Fâtiha suresi

Fâtiha suresi, 7. ayet

Fâtiha suresi, 7. ayet. صِرَٰطَ ٱلَّذِينَ أَنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ ٱلْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلَا ٱلضَّآلِّينَ

ṣirâṭa-lleẕîne en`amte `aleyhim gayri-lmagḍûbi `aleyhim vele-ḍḍâllîn.

Diyanet İşleri

(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Fâtiha 4–7 · surenin 7. ayeti / 7

Konu Doğru yola iletilme duası Fâtiha 6–7 3

  1. Fâtiha 4

    (2-4) Hamd, Alemlerin Rabbi, Rahman, Rahim, hesap ve ceza gününün (ahiret gününün) maliki Allah'a mahsustur.

  2. Fâtiha 5

    (Allahım!) Yalnız sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz.

  3. 6–7

    (6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

7. “Kendilerine nimet verdiğin kimselerin” yani peygamberlerin, sıddıkların, şehidlerin ve salihlerin “yoluna”. “Gazaba uğrayanların” yani yahudiler ve benzeri kimseler gibi hakkı bildiği halde terk edenlerin “ve sapıtanların” hıristiyanlar ve benzerleri gibi bilgisizlikleri ve sapıklıkları dolayısıyla hakkı terk edenlerin yoluna “değil.”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Nebiler, sıddıklar, şehitler ve salihler gibi hidayet nimetini bahşettiğin kullarının yoluna (ilet). Bunlar ne güzel arkadaştır. Yahudiler gibi hakkı bildiği halde ona tabi olmayıp gazaba uğrayanların ve Hristiyanlar gibi hakkı ve doğru yolu aramayı ihmal edip, haktan ve o yolda ilerlemekten sapanların yoluna değil.

Kelimeler

9 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. صِرَٰطَ sirata yoluna kök: صرط
  2. ٱلَّذِينَ ellezine onlar ki
  3. أَنْعَمْتَ en'amte ni'met verdin kök: نعم
  4. عَلَيْهِمْ aleyhim kimselerin
  5. غَيْرِ gayri değil kök: غير
  6. ٱلْمَغْضُوبِ l-megdubi gazabedilmiş olanların kök: غضب
  7. عَلَيْهِمْ aleyhim kendilerine
  8. وَلَا ve la ve değil
  9. ٱلضَّآلِّينَ d-dalline sapmışların kök: ضلل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: غضب (24 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    De ki: "Allah katında cezası bundan daha kötü olanları size haber vereyim mi? Onlar, Allah'ın lanetlediği ve gazabına uğrattığı, içlerinden maymunlar…

  • Aynı kök: صرط (45 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    O'nun nimetlerine şükreden bir önderdi. Allah, onu seçmiş ve doğru yola iletmişti.

  • Aynı kök: صرط (45 geçiş) · Ortak kavram: Nimet

    (2-3) Ta ki Allah, senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışlasın, sana olan nimetini tamamlasın, seni doğru yola iletsin ve Allah sana, şanlı bir…

  • Aynı kök: صرط (45 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Ayetlerimizi yalanlayanlar, karanlıklar içerisindeki birtakım sağırlar ve dilsizlerdir. Allah, kimi dilerse onu şaşırtır. Kimi de dilerse onu…

  • Aynı kök: غضب (24 geçiş)

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

  • Aynı kök: غضب (24 geçiş)

    Karşılığında nefislerini sattıkları şeyi kıskançlıkları sebebiyle Allah'ın, kullarından dilediğine lütfuyla indirdiği vahyi inkar etmeleri ne…

  • Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    "Onları mutlaka saptıracağım, mutlaka onları kuruntulara sokacağım ve onlara emredeceğim de (putlara adak için) hayvanların kulaklarını yaracaklar.…

  • Ortak kavram: Nimet · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)

    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

42 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(6, 7) Bizi doğru yola, nimet verdiklerinin dipnot 1 yoluna ulaştır; gazaba uğratılmışların ve sapkınların yoluna değil. dipnot 2

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bu ayetin açılımı Nisâ 4:69'da yer almaktadır.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu ayetler "Bizi doğru yolda; kendilerine nimet verdiklerinin yolunda sabit kıl ki onlar, senin gazabına yol açacak amellerde bulunmayan ve doğru yoldan sapmayanlardır" şeklinde de tercüme edilebilir.

Mustafa İslamoğlu

Nimet verdiklerinin yoluna; gazaba uğrayanların ve sapıtanların yoluna değil!

Muhammed Esed

Nimet bahşettiklerinin yoluna; gazab(ın)a uğrayanların ve sapkınlarınkine değil!

Ahmed Hulusi

Ki o, in'amda bulunduklarının (nefslerinin hakikati olan Allah Esma'sına iman edip, ondaki kuvvelerin farkındalığını yaşayanların) yoluna. . . Gazabına uğrayanların (alemlerin ve nefsinin hakikatini göremeyip benlikleriyle kayıtlananların) Ve (Hakikatten - Vahid-ül AHAD üs Samed olan Allah ismiyle işaret edilen, anlayışından) saparak şirk koşanların yoluna değil.

Ali Bulaç

Kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapmışlarınkine değil.

Ali Özek ve heyeti

Kendilerine nimet verdiğin kimselerin yolunu; gazaba uğramışların ve sapmışların yolunu değil!

Ali Rıza Safa

"Nimet verdiklerinin yoluna... Öfkeye uğrayanların ve sapkınların değil!"

Bayraktar Bayraklı

gazaba uğramışların ve sapıkların yoluna değil!

Edip Yüksel

Gazaba uğrayanların ve sapmışların değil; kendilerine iyilikte bulunduğun kimselerin yoluna...

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Gazaba uğrayanların ve sapmışların değil; kendilerine iyilikte bulunduğun kimselerin yoluna...

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O kendilerine nimet verdiğin mesutların yoluna! Ne o gazap olunanların ne de sapkınların!

Elmalılı Hamdi Yazır

O kendilerine in'am ettiğin mes'utların yoluna. Ne o gadap olunanların ne de sapgınların

Erhan Aktaş

Nimet verdiklerinin yolunu. Gazabına uğrayanların ve sapkınların yolunu değil.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Nimet verdiklerinin yolunu. Gazabına uğrayanların ve sapkınların yolunu değil.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Nimet verdiklerinin yolunu. Gazabına uğrayanların ve sapkınların yolunu değil.

Gültekin Onan

(6-7) Bizi doğru yola ilet; kendilerine nimet verdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve sapmışların değil.

Hasan Basri Çantay

(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine ni'met verdiklerinin yoluna ilet, gazaba uğrayanlarınkine, sapıklarınkine değil.

İbni Kesir

Nimete erdirdiklerinin yoluna, gazaba uğrayanların ve dalalete düşenlerinkine değil.

Mehmet Alagaş

(5-7) Bizi düzgün yola / istikameti, yönü doğru olan yola sok / hidayet et. O yol ki , üzerlerine nimet verdiklerinin yoludur . Üzerlerine gazap edilenlerin / hışıma uğrayanların ve ne yapacağını bilemeyenlerin / delalettekilerin yolu değildir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Nimet verdiğin kimselerin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapanların değil.

Süleyman Ateş

ni'met verdiğin kimselerin yoluna. Kendilerine gazabedilmiş olanların ve sapmışların yoluna değil. (ya Rabbi)!

Süleymaniye Vakfı

Nimet verdiğin kimselerin dipnot 1 yoluna; öfkeni hak etmemiş dipnot 2 ve sapıtmamış dipnot 3 olanların yoluna!(Amin) dipnot 4

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah'ın nimet verdiği kimseler; nebiler, doğru kişiler, bilginler ve iyilerdir (Nisa, 4/69).
  2. metne dön, dipnot 2
    Öfke, Arapçadaki gazabın karşılığıdır. Öfkeyi hak etmiş olanlar, ilgili ayetler ışığında şunlardır: Yahudiler (Bakara 2/61, 90; Ali-İmran 3/112; Maide 5/60; A´raf 7/152); bir mümini kasten öldürenler (Nisa 4/93); hakikate karşı direnenler (A´raf 7/71); savaş meydanından kaçanlar (Enfal 8/16); dinden dönenler (Nahl 16/106); taşkınlık yapanlar (Taha 20/81); Allah hakkında haksız tartışmaya girenler (Şura 42/16); iffetsiz olduğu halde kendini temize çıkarmak için kocasına iftira atan kadınlar (Nur 24/9); münafık erkek ve münafık kadınlar ile müşrik erkek ve müşrik kadınlar (Fetih 48/6).
  3. metne dön, dipnot 3
    Sapıtanlar, ilgili ayetler ışığında şunlardır: Allah'ın ayetlerini yalanlayanlar (Mü'minun 23/105-106); inandıktan sonra kafir olanlar (Maide 5/12); Allah´ın yolundan engelleyenler (Nisa 4/167); din konusunda haddi aşanlar (Maide 5/77); zanna tabi olanlar (Enam 6/116); dünya hayatını ahiret hayatına tercih edenler (İbrahim 14/3); Allah'a ortak koşanlar (Nisa 4/116); fasıklar (Maide 5/108; En'am 6/77); Allah´tan başkasına dua edenler (Ahkaf 46/5; Hac 22/12); Allah´ı bırakıp şeytanları veli edinenler (A´raf 7/30); zalimler (Meryem 19/38); Allah'a ve Resulüne isyan edenler (Ahzab 33/36); Allah´ın zikrine, kitabına karşı katı tutum sergileyenler (Zümer 39/22); Allah´ın davetçilerinin çağrısını kabul etmeyenler (Ahkaf 46/32); kıyameti inkar edenler (Şura 42/18); münafıklar (Bakara 2/8-16); Allah´ın indirdiği kitapları gizleyenler (Bakara 2/174-175); kafirler (Nisa 4/136); müşrikler (Nisa 4/116; İbrahim 14/30); dünya malı ve ziynetlerine aldanıp haktan uzaklaşanlar (Yunus 10/88); nefsinin arzularına uyanlar (Yusuf 12/30); Allah´ın kitabından uzaklaşanlar (Taha 20/52; Lokman 31/6); Allah´ın kitabından delil getirmeden Allah hakkında konuşanlara uyanlar (Hac 22/8-9); kötüleri dost edinenler (Furkan 25/28-29); hakikati yalanlayanlar (Kalem 68/7-8).
  4. metne dön, dipnot 4
    Amin, duanın arkasından söylenen "Allahım kabul et!" anlamında bir sözdür. (Lisanu'l-Arab) Kelime Kur'an'da geçmez. Nebimizin, namaz kıldırırken Fatiha'yı bitirmesinin ardından amin dediği, cemaatin de amin demesini istediği rivayet edilmiştir. (Buhari, "Tefsir", 2; Müslim, "Salat", 62, 87).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Mutluluk verdiğin kimselerin yoluna. Gazaba uğramamış ve sapıtmamış olanların yoluna. (Amin) dipnot 1

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Kim Allah'a ve Elçisine boyun eğerse onlar, Allah'ın mutluluk (nimet) verdiği nebiler, doğru kişiler, bilginler ve iyilerle beraber olacaklardır. Onlar ne iyi arkadaştırlar!" (Nisa 4/69)

Şaban Britch

Nimet verdiğin kimselerin yoluna. Gazaba uğrayanların ve sapanların değil.

Şaban Piriş

(6-7) Bizi doğru yola, nimet verdiğin kimselerin yoluna ilet. Gazaba uğrayanların ve sapanların değil..

Yaşar Nuri Öztürk

Kendilerine nimet verdiklerinin, üzerlerine gazap dökülmemişlerin, karanlık ve şaşkınlığa saplanmamışların yoluna...

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

The path where those You guided were covered and protected by Your gracious wing, not the path of those who came within the measure of Your wrath, nor the path of those lost in a maze.

Abdul Haleem

the path of those You have blessed, those who incur no anger and who have not gone astray.

Abdullah Yusuf Ali

The way of those on whom Thou hast bestowed Thy Grace, those whose (portion) is not wrath, and who go not astray.

Abul A'la Maududi

The way of those whom You have favoured dipnot 1 , who did not incur Your wrath, who are not astray dipnot 2 .

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    This defines the 'straight way' which we ask God to open to us. It is the way which has always been followed by those who have enjoyed God's favours and blessings. This is the way which has been trodden from the beginning of time by all those individuals and communities that have unfailingly enjoyed God's favours and blessings.
  2. metne dön, dipnot 2
    This makes it clear that the recipients of God's favour are not those who appear, briefly, to enjoy worldly prosperity and success; all too often, these people are among those whom God has condemned because they have lost sight of the true path of salvation and happiness. This negative explanation makes it quite clear that in'am (favour) denotes all those real and abiding favours and blessings which one receives in reward for righteous conduct through God's approval and pleasure, rather than those apparent and fleeting favours which the Pharaohs, Nimrods and Korahs (Qaruns) used to receive in the past, and which are enjoyed even today by people notorious for oppression, evil and corruption.

Aisha Bewley

the Path of those You have blessed, not of those with anger on them, nor of the misguided.

Al-Hilali & Khan

The Way of those on whom You have bestowed Your Grace[1] , not (the way) of those who earned Your Anger [2] (i.e. those who knew the Truth, but did not follow it) nor of those who went astray (i.e. those who did not follow the Truth out of ignorance and error). [3], [4]

Ali Quli Qarai

the path of those whom You have blessed —such as have not incurred Your wrath, nor are astray.

Amatul Rahman Omar

The path of those on whom You have bestowed (Your) blessings, those who have not incurred (Your) displeasure, and those who have not gone astray.

Arthur John Arberry

the path of those whom Thou hast blessed, not of those against whom Thou art wrathful, nor of those who are astray.

Bijan Moeinian

The path paved by those who received your blessings and not the ones who (deserved) your anger and lost (forever) in darkness.

E. Henry Palmer

the path of those Thou art gracious to; not of those Thou art wroth with; nor of those who err.

Edip-Layth

the way of those whom you blessed; not of those who received anger, nor of the strayers.

George Sale

in the way of those to whom Thou hast been gracious; not of those against whom Thou art incensed, nor of those who go astray.

Hamid S. Aziz

Not of those who earn Thy wrath; nor of those who go astray.

Mahmoud Ghali

The Path of the ones whom You have favored, other than that of the ones against whom You are angered, and not (that of) the erring. (It is customary to say "amîn" "amen" at the end of this Surah).

Marmaduke Pickthall

The path of those whom Thou hast favoured; Not the (path) of those who earn Thine anger nor of those who go astray.

Mohamed Ahmed - Samira

The path of those You have blessed, Not of those who have earned Your anger, nor those who have gone astray.

Muhammad Asad

The way of those upon whom Thou hast bestowed Thy blessings, not of those who have been condemned [by Thee], nor of those who go astray!

Mustafa Khattab

the Path of those You have blessed—not those You are displeased with, or those who are astray.[1]

Progressive Muslims

The path of those whom You have blessed, not those who have incurred the wrath, nor the misguided.

Rashad Khalifa

the path of those whom You blessed; not of those who have deserved wrath, nor of the strayers.

Sahih International

The path of those upon whom You have bestowed favor, not of those who have evoked [Your] anger or of those who are astray.

Sam Gerrans

The path of those whom Thou hast favoured; not of those who incur wrath, nor of those who go astray.

Shabbir Ahmed

This has always been the Way of those whom You rewarded. And not the path of those who had to face Your Requital (for blind following and arrogance), and not the path of those who faltered and deviated from the Straight Path.

Syed Vickar Ahamed

The Path of those on whom You have bestowed Your Mercy, those whose (share) is not anger, against whom You have sent (Your) wrath, and (those) who do not become lost, nor the erring (ones).

Taqi Usmani

the path of those on whom You have bestowed Your Grace, not of those who have incurred Your wrath, nor of those who have gone astray.

The Monotheist Group

The path of those You have blessed, not of those who have incurred the wrath, nor the misguided.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Fâtiha suresi, 7. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Fâtiha suresi, 7. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Fâtiha suresi, 7. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩