Diyanet İşleri
İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah'a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.
Muhammed suresi
Muhammed suresi, 21. ayet. طَاعَةٌ وَقَوْلٌ مَّعْرُوفٌ فَإِذَا عَزَمَ ٱلْأَمْرُ فَلَوْ صَدَقُوا۟ ٱللَّهَ لَكَانَ خَيْرًا لَّهُمْ
ṭâ`atüv veḳavlüm ma`rûfün. feiẕâ `azeme-l'emr. felev ṣadeḳu-llâhe lekâne ḫayral lehüm.
İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah'a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Sure indiğinde münafıkların hâli Muhammed 20–28 3
Onlar kıyametin kendilerine ansızın gelmesinden başka bir şey beklemiyorlar. Muhakkak onun alametleri gelmiştir (ama öğüt almıyorlar). Kıyamet kendilerine gelip çatınca öğüt almaları kendilerine ne fayda verecek?
Bil ki Allah'tan başka hiçbir ilah yoktur. Hem kendinin, hem de inanmış erkek ve kadınların günahlarının bağışlanmasını dile! Allah, gezip dolaştığınız yeri de, içinde kalacağınız yeri de bilir.
İnananlar, "Keşke bir sure indirilse!" derler. Fakat hükmü apaçık bir sure indirilip de onda savaştan söz edilince; kalplerinde hastalık olanların, ölüm baygınlığına girmiş kimsenin bakışı gibi sana baktıklarını görürsün. O da onlara pek yakındır.
İtaat ve güzel bir söz onlar için daha hayırlıdır. İş ciddileşince Allah'a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.
Demek, yüz çevirdiğinizde yeryüzünde bozgunculuk çıkaracak ve akrabalık bağlarını koparacaksınız, öyle mi?
İşte bunlar, Allah'ın lanetleyip, kulaklarını sağır, gözlerini kör ettiği kimselerdir.
Onlar Kur'an'ı düşünmüyorlar mı? Yoksa kalplerin üzerinde kilitleri mi var?
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 20–21. ayetler için yazılmıştır.
20-21. Daha sonra Yüce Allah, onlar için en uygun olanı gösterip teşvik ederek şöyle buyurmaktadır: “Halbuki onlar için en uygunu itaat edip güzel söz söylemekti.” Yani onlar için en uygun olan, kendileri için kesinlik kazanmış mevcut emri yerine getirmek ve bu uğurda bütün gayretlerini ortaya koymaktır. Kendilerine ağır gelecek hükümlerin teşr’i edilmesini istememeli, aksine Allah’ın verdiği esenlik ve afiyet dolayısı ile sevinmelilerdi.
“İş ciddiye bindiğinde” ve onlara kesin emir gelince “eğer onlar” böyle bir durumda Allah’tan yardım isteyerek ve O’nun emrini yerine getirmek için gayretlerini ortaya koyarak “Allah’a karşı samimi olsalardı bu, onlar için” önceki hallerinden “elbette daha hayırlı olurdu.” Bunun birkaç nedeni vardır:
1. Kul, her bakımdan eksiktir, acizdir. Yüce Allah’ın ona yardım etmesi hali hariç onun hiçbir şeye gücü yetmez. O bakımdan kul, içinde bulunduğu mükellefiyet ve yükümlülüklerden fazlasını istememelidir.
2. Kul, gözünü geleceğe dikecek olursa hem hali hazırdaki görevini hem de gelecekteki görevini yerine getirme gücü azalır. Halihazırdaki güce gelince ona ait gayret ve emek başka bir vakte kaymış olur. Amel ise gayrete ve kararlılığa bağlıdır. Gelecekteki güce gelince ise o günker gelinceye kadar kişinin gayreti azalıp tükenir. O vakit de o işi yapması için ona yardım edilmez.
3. Halihazırdaki işini yapmayıp tembellik göstermekle birlikte geleceğe dair birtakım hayaller kuran kişi, birtakım işleri gelecekte yapacağına dair karar verip dair yemin eden kimseye benzer. Böyle birisinin gücünün zayıflaması, verdiği kararı yerine getirememesi ve yapmaya hazırlandığı sözleri ifa edememesi sıkça görülen bir durumdur.
O nedenle yapılması gereken, kulun bütün gayreti, düşüncesi ve çabası ile içinde bulunduğu vakitte yapacağı işlere odaklanması ve gücü oranında görevini yerine getirmeye çalışmasıdır. Sonra da yeni her bir iş geldikçe ona tam bir gayretle, sağlam bir kararlılıkla, gücünü başka taraflara dağıtmaksızın ve o hususta Rabbinden yardım isteyerek sarılmalıdır. Bütün işlerde başarılı ve isabetli iş yapmak için en uygun olan tutum budur.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Oysa onların Allah'ın emrine itaat etmeleri ve içerisinde hoşnutsuzluğun olmadığı güzel söz söylemeleri daha hayırlı olurdu. Cihat gerçekten farz kılınınca onlar, Allah'a olan imanlarında ve O'na itaatlerinde sadık olsalardı onlar için nifaktan ve Allah'ın emirlerine isyan etmekten daha hayırlı olurdu.
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
(Sadakalar) kendilerini Allah yoluna adayan, yeryüzünde dolaşmaya güç yetiremeyen fakirler içindir. İffetlerinden dolayı (dilenmedikleri için),…
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Sizden kimin, hür mü'min kadınlarla evlenmeye gücü yetmezse sahip olduğunuz mü'min genç kızlarınızdan (cariyelerinizden) alsın. Allah, sizin…
Aynı kök: عزم (9 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)
(Vefat iddeti beklemekte olan) kadınlara kendileri ile evlenmek istediğinizi üstü kapalı olarak anlatmanızda veya bu isteğinizi içinizde saklamanızda…
Aynı kök: عزم (9 geçiş) · Aynı kök: عرف (71 geçiş)
"Yavrum! Namazı dosdoğru kıl. İyiliği emret. Kötülükten alıkoy. Başına gelen musibetlere karşı sabırlı ol. Çünkü bunlar kesin olarak emredilmiş…
Aynı kök: عرف (71 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat
Mü'min erkekler ve mü'min kadınlar birbirlerinin dostlarıdır. İyiliği emreder, kötülükten alıkoyarlar. Namazı dosdoğru kılar, zekatı verirler.…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
"Benden önce gelen Tevrat'ı doğrulayıcı olarak ve size haram kılınan bazı şeyleri helal kılmak için gönderildim ve Rabbiniz tarafından size bir…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
(Onlar), kendileri oturup kaldıkları halde kardeşleri için, "Eğer bize uysalardı, öldürülmezlerdi" diyen kimselerdir. De ki: "Eğer doğru söyleyenler…
Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat · Ortak kavram: Sıdk (Doğruluk)
Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse, işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddiklarla, şehidlerle ve iyi kimselerle…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Onların görevi) itaat ve güzel söz(dür). İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için hayırlı olurdu.
(vahyi) izlemek ve (emir verilince) de olumlu bir söz söylemektir; ve iş ciddiye bindiği zaman da Allah'a verdikleri söze sadık kalırlarsa, kendileri için elbet çok iyi olur.
(Allah'ın çağrısına) uymak ve (O'nun) rızasını kazanabilecek bir söz (söylemek)tir. Konu (O'nun indirdiği vahiy tarafından) çözümlendiği için Allah'a karşı sadık olmak onların kendi iyiliği içindir.
(Bu konuda onlara düşen) itaat ve yerinde bir söz! Hüküm kesinleştiğinde, Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat iş, kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Allah'a sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.
(Onların vazifesi) itaat ve güzel sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
"Boyun eğmek ve güzel bir söz!" Fakat iş kesinleştiğinde, Allah'a bağlılık gösterselerdi, onlar için kesinlikle daha iyi olurdu.
Onların görevi, itaat etmek ve güzel söz söylemektir. Savaşa karar verildiğinde, Allah'a verdikleri sözde dursalardı kendileri için daha iyi olurdu.
İtaat etmek ve güzel konuşmaktır. İş kararlaştırılınca ALLAH'a karşı dürüst olsalar kendileri için iyi olurdu.
İtaat etmek ve güzel konuşmaktır. İş kararlaştırılınca ALLAH'a karşı dürüst olsalar kendileri için iyi olurdu.
Fakat bir itaat ve güzel bir söz(dü yapmaları gereken); sonra emir kesinleşince Allah'a karşı dürüstlük etselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Fakat bir taat ve bir güzel söz, sonra emir kat'ıyyet kesbedince Allaha sadakat etselerdi elbette kendileri için daha hayırlı olurdu
İtaat etmek ve ma'ruf dipnot 1 söz söylemektir. Fakat iş kesinleşince dipnot 2 Allah'a verdikleri sözde dursalardı elbette bu onlar için hayırlı olan olurdu.
İtaat etmek ve maruf dipnot 1 söz söylemektir. Fakat iş kesinleşince dipnot 2 Allah'a verdikleri sözde dursalardı elbette bu onlar için hayırlı olan olurdu.
İtaat etmek ve maruf dipnot 1 söz söylemektir. Fakat iş kesinleşince dipnot 2 Allah'a verdikleri sözde dursalardı elbette bu onlar için daha hayırlı olurdu.
İtaat ve maruf (güzel) sözdü. Fakat buyruk kesinlik ve kararlılık gerektirdiği zaman, şayet Tanrı'ya sadakat gösterselerdi, şüphesiz onlar için daha hayırlı olurdu.
(Onların vazifesi) taatdı, güzel söz söylemek (tatlı dil kullanmak) dı. Bunun için onlar, iş ciddileşince, derhal Allaha (verdikleri sözde) sadakat gösterselerdi kendileri için elbet hayırlı olurdu.
İtaat ve güzel söz. Bunun için iş ciddileşince derhal Allah'a sadakat gösterselerdi; elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
(2, 20, 21, 22, 23, 24, 25, 27, 28, 29, 30) İman edenler; Keşke bir sûre indirilseydi diyorlar, kesin hüküm içeren bir sûre indirilince ve de onda savaş hatırlatılınca da kalpleri hastalıklı / arızalı olanların, ölümden önceki baygınlık hali gibi sana baktıklarını görürsün. (Bu bakış hâli) onlara uygun olandır. (Tam da onları ifade eder.) İş kesinlik kazandığında itaat etmektir ve normal olanı / tanınanı söylemektir, oysa ki Allah’ı tastik etmek / Allah’a sadık kalmak, onlar için daha hayırlıdır. Yüz çevirerek, yeryüzünde bozgunculuk çıkarmayı mı umuyordunuz? Rahimlerinizin kesilmesini mi umuyordunuz? İşte onlar, Allah’ın lanet ettiği kimselerdir, onları sağır etmiştir ve gözlerini ise körleştirmiştir. Kuranı tedbirli okumuyorlar mı? (Tedbirlerini / planlamalarını ona göre almıyorlar mı?) yahut kalplerinde kilitler mi var? Kendilerine rehberlik ayan beyan belli olduktan sonra, reddedip arkalarını dönenler / irtidat edenler. Şeytan onları, ayarttı ve emellere / boş hayallerle daldırdı. (Dilemek tahmin edilen şey için kullanılır istemek ise talep ettiği şey için) Bu, Allah’ın indirdiğinde zorlananların / hoşlanmayanların demelerinde de vardır. “Bazı emirlerde size tabiyiz” (hepsinde değiliz) Allah onların sırlarını / ısrar ettikleri / gizledikleri konuları bilmektedir. Melekler onları vefat ettirirken yüzlerine ve arkalarına vururlar / darbe indirirler. Bu onların Allah’ın hışmına neden olacak şeylere uymalarındandır. Onu hoşnut etmek / onu razı etmek zorlarına gitti , yaptıkları boşa gitmiştir , yoksa kalplerinde hastalık olanlar Allah’ın onların içindeki kini / nefreti çıkarmayacağını mı hesap ettiler? Eğer biz isteseydik sana onları gösterirdik ve sen de onları simalarından hemencecik tanırdın, yine de sen onları dolaylı / endirekt konuşmalarından tanırsın, Allah onların yaptıklarını biliyor. 31,32,33,34,35, GEVŞEMEYİN TESLİM OLMAYA ÇAĞIRIN ÜSTÜN OLAN SİZSİNİZ) Sizden çaba gösterenleri ve sabredenleri bilinceye kadar, sizi kesin olarak bağlılık sınavına sokacağız, o nları da sizin haberlerinizle sınayacağız, kafirler ve Allah’ın yolundan alıkoyanlar / sadde edenler ve Hidayet / Yola girme, açık ve net belli olduktan sonra Resule baş kaldıranlar, kesinlikle ve kesinlikle Allah’a herhangi bir zarar veremezler , onların amelleri boşa gitmiştir. Ey iman edenler, Allah’a uyun, Resule uyun ve yaptıklarınızı geçersiz hale getirmeyin / iptal etmeyin, muhakkak ki kafirleri ve Allah yolundan alıkoyanları ve sonrasında da kafir olarak ölenleri Allah işte onları asla bağışlamayacaktır. Gevşemeyin! Teslim olmaya çağırın, siz üstünsünüz, Allah sizinle beraberdir, amelleriniz konusunda aldatılmazsınız / kandırılmazsınız. (Tüh, Allah’ta bizi aldattı demezsiniz)
(Onlar'a düşen) itaat edip güzel söz söylemektir. İş ciddileşince Allah’a verdikleri söze bağlı kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.
Onlara düşen, ita'at etmek ve güzel söz söylemektir. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a verdikleri söze sadık kalsalardı, elbette kendileri için daha iyi olurdu.
içten boyun eğmek ve marufa /Kur'an'a uygun konuşmaktır. Savaşma işi kesinleşince de Allah'a karşı dürüst davranırlarsa kendileri için elbette iyi olur dipnot 1 .
Oysa onlara düşen, boyun eğip uygun bir söz söylemektir. İş kesinleşince Allah'a verdikleri sözü yerine getirirlerse elbette faydasını görürler.
İtaat ve güzel bir sözdür. İş ciddiye bindiği zaman Allah'a sadakat gösterselerdi, elbette kendileri için daha hayırlı olurdu.
Bir işe azmedince itaat etmek ve güzel söz söylemektir. Eğer Allah'a bağlı kalsalardı, kendileri için daha iyi olurdu.
İtaat ve güzel bir söz! İş budur. İş ciddileşince, Allah'a verdikleri söze sadık olsalardı kendileri için daha iyi olurdu.
Willing obedience coupled with words expressing desire for action should have been their response and when Allah's command comes about, then if their actions to their words accord, it would be more advantageous to them.
would be obedience and fitting words; it would also be better for them to be true to God when the decision to fight has been made.
Were it to obey and say what is just, and when a matter is resolved on, it were best for them if they were true to Allah.
(They keep affirming their) obedience and saying good words. But when a course of action was clearly determined, it would have been better for them if they had proved true to Allah.
would be obedience and honourable words. Once the matter is resolved upon, being true to Allah would be better for them.
Obedience (to Allâh) and good words (were better for them). And when the matter (preparation for Jihâd ) is resolved on, then if they had been true to Allâh, it would have been better for them.
Obedience and upright speech. . . . So when the matter has been resolved upon, if they remain true to Allah that will surely be better for them.
(More fitting and proper for them was) to obey and to say what is just and good. And when the matter (of fighting) is (once) resolved upon (and war breaks out) it is better for them if they remain true to Allâh (and fulfill the covenant they made with Him).
obedience, and words honourable. Then, when the matter is resolved, if they were true to God, it would be better for them.
Obedient and righteous by word! If they knew how beneficial it would have been for them to fight when God asked them to do so.
Preferable for them were obedience and a reasonable speech! But when the matter is determined on, then if they believed God it were better for them.
Obedience and to speak righteousness until the matter is decided, then if they trust God it would be better for them.
But obedience would be more eligible for them, and to speak that which is convenient. And when the command is firmly established, if they give credit unto God, it will be better for them.
Obedience and just (or civil, appropriate) words would be proper; but when the affair becomes settled, then if they remain true to Allah it would certainly be better for them.
Obedience and beneficent saying. Then, when the Command is resolved, then if they were sincere to Allah, indeed it would be more charitable (i.e., better) for them.
Obedience and a civil word. Then, when the matter is determined, if they are loyal to Allah it will be well for them.
Obedience and modest speech (would have been more becoming). And when the matter has been determined it is best for them to be true to God.
obedience [to God’s call] and a word that could win [His] approval: for, since the matter has been resolved [by His revelation], it would be but for their own good to remain true to God.
to obey and speak rightly. Then when fighting was ordained, it surely would have been better for them if they were true to Allah.
Obedience and to speak righteousness until the matter is decided, then if they trust God it would be better for them.
Obedience and righteous utterances are expected of them. If only they showed confidence in GOD, when mobilization was called for, it would have been better for them.
Obedience and good words. And when the matter [of fighting] was determined, if they had been true to Allah, it would have been better for them.
Obedience and fitting speech; then when the matter was determined, had they been true to God it would have been better for them.
Obedience and a righteous word. For, once a matter has been determined, it would be best for them if they were true to Allah.
Were they to obey (Allah) and say good word what are just, when a matter (of holy war) is resolved (by Allah’s Will), it would be best for them, if they were true to Allah.
The (reality of their) obedience and (truthfulness of their) speech is fully known (as being mere deception). So, had they been truthful to Allah when the matter had become serious, it would have been much better for them.
Obedience and to speak righteousness until the matter is decided, then if they trust God it would be better for them.