Diyanet İşleri
Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.
Meryem suresi
Meryem suresi, 29. ayet. فَأَشَارَتْ إِلَيْهِ قَالُوا۟ كَيْفَ نُكَلِّمُ مَن كَانَ فِى ٱلْمَهْدِ صَبِيًّا
feeşârat ileyh. ḳâlû keyfe nükellimü men kâne fi-lmehdi ṣabiyyâ.
Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meryem ve Îsâ Meryem 16–40 3
"Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, "Şüphesiz ben Rahman'a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım" de.
Kucağında çocuğu ile halkının yanına geldi. Onlar şöyle dediler: "Ey Meryem! Çok çirkin bir şey yaptın!"
"Ey Harun'un kız kardeşi! Senin baban kötü bir kimse değildi. Annen de iffetsiz değildi."
Bunun üzerine (Meryem, çocukla konuşun diye) ona işaret etti. "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz?" dediler.
Bebek şöyle konuştu: "Şüphesiz ben Allah'ın kuluyum. Bana kitabı (İncil'i) verdi ve beni bir peygamber yaptı."
"Nerede olursam olayım beni kutlu ve erdemli kıldı ve bana yaşadığım sürece namazı ve zekatı emretti."
"Beni anama saygılı kıldı. Beni azgın bir zorba kılmadı."
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
29. Meryem de çocuğa işaret etti. Yani onunla konuşun, demek istedi. Bu şekilde işaret etmesine sebep, insanların kendisiyle konuşmaları halinde bu şekilde davranmasının emrolunmuş olmasıydı. Zira ona, insanlara: “Ben Rahmân’a (susma) orucu adadım. Onun için bugün hiçbir insanla konuşmayacağım” demesi emredilmişti. İsa ile konuşmalarını işaret edince bundan hayrete düşerek: “Beşikte bulunan bir çocukla nasıl konuşalım? dediler.” Çünkü bu, görülmüş bir şey değildir ve bu yaşta hiç kimse konuşmamıştır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Meryem kundakta bulunan oğlu İsa -aleyhisselam-'ı işaret etti. Halkı da şaşkın bir şekilde: "Kundaktaki bir çocukla nasıl konuşabiliriz?" dediler.
Aynı kıssa: Hz. Meryem · Aynı kök: مهد (16 geçiş) · Aynı kök: كلم (75 geçiş)
"O, beşikte de, yetişkin çağında da insanlarla konuşacak, salihlerden olacaktır."
Aynı kök: صبو (3 geçiş)
Yusuf, "Ey Rabbim! Zindan bana, bunların beni davet ettiği şeyden daha sevimlidir. Onların tuzaklarını benden uzaklaştırmazsan, onlara meyleder ve…
Aynı kök: صبو (3 geçiş)
(12-14) (Yahya, dünyaya gelip büyüyünce onu peygamber yaptık ve kendisine) "Ey Yahya, kitaba sımsıkı sarıl" dedik. Biz, ona daha çocuk iken hikmet ve…
Aynı kök: شور (4 geçiş)
-Emzirmeyi tamamlamak isteyenler için- anneler çocuklarını iki tam yıl emzirirler. Onların (annelerin) yiyeceği, giyeceği, örfe uygun olarak babaya…
Aynı kök: شور (4 geçiş)
Allah'ın rahmeti sayesinde sen onlara karşı yumuşak davrandın. Eğer kaba, katı yürekli olsaydın, onlar senin etrafından dağılıp giderlerdi. Artık sen…
Aynı kök: شور (4 geçiş)
(36-39) (Dünyalık olarak) size her ne verilmişse, bu dünya hayatının geçimliğidir. Allah'ın yanında bulunanlar ise daha hayırlı ve kalıcıdır. Bu…
Aynı kıssa: Hz. Meryem · Aynı kök: كلم (75 geçiş)
Hani melekler şöyle demişti: "Ey Meryem! Allah, seni kendi tarafından bir kelime ile müjdeliyor ki, adı Meryem oğlu İsa Mesih'tir. Dünyada da,…
Aynı kıssa: Hz. Meryem · Aynı kök: كلم (75 geçiş)
"Ye, iç, gözün aydın olsun. İnsanlardan birini görecek olursan, "Şüphesiz ben Rahman'a susmayı adadım. Bugün hiçbir insan ile konuşmayacağım" de.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Meryem) ona (çocuğa) işaret etmişti. Onlar da "Beşikteki bir bebekle nasıl konuşuruz!" dipnot 1 demişlerdi.
Bunun üzerine (Meryem) çocuğa işaret etti. Onlar; "Biz, daha dünkü bir beşik bebesiyle nasıl muhatap oluruz!?" dediler.
Bunun üzerine (Meryem) çocuğa işaret etti. "Daha beşikteki bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz ki!" diye çıkıştılar.
Meryem oruçlu olduğundan konuşmayıp, çocuğu işaret etti (ona sorun gibisinden). . . "Kundaktaki bebekle ne konuşabiliriz ki!" dediler.
Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?"
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. «Biz, dediler, beşikteki bir çocuk ile nasıl konuşuruz?»
Bunun üzerine, Onu gösterdi. Dediler ki: "Beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz?"
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi. "Biz beşikteki bir bebek ile nasıl konuşuruz?"dediler.
(Tanıklık için) Onu gösterdi. "Nasıl olur da beşikteki bir çocukla konuşuruz?" dediler.
(Tanıklık için) Onu gösterdi. 'Nasıl olur da beşikteki bir çocukla konuşuruz,' dediler.
Bunun üzerine Meryem çocuğu gösterdi: "Beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler.
Bunun üzerine ona işaret etti, beşikteki bir sabi ile nasıl konuşuruz dediler
Bunun üzerine, Meryem çocuğu işaret etti. Onlar: "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler. dipnot 1
Bunun üzerine, Meryem çocuğu işaret etti. Onlar: "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler. dipnot 1
Bunun üzerine, Meryem çocuğu işaret etti. Onlar: "Biz beşikteki bir çocukla nasıl konuşuruz?" dediler. dipnot 1
Bunun üzerine ona (çocuğa) işaret etti. Dediler ki: "Henüz beşikte olan bir çocukla biz nasıl konuşabiliriz?"
Bunun üzerine (Meryem) ona (isaya) işaret etdi. "Biz, dediler, henüz beşikde bulunan bir sabi ile nasıl konuşuruz"?
Bunun üzerine o, çocuğu gösterdi: Biz beşikteki çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.
Bunun üzerine (çocuğu) işaret etti. "Onlar da biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz?" dediler.
(Meryem), çocuğu gösterdi. Dediler ki: "Beşikteki çocukla nasıl konuşuruz?"
Bunun üzerine Meryem bebeği işaret etti. Dediler ki: "Biz beşikteki bebekle nasıl konuşalım?" dipnot 1
Bunun üzerine Meryem çocuğa işaret etti. Dediler ki "Beşikteki çocukla nasıl konuşalım?"
Bunun üzerine çocuğu işaret etti. Biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.
Bunun üzerine çocuğu işaret etti. - Biz, beşikteki bir çocukla nasıl konuşabiliriz? dediler.
Meryem, çocuğa işaret etti. Dediler: "Beşikteki bir sabiyle nasıl konuşuruz?"
She simply pointed her finger at him -the babe- with an intimation, as it were, that they ask or speak to him. But they exclaimed: "How in Allah's Name can we discourse with a new born babe?"
She pointed at him. They said, ‘How can we converse with an infant?’
But she pointed to the babe. They said: "How can we talk to one who is a child in the cradle?"
Thereupon Mary pointed to the child. They exclaimed: "How can we speak to one who is in the cradle, a mere child?" dipnot 1
She pointed towards him. They said, ‘How can a baby in the cradle speak?’
Then she pointed to him. They said: "How can we talk to one who is a child in the cradle?[1]"
Thereat she pointed to him. They said, ‘How can we speak to one who is yet a baby in the cradle?’
Thereupon she pointed to him (- her son Jesus meaning thereby that he will answer them). They said, `How should we speak to one who was (till recently) a child in the cradle?'
Mary pointed to the child then; but they said, 'How shall we speak to one who is still in the cradle, a little child?'
She pointed at the baby (meaning: Ask him. ) They said: "How can we talk to a new born baby?"
And she pointed to him, and they said, 'How are we to speak with one who is in the cradle a child?'
So she pointed to him. They said, "How can we talk to someone who is a child in a cradle?"
But she made signs unto the child to answer them; and they said, how shall we speak to him, who is an infant in the cradle?
"O sister of Aaron! Your father was not a bad man, nor was your mother a harlot!"
So she pointed to him. They said, "How shall we speak to one who is (still) in the cradle, a young boy?"
Then she pointed to him. They said: How can we talk to one who is in the cradle, a young boy?
But she pointed towards him. "How can we talk to one, " they said, "who is only an infant in the cradle?"
Thereupon she pointed to him. They exclaimed: "How can we talk to one who [as yet] is a little boy in the cradle?"
So she pointed to the baby. They exclaimed, "How can we talk to someone who is an infant in the cradle?"
So she pointed to him. They said: "How can we talk to someone who is a child in a cradle"
She pointed to him. They said, "How can we talk with an infant in the crib?"
So she pointed to him. They said, "How can we speak to one who is in the cradle a child?"
Then she pointed to him. They said: “How can we speak to one who is in the cradle a child?”
Then she pointed to him. They said, "How can we talk to one who is in the cradle, a young boy?" (In the cradle, idiomatically means a young person. Mary and Joseph had stayed in Bethlehem for several years).
Then, she pointed to the baby (Jesus). They said: "How can we talk to one who is (only) a child in the cradle?"
So, she pointed towards him (the baby). They said, "How shall we speak to someone who is still a child in the cradle?"
So she pointed to him. They said: "How can we talk to someone who is a child in a cradle?"