Meâric suresi

Meâric suresi, 11. ayet

Meâric suresi, 11. ayet. يُبَصَّرُونَهُمْ يَوَدُّ ٱلْمُجْرِمُ لَوْ يَفْتَدِى مِنْ عَذَابِ يَوْمِئِذٍۭ بِبَنِيهِ

yübeṣṣarûnehüm. yeveddü-lmücrimü lev yeftedî min `aẕâbi yevmiiẕim bibenîh.

Diyanet İşleri

(11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Meâric 8–14 · surenin 11. ayeti / 44

Konu O günün dehşeti ve cehennemin çağrısı Meâric 8–18 3

  1. Meâric 8–9

    (8-9) Göğün, erimiş maden gibi ve dağların atılmış renkli yün gibi olacağı günü hatırla.

  2. Meâric 10

    (O gün) hiçbir samimi dost, dostunu sormaz.

  3. 11–14

    (11-14) Birbirlerine gösterilirler. Günahkar kimse ister ki, o günün azabından kurtulmak için oğullarını, karısını, kardeşini, kendisini koruyup barındıran tüm ailesini ve yeryüzünde bulunanların hepsini fidye olarak versin de, kendisini kurtarsın.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 10–14. ayetler için yazılmıştır.

9-10. “Dağlar da (didilmiş boyalı) yün gibi ol(up havada uçuş)acak.” Yani atılmış yüne benzeyecek, ondan sonra da etrafa saçılıp darmadağın olacak.

Bu son derece sağlam, oldukça büyük varlıklar, böyle bir dağılmaya, böyle bir hale maruz kalacaklarına göre günahlarının ve veballerinin ağır yükü altında kalmış olacak olan bu zayıf kula ne olacak dersin?

Onun bu halde kalbinin yerinden oynaması, aklının başından gitmesi ve herkesi unutup hiçbirini hatırlamaması normal değil midir? İşte bundan dolayı Allah şöyle buyurmaktadır: “Hiçbir dost, dostunu sormayacak.”

11-14. “Onlar birbirlerine gösterilirler.” Yani her yakın dost ve arkadaş arkadaşını görür. Fakat kalbinde halini soracak takat olmaz. Aralarındaki arkadaşlık ve sevgi onu ilgilendirmez. Kendisinden başka hiçbir şeyi düşünmez.

Azap göreceği muhakkak olan “günahkâr kimse, o günün azabından dolayı (herkesi) feda etmeyi arzular: Oğullarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran aşiretini…” Yani normalde dünyada birbirleri ile yardımlaşan, biri diğerine destek veren akrabalarını dahi feda etmek isteyecek. Çünkü Kıyamet gününde kimsenin kimseye faydası olmayacağı gibi Allah’ın izni olmaksızın hiçbir kimse şefaatte de bulunamayacaktır. Hatta azabı hak etmiş olan günahkâr, bilip tanıdığı herkesi fidye olarak vermeyi temenni edecektir: “Ve yeryüzünde olan herkesi… yeter ki kendini kurtarsın.” Ancak bunun da ona hiçbir faydası olmayacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Her insan yakınlarını görür, ona gizli kalmazlar. Bununla beraber hiç kimse o durumun dehşeti sebebiyle kimseyi soruşturmaz. Cehennemi hak eden kimseler ise, kendileri yerine azap görmeleri için çocuklarını sunmayı arzular.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يُبَصَّرُونَهُمْ ۚ yubessarunehum birbirlerine gösterilirler kök: بصر
  2. يَوَدُّ yeveddu ister kök: ودد
  3. ٱلْمُجْرِمُ l-mucrimu suçlu olan kök: جرم
  4. لَوْ lev keşke
  5. يَفْتَدِى yeftedi fidye versin kök: فدي
  6. مِنْ min -ndan (kurtarmak için)
  7. عَذَابِ azabi azabı- kök: عذب
  8. يَوْمِئِذٍۭ yevmiizin o günün kök: يوم
  9. بِبَنِيهِ bibenihi oğullarını kök: بني

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

  • Aynı kök: فدي (13 geçiş)

    Ama siz, birbirinizi öldüren, içinizden bir kesime karşı kötülük ve zulümde yardımlaşarak; size haram olduğu halde onları yurtlarından çıkaran, size…

  • Aynı kök: فدي (13 geçiş)

    Oruç, sayılı günlerdedir. Sizden kim hasta, ya da yolculukta olursa, tutamadığı günler sayısınca başka günlerde tutar. Oruca gücü yetmeyenler ise bir…

  • Aynı kök: فدي (13 geçiş)

    Haccı da, umreyi de Allah için tamamlayın. Eğer (düşman, hastalık ve benzer sebeplerle) engellenmiş olursanız artık size kolay gelen kurbanı…

  • Aynı kök: ودد (29 geçiş)

    Andolsun, sen onların, yaşamaya, bütün insanlardan; hatta Allah'a ortak koşanlardan bile daha düşkün olduklarını görürsün. Onların her biri bin yıl…

  • Aynı kök: ودد (29 geçiş)

    Ne Kitab ehlinden inkar edenler ve ne de Allah'a ortak koşanlar, Rabbinizden size bir iyilik gelmesini isterler. Oysa Allah, rahmetini dilediğine…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

60 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(11, 12, 13, 14) Birbirlerine gösterileceklerdir. dipnot 1 O suçlu kişi, o günün azabından (kurtulmak için) oğlunu (çocuğunu), hanımını (eşini), kardeşini, kendisini koruyup barındıran yakınlarını ve yeryüzünde kim varsa hepsini kendisini (azaptan) kurtarması için fidye vermek isteyecektir. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetler ‘Abese 80:34-37 ile birlikte okunmalıdır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Benzer mesajlar: Bakara 2:48, 123; Al-i İmrân 3:91; Mâide 5:36; En‘âm 6:70; Yûnus 10:54; Ra‘d 13:18; Zümer 39:47; Hadîd 57:15.

Mustafa İslamoğlu

Onlar birbirlerinin görüş alanında olacakları (halde böyle olacak). O gün günahı tabiat edinmiş kişi, azaptan kurtulmak için fidye vermek isteyecek öz evladını,

Muhammed Esed

ama onların birbirlerinin gözü önünde olacaklar(ı gün): (çünkü,) her suçlu, o Gün çocuklarını feda ederek kendisini kurtarmak ister,

Ahmed Hulusi

Birbirlerine gösterilirken insanlar. . . Suçlular, o sürecin azabından kendini kurtarmak için oğullarını fidye olarak (ateşe) vermeyi düşünür. . .

Ali Bulaç

Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;

Ali Özek ve heyeti

Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, hepsini fidye olarak versin de

Ali Rıza Safa

Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün cezasına karşılık, kurtulmalık olarak oğullarını vermek ister.

Bayraktar Bayraklı

- Onlar birbirlerine gösterilecekler. Günahkar, o günün azabından kurtulmak için çocuklarını fidye vermeyi temenni edecek. Eşini ve kardeşini, mensubu olduğu aşiretini, yeryüzündeki herkesi verip sonunda kendini kurtarmak ister.

Edip Yüksel

Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister: Oğullarını,

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister: Oğullarını,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Birbirlerine gösterilirlerken, suçlu o günün azabından kurtulmak için fidye vermek ister; oğullarını,

Elmalılı Hamdi Yazır

Birbirlerine gösterilirlerken, mücrim ister ki fidye verse o günün azabından oğullarını

Erhan Aktaş

Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim dipnot 1 olan, O Gün azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suçlu. Hakikat ile bağını koparmış. Mücrim, "basit suçlu" anlamında değil, Kafir, nankör, Müşrik, sapkın" olmayı da kapsan "suçların hepsini içine alan, onların toplamını ifade eden" bir kavramdır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim dipnot 1 olan, İzin Günü'nün dipnot 2 azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Suçlu/Hakikat ile bağını koparmış" demek olan bu sözcük, "basit suçlu" anlamında değil; "gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın" anlamına gelmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    "Yevme izin", terkibi, "Sadece Allah'ın belirlediği ilke ve kuralların geçerli olduğu gün."

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, birbirleriyle yüzleşecekler. Mücrim dipnot 1 olan, İzin Günü'nün dipnot 2 azabından kurtulmak için mümkün olsa oğullarını fidye olarak verebilmeyi ister;

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Suçlu" demek olan bu sözcük, "basit suçlu" anlamında değil; "gerçeği yalanlayan nankör, müşrik, sapkın" anlamına gelmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Hesap görme günü.

Gültekin Onan

Onlar birbirlerine gösterilirler. Bir suçlu günahkar, o günün azabına karşılık olmak üzere, oğullarını fidye olarak vermek ister;

Hasan Basri Çantay

Onlar birbirine (sadece) gösterilirler. Günahkar o günün azabından (kurtulmak için şunları) feda etmeği arzu eder: Oğullarını,

İbni Kesir

Yalnız birbirine gösterilirler. Suçlu kişi; o günün azabından kurtulmak için oğullarını feda etmek ister.

Mehmet Alagaş

(1-18) İsteyici biri , y ükselinecek yerleri / mearicleri olan Allah’tan , olacak olan azabı yani kafirler için olan azabı istedi , O savılacak bir şey değildir. Melekler ve Ruh miktarı elli bin sene olan bir günde Allah’a yükselirler, güzel bir sabırla sabret, onlar kesinlikle onu uzak görüyorlar , (Daha süre varmış diyorlar) biz ise onu yakın görüyoruz. Gök o gün kaynayan maden / erimiş maden olur , dağlar da atılmış yün olur , birbirlerini gördükleri halde hiçbir samimi dost dostunu soramaz, suçlular azabın fidyesi olarak (kefalet le azaptan kurtuluş ücreti olarak) evlatlarını, eşini, kardeşini, kendisini barındıran ailesini ve de yer yüzünün hepsini vermeyi ister ki sonrasında kendisi kurtulabilsin. Hayır Asla! O alevli bir ateştir, başın derisini söker alır, (vahye) arkasını döneni yüz çevireni, (malı) depo edip toplayanı çağırır.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse, o günün azabından (kurtuluş için) oğullarını fidye olarak vermek ister.

Süleyman Ateş

Birbirlerine gösterilirler (fakat herkes kendi derdine düştüğünden, başkasıyle ilgilenemez). Suçlu ister ki o günün azabından (kurtulmak için) fidye versin: Oğullarını,

Süleymaniye Vakfı

halbuki birbirlerine de gösterilecekler. Suçlu kişi şunu çok arzu edecek: Keşke o günün azabına karşılık fidye olarak çocuklarını verebilse,

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Birbirlerine gösterilirler. Suçlu olan: "Keşke oğullarımı versem de bugünün azabından kurtulsam!" diye derin bir istek duyar.

Şaban Britch

Birbirlerine gösterilirler. Günahkâr kimse ister ki, o günün azabından (kurtuluş için), oğullarını, fidye olarak vermek ister

Şaban Piriş

Onlar birbirlerine gösterilirler. Suçlular o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye olarak vermek ister.

Yaşar Nuri Öztürk

Birbirlerine gösterilirler. Suçlu, o günün azabından kurtulmak için oğullarını fidye vermeyi bile ister.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

All of them -the infidels- will see each other but they are dumbfounded, then and there shall the wicked wish he could be redeemed from that endless and severe punishment with the lives of his own children.

Abdul Haleem

even when they are within sight of one another. The guilty person will wish he could save himself from the suffering of that Day by sacrificing his sons,

Abdullah Yusuf Ali

Though they will be put in sight of each other,- the sinner's desire will be: Would that he could redeem himself from the Penalty of that Day by (sacrificing) his children,

Abul A'la Maududi

although they shall be within sight of one another. dipnot 1 The guilty one would fain ransom himself from the torment of that Day by offering his children,

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Not so that they will not see each other, therefore they will not ask after each other’s welfare, but each will be seeing the other in agony and distress, yet will ignore him, being wholly preoccupied with his own torment.

Aisha Bewley

even though they can see each other. An evildoer will wish he could ransom himself from the punishment of that Day, by means of his sons,

Al-Hilali & Khan

Though they shall be made to see one another [(i.e. on the Day of Resurrection), there will be none but see his father, children and relatives, but he will neither speak to them nor will ask them for any help]. The Mujrim, (criminal, sinner, disbeliever) would desire to ransom himself from the punishment of that Day by his children,

Ali Quli Qarai

[though] they will be placed within each other’s sight. The guilty one will wish he could ransom himself from the punishment of that day at the price of his children,

Amatul Rahman Omar

(Though) they will be placed in sight of one another. The guilty person would wish to redeem himself from the punishment of that day (even) by (offering) his children (as ransom);

Arthur John Arberry

as they are given sight of them. The sinner will wish that he might ransom himself from the chastisement of that day even by his sons,

Bijan Moeinian

Although the eyes will see each other….

E. Henry Palmer

they shall gaze on each other, and the sinner would fain give as a ransom from the torment of that day his sons

Edip-Layth

When they see it, the criminal will wish he can ransom his children against the retribution.

George Sale

they see one another. The wicked shall wish to redeem himself from the punishment of that day, by giving up his children,

Hamid S. Aziz

Though they shall be given sight of each other. The guilty one would fain redeem himself from the chastisement of that day by sacrificing his children,

Mahmoud Ghali

(As) they are made to behold them (i. e., each other). The criminal would like that he might ransom himself of the torment upon that Day (even) by his seeds,

Marmaduke Pickthall

Though they will be given sight of them. The guilty man will long to be able to ransom himself from the punishment of that day at the price of his children

Mohamed Ahmed - Samira

Though within sight of one another. The sinner would like to ransom himself from the torment of that Day by offering his sons,

Muhammad Asad

though they may be in one another's sight: [for, ] everyone who was lost in sin will on that Day but desire to ransom himself from suffering at the price of his own children,

Mustafa Khattab

˹although˺ they will be made to see each other. The wicked will wish to ransom themselves from the punishment of that Day by their children,

Progressive Muslims

When they see it, the criminal will wish he can ransom his children against the retribution.

Rashad Khalifa

When they see them, the guilty will wish he could give his own children as ransom, to spare him the retribution of that day.

Sahih International

They will be shown each other. The criminal will wish that he could be ransomed from the punishment of that Day by his children

Sam Gerrans

They will be given sight of them: — the lawbreaker will wish that should he be ransomed from the punishment of that day by his sons,

Shabbir Ahmed

Even though they will be within sight of one another. The guilty will desire to give his own children to ransom himself from suffering of the Day.

Syed Vickar Ahamed

Though they will be put in sight of each other— The sinners (only) wish will be that he could save himself from the penalty of that Day by (even offering) his children.

Taqi Usmani

(though) they will be made to see each other. A guilty person will desire that he may be able to ransom himself from the torment of that day even by his sons,

The Monotheist Group

When they see it, the criminal will wish he can ransom his children against the retribution.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 11. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 11. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Meâric suresi, 11. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩