Mümtehine suresi

Mümtehine suresi, 13. ayet

Mümtehine suresi, 13. ayet. يَٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوا۟ لَا تَتَوَلَّوْا۟ قَوْمًا غَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ قَدْ يَئِسُوا۟ مِنَ ٱلْـَٔاخِرَةِ كَمَا يَئِسَ ٱلْكُفَّارُ مِنْ أَصْحَٰبِ ٱلْقُبُورِ

yâ eyyühe-lleẕîne âmenû lâ tetevellev ḳavmen gaḍibe-llâhü `aleyhim ḳad yeisû mine-l'âḫirati kemâ yeise-lküffâru min aṣḥâbi-lḳubûr.

Diyanet İşleri

Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği, kabirlerdeki kafirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Mümtehine 10–13 · surenin 13. ayeti / 13

Konu Hicret eden mü'min kadınlar ve biat Mümtehine 10–13 3

  1. Mümtehine 10

    Ey iman edenler! Mü'min kadınlar muhacir olarak size geldiklerinde, onları imtihan edin. Allah, onların imanlarını daha iyi bilir. Eğer siz onların inanmış kadınlar olduklarını anlarsanız, onları kafirlere geri göndermeyin. Çünkü müslüman hanımlar kafirlere helal değillerdir. Kafirler de müslüman hanımlara helal olmazlar. Mehir olarak harcadıklarını onlara (kocalarına geri) verin. Mehirlerini verdiğiniz takdirde, bu kadınlarla evlenmenizde size bir günah yoktur. Müşrik karılarınızın nikahlarına tutunmayın. (Zira bu nikahlar ortadan kalkmıştır.) Onlara harcadığınız mehri, (evlendikleri kafir kocalarından) isteyin. Kafirler de (İslam'ı kabul eden ve sizinle evlenen eski hanımlarına) harcamış oldukları mehri (sizden) istesinler. Bu, Allah'ın hükmüdür. O, aranızda hüküm veriyor. Allah, hakkıyla bilendir, hüküm ve hikmet sahibidir.

  2. Mümtehine 11

    Eğer eşlerinizden biri kafirlere kaçar ve siz de onlarla çarpışıp ganimet alırsanız, eşleri gidenlere sarf ettikleri (mehir) kadarını verin ve inandığınız Allah'a karşı gelmekten sakının.

  3. Mümtehine 12

    Ey Peygamber! Mü'min kadınlar, Allah'a hiçbir şeyi ortak koşmamak, hırsızlık yapmamak, zina etmemek, çocuklarını öldürmemek, elleriyle ayakları arasında bir iftira uydurup getirmemek, hiçbir iyi işte sana karşı gelmemek konusunda sana biat etmek üzere geldikleri zaman, biatlarını kabul et ve onlar için Allah'tan bağışlama dile. Şüphesiz Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  4. 13

    Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği, kabirlerdeki kafirlerin ümit kestikleri gibi tamamen ahiretten ümitlerini kesmiş bir toplumu dost edinmeyin.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

13. Yani ey iman edenler! Sizler gerçekten Rabbinize iman eden, O’nun rızasına uyan ve O’nu gazaplandıran şeylerden uzak duran kimseler iseniz “Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyin.” Onlara gazap etmesi ise küfürlerinden dolayıdır. Bu da küfrün bütün türlerini kapsamına alır.

"Nitekim onlar, kabirdeki kâfirlerin (hayırdan yana) ümit kestikleri gibi âhiretten ümit kesmişlerdir.” Yani kabirdekiler, âhiret yurduna gidip işin hakikatini gördüklerinde, kesin olarak kendilerinin âhirette hayır namına hiçbir pay sahibi olmadıklarını anlayıp bundan yana ümit kestikleri gibi Allah’ın gazabına uğramış olan kimseler de âhiretin her türlü hayrından mahrumdurlar. Onların âhirette hiçbir payları yoktur. İşte böylelerini, dost edinmekten sakının, kötülükleri ve şirkleri hususunda onlara uymayın. O takdirde tıpkı onların mahrum kalışı gibi; siz de âhiret hayrından mahrum kalırsınız.

Anlamın “Nitekim onlar kâfirlerin kabirdekilerden ümit kestikleri gibi âhiretten ümit kesmişlerdir” şeklinde olma ihtimali de vardır. Yani kâfirler âhireti inkâr etmiş ve onu reddetmişlerdir. O nedenle onların Allah’ı gazaplandıran ve azabını gerektiren şeyleri yapmaya kalkışmaları garip karşılanmaz. Zira onlar tıpkı dünyada iken ölümden sonra dirilişi inkâr eden kâfirlerin kabirde bulunanların dirilip Allah’ın huzuruna toplanmalarından ümit kestikleri gibi âhiretten yana ümit kesen kimselerdirler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Allah'a iman edip, Allah'ın kendilerine gönderdiği din ile amel edenler! Ahirete iman etmeyen ve Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, ahireti inkâr etmeleri sebebi ile kabirlerdekilerin yeniden dirilmesinden ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.

Kelimeler

19 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. يَـٰٓأَيُّهَا ya eyyuha ey kök: ايي
  2. ٱلَّذِينَ ellezine kimseler
  3. ءَامَنُوا۟ amenu inanan(lar) kök: امن
  4. لَا la
  5. تَتَوَلَّوْا۟ tetevellev dostluk etmeyin kök: ولي
  6. قَوْمًا kavmen bir topluluk ile kök: قوم
  7. غَضِبَ gadibe gazabettiği kök: غضب
  8. ٱللَّهُ llahu Allah'ın kök: اله
  9. عَلَيْهِمْ aleyhim kendilerine
  10. قَدْ kad
  11. يَئِسُوا۟ yeisu umudu kesmiş olan kök: ياس
  12. مِنَ mine -ten
  13. ٱلْـَٔاخِرَةِ l-ahirati ahiret- kök: اخر
  14. كَمَا kema gibi
  15. يَئِسَ yeise umudu kestiği kök: ياس
  16. ٱلْكُفَّارُ l-kuffaru kafirlerin kök: كفر
  17. مِنْ min -ndan
  18. أَصْحَـٰبِ eshabi halkı- kök: صحب
  19. ٱلْقُبُورِ l-kuburi mezarlık kök: قبر

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: قبر (8 geçiş)

    Onlardan ölen hiçbirine asla namaz kılma ve kabrinin başında durma. Çünkü onlar Allah'ı ve Resulünü inkar ettiler ve fasık olarak öldüler.

  • Aynı kök: قبر (8 geçiş)

    Çünkü kıyamet muhakkak gelecektir. Onda hiçbir şüphe yoktur ve şüphesiz Allah, kabirlerdeki kimseleri diriltecektir.

  • Aynı kök: قبر (8 geçiş)

    Diriler ile ölüler de bir olmaz. Allah, dilediğine işittirir. Sen, kabirde bulunanlara işittirecek değilsin.

  • Aynı kök: ياس (13 geçiş)

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

  • Aynı kök: ياس (13 geçiş)

    Eğer insana tarafımızdan bir rahmet (nimet) tattırır da, sonra bunu ondan çekip alırsak, şüphesiz o ümitsiz ve nankör oluverir.

  • Aynı kök: ياس (13 geçiş)

    Ondan ümitlerini kesince, kendi aralarında konuşmak üzere bir kenara çekildiler. Büyükleri dedi ki: "Babanızın Allah adına sizden söz aldığını, daha…

  • Aynı kök: غضب (24 geçiş)

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

  • Aynı kök: غضب (24 geçiş)

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

55 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği (hiçbir) topluluğu dost edinmeyin! dipnot 1 Onlar, kâfirlerin mezarlar halkından (ölülerden) ümit kestikleri gibi elbette ahiretten ümit kesmişlerdir.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Mücâdele 58:14.

Mustafa İslamoğlu

Siz ey iman edenler! Allah'ın gazabına uğrayan bir topluma gönülden dostluk beslemeyin! Onlar ahiretten, tıpkı kabir ehli arasına karışan kafirlerin ümit kestiği gibi ümit kesmişlerdir.

Muhammed Esed

Siz ey imana ermiş olanlar! Allah'ın gazabına uğrayan toplum ile dost olmayın! Onlar(ı dost edinenlerin) öteki dünya ile ilgili hiçbir ümitleri kalmamıştır; tıpkı bu hakikat inkarcılarının, (şimdi) mezarlarında yatanları (tekrar görme) ümitlerini kaybetmiş bulunmaları gibi.

Ahmed Hulusi

Ey iman edenler! Dost edinmeyin Allah'ın gazap ettiği, sonsuz gelecek yaşama umudu olmayanları; tıpkı gerçeği reddedenlerin kabir halkından ümit kestikleri gibi!

Ali Bulaç

Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli (dost ve müttefik) edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir.

Ali Özek ve heyeti

Ey iman edenler! Kendilerine Allah'ın gazap ettiği bir kavmi dost edinmeyin. Zira onlar, kâfirlerin kabirlerdekilerden ( onların dirilmesinden) ümit kestikleri gibi ahiretten ümit kesmişlerdir.

Ali Rıza Safa

Ey inanca çağırılanlar! Allah'ın öfkesine uğrayan bir toplumu dost edinmeyin. Nankörlük edenler, mezardaki yoldaşlarından umutlarını nasıl kestilerse, onlar da sonsuz yaşamdan umutlarını öyle kesmişlerdir.

Bayraktar Bayraklı

Ey iman edenler! Allah'ın gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyiniz! Zira onlar, kafirler kabirlerindekilerden ümit kestikleri gibi, ahiretten ümit kesmişlerdir.

Edip Yüksel

Ey iman edenler, ALLAH'ın kendilerine kızgın olduğu bir topluluğu dost edinmeyin. İnkarcılar, mezardakilerden nasıl umut kesmişlerse onlar da ahiretten öylesine umut kesmişlerdir.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ey inananlar, ALLAH'ın kendilerine kızgın olduğu bir topluluğu dost edinmeyin. İnkarcılar, mezardakilerden nasıl umut kesmişlerse onlar da ahiretten öylesine umut kesmişlerdir.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine gazap etmiş olduğu ve kabirlerdeki kafirlerin ümidini kestiği gibi ahiretten ümidini kesmiş olan bir topluluğu dost tanımayın!

Elmalılı Hamdi Yazır

Ey o bütün iyman edenler! Öyle bir kavmı dost tanımayın ki Allah kendilerine gazabetmiş, Ahıretten ümidi kesmişler, eshabı kuburdan olan kafirlerin me'yusiyyetleri gibi ye'se düşmüşlerdir.

Erhan Aktaş

Ey İman Edenler! Allah'ın gazap ettiği halka dönmeyin. Kafirlerin mezarlık halkından ümitlerini kestikleri gibi dipnot 1 onlar da ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Onların tekrar dünyaya dönmelerinden.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ey iman edenler! Allah'ın gazap ettiği halka dönmeyin. dipnot 1 Kafirlerin mezarlık halkından ümitlerini kestikleri gibi dipnot 2 onlar da ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Onlara velayetinizi vermeyin. Onları, kendinize yönetici, koruyucu, gözetici edinmeyin. Kur'an'da yer alan "veli", "evliya" gibi sözcükler genellikle "dost, dostlar" olarak çevirilere konu edinilmektedir. Oysaki bu sözcükler, ahlaki bağlamda "dostluğu" değil, siyasi bağlamda "velayeti" yani yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Onların tekrar dünyaya dönmelerinden.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ey iman edenler! Allah'ın gazap ettiği halka dönmeyin. dipnot 1 Gerçeği yalanlayan nankörlerin, mezarlık halkından ümitlerini kestikleri gibi dipnot 2 onlar da ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Onlara velayetinizi vermeyin. Onları, kendinize yönetici, koruyucu, gözetici edinmeyin. Kur'an'da yer alan "veli", "evliya" gibi sözcükler genellikle "dost, dostlar" olarak çevirilere konu edinilmektedir. Oysaki bu sözcükler, ahlaki bağlamda "dostluğu" değil, siyasi bağlamda "velayeti" yani yönetmeyi, korumayı, gözetilmeyi ifade etmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Onların tekrar dünyaya dönmelerinden.

Gültekin Onan

Ey inananlar, Tanrı'nın kendilerine karşı gazablandığı bir kavmi veli edinmeyin; ki onlar, kafirlerin mezar halkından umut kesmeleri gibi ahiretten umut kesmişlerdir.

Hasan Basri Çantay

Ey iman edenler, üzerlerine Allahın gazab etdiği o kavm ile dost olmayın ki mezarların yaranından olan kafirler nasıl ümidlerini kesdilerse onlar da öylece ahiretden ümidlerini kesmişlerdir.

İbni Kesir

Ey iman edenler; Allah'ın kendilerine gazab ettiği bir kavim ile dost olmayın. Kafirlerin kabirdekilerden ümidlerini kestikleri gibi, onlar da ahiretten ümidlerini kesmişlerdir.

Mehmet Alagaş

(13) Ey iman edenler, Allah’ın öfkelendiği / gazap ettiği kavimle dostluk kurmayın , onların ahiretten ümitleri kesiktir, tıpkı kabir halkı olmuş kafirlerin ümitlerini kesmeleri gibi.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ey iman edenler! Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyin. Onlar, kabirdeki kâfirlerden ümitlerini kestikleri gibi ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

Süleyman Ateş

Ey inananlar, Allah'ın kendilerine gazabettiği; kafirlerin mezarlık halkından umudu kestiği gibi ahiretten umudu kesmiş olan bir topluluk ile dostluk etmeyin!

Süleymaniye Vakfı

Ey inanıp güvenenler! Allah'ın gazabına uğrayan bir topluluğu dipnot 1 dost edinmeyin. Kabirlerde olan kafirlerin (ahiretten) umut kesmeleri gibi onlar da ahiretten umutlarını kesmişlerdir dipnot 2 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Kafirler, ahireti önemsemedikleri için ölüm sırasında işlerinin çok zor olacağını anlar ve dünyaya döndürülmelerini isterler. Bu istek kabul edilmeyince dünyadan olduğu gibi ahiretten de umutları kesilmiş olur (Mü'minun 23/99-100, Ankebut 29/23).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ey inanıp güvenenler (müminler)! Allah'ın öfkesini hak eden bir topluluğa yakınlık göstermeyin.Onlar, kabirlerde olan kafirlerin umut kesmeleri gibi dipnot 1 ahiretten ümitlerini keserler.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kabirlerde olan kafirler gerek ölüm meleklerinin kendisine davranışlarından(Nisa 4/97, Nahl 16/28-29) ve gerekse birinci kat semanın kapılarının kendilerine açılmamasından (Araf 7/ 40) kendini bekleyen kötü sonu öğrenirler. Böylece yeniden diriltilecekleri güne kadar uyku halinde geçirecekleri kabir hayatı (Zümer 39/42, Yasin 36/51-52) onlar için kötü bir uykuya dönüşür. Allah Teala Firavun ve ailesinin kabir hayatı ile ilgili olarak şöyle buyurmuştur: Cehennem ateşi onlara, sabah akşam gösterilir. Kıyamet saati geldiğinde, "Firavun ailesini o azabın en ağırına sokun!" denir. (Mümin 40/46)

Şaban Britch

Ey iman edenler! Allah’ın kendilerine gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyin. Onlar, kabirdeki kâfirlerden ümitlerini kestikleri gibi ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

Şaban Piriş

-Ey iman edenler, Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir toplumu dost edinmeyin. Onlar, kabirdeki kafirlerden ümitlerini kestikleri gibi, ahiretten ümitlerini kesmişlerdir.

Yaşar Nuri Öztürk

Ey iman edenler! Allah'ın kendilerine gazap ettiği bir toplulukla dostluk kurmayın! Çünkü bunlar ahiretten ümitlerini kesmişlerdir. Tıpkı, kabir halkından olan inkarcıların, ümitlerini kestikleri gibi...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

O you whose hearts - reflect - the image of religious and spiritual virtues: do not make friendly intimacy with people who have come within the measure of Allah's wrath. They have given up hope of sharing the beatitude of the Hereafter, just as they have lost hope of their dead returning back from their graves, and just as their dead had already despaired of forgiveness.

Abdul Haleem

You who believe, do not take as allies those with whom God is angry: they despair of the life to come as the disbelievers despair of those buried in their graves.

Abdullah Yusuf Ali

O ye who believe! Turn not (for friendship) to people on whom is the Wrath of Allah, of the Hereafter they are already in despair, just as the Unbelievers are in despair about those (buried) in graves.

Abul A'la Maududi

Believers, do not make friends with those against whom Allah is wrathful and who are despaired of the Hereafter, as despaired as are the unbelievers lying in their graves. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    The words in the original can have two meanings:

Aisha Bewley

You who have iman! do not make friends of people with whom Allah is angry, who have despaired of the Next World as the kafirun have despaired of the inhabitants of the graves.

Al-Hilali & Khan

O you who believe! Take not as friends the people who incurred the Wrath of Allâh (i.e. the Jews). Surely, they have despaired of (receiving any good in) the Hereafter, just as the disbelievers have despaired of those (buried) in graves (that they will not be resurrected on the Day of Resurrection).

Ali Quli Qarai

O you who have faith! Do not befriend a people at whom Allah is wrathful: they have despaired of the Hereafter, just as the faithless have despaired of the occupants of the graves.

Amatul Rahman Omar

O you who believe! do not make friends with a people who have incurred the displeasure of Allâh. They are indeed despaired of the Hereafter (since they have no faith in it), just as the disbelievers are despaired of those who are in the graves (as they do not believe that the dead will ever come to life again).

Arthur John Arberry

O believers, take not for friends a people against whom God is wrathful, and who have despaired of the world to come, even as the unbelievers have despaired of the inhabitants of the tombs.

Bijan Moeinian

God hereby orders the believers not to take as friend those with whom God is angry as they are hopelessly stuck in their disbelief. Their case is as hopeless as the case of those disbelievers who are already lying in their graves.

E. Henry Palmer

O ye who believe! take not for patrons a people whom God is wroth against; they despair of the hereafter, as the misbelievers despair of the fellows of the tombs!

Edip-Layth

O you who acknowledge, do not ally a people with whom God is angry; for they have given up regarding the Hereafter, just like the ingrates have given up on the people who are already in the graves.

George Sale

O true believers, enter not into friendship with a people against whom God is incensed: They despair of the life to come, as the infidels despair of the resurrection of those who dwell in the graves.

Hamid S. Aziz

O you who believe! Do not make friends with a people with whom Allah is wroth; indeed they despair of the Hereafter as the unbelievers despair of those in the graves.

Mahmoud Ghali

O you who have believed, do not patronize a people against whom Allah is angry, (and) who have already despaired of the Hereafter, even as steadfast disbelievers (i. e., occupants) have despaired of the companions of the tombs.

Marmaduke Pickthall

O ye who believe! Be not friendly with a folk with whom Allah is wroth, (a folk) who have despaired of the Hereafter as the disbelievers despair of those who are in the graves.

Mohamed Ahmed - Samira

O you who believe, do not make friends with those who have suffered the anger of God by having become despondent of the life to come like those unbelievers who are despondent of those who are in the graves.

Muhammad Asad

O YOU who have attained to faith! Be not friends with people whom God has condemned! They [who would befriend them] are indeed bereft of all hope of a life to come - just as those deniers of the truth are bereft of all hope of [ever again seeing] those who are [now] in their graves.

Mustafa Khattab

O believers! Do not ally yourselves with a people Allah is displeased with. They already have no hope for the Hereafter, just like the disbelievers lying in ˹their˺ graves.

Progressive Muslims

O you who believe, do not ally a people with whom God is angry; for they have given-up regarding the Hereafter, just like the rejecters have given-up on the people who are already in the graves.

Rashad Khalifa

O you who believe, do not befriend people with whom GOD is angry, and who are hopelessly stuck in disbelief; they are just as hopeless as the disbelievers who are already in the graves.

Sahih International

O you who have believed, do not make allies of a people with whom Allah has become angry. They have despaired of [reward in] the Hereafter just as the disbelievers have despaired of [meeting] the inhabitants of the graves.

Sam Gerrans

O you who heed warning: take not as allies people with whom God is wroth; they have despaired of the Hereafter as the atheists have despaired of the companions of the graves.

Shabbir Ahmed

O You who have chosen to be graced with belief! Do not befriend a people whom Allah has condemned. Of the Hereafter they are already in despair - just as the deniers of the Truth despair (the resurrection) of those who are in the graves.

Syed Vickar Ahamed

O you who believe! Turn not (for protection) to people on whom is the Anger of Allah. About the Hereafter they are already in pain and suffering, just as the unbelievers are in pain and suffering, about those (buried) in graves.

Taqi Usmani

O you who believe, do not have friendship with a people with whom Allah is angry. They have despaired from the Hereafter as the infidels have despaired from those (buried) in the graves.

The Monotheist Group

O you who believe, do not ally a people with whom God is angry; for they have given-up regarding the Hereafter, just like the rejecters have given-up on the people who are already in the graves.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Mümtehine suresi, 13. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Mümtehine suresi, 13. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Mümtehine suresi, 13. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩