Diyanet İşleri
Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.
Münâfikûn suresi
Münâfikûn suresi, 3. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ ءَامَنُوا۟ ثُمَّ كَفَرُوا۟ فَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ
ẕâlike biennehüm âmenû ŝümme keferû feṭubi`a `alâ ḳulûbihim fehüm lâ yefḳahûn.
Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıkların yeminleri ve sözleri Münâfikûn 1–8 3
(Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, "Senin, elbette Allah'ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz" derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.
Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!
Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.
Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!
O münafıklara, "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için bağışlama dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
3. “Bunun sebebi” yani kendilerine münâfıklıklarını süsleyen şey “onların iman edip sonra” iman üzerinde sebat etmeyerek “kâfir olmalarıdır. Bunun yüzden de kalplerine” ebediyen hayır girmemek üzere “mühür vurulmuşturç Artık onlar” kendilerine fayda sağlayacak şeyleri “anlamazlar” kendi maslahatlarını belleyemezler.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu; onların iki yüzlülük ederek iman etmeleri, imanın onların kalplerine ulaşmaması ve sonra da Allah'ı inkârlarını kalplerinde gizlemeleri sebebiyledir. Küfürleri sebebi ile Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. İman onların kalplerine girmez. Bu mühür sebebi ile onlar, kendilerinin iyiliğine ve hidayetine olan şeyleri anlamazlar.
Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.
Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz…
Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden…
Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her…
Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…
Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp
Bir sure indirildi mi, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından…
Ortak kavram: Kalp
Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.
Ortak kavram: Kalp
Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Bunun sebebi, onların önce iman et(tiğini söyley)ip sonra inkâr etmeleridir. (Bu yüzden) kalpleri mühürlenmiştir. dipnot 1 Artık (gerçeği) anlayamazlar.
Bunun nedeni, onların önce iman edip sonra inkar etmeleridir; sonunda kalplerine mühür vurulmuştur: artık onlar (imanın hakikatini) kavrayamazlar.
böyledir, çünkü onlar imana erdi(klerini iddia eder)ler, halbuki (içlerinde) hakikati inkar ederler ve böylece, kalplerine bir mühür vurulmuştur, artık (neyin doğru, neyin yanlış olduğunu) anlayamazlar.
Bunun sebebi şudur: İman ettiler, sonra küfür ettiler (iman ettik dedikleri gerçeği inkar ettiler). . . Bu yüzden kalpleri (anlayışları) kilitlendi! Bu yüzden, (inkarları kilitlenmeyi oluşturduğu için) onlar (Risalet işlevini) kavrayamazlar!
Bu, onların iman etmeleri sonra inkar etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar.
Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.
Bu böyledir. Çünkü inandılar; sonra nankörlük ettiler. Bu yüzden, yüreklerine damga vuruldu; artık anlamazlar.
Bu davranışlarının sebebi, şudur: "İnanırlar, sonra inkar ederler; bu yüzden kalplerinin üzeri mühürlenir, artık onlar anlamazlar."
Çünkü onlar gerçeği onayladıktan sonra inkar ettiler; bu yüzden kalpleri mühürlendi; onlar anlamazlar.
Çünkü onlar inandıktan sonra inkar ettiler; bu yüzden kalpleri mühürlendi; onlar anlamazlar.
O şu yüzdendir; onlar önce imana gelmişler sonra küfre gitmişlerdir de o kalpleri mühürlenmiştir; artık anlamaz olmuşlardır.
O şundan: Çünkü onlar iymana gelmişler, sonra küfre gitmişlerdir de o kalblerine tab'olunmuş da artık anlamaz olmuşlardır
Bu şundandır: onlar önce iman ettiler sonra küfrettiler. Bu nedenle, onların kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar, gerçeği kavrayamazlar.
Bu şundandır: onlar önce İman ettiler sonra küfrettiler. Bu nedenle, onların kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar, gerçeği kavrayamazlar.
İman ettiklerini söyleseler de davranışlarıyla içlerindeki küfrü ortaya koyuyorlar. Bu nedenle, onların kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar, gerçeği kavrayamazlar.
Bu, onların inanmaları, sonra küfretmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar (la yefkahun).
Bu (kötü amelleri şundandır:) Çünkü onlar (zaahiren) iman etdiler. (Fakat) sonra (kalbleriyle) kafir oldular. Bu yüzden kalblerinin üstüne (küfür) mühr (ü) basıldı. Onun için onlar (imanın hakıykatını) anlamazlar.
Bu, önce iman edip sonra küfretmiş olmalarındandır. Bunun üzerine kalbleri mühürlenmiştir, artık hiç anlamazlar.
(1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.
Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.
(Bu davranışlarının) Sebebi şudur: İnandılar, sonra inkar ettiler, bu yüzden kalblerinin üzeri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.
Bunun sebebi onların önce inanmaları, sonra kafirlik etmeleridir dipnot 1 . Ardından kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşturulur dipnot 2 da artık onlar (gerçekleri) kavrayamazlar dipnot 3 .
Kötü olan, önce inanmaları sonra ayetleri görmezlikten gelmeleridir. Ardından kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşturulur dipnot 1 ; artık (ne hale geldiklerini) anlamazlar dipnot 2 .
Bu, onların iman edip, sonra da küfretmiş olmalarındandır. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.
Bu, onların iman edip, sonra da inkar etmiş olmalarındandır. Onların kalpleri paslanmıştır. Onun için anlamazlar.
Bu durumun sebebi şudur: Onlar iman ettiler, sonra küfre saptılar da kalpleri üzerine mühür basıldı. Artık onlar incelikleri anlamazlar.
They adopted the faith and then they dropped it -Simpletons- their hearts' ears are closed and their breasts are filled with irreverence imposed upon their hearts by the evil hand.
because they professed faith and then rejected it, so their hearts have been sealed and they do not understand.
That is because they believed, then they rejected Faith: So a seal was set on their hearts: therefore they understand not.
All that is because they first believed and then disbelieved, and therefore a seal was set on their hearts; as a result they understand nothing. dipnot 1
That is because they have had iman and then returned to kufr. So their hearts have been sealed up and they cannot understand.
That is because they believed, and then disbelieved; therefore their hearts are sealed, so they understand not.
That is because they believed and then disbelieved, so their hearts were sealed. Hence they do not understand.
That (they follow this practice) is because (outwardly) they believed but (inwardly) they disbelieved, so that their hearts are sealed and (now) they do not even understand.
That is because they have believed, then they have disbelieved; therefore a seal has been set on their hearts, and they do not understand.
God has put a seal on their hearts so that they do not understand the truth. They are doomed in account of their denial after having embraced Islam.
That is because they believed and then disbelieved, wherefore is a stamp set on their hearts so that they do not understand!
That is because they acknowledged, then rejected. Hence, their hearts are sealed; they do not understand.
This is testified of them, because they believed, and afterwards became unbelievers: Wherefore a seal is set on their hearts, and they shall not understand.
That is because they believe, then disbelieve, so a seal is set upon their heart so that they do not understand.
That is for that they believed; thereafter they disbelieved; then their hearts have been stamped upon, (i. e., sealed) so they do not comprehend.
That is because they believed, then disbelieved, therefore their hearts are sealed so that they understand not.
That is because they came to believe, and then renounced (their faith). So their hearts were sealed; and now they do not understand.
this, because [they profess that] they have attained to faith, whereas [inwardly] they deny the truth - and so, a seal has been set on their hearts so that they can no longer understand [what is true and what false].
This is because they believed and then abandoned faith. Therefore, their hearts have been sealed, so they do not comprehend.
That is because they believed, then disbelieved. Hence, their hearts are sealed; they do not understand.
This is because they believed, then disbelieved. Hence, their minds are blocked; they do not understand.
That is because they believed, and then they disbelieved; so their hearts were sealed over, and they do not understand.
For it is that they believed, then denied! Then were their hearts sealed, and they understand not.
This, because they profess (before you) that they have believed whereas afterward (among their folk) they reject the Truth. And so a seal has been set upon their hearts, thus they understand not. (Variation between utterance and action hampers the power of reasoning within human psyche (61:2-5)).
That is because they had believed, and then they disbelieved; So a seal was set on their hearts; Therefore, they do not understand.
That is because they declared faith (in Islam apparently), then disbelieved (secretly). Therefore a seal has been set on their hearts, and thus they do not understand.
That is because they believed, then disbelieved. Hence, their hearts are sealed; they do not understand.