevmek, korku, ümit, kalbi yöneliş, tevekkül gibi kalbe ait farzları, zekât ve hac gibi bedeni farzları; namaz, Kur’ân okuma ve zikir gibi hem kalbi hem bedeni farzları; insanlara mal, ilim, mevki ve beden ile çeşitli türlerde iyilikte bulunma ve Allah’ın kullarına nasihat etme (samimi olarak iyiliklerini istemek) gibi amelleri yapmakla olur. Çünkü bütün bu ameller, Allah’a yakınlaştırıcı amellerdir. Kul bu amellerle Allah’a yakınlaşmaya devam ederse sonunda Allah onu sever. Allah onu sevdi mi bu sefer onun kendisi ile işittiği kulağı, kendisi ile gördüğü gözü, kendisi ile tuttuğu eli, kendisi ile yürüdüğü ayağı olur ve Allah, onun duasını kabul eder.

Daha sonra Allah tebâreke ve teâlâ kendisine yakınlaştırıcı bir ibadet olan kendi yolunda cihad etmeyi özellikle söz konusu etmektedir. Cihad: Kâfirlerle savaşmak için kişinin malıyla, canıyla, görüşleriyle, diliyle, Allah’ın dininin zafere ulaşması için güç yetirebildiği her şeyi ile bu uğurda bütün gayretini ortaya koyması demektir. Bu tür bir ibadet itaatlerin en üstünü ve Allah’a yakınlaştırıcı ibadetlerin en faziletlisidir. Bu ibadeti gereği gibi yerine getiren bir kimse diğer ibadetleri haydi haydi yerine getirir.

“ki kurtuluşa/felaha eresiniz” yani masiyetleri terk edip itaatleri işleyerek O’ndan korkup sakınır, O’nun rızasını aramak sureti ile yolunda cihad ederek Allah’a vesile arayacak olursanız, felaha erersiniz. Felah, istenip arzu edilenleri elde etme başarısını elde etmek ve korkulup istenmeyen her şeyden yana da emin olmaktır. Bunun gerçek mahiyeti ise ebedi mutluluk ve sürekli nimetler içerisinde bulunmaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey iman edenler! Emirlerine uymakla ve yasaklarından sakınmakla Allah'tan korkun. Sizlere emir buyurduklarını yerine getirmekle ve yasaklarından uzaklaşmakla yüce Allah'a yakın olmayı talep edin. O'nun rızasını elde etmek ve istediğinize nail olmak ümidiyle kâfirlerle cihat ediniz. Bunları yerine getirdiğinizde korktuklarınızdan da uzak tutulursunuz.

Kelimeler

13 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. ٱتَّقُوا۟ tteku korkun kök: وقي
  5. ٱللَّهَ llahe Allah'tan kök: اله
  6. وَٱبْتَغُوٓا۟ vebtegu ve arayın kök: بغي
  7. إِلَيْهِ ileyhi O'na
  8. ٱلْوَسِيلَةَ l-vesilete yol kök: وسل
  9. وَجَـٰهِدُوا۟ ve cahidu ve cihadedin kök: جهد
  10. فِى fi
  11. سَبِيلِهِۦ sebilihi O'nun yolunda kök: سبل
  12. لَعَلَّكُمْ leallekum umulur ki
  13. تُفْلِحُونَ tuflihune kurtuluşa erersiniz kök: فلح

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: وسل (2 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Onların yalvardıkları bu varlıklar, "hangimiz daha yakın olacağız" diye Rablerine vesile ararlar. O'nun rahmetini umarlar, azabından korkarlar. Çünkü…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    Ey İman edenler! Benim de düşmanım, sizin de düşmanınız olanları dost edinmeyin. Siz onlara sevgi gösteriyorsunuz. Halbuki onlar size gelen hakkı…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Ortak kavram: Cihad

    Fakat peygamber ve beraberindeki mü'minler, mallarıyla, canlarıyla cihat ettiler. Bütün hayırlar işte bunlarındır. İşte bunlar kurtuluşa erenlerin ta…

  • Aynı kök: جهد (41 geçiş) · Ortak kavram: Cihad · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  • Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Aynı kök: بغي (96 geçiş)

    Namaz kılınınca artık yeryüzüne dağılın ve Allah'ın lütfundan nasibinizi arayın. Allah'ı çok zikredin ki kurtuluşa eresiniz.

  • Aynı kök: فلح (40 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Öyle ise akrabaya, yoksula, ve yolcuya hakkını ver. Bu, Allah'ın hoşnutluğunu kazanmak isteyenler için daha hayırlıdır. İşte onlar kurtuluşa…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    De ki: "Ey kitab ehli! (Gerçeği) görüp bildiğiniz halde, niçin Allah'ın yolunu eğri ve çelişkili göstermeğe yeltenerek inananları Allah'ın yolundan…

  • Aynı kök: بغي (96 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Allah'a karşı takvâlı (duyarlı) olun! O'na yol dipnot 1 arayın ve (Allah) yolunda cihad edin (fedakârlık yapın) ki kurtulasınız.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Ona yol arama" ifadesine "kişinin Allah ile arasına başkalarını sokması" şeklinde bir anlam vermek kesinlikle doğru değildir. Müminlerin tabi olmak ve itaat etmekle emrolundukları tek kişi Hz. Muhammed'dir. Onun dışında hiçbir insanın durumu başkaları için ölçü olmadığı gibi onlara tabi olunma gerekliliği de yoktur. [Vesile,] başka varlıkları aracı edinmek olamaz; çünkü aracılık şirktir. Ayetin devamında, Yüce Allah'ın yolunda cihad etmek yani fedakârlık yapmak dile getirilmekte, böylece vesilenin ne olduğu da açıklanmış olmaktadır.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Allah'a karşı saygılı olun ve O'na yaklaşma çabası içinde bulunun ve O'nun yolunda tüm gayretinizi harcayın ki kurtuluşa erebilesiniz.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Allaha karşı sorumluluğunuzun bilincinde olun, Ona daha yakın olmaya çalışın ve Allah yolunda gayret gösterin ki mutluluğa erişebilesiniz.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler! Allah'tan korunun; O'na yakinedinmenizi sağlayacak vesileyi isteyin ve O'nun yolunda aziymle gayret edin ki kurtuluşa eresiniz.

Ali Bulaç

Ey iman edenler, Allah'tan korkup sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın; O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.

Ali Özek ve heyeti

Ey îman edenler! Allah'tan korkun; (Sâlih ameller işleyerek) Sizi O'na yaklaştıracak vesile arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki, kurtuluşa eresiniz.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Allah'a yönelik sorumluluk bilinci taşıyın; O'na yol arayın ve O'nun yolunda çaba gösterin. Böylece, belki kurtuluşa erişirsiniz.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah'a karşı sorumluluğunuzun bilincinde olunuz. O'na daha yakın olmak için bir yol arayınız ve kurtuluşa ermek için O'nun yolunda cihad ediniz.

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar ALLAH'ı dinleyin, O'na ulaşmak için yol arayın ve O'nun yolunda cihat edin ki başarasınız.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar ALLAH'ı dinleyin, O'na ulaşmak için yol arayın ve O'nun yolunda cihad edin ki başarasınız.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, Allah'tan korkun, O'na yaklaşmaya vesile arayın, O'nun yolunda cihad edin ki, mutluluğa erebilesiniz.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Allahdan korkun ve ona yaklaşmağa vesile arayın ve onun yolunda mücahede edin ki felaha irebilesiniz

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na yakınlaşmak için vesile dipnot 1 arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki kurtuluşa eresiniz.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yol. Allah'a yakınlaştıracak en güzel ve doğru vesile O'nun gösterdiği yoldan gitmektir.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Allah'a karşı takva sahibi olun ve O'na yakınlaşmak için vesile dipnot 1 arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki Kurtuluşa eresiniz.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yol.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Allah'a karşı takvalı dipnot 1 olun ve O'na yakınlaşmak için yol arayın. Kurtuluşa ermek için O'nun yolunda gayret gösterin.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın buyruklarına içtenlikle uyarak; o buyruklarla, kötü ve zararlı şeylere karşı kendisini korumaya, güvenceye almak.

Gültekin Onan

Ey inananlar, Tanrı'dan korkup sakının ve (sizi) O'na (yaklaştıracak) vesile arayın. O'nun yolunda cihad edin, umulur ki kurtuluşa erersiniz.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, Allahdan korkun, Ona (yaklaşmıya) vesiyle arayın ve onun yolunda savaşın. Taki muradınıza eresiniz.

İbni Kesir

Ey iman edenler; Allah'tan korkun ve O'na yaklaşmak için vesile arayın. O'nun yolunda cihad edin ki, felaha eresiniz.

Mehmet Alagaş

(35-37) Ey iman edenler, Allah’tan sakının, ona ulaştıran vesileler arayın, O’nun yolunda gayret edin / cihat edin, böylelikle belki kurtuluşa erersiniz. Kafirlere gelince, şayet yeryüzündeki her şey ve bir misli daha / bir o kadarı daha onların olsa, onu da kıyamet günü azabına fidye olarak verseler, onlardan kabul edilmez, onlara acıtıcı bir azap vardır , ateşten çıkabilmeyi dilerler, ama ondan çıkacak değildirler, sürekli bir azap onlarındır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey İman edenler! Allah’tan sakının/takvalı olun. O’na (yakınlaştıracak ibadetlerle) vesile/yol arayın ve yolunda cihat edin ki, kurtuluşa eresiniz.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, Allah'tan korkun, O'na (yaklaşmağa) yol arayın ve O'nun yolunda cihadedin ki, kurtuluşa eresiniz.

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Allah'a karşı yanlış yapmaktan sakının. Sizi ona yöneltecek vesileler dipnot 1 arayın ve Allah yolunda cihad edin /elinizden geleni yapın dipnot 2 ki umduğunuza kavuşasınız.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayette geçen vesile, kulu Allah'a yaklaştıran şeydir. Bunlar iman ve salih amellerdir (Sebe 34/37, Alak 96/19). Allah, kendisine yaklaşmak için nebileri, melekleri, salih kulları veya başka varlıkları vesile kılmayı yasaklamıştır. Çünkü bu, Allah'a yaklaşmak değil, onu ikinci sıraya koyup ondan uzaklaşmaktır (A'raf 7/3, Zümer 39/3). Bu da Allah'ın asla affetmeyeceği şirk günahı olur (Nisa 4/48, 116).
  2. metne dön, dipnot 2
    Cihad (جهاد), düşmanın, şeytanın veya arzuların baskısına karşı Allah'ın emrine uymak için verilen her türlü mücadeledir (Müfredat). Allah yolunda savaş, cihadın çok önemli bir parçasıdır.

Şaban Britch

Ey İman edenler! Allah’tan sakının/takvalı olun, O’na bir (ibadetlerle) vesile arayın ve yolunda cihat edin ki kurtuluşa eresiniz.

Şaban Piriş

-Ey İman edenler! Allah'tan sakının yolunda cihat ederek O'na ulaşmaya bir vesile arayın ki kurtuluşa eresiniz.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Allah'ın buyruğuna ters düşmekten sakının; O'na varmaya vesile arayın. O'nun yolunda gayret gösterin ki, kurtuluşa erebilesiniz.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts have been touched with the divine hand: Entertain the profound reverence dutiful to Allah and seek the path leading to Him and make His purpose the heart of your purpose and strive in His cause; you may hopefully prosper.

Abdul Haleem

You who believe, be mindful of God, seek ways to come closer to Him and strive for His cause, so that you may prosper.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Do your duty to Allah, seek the means of approach unto Him, and strive with might and main in his cause: that ye may prosper.

Abul A'la Maududi

Believers! Fear Allah and seek the means to come near to Him, dipnot 1 and strive hard in His way; dipnot 2 maybe you will attain true success.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    People are urged to solicit all means which might bring them close to God and enable them to please Him.
  2. metne dön, dipnot 2
    The English imperative 'strive hard' does not do full justice to the actual word used in the Qur'an: jahidu. The verbal form mujahadah signifies and carries the nuance of doing something in defiance of, or in opposition to someone. The true sense of the Qur'anic injunction 'strive hard' in the way of Allah is that the Muslims ought to use all their strength and engage in vigorous struggle against those forces which either forcefully prevent them from living in obedience to God or force them to live in obedience to others than God. It is this struggle which is likely to lead man to his true success and bring him to a close relationship with God. This verse directs the believer to engage in a ceaseless, multifrontal struggle. On one side is the accursed Satan with his horde. Then comes the animal spirit of man, with its defiant and refractory desires. Then there are many men who have turned away from God, but with whom one is linked by social, cultural and economic ties. Then there are false religious, cultural and social systems which rest on rebellion against God and which force man to worship falsehood rather than Truth. These rebellious forces use different means to achieve their end, but those ends are always the same - to make men serve them rather than God. But man's true progress and his attainment of close communion with God depends entirely on his total obedience to God, on his serving God unreservedly in the inner as well as in the external aspects of his life. He cannot achieve this objective without engaging in simultaneous combat with all the forces which are defiant and rebellious towards God, carrying on an unceasing struggle against them and trampling down all obstructions to his advancement along God's path.

Aisha Bewley

You who have iman! have taqwa of Allah and seek the means of drawing near to Him, and do jihad in His Way, so that hopefully you will be successful.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Do your duty to Allâh and fear Him. And seek the means of approach to Him, and strive hard in His Cause (as much as you can), so that you may be successful.[1]

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Be wary of Allah, and seek the means of recourse to Him, and wage jihād in His way, so that you may be felicitous.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! take Allâh as a shield and seek means of nearness to Him, and struggle for His cause, so that you may attain your goal.

Arthur John Arberry

O believers, fear God, and seek the means to come to Him, and struggle in His way; haply you will prosper.

Bijan Moeinian

O’ you who believe, always keep God with the utmost respect in mind and try to find the means [such as charity, sacrifice, patience, worship,. ..] to [please] him and strive in His way so that you succeed.

E. Henry Palmer

O ye who believe! fear God and crave the means to approach Him, and be strenuous in His way, haply ye will prosper then.

Edip-Layth

O you who acknowledge, be aware of God and seek a way to Him, and strive in His cause; that you may succeed.

George Sale

O true believers, fear God, and earnestly desire a near conjunction with Him, and fight for his religion, that ye may be happy.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Fear (be dutiful to) Allah and crave the means to approach Him, and strive in His way in order that you may succeed (or prosper).

Mahmoud Ghali

O you who have believed, be pious to Allah and seek (close) proximity to Him, and strive in His way, that possibly you would prosper.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Be mindful of your duty to Allah, and seek the way of approach unto Him, and strive in His way in order that ye may succeed.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, follow the path shown to you by God, and seek the way of proximity to Him, and struggle in His way: you may have success.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! Remain conscious of God, and seek to come closer unto Him, and strive hard in His cause, so that you might attain to a happy state.

Mustafa Khattab

O believers! Be mindful of Allah and seek what brings you closer to Him and struggle in His Way, so you may be successful.

Progressive Muslims

O you who believe, be aware of God and seek a way to Him, and strive in His cause; that you may succeed.

Rashad Khalifa

O you who believe, you shall reverence GOD and seek the ways and means to Him, and strive in His cause, that you may succeed.

Sahih International

O you who have believed, fear Allah and seek the means [of nearness] to Him and strive in His cause that you may succeed.

Sam Gerrans

O you who heed warning: be in prudent fear of God, and seek to Him the means of approach; and strive in His cause, that you might be successful.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Be mindful of Allah and seek to come closer to Him by obeying His Commands, and strive hard in His Cause so that you may truly prosper.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Do your duty towards Allah, find the ways to come close to Him, and work hard with (all your) strength and will in His cause: That you may prosper.

Taqi Usmani

O you who believe, fear Allah and seek means of nearness to Him, and carry out Jihād in His way, so that you may succeed.

The Monotheist Group

O you who believe, be aware of God and seek a way to Him, and strive in His cause; that you may succeed.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 35. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 35. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mâide suresi, 35. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩