Diyanet İşleri
Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek?
Muhammed suresi
Muhammed suresi, 18. ayet. فَهَلْ يَنظُرُونَ إِلَّا ٱلسَّاعَةَ أَن تَأْتِيَهُم بَغْتَةً فَقَدْ جَآءَ أَشْرَاطُهَا فَأَنَّىٰ لَهُمْ إِذَا جَآءَتْهُمْ ذِكْرَىٰهُمْ
fehel yenżurûne ille-ssâ`ate en te'tiyehüm bagteten. feḳad câe eşrâṭuhâ. feennâ lehüm iẕâ câethüm ẕikrâhüm.
Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek?
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Seni dinleyip anlamayanlar; hidayetin artması Muhammed 16–19 3
Allah'a karşı gelmekten sakınanlara söz verilen cennetin durumu şöyledir: Orada bozulmayan su ırmakları, tadı değişmeyen süt ırmakları, içenlere zevk veren şarap ırmakları ve süzme bal ırmakları vardır. Orada onlar için meyvelerin her çeşidi vardır. Rablerinden de bağışlama vardır. Bu cennetliklerin durumu, ateşte temelli kalacak olan ve bağırsaklarını parça parça edecek kaynar su içirilen kimselerin durumu gibi olur mu?
Onlardan seni dinleyenler vardır. Fakat senin yanından çıktıkları zaman (alay ederek), kendilerine bilgi verilmiş olanlara, "Az önce ne söyledi?" derler. İşte bunlar, Allah'ın, kalplerini mühürlediği ve nefislerinin arzularına uyan kimselerdir.
Hidayete erenlere gelince, Allah onların hidayetini artırır. Onların Allah'a karşı gelmekten sakınmalarını sağlar.
Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek?
Bil ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Hem kendinin, hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.
İnananlar, "Keşke bir sure indirilse!" derler. Fakat hükmü apaçık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.
İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah'a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
18. Yani bu inkarcılar “ille de kıyametin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar?” Kendileri farkında olmaksızın ansızın gelmesini mi gözetliyorlar?
“İşte onun” yakın olduğuna delil teşkil eden “Kıyamet başlarına geldiğinde öğüt almaları neye yarar ki?” Kıyamet gelip onları bulduğunda, ecelleri sona erdiğinde artık öğüt almalarının ve mazeretlerinin kabul edilmesinin kendileri için mümkün olacağını mı sanıyorlar?
Hayır! Böyle bir şey artık geçmiş, öğüt alma vakti geride kalmış olacaktır. Onlar, öğüt alacak kimsenin öğüt alabileceği kadar bir ömür yaşamışlar ve kendilerine uyarıp korkutan peygamberler de gelmiştir.
Bu ifadeler, ölüm ansızın gelmeden önce gerekli hazırlıkları yapmaya teşvik etmektedir. Çünkü insanın ölümü kıyametinin kopması demektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
O kâfirler, kendisinden habersiz oldukları bir anda kıyametin habersiz bir şekilde aniden gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamber olarak gönderilmesi ve Ay'ın yarılması kıyametin alametlerindendir. Onların, kıyamet kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar?
Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Onlar (bu tavırlarıyla) ancak, kıyamet gününün kendilerine ansızın gelmesini beklemektedirler, halbuki bunun farkında değillerdir.
Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Allah'ın huzuruna çıkmayı yalanlayanlar gerçekten ziyana uğramıştır. Nihayet onlara ansızın o saat (kıyamet) gelip çatınca, bütün günahlarını…
Aynı kök: بغت (13 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Sana kıyametin ne zaman kopacağını soruyorlar. De ki: "Onun bilgisi ancak Rabbimin katındadır. Onu vaktinde ancak O (Allah) ortaya çıkaracaktır. O…
Aynı kök: اني (36 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…
Aynı kök: اني (36 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…
Aynı kök: اني (36 geçiş) · Aynı kök: نظر (129 geçiş)
Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber'in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman…
Aynı kök: سوع (49 geçiş)
(Ey Muhammed!) De ki: "Söyleyin bakalım. Acaba size Allah'ın azabı gelse veya size kıyamet saati gelip çatsa (böyle bir durumda) siz Allah'tan…
Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Her milletin belli bir eceli vardır. Onların eceli geldi mi, ne bir an geri kalabilirler, ne de öne geçebilirler.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar, o (Son) Saat'in ansızın kendilerine gelmesinden başka ne bekliyorlar ki! dipnot 1 Elbette onun alâmetleri gelmiştir. dipnot 2 Kendilerine gelip çatınca (gerçeği) hatırlamaları neye yarar! dipnot 3
Şimdi onlar, Son Saat'in ansızın gelip kendilerini bulmasından başka bir şey mi bekliyorlar? Doğrusu, işte onun tüm alametleri gelmiş bulunuyor: Hal böyleyken, o geldikten sonra (gerçeği) hatırlamak onlara nasıl bir yarar sağlar?
Öyleyse onlar, (kalpleri mühürlenmiş olanlar,) Son Saati mi bekliyorlar, onun ansızın gelmesini mi? Şüphesiz o(nun geleceği) şimdiden haber verilmiştir! O bir kez başlarına geldikten sonra, (geçmiş günahlarını) hatırlamalarının onlara ne faydası olacak?
İlle de O Saat'in (ölümün) ansızın kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? Onun şartları gerçekten geldi! (O Saat) onlara geldiğinde, ne yapabilecekler ki!
Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp düşünmeleri onlara neyi sağlar?
Onlar, kıyamet gününün ansızın gelip çatmasını mı bekliyorlar? Şüphesiz onun alâmetleri belirmiştir. Kendilerine gelip çatınca ibret almaları neye yarar!
Artık, evrenlerin sonunun ansızın gelmesinden başka ne bekliyorlar? İşte, onun belirtileri gelmiştir. Sonunda geldiğinde, anlamanın, artık onlara ne yararı var?
Onlar kıyamet saatinin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Şüphesiz onun geleceği şimdiden haber verilmiştir. Kıyamet koptuğunda, geçmiş günahlarını hatırlamalarının onlara ne faydası olacaktır?
O anın kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Kuşkusuz onun alametleri gelmiş bulunuyor. Onlara gelip çatınca kendilerine gelen mesajın ne yararı olur? dipnot 1
Saatin kendilerine ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Kuşkusuz onun alametleri gelmiş bulunuyor. Onlara gelip çatınca kendilerine gelen mesajın ne yararı olur?
Artık onlar, yalnızca o Kıyametin kendilerine ansızın gelivermesine bakıyorlar. Çünkü işte onun alametleri geldi. Fakat o başlarına geldiğinde anlamaları kendilerine ne fayda verir?
Artık onlar yalnız o saate, onun birdenbire kendilerine gelivermesine bakıyorlar, çünkü işte alametleri geldi, fakat o başlarına geldiği vakıt anlamaları kendilerine ne faide verir?
İlle de o Sa'at'in dipnot 1 ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Oysa onun belirtileri gelmiştir. O gelecek olduktan sonra, öğüdü dinlemek onlara ne yarar sağlar ki?
İlle de o Sa'at'in dipnot 1 ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Oysa onun belirtileri gelmiştir. dipnot 2 O gelecek olduktan sonra, öğüdü dinlemek onlara ne yarar sağlar ki?
İlle de o Sa'at'in dipnot 1 ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Oysa onun belirtileri gelmiştir. dipnot 2 O gelecek olduktan sonra, öğüdü dinlemek onlara ne yarar sağlar ki?
Artık onlar, kıyamet saatinin kendilerine apansız gelmesinden başkasını mı gözlüyorlar? İşte onun işaretleri gelmiştir. Fakat kendilerine geldikten sonra öğüt alıp düşünmeleri onlara neyi sağlar?
Haala onlar o saatden ve onun kendilerine ansızın geleceğinden başkasını mı bekliyorlar? işte onun alametleri gelmişdir, öyleyse bu, onlara geldiği vakit düşünüb ibret almaları kendilerine ne faide verecek?
Onlar, kıyamet saatının ansızın kendilerine gelip çatmasından başka bir şey mi bekliyorlar? Şüphesiz onun alametleri gelmiştir. Kendilerine gelip çatınca öğüt almaları neye yarar?
(16-19) Onlardan seni dinleyenler, senin yanından çıktıklarında kendilerine ilim verilenlere derler ki “az önce ne dedi ki?” işte onların Allah , kalplerine mühür vurmuştur onlar da havai keyiflerine tabi olurlar . (Mühürlü kalp keyfine uyar) Yolu bulanlar / Hidayete erenler ise onların yoldaki durumları / hidayetleri, ziyadeleştirilmiştir ve onlara sakınma verilmiştir. Onlar sadece saatin ansızın onları almasını mı gözlüyorlar , onun işaretleri kesinlikle gelmiştir , onlara gelip çattığında hatırlamaları onlara ne sağ layacak ki? (Saat gelmeden önce hatırla) Şunu bil ki; Muhakkak ki O Allah’tan başka ilah yoktur. Günahların için ve mümin erkekler ve mümin kadınlar için bağışlanma iste. Allah neye dönüşeceğinizi ve nerede duracağınızı bilir.
Onlar, kendilerine ansızın gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar? Oysa onun alametleri gelmiştir. Kendilerine geldiği zaman nasıl öğüt alacaklar?
(İnanmayanlar) İlle (helak edilecekleri) sa'atin ansızın kendilerine gelmesini mi bekliyorlar? İşte onun belirtileri geldi. O uyarıldıkları sa'at kendilerine geldikten sonra artık öğüt almaları nereden mümkün olsun?
Bunlar o saatin /mezardan kalkış saatinin kendilerine ansızın gelmesi dışında bir şey mi bekliyorlar dipnot 1 ? Oysa onun bütün şartları /alametleri ortaya çıkmıştır. O saat geldiğinde akıllarını başlarına almalarının ne faydası olur dipnot 2 ?
Bunlar kıyamet saatinin ansızın gelmesini mi bekliyorlar? Onun bütün şartları ortadadır. O gelince, akıllarını başlarına alsalar neye yarar?
Onlar, kendilerine ansızın gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar? Oysa onun alametleri gelmiştir. Kendilerine geldiği zaman nasıl öğüt alacaklar?
Onlar, kendilerine ansızın gelecek kıyametten başka bir şey mi bekliyorlar? Oysa onun alametleri gelmiştir. Kendilerine geldiği zaman nasıl öğüt alacaklar?
Kıyametin ansızın tepelerine inmesinden başka neyi bekliyorlar? Onun belirtileri zaten gelmiştir. O onlara gelip çatınca, ibret almaları neye yarar?!
Do they (The infidel Meccans together with the hypocrites) intend to remain in their state of disbelief until they suddenly face the foreordained Hour? But its shadows have been cast and its preceding signs have come into peoples' knowledge; and so where can they turn and what can profit them when it comes upon them?
What are the disbelievers waiting for, other than the Hour which will come upon them unawares? Its signs are already here, but once the Hour has actually arrived, what use will it be then to take heed?
Do they then only wait for the Hour,- that it should come on them of a sudden? But already have come some tokens thereof, and when it (actually) is on them, how can they benefit then by their admonition?
Are they waiting, then, for anything else than the Last Hour to suddenly come upon them? dipnot 1 Already some of its tokens have come. dipnot 2 But when it does actually come upon them, where will any time be left for them to take heed?
What are they awaiting but for the Hour to come upon them suddenly? Its Signs have already come. What good will their Reminder be to them when it does arrive?
Do they then await (anything) other than the Hour, that it should come upon them suddenly? But some of its portents (indications and signs) have already come; and when it (actually) is on them, how can they benefit then by their reminder?[1]
Do they await anything except that the Hour should overtake them suddenly? Certainly its portents have come. Of what avail to them will their admonition be when it overtakes them?
These (disbelievers) only wait for the (promised) Hour (of doom) to take them unaware. Its signs have already appeared. But of what (avail) will their admonition be to them (and how will they be able to repent) when it actually comes upon them (all of a sudden).
Are they looking for aught but the Hour, that it shall come upon them suddenly? Already its tokens have come; so, when it has come to them, how shall they have their Reminder?
Are they waiting till their resurrection [when they will have no time to repent]? They are only one step away from it. When they are resurrected, what chance will they find to listen and take advantage of the God’s message?
Do they wait for aught but the Hour, that it should come to them suddenly? The conditions thereof have come already; how, when it has come on them, can they have their reminder?
So are they waiting until the moment comes to them suddenly? For its conditions have already been met. But once it comes to them, how will they benefit from their message?
Do the infidels wait for any other than the last hour, that it may come upon them suddenly? Some signs thereof are already come: And when it shall actually overtake them, how can they then receive admonition?
Do they then wait for aught but the Hour that it should come to them of a sudden? But already have come some tokens of it, but how can they take warning when it comes on them?
Are they then looking for (anything) except the Hour, that it will come up to them suddenly? Then its portents have already come, so however (will they believe) when their Reminding comes to them?
Await they aught save the Hour, that it should come upon them unawares? And the beginnings thereof have already come. But how, when it hath come upon them, can they take their warning?
Do they wait for any thing but the Hour (of change), that it may come upon them suddenly? Its signs have already appeared. How then will they be warned when it has come upon them?
Are, then, they [whose hearts are sealed] waiting for the Last Hour - [waiting] that it come upon them of a sudden? But it has already been foretold! And what will their remembrance [of their past sins] avail them, once it has come upon them?
Are they only waiting for the Hour to take them by surprise? Yet ˹some of˺ its signs have already come.[1] Once it actually befalls them, will it not be too late to be mindful?
So are they waiting until the Hour comes to them suddenly For its conditions have already been met. But once it comes to them, how will they benefit from their message
Are they waiting until the Hour comes to them suddenly? All the signs thereof have already come. Once the Hour comes to them, how will they benefit from their message?
Then do they await except that the Hour should come upon them unexpectedly? But already there have come [some of] its indications. Then what good to them, when it has come, will be their remembrance?
So look they save for the Hour, that it will come upon them unexpectedly? And its tokens have come; so how to them, when it has come, will be their remembrance?
Are they, then, waiting for the Hour that may come upon them suddenly? And the signs of confrontation have already appeared. And when it comes to them, how shall their understanding (of the Truth) will help them?
Then, do they (the unbelievers) only wait for the Hour— That it should come on them of a sudden? But already have come some tokens of it, and when it is (actually) on them, then, how can they benefit by their warnings?
They are waiting for nothing but for the Hour (of Doom) that it should come upon them suddenly. So, its signs have already come. Then, once it will come upon them, how would they have an opportunity to accept the advice (already) given to them?
So are they waiting until the Hour comes to them suddenly? For its conditions have already been met. But once it comes to them, how will they benefit from their message?