Münâfikûn suresi

Münâfikûn suresi, 2. ayet

Münâfikûn suresi, 2. ayet. ٱتَّخَذُوٓا۟ أَيْمَٰنَهُمْ جُنَّةً فَصَدُّوا۟ عَن سَبِيلِ ٱللَّهِ إِنَّهُمْ سَآءَ مَا كَانُوا۟ يَعْمَلُونَ

itteḫaẕû eymânehüm cünneten feṣaddû `an sebîli-llâh. innehüm sâe mâ kânû ya`melûn.

Diyanet İşleri

Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Münâfikûn 1–5 · surenin 2. ayeti / 11

Konu Münafıkların yeminleri ve sözleri Münâfikûn 1–8 3

  1. Münâfikûn 1

    (Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, "Senin, elbette Allah'ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz" derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.

  2. 2

    Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!

  3. Münâfikûn 3

    Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.

  4. Münâfikûn 4

    Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!

  5. Münâfikûn 5

    O münafıklara, "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için bağışlama dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

2. “Onlar yeminlerini kalkan edindiler” Böylelikle münâfık olarak nitelenmeyecek şekilde kendilerini korumaya ve gizlemeye çalıştılar.

"Allah’ın yolundan alıkoydular.” Hem bizzat kendileri saptılar hem de onların gerçek durumlarını bilmeyen başkalarını Allah’ın yolundan alıkoydular.

"Gerçekten onların yaptıkları ne kötüdür!” Çünkü onlar imanı açığa vururken küfürlerini gizlemiş, mü’min olduklarına dair yemin ederek doğru oldukları izlenimini uyandırmaya çalışmışlardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ettikleri yeminlerini, kendilerini öldürülmekten ve esir edilmekten korunmak için bir örtü ve kalkan edinmişler, şüphe düşürerek ve ürküterek insanları imandan uzaklaştırmışlardır. Şüphesiz onların nifak ve yalan yemin ile yaptıkları amelleri çok çirkindir.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ٱتَّخَذُوٓا۟ ittehazu yaptılar kök: اخذ
  2. أَيْمَـٰنَهُمْ eymanehum yeminlerini kök: يمن
  3. جُنَّةًۭ cunneten kalkan kök: جنن
  4. فَصَدُّوا۟ fesaddu engel oldular kök: صدد
  5. عَن an -ndan
  6. سَبِيلِ sebili yolu- kök: سبل
  7. ٱللَّهِ ۚ llahi Allah'ın kök: اله
  8. إِنَّهُمْ innehum elbette onların
  9. سَآءَ sa'e ne kötüdür kök: سوا
  10. مَا ma şeyler
  11. كَانُوا۟ kanu oldukları kök: كون
  12. يَعْمَلُونَ yea'melune yapmış kök: عمل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Onlar yeminlerini kalkan yapıp (insanları) Allah'ın dininden alıkoydular. Bunun için onlara alçaltıcı bir azap vardır.

  • Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü…

  • Aynı kök: صدد (42 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Ortak kavram: Yol (sebîl)

    Allah'a ibadet edin ve ona hiçbir şeyi ortak koşmayın. Ana babaya, akrabaya, yetimlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya, yanınızdaki…

  • Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Andolsun, Sebe' halkı için kendi yurtlarında bir ibret vardı: Biri sağda biri solda iki bahçe bulunuyordu. Onlara şöyle denilmişti: "Rabbinizin…

  • Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Ortak kavram: Cennet

    Mü'min erkeklerle mü'min kadınların nurlarının, önlerinde ve sağlarında koştuğunu göreceğin gün kendilerine şöyle denir: "Bugün size müjdelenen şey…

  • Ortak kavram: Yol (sebîl) · Ortak kavram: Cennet

    Rableri, onlara şu karşılığı verdi: "Ben, erkek olsun, kadın olsun, sizden hiçbir çalışanın amelini zayi etmeyeceğim. Sizler birbirinizdensiniz.…

  • Ortak kavram: Yol (sebîl) · Ortak kavram: Cennet

    Andolsun, Allah İsrailoğullarından sağlam söz almıştı. Onlardan on iki temsilci -başkan- seçmiştik. Allah, şöyle demişti: "Sizinle beraberim.…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Yeminlerini kalkan (bahane) edinip Allah yolundan saptılar. dipnot 1 Şüphesiz ki onların yaptıkları çok kötüdür!

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesaj: Mücâdele 58:16.

Mustafa İslamoğlu

Onlar yeminlerinin arkasına saklandılar; bu yolla Allah yolundan saptırdılar: Elbet yaptıkları şey pek fenadır.

Muhammed Esed

Onlar yeminlerini (yalan ve sahtekarlıklarına) kalkan yapmakta ve böylece başkalarını Allah yolundan saptırmaktadırlar. Yaptıkları, gerçekten çok çirkindir;

Ahmed Hulusi

Yeminlerini bir kalkan edindiler de Allah yolundan alıkoydular. . . Yapmakta oldukları gerçekten ne kötüdür!

Ali Bulaç

Onlar, yeminlerini bir siper edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar.

Ali Özek ve heyeti

Yeminlerini kalkan yapıp Allah yolundan yan çizdiler. Gerçekten onların yaptıkları ne kötüdür!

Ali Rıza Safa

Yeminlerini kalkan yaptılar; böylece, Allah'ın yolundan alıkoydular. Aslında, ne kötü bir şey yapıyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel olurlar. Onların yaptıkları ne kötüdür!

Edip Yüksel

Onlar, yeminlerini kalkan yapıp ALLAH'ın yolundan saptırmaktadırlar. Yaptıkları ne kötüdür.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar, yeminlerini kalkan yapıp ALLAH'ın yolundan saptırmaktadırlar. Yaptıkları ne kötüdür.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

(1-2) Münafıklar sana geldiklerinde: "Şehadet ederiz, gerçekten sen Allah'ın Resulüsün!" dediler. Allah da biliyor ki, sen şüphesiz O'nun Resulüsün! Bununla beraber Allah şahitlik ediyor ki, doğrusu münafıklar katiyyen yalancıdırlar. Yeminlerini bir kalkan edinip de Allah yolundan yan çizmektedirler. Doğrusu onlar ne fena yapıyorlar.

Elmalılı Hamdi Yazır

Yeminlerini bir kalkan edinip de Allah yolundan yan çizmektedirler, hakıkat bunlar ne fena yapıyorlar

Erhan Aktaş

Onlar, yeminlerini kalkan yapıyorlar. dipnot 1 Böylece insanları, Allah'ın yolundan saptırıyorlar. Kuşkusuz, yaptıkları şey çok kötüdür.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yalanlarını ve sahtekarlıklarını yeminleri ile gizliyorlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, yeminlerini kalkan yapıyorlar. dipnot 1 Böylece insanları, Allah'ın yolundan saptırıyorlar. Kuşkusuz, yaptıkları şey çok kötüdür.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yalanlarını ve sahtekarlıklarını yeminleri ile gizliyorlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, yeminlerini kalkan yapıyorlar. dipnot 1 Böylece insanları, Allah'ın yolundan saptırıyorlar. Kuşkusuz, yaptıkları şey çok kötüdür.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yalanlarını ve sahtekarlıklarını yeminleri ile gizliyorlar.

Gültekin Onan

Onlar, yeminlerini bir siper edinip Tanrı'nın yolundan alıkoydular. Doğrusu ne kötü şey yapıyorlar.

Hasan Basri Çantay

Onlar yeminlerini bir kalkan edindiler ve Allahın yolundan sapdılar. Hakıykat, onların yapdıkları şeyler ne kötüdür!

İbni Kesir

Onlar; yeminlerini kalkan edindiler de Allah'ın yolundan alıkoydular. Gerçekten yaptıkları işler ne kötüdür.

Mehmet Alagaş

(1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Onlar, yeminlerini bir kalkan edinip Allah’ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları şey ne kötüdür!

Süleyman Ateş

Yeminlerini kalkan yapıp Allah'ın yoluna engel oldular. Onların yaptıkları ne kötüdür!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bu gibi sözleri dipnot 1 kalkan edinip Allah'ın yolundan çekilirler dipnot 2 . Yapıp durdukları şey ne kötüdür!

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Müslüman olduklarını göstermek için söyledikleri sözleridir. Burada "Biz şahidiz; sen gerçekten Allah'ın elçisisin" sözünü söylemişlerdir. Bunlara yemin denmiştir. Çünkü yemin, bir şeyi güçlendirmek için söylenir. Burada güçlendirdikleri, kendilerinin müslüman olduklarına inandırmak için söyledikleri sözlerdir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Bakara 2/8-9

Şaban Britch

Onlar, yeminlerini bir kalkan edinip, Allah’ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları şey ne kötüdür!

Şaban Piriş

Onlar, yeminlerini bir kalkan edinip, Allah'ın yolundan alıkoydular. Onların yaptıkları şey ne kötüdür!

Yaşar Nuri Öztürk

Yeminlerini bir kalkan edinip Allah'ın yolundan alıkoydular. Onların yapmakta oldukları ne kötüdür!

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They use their oaths to hide, under the garb of truth, their extreme vanity Many among the believers were deceived, and the hypocrite's policy achieved its necessary ends. In consequence they have blocked the path of Allah, the path of righteousness, and persistently opposed the progress in purpose and in action. Evil indeed is the way they have conducted themselves in life.

Abdul Haleem

they use their oaths as a cover and so bar others from God’s way: what they have been doing is truly evil––

Abdullah Yusuf Ali

They have made their oaths a screen (for their misdeeds): thus they obstruct (men) from the Path of Allah: truly evil are their deeds.

Abul A'la Maududi

They shelter behind their oath, dipnot 1 and thus hinder their own selves and others from the Path of Allah. dipnot 2 Evil indeed is what they do.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, they use the oaths that they swear to convince others of their Islam and faith as a shield to save themselves from the wrath of the Muslims so that they do not treat them as they treat their open enemies.
  2. metne dön, dipnot 2
    These oaths may imply the oaths which they usually swear to convince others of their faith as well as those which they swore when they were caught committing some hypocritical act, and also those oaths which Abdullah bin Ubayy had sworn to contradict the report given by Zaid bin Arqam. Besides these, there is another probability that Allah might have regarded this statement of theirs as an oath: We bear witness that you are Allah’s Messenger. This last probability has given rise to a dispute among the jurists, namely: If a person states something with the words: I bear witness, will it be regarded as an oath or not? Imam Abu Hanifah and his companions (except Imam Zufar), Imam Sufyan Thauri and Imam Auzai regard it as an oath (Yamin in the Shariah terminology). Imam Zufar says that it is not an oath. Two sayings from Imam Malik have been reported in this connection: First, that it is an oath absolutely, and second, that if while saying: I bear witness, his intention was to say: My God, I bear witness, or I bear witness before God, it would be a statement on oath, otherwise not. Imam Shafei says: Even if the person says the words: I bear witness before God. it would not be a statement made on oath, unless he uttered these words with the intention of swearing an oath, (AI-Jassas, Ahkam al- Quran; Ibn alArabi, Ahkam al-Quran).

Aisha Bewley

They have made their oaths into a cloak and barred the Way of Allah. What they have done is truly evil.

Al-Hilali & Khan

They have made their oaths a screen (for their hypocrisy). Thus they hinder (men) from the Path of Allâh. Verily, evil is what they used to do.

Ali Quli Qarai

They make a shield of their oaths, and bar from the way of Allah. Evil indeed is what they used to do.

Amatul Rahman Omar

They take shelter behind their oaths (to hide their evil designs). Thus they keep people back from the way of Allâh. Surely, evil is the practice they follow.

Arthur John Arberry

They have taken their oaths as a covering, then they have barred from the way of God. Surely they -- evil are the things they have been doing.

Bijan Moeinian

They hide their evil intentions under the disguise of Islam. How evil of them to try to turn people away from the path of their Lord.

E. Henry Palmer

They take their faith for a cloak, and then they turn folks from God's way: - evil is that which they have done!

Edip-Layth

They have chosen their oath as a deceit, thus they repel from the path of God. Miserable indeed is what they do.

George Sale

They have taken their oaths for a protection, and they turn others aside from the way of God: It is surely evil which they do.

Hamid S. Aziz

They make their oaths a screen (for their misdeeds), and thus turn away from Allah's way; surely evil is that which they do.

Mahmoud Ghali

They have taken to themselves their oaths as a pretext: so they have barred from the way of Allah. Surely odious is whatever they were doing.

Marmaduke Pickthall

They make their faith a pretext so that they may turn (men) from the way of Allah. Verily evil is that which they are wont to do,

Mohamed Ahmed - Samira

They have made their oaths a shield in order to obstruct others from the way of God. It is certainly evil what they do.

Muhammad Asad

They have made their oaths a cover [for their falseness], and thus they turn others away from the Path of God. Evil indeed is all that they are wont to do:

Mustafa Khattab

They have made their ˹false˺ oaths as a shield, hindering ˹others˺ from the Way of Allah. Evil indeed is what they do!

Progressive Muslims

They have chosen their oath as a deceit, thus they repel from the path of God. Miserable indeed is what they do.

Rashad Khalifa

Under the guise of their apparent faith, they repel the people from the path of GOD. Miserable indeed is what they do.

Sahih International

They have taken their oaths as a cover, so they averted [people] from the way of Allah. Indeed, it was evil that they were doing.

Sam Gerrans

They have taken their oaths as a cover, then they turned away from the path of God — evil is what they did —

Shabbir Ahmed

They make their oaths and proclamation of Faith a cover so that they may bar others from the Path of Allah. Miserable indeed is what they do.

Syed Vickar Ahamed

They have made their oaths a way (to hide what they really are and) like this they stop (men) from the Path of Allah: Truly, their deeds are evil.

Taqi Usmani

They have made their oaths a shield, and thus they have prevented (others) from the way of Allah. Surely evil is what they have been doing.

The Monotheist Group

They have chosen their oath as a deceit, thus they repel from the path of God. Miserable indeed is what they do.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Münâfikûn suresi, 2. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Münâfikûn suresi, 2. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Münâfikûn suresi, 2. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩