Muhammed suresi

Muhammed suresi, 20. ayet

Muhammed suresi, 20. ayet. وَيَقُولُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَوْلَا نُزِّلَتْ سُورَةٌ فَإِذَآ أُنزِلَتْ سُورَةٌ مُّحْكَمَةٌ وَذُكِرَ فِيهَا ٱلْقِتَالُ رَأَيْتَ ٱلَّذِينَ فِى قُلُوبِهِم مَّرَضٌ يَنظُرُونَ إِلَيْكَ نَظَرَ ٱلْمَغْشِىِّ عَلَيْهِ مِنَ ٱلْمَوْتِ فَأَوْلَىٰ لَهُمْ

veyeḳûlü-lleẕîne âmenû levlâ nüzzilet sûratün. feiẕâ ünzilet sûratüm muḥkemetüv veẕükira fîhe-lḳitâlü raeyte-lleẕîne fî ḳulûbihim meraḍuy yenżurûne ileyke neżara-lmagşiyyi `aleyhi mine-lmevt. feevlâ lehüm.

Diyanet İşleri

İnananlar, "Keşke bir sure indirilse!" derler. Fakat hükmü apaçık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Muhammed 17–23 · surenin 20. ayeti / 38
  1. Muhammed 17

    Hidayete erenlere gelince, Allah onların hidayetini artırır. Onların Allah'a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar.

  2. Muhammed 18

    Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek?

  3. Muhammed 19

    Bil ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Hem kendinin, hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.

  4. 20

    İnananlar, "Keşke bir sure indirilse!" derler. Fakat hükmü apaçık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.

  5. Muhammed 21

    İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah'a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.

  6. Muhammed 22

    Demek, yüz çevirdiğinizde yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi?

  7. Muhammed 23

    İşte bunlar, Allah'ın lanetleyip, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

20. “İman edenler” ağır ve zor emirlerin çabuk verilmesini isteyerek: Savaş emrini ihtiva eden “bir sûre indirilseydi! derler. Ama hükmü kesin” yani gereğince amel olunması istenen “bir sûre indirilip de içinde” nefislere en ağır şey olan “savaş (emri) söz konusu edilince kalplerinde hastalık bulunanların” imanı zayıf olanların, bu emri yerine getiremeyip sebat gösteremedikleri ve bu işten hoşlanmayıp onu çok ağır buldukları için “üzerlerine ölüm baygınlığı çökmüş kimse gibi baktıklarını görürsün.”

Bu, Yüce Allah’ın şu buyruğunu andırmaktadır: “Kendilerine: (Savaştan) ellerinizi çekin, namazı dosdoğru kılın ve zekâtı verin, denilmiş olanlara bakmaz mısın? Şimdi onlara savaş farz kılınınca bakarsın ki içlerinden bir grup, müşriklerden Allah’tan korkar gibi hatta daha fazla korkarlar.” (en-Nisâ, 4/77)

Bu metin 20–21. ayetler için yazılmıştır.

20-21. Daha sonra Yüce Allah, onlar için en uygun olanı gösterip teşvik ederek şöyle buyurmaktadır: “Halbuki onlar için en uygunu itaat edip güzel söz söylemekti.” Yani onlar için en uygun olan, kendileri için kesinlik kazanmış mevcut emri yerine getirmek ve bu uğurda bütün gayretlerini ortaya koymaktır. Kendilerine ağır gelecek hükümlerin teşr’i edilmesini istememeli, aksine Allah’ın verdiği esenlik ve afiyet dolayısı ile sevinmelilerdi.

“İş ciddiye bindiğinde” ve onlara kesin emir gelince “eğer onlar” böyle bir durumda Allah’tan yardım isteyerek ve O’nun emrini yerine getirmek için gayretlerini ortaya koyarak “Allah’a karşı samimi olsalardı bu, onlar için” önceki hallerinden “elbette daha hayırlı olurdu.” Bunun birkaç nedeni vardır:

1. Kul, her bakımdan eksiktir, acizdir. Yüce Allah’ın ona yardım etmesi hali hariç onun hiçbir şeye gücü yetmez. O bakımdan kul, içinde bulunduğu mükellefiyet ve yükümlülüklerden fazlasını istememelidir.

2. Kul, gözünü geleceğe dikecek olursa hem hali hazırdaki görevini hem de gelecekteki görevini yerine getirme gücü azalır. Halihazırdaki güce gelince ona ait gayret ve emek başka bir vakte kaymış olur. Amel ise gayrete ve kararlılığa bağlıdır. Gelecekteki güce gelince ise o günker gelinceye kadar kişinin gayreti azalıp tükenir. O vakit de o işi yapması için ona yardım edilmez.

3. Halihazırdaki işini yapmayıp tembellik göstermekle birlikte geleceğe dair birtakım hayaller kuran kişi, birtakım işleri gelecekte yapacağına dair karar verip dair yemin eden kimseye benzer. Böyle birisinin gücünün zayıflaması, verdiği kararı yerine getirememesi ve yapmaya hazırlandığı sözleri ifa edememesi sıkça görülen bir durumdur.

O nedenle yapılması gereken, kulun bütün gayreti, düşüncesi ve çabası ile içinde bulunduğu vakitte yapacağı işlere odaklanması ve gücü oranında görevini yerine getirmeye çalışmasıdır. Sonra da yeni her bir iş geldikçe ona tam bir gayretle, sağlam bir kararlılıkla, gücünü başka taraflara dağıtmaksızın ve o hususta Rabbinden yardım isteyerek sarılmalıdır. Bütün işlerde başarılı ve isabetli iş yapmak için en uygun olan tutum budur.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Allah'a iman edenler -Allah Teâlâ'nın, resulü Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'e cihat hakkında bir sure indirmesini temenni ederek- şöyle derler: "Keşke cihat hakkında bir sure indirilmiş olsaydı!" Allah Teâlâ, açıklamaları ve hükümleri içerisinde savaşın zikredildiği muhkem bir sure indirdiğinde -Ey Peygamber!- Sen, münafıklardan kalplerinde şüphe bulunanların kalplerindeki korkunun şiddeti ile sana ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. Yüce Allah, savaştan geri dönmeleri ve korkmaları sebebi ile onları kendilerine yaklaşmakta olan azap ile tehdit edip korkutmuştur.

Kelimeler

27 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَقُولُ ve yekulu ve derler kök: قول
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. لَوْلَا levla değil miydi?
  5. نُزِّلَتْ nuzzilet indirilmeli kök: نزل
  6. سُورَةٌۭ ۖ suratun bir sure kök: سور
  7. فَإِذَآ feiza zaman
  8. أُنزِلَتْ unzilet indirildiği kök: نزل
  9. سُورَةٌۭ suratun bir sure kök: سور
  10. مُّحْكَمَةٌۭ muhkemetun hükmü açık kök: حكم
  11. وَذُكِرَ ve zukira ve söz edilince kök: ذكر
  12. فِيهَا fiha onda
  13. ٱلْقِتَالُ ۙ l-kitalu savaştan kök: قتل
  14. رَأَيْتَ raeyte görürsün kök: راي
  15. ٱلَّذِينَ ellezine kimselerin
  16. فِى fi bulunan
  17. قُلُوبِهِم kulubihim kalblerinde kök: قلب
  18. مَّرَضٌۭ meradun hastalık kök: مرض
  19. يَنظُرُونَ yenzurune baktıklarını kök: نظر
  20. إِلَيْكَ ileyke sana
  21. نَظَرَ nezera bakışı gibi kök: نظر
  22. ٱلْمَغْشِىِّ l-megşiyyi baygınlık çökmüş kök: غشو
  23. عَلَيْهِ aleyhi üzerine
  24. مِنَ mine -den
  25. ٱلْمَوْتِ ۖ l-mevti ölüm- kök: موت
  26. فَأَوْلَىٰ feevla daha yakın kök: ولي
  27. لَهُمْ lehum onlara

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سور (17 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Bir sure indirildi mi, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından…

  • Aynı kök: غشو (29 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    (18-19) Şüphesiz Allah içinizden, savaştan alıkoyanları ve kardeşlerine, "Bize gelin" diyenleri biliyor. Size katkıda cimri davranarak savaşa pek az…

  • Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm · Ortak kavram: Kalp

    Kalplerinde hastalık olanların ise, pisliklerine pislik katmış (küfürlerini artırmış), böylece kafir olarak ölüp gitmişlerdir.

  • Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Ortak kavram: Kalp · Ortak kavram: Hikmet

    Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz…

  • Aynı kök: سور (17 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)

    Münafık erkeklerle münafık kadınların, iman edenlere, "Bize bakın ki sizin ışığınızdan biz de aydınlanalım" diyecekleri gün kendilerine, "Arkanıza…

  • Aynı kök: سور (17 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Münafıklar, kalplerinde olan şeyleri, yüzlerine karşı açıkça haber verecek bir surenin üzerlerine indirilmesinden çekinirler. De ki: "Siz alay ede…

  • Aynı kök: مرض (24 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…

  • Aynı kök: غشو (29 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

66 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

İman etmiş olanlar "Keşke savaş hakkında bir sure indirilmiş olsaydı!" derler. Ama hükmü apaçık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!

Mustafa İslamoğlu

İman edenler "(Artık savaşa değinen) bir süre indirilmesi gerekmez mi?" derler. Fakat içinde savaştan söz edilen hüküm koyucu bir süre indirilince de, kalplerinde hastalık olanların sana ölüm korkusundan baygınlık gelmiş kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. Ne ki onlar için en hayırlısı,

Muhammed Esed

İmana ermiş olanlar: "(Bize mücadele izni veren) bir vahiy indirilmeli değil miydi?" derler. Ama, şimdi savaştan bahseden açık ve kesin hükümlü bir vahiy indirildiğinde kalpleri hastalıklı olanların, sana (ey Muhammed,) ölüm korkusundan bayılmaktaymış gibi baktıklarını görürsün! Ve fakat onlar için en iyisi,

Ahmed Hulusi

İman edenler: "(Savaş hükmünü ihtiva eden) bir sure tenzil edilmeliydi?" der. . . Hükümleri açık bir sure inzal edilip de, içinde savaştan söz edildiğinde; kalplerinde hastalık (şirk, nifak) olanları, ölüm korkusuyla baygınlık geçirenin baktığı gibi bakar görürsün! (Oysa) onlar için hayırlı olan budur.

Ali Bulaç

İman edenler, derler ki: "(Savaş izni için) Bir sure indirilmeli değil miydi?" Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla (olan):

Ali Özek ve heyeti

İman etmiş olanlar: Keşke cihad hakkında bir sûre indirilmiş olsaydı! derler. Ama hükmü açık bir sûre indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!

Ali Rıza Safa

İnananlar; "Bir sure indirilse olmaz mıydı?" derler. Fakat savaştan söz eden açık ve kesin yargılı bir sure indirildiğinde, yüreklerinde sayrılık olanların, ölüm korkusundan baygınlık geçirir gibi sana baktıklarını görürsün. Oysa onlar için en iyisi şudur:

Bayraktar Bayraklı

İnananlar, "Keşke savaşa izin veren bir sure indirilmiş olsaydı!" derler. Ama hükmü açık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığı geçiren kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlara yakışan da budur!

Edip Yüksel

Gerçeği onaylayanlar, "(Savaşmaya izin veren) bir sure indirilse ya?" diyorlardı. Ancak hükmü açık bir sure indirilip de içinde savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların, ölüm korkusuyla bayılan bir kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlar için uygun olan,

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İnananlar, '(Savaşmaya izin veren) bir süre indirilse ya?' diyorlardı. Ancak hükmü açık bir sure indirilip de içinde savaştan söz edilince, kalplerinde hastalık bulunanların, ölüm korkusuyla bayılan bir kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlar için uygun olan,

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

İman edenler: "Bir sure indirilseydi?" diyorlar. Ancak kesin hükümlü bir sure indirilip onda savaş anılınca kalplerinde bir hastalık bulunanların tıpkı ölüm baygınlığında olan kimsenin bakışı misali sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.

Elmalılı Hamdi Yazır

İyman edenler "bir Sure indirilseydi" diyorlar, derken muhkem bir Sure indirilip onda kıtal zikredilince kalblerinde bir maraz bulunanları görüyorsun sana öyle bir bakış bakıyorlar ki; tıpkı ölümden baygınlık gelmiş kimsenin bakışı, o da onlara pek yakındır

Erhan Aktaş

İman Edenler, "Bir sure dipnot 1 indirilmeli değil miydi" derler. Sonra savaştan söz eden, hükmü kesin bir sure indirilince, kalpleri hastalıklı kimselerin, sana, sanki üzerlerine ölüm hali çökmüş kimseler gibi baygın baygın baktıklarını görürsün. Oysa onlar için uygun olanı;

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Savaşa izin veren.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İman edenler, "Bir sure dipnot 1 indirilmeli değil miydi" derler. Sonra savaştan söz eden, hükmü kesin bir sure indirilince, kalpleri hastalıklı kimselerin, sana, sanki üzerlerine ölüm hali çökmüş kimseler gibi baygın baygın baktıklarını görürsün. Oysa onlar için uygun olanı;

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Savaşa izin veren.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman edenler, "Bir sure dipnot 1 indirilmeli değil miydi" derler. Sonra savaştan söz eden, hükmü kesin bir sure indirilince, kalpleri hastalıklı kimselerin, sana, sanki üzerlerine ölüm hali çökmüş kimseler gibi baygın baygın baktıklarını görürsün. Oysa onlar için uygun olanı;

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Savaşa izin veren.

Gültekin Onan

İnananlar derler ki: "(Savaş izni için) Bir süre indirilmeli değil miydi?" Fakat, içinde savaş (kıtal) zikri geçen muhkem bir sure indirildiği zaman, kalplerinde hastalık olanların, üzerine ölüm baygınlığı çökmüş olanların bakışı gibi sana baktıklarını gördün. Oysa onlara evla (olan):

Hasan Basri Çantay

İman edenler "(Cihad hakkında) bir sure indirilmeli değil miydi?" derler (di). Fakat hükmü baakıy bir sure indirilib de içinde muhaarebe zikr olununca kalblerinde maraz bulunanların —ölüm (zamanında) üstlerine baygınlık gelmiş olanların bakışı gibi— sana bakmakda olduklarını gördün. Hay (o korkdukları) başlarına gelesi adamlar!

İbni Kesir

İman etmiş olanlar; bir sure indirilmeli değil miydi? derler. Fakat muhkem bir sure indirilip de orada muharebe zikrolununca; kalblerinde hastalık olanların, ölüm korkusundan bayılmış kimselerin bakışları gibi sana baktıklarını görürsün. Bu, onlar için daha evladır.

Mehmet Alagaş

(2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)

Rowwad Tercüme Merkezi

İman edenler: “Bir sure indirilmeli değil miydi?” derler. Muhkem bir sure indirilip de içinde savaş emri verilince kalplerinde hastalık bulunanların üzerlerine ölüm baygınlığı gelmiş gibi sana baktıklarını görürsün. O onlara yakın olandır.

Süleyman Ateş

İnananlar: "(Savaş hakkında) Bir sure indirilmeli değil miydi?" derler. Fakat hükmü açık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince, kalblerinde hastalık bulunanların sana ölümden bayılıp düşen kimsenin bakışı gibi baktıklarını görürsün. Onlara ölüm gerektir.

Süleymaniye Vakfı

İnanıp güvenenler: "Keşke bir sure indirilse!" derler. Hüküm içeren bir sure indirilip de içinde savaştan söz edilince kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş birinin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün dipnot 1 . Oysa onlara uygun olan,

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

İnanıp güvenenler: "Keşke bir sure indirilse" derler ama hüküm bildiren (muhkem) bir sure indirilir ve içinde savaşma emri olursa içlerinde hastalık olanların ölüm baygınlığına girmiş gibi baktıklarını görürsün.Onlara yakışan da budur. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayet, bu surenin Bedir savaşından önce indirildiğinin delilidir.

Şaban Britch

İman edenler: Bir sûre indirilmeli değil mi? diyorlar. Muhkem bir sûre indirilip, içinde savaş anılınca, kalblerinde hastalık olanların sana, ölüm baygınlığı geçiren bir kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. Onlar için en hayırlısı…

Şaban Piriş

İman edenler: -Bir sure indirilmeli değil mi? diyorlar. Kesin bir sure indirilip, içinde savaş anılınca, kalblerinde hastalık olanların sana, ölüm korkusundan bayılan bir adamın bakışıyla baktıklarını görürsün. Onlara en hayırlısı

Yaşar Nuri Öztürk

İman edenler derler ki: "Bir sure indirilseydi olmaz mıydı?" Fakat hükmü kesinleşmiş bir sure indirilip de içinde savaş da anılınca, kalplerinde maraz olanların, ölüm baygınlığına tutulmuş bir bakışla sana baktıklarını görürsün. Onlara uygun olan da odur.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And those who have conformed to Islam say: " If only a Surah (Chapter) be revealed ordaining war against those who deny Allah (or Jihad in His cause)!" yet when a Surah is revealed wherein Allah does not play with metaphor but He comes to the point, then you see those whose hearts melt away in disease and lassitude look toward you with a countenance standing similitude exact of someone who has fallen into a fainting fit in conflict with the encounter with death and it serves them right.

Abdul Haleem

Those who believe ask why no sura [about fighting] has been sent down. Yet when a decisive sura [that mentions fighting] is sent down, you can see the sick at heart looking at you [Prophet] and visibly fainting at the prospect of death- better for them

Abdullah Yusuf Ali

Those who believe say, "Why is not a sura sent down (for us)?" But when a sura of basic or categorical meaning is revealed, and fighting is mentioned therein, thou wilt see those in whose hearts is a disease looking at thee with a look of one in swoon at the approach of death. But more fitting for them-

Abul A'la Maududi

The believers used to say: "Why is a surah (that would ordain fighting) not revealed?" But when a definitive surah was revealed wherein fighting was mentioned, you saw that those in whose hearts there was a sickness looked at you as though they were about to faint at the approach of death. dipnot 1 Pity on them!

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, in view of the conditions through which the Muslims were passing and the attitude that the disbelievers had adopted towards Islam and the Muslims at that time, the believers were generally of the opinion that they should be permitted to fight even before fighting was actually enjoined by Allah. Rather they were asking Allah’s command in this regard impatiently and were asking again and again: Why are we not permitted to fight these wicked people? But the condition of the people who had joined the ranks of the Muslims hypocritically was quite different from that of the believers. They held their lives and their properties as dearer to themselves than Allah and His religion, and were not prepared to risk them at any cost. Therefore, as soon as fighting was enjoined, they were clearly sorted out from the true believers. Until the time when fighting had not been enjoined, the hypocrites and the common believers could not be distinguished one from the other. The hypocrites offered the Prayer just as the true believers did, they observed the Fast just like them, and practiced every article of the faith as made no demand of a sacrifice on them. But when the time came for making the supreme sacrifice of life for the sake of Islam, their hypocrisy was exposed and their veil of false display of the faith was rent asunder. In Surah An-Nisa, their this state has been described thus: Have you marked those to whom it was said: Withhold your hands a while and establish the salat and pay the zakat? Now that the fighting has been enjoined for them, some of them fear the people as they should fear Allah, or even more than that. They say: Our Lord, why have You enjoined fighting for us? Why have You not given us a brief respite? (verse 77)

Aisha Bewley

Those who have iman say, ‘If only a sura could be sent down. ’ But when a straightforward sura is sent down and fighting is mentioned in it, you see those with sickness in their hearts looking at you with the look of someone about to faint from fear of death. More fitting for them

Al-Hilali & Khan

Those who believe say: "Why is not a Sûrah (chapter of the Qur’ân) sent down (for us)? But when a decisive Sûrah (explaining and ordering things) is sent down, and fighting (Jihâd - holy fighting in Allâh’s cause) is mentioned (i.e. ordained) therein, you will see those in whose hearts is a disease (of hypocrisy) looking at you with a look of one fainting to death. But it was better for them (hypocrites, to listen to Allâh and to obey Him).

Ali Quli Qarai

The faithful say, ‘If only a sūrah were sent down!’ But when a definitive sūrah is sent down and war is mentioned in it, you see those in whose hearts is a sickness looking upon you with the look of someone fainting at death. So woe to them!

Amatul Rahman Omar

Those who believe say, `Why is no Sûrah (- Qur'ânic chapter permitting us to go to war) revealed?' But when a (definite) Sûrah of basic and categorical meaning and speaking of war was revealed you find those in whose hearts is a disease (of hypocrisy) looking at you like the looking of a person whose understanding is clouded for (fear of approaching) death. Therefore woe to them!

Arthur John Arberry

Those who believe say, 'Why has a sura not been sent down?' Then, when a clear sura is sent down, and therein fighting is mentioned, thou seest those in whose hearts is sickness looking at thee as one who swoons of death; but better for them would be

Bijan Moeinian

The believers were used to ask, "Why God does not send a verse to let us fight [to protect ourselves]?" But when a decisive verse about the right to fight was sent down, you saw, those who harbored doubt in their hearts, looking at you as though the shadow of death is hanging over them.

E. Henry Palmer

Those who misbelieve say, 'Why has not a surah been revealed?' but when a decisive surah is revealed and fighting is mentioned therein, thou mayest see those in whose heart is sickness looking towards thee with the look of one fainting in death.

Edip-Layth

Those who acknowledge say, "If only a chapter is sent down!" But when a resolute chapter is sent down, and fighting is mentioned in it, you see those who have a disease in their hearts look at you, as if death had already come to them. It thus revealed them.

George Sale

The true believers say, hath not a sura been revealed commanding war against the infidels? But when a sura without any ambiguity is revealed, and war is mentioned therein, thou mayest see those in whose hearts is an infirmity, look towards thee with the look of one whom death overshadoweth.

Hamid S. Aziz

And those who believe say, "Why has not a chapter been revealed?" But when a decisive chapter is revealed, and fighting is mentioned therein, you see those in whose heart is a disease look at you with the look of one fainting because of (fear or approach of) death. Therefore, woe to them!

Mahmoud Ghali

And the ones who have believed say, "Had a s?rah been successively sent down!" Then, when a clear s?rah is sent down, and therein fighting is mentioned, you see the ones in whose hearts is sickness looking at you with the look of one enveloped by the swooning of death; yet worthier of them would be.

Marmaduke Pickthall

And those who believe say: If only a surah were revealed! But when a decisive surah is revealed and war is mentioned therein, thou seest those in whose hearts is a disease looking at thee with the look of men fainting unto death. Therefor woe unto them!

Mohamed Ahmed - Samira

Those who believe say: "How is it no Surah was revealed?" But when a categorical Surah is revealed that mentions war, you should see those who are sceptical staring at you like a man in the swoon of death. Alas the woe for them!

Muhammad Asad

NOW THOSE who have attained to faith say, "Would that a revelation [allowing us to fight] was bestowed from on high!" But now that a revelation clear in and by itself, mentioning war, has been bestowed from on high, thou canst see those in whose hearts is disease looking at thee, [O Muhammad,] with the look of one who is about to faint for fear of death! And yet, far better for them would be

Mustafa Khattab

And the believers say, "If only a sûrah was revealed ˹allowing self-defence˺!" Yet when a precise sûrah is revealed, in which fighting is ˹explicitly˺ mentioned, you see those with sickness in their hearts staring at you like someone in the throes of death. It would have been better for them

Progressive Muslims

And those who believe Say: "If only a chapter is sent down!" But when a firm chapter is sent down, and fighting is mentioned in it, you see those who have a disease in their hearts look at you, as if death had already come to them. It thus revealed them.

Rashad Khalifa

Those who believed said: "When will a new sura be revealed?" But when a straightforward sura was revealed, wherein fighting was mentioned, you would see those who harbored doubts in their hearts looking at you, as if death had already come to them. They were thus exposed.

Sahih International

Those who believe say, "Why has a surah not been sent down? But when a precise surah is revealed and fighting is mentioned therein, you see those in whose hearts is hypocrisy looking at you with a look of one overcome by death. And more appropriate for them [would have been]

Sam Gerrans

And those who heed warning say: “Oh, that a sūrah were but sent down!” Then when an explicit sūrah is sent down, and killing is mentioned therein, thou seest those in whose hearts is disease looking at thee with the look of one overshadowed by death. But better for them are

Shabbir Ahmed

Now those who have believed, say, "Why is not an injunction revealed (permitting us to fight in self-defense?)" But now when a decisive injunction has been revealed about fighting, you find the hypocrites looking at you as if they were fainting to death. And yet, the foremost good for them would be -

Syed Vickar Ahamed

Those who believe say, "Why is a (specific) Sura not sent down (for us)?" But when a Sura of basic or clear meaning is revealed, and fighting is said in it, you will see those (hypocrites) in whose heart is a disease looking at you with a look of one with great fear at the approach of death, but it is better (more fitting) for them—

Taqi Usmani

And the believers say, "Why has a (new) Sūrah not been revealed?" Then, once an operative Sūrah is sent down, and fighting (in Allah’s way) is mentioned in it, you notice those who have disease in their hearts, looking to you like one who is faint because of death. So, destruction is very close to them.

The Monotheist Group

And those who believe say: "If only a chapter is sent down!" But when a lawgiving chapter is sent down, and fighting is mentioned in it, you see those who have a disease in their hearts look at you, as if death had already come to them. It thus revealed them.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Muhammed suresi, 20. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Muhammed suresi, 20. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Muhammed suresi, 20. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩