Münâfikûn suresi

Münâfikûn suresi, 3. ayet

Münâfikûn suresi, 3. ayet. ذَٰلِكَ بِأَنَّهُمْ ءَامَنُوا۟ ثُمَّ كَفَرُوا۟ فَطُبِعَ عَلَىٰ قُلُوبِهِمْ فَهُمْ لَا يَفْقَهُونَ

ẕâlike biennehüm âmenû ŝümme keferû feṭubi`a `alâ ḳulûbihim fehüm lâ yefḳahûn.

Diyanet İşleri

Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Münâfikûn 1–6 · surenin 3. ayeti / 11

Konu Münafıkların yeminleri ve sözleri Münâfikûn 1–8 3

  1. Münâfikûn 1

    (Ey Muhammed!) Münafıklar sana geldiklerinde, "Senin, elbette Allah'ın peygamberi olduğuna şahitlik ederiz" derler. Allah senin, elbette kendisinin peygamberi olduğunu biliyor. (Fakat) Allah, o münafıkların hiç şüphesiz yalancılar olduklarına elbette şahitlik eder.

  2. Münâfikûn 2

    Yeminlerini kalkan yaptılar da insanları Allah'ın yolundan çevirdiler. Gerçekten onların yaptıkları şey ne kötüdür!

  3. 3

    Bu, onların önce iman edip sonra inkar etmeleri, bu yüzden de kalplerine mühür vurulması sebebiyledir. Artık onlar anlamazlar.

  4. Münâfikûn 4

    Onları gördüğün zaman kalıpları hoşuna gider. Konuşurlarsa sözlerine kulak verirsin. Onlar sanki elbise giydirilmiş kereste gibidirler. Her kuvvetli sesi kendi aleyhlerine sanırlar. Onlar düşmandır, onlardan sakın! Allah onları kahretsin! Nasıl da (haktan) çevriliyorlar!

  5. Münâfikûn 5

    O münafıklara, "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için bağışlama dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.

  6. Münâfikûn 6

    Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

3. “Bunun sebebi” yani kendilerine münâfıklıklarını süsleyen şey “onların iman edip sonra” iman üzerinde sebat etmeyerek “kâfir olmalarıdır. Bunun yüzden de kalplerine” ebediyen hayır girmemek üzere “mühür vurulmuşturç Artık onlar” kendilerine fayda sağlayacak şeyleri “anlamazlar” kendi maslahatlarını belleyemezler.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu; onların iki yüzlülük ederek iman etmeleri, imanın onların kalplerine ulaşmaması ve sonra da Allah'ı inkârlarını kalplerinde gizlemeleri sebebiyledir. Küfürleri sebebi ile Allah, onların kalplerini mühürlemiştir. İman onların kalplerine girmez. Bu mühür sebebi ile onlar, kendilerinin iyiliğine ve hidayetine olan şeyleri anlamazlar.

Kelimeler

11 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. ذَٰلِكَ zalike bu
  2. بِأَنَّهُمْ biennehum onların sebebiyledir
  3. ءَامَنُوا۟ amenu inanmaları kök: امن
  4. ثُمَّ summe sonra da
  5. كَفَرُوا۟ keferu inkar etmeleri kök: كفر
  6. فَطُبِعَ fetubia bu yüzden mühürlendi kök: طبع
  7. عَلَىٰ ala üzeri
  8. قُلُوبِهِمْ kulubihim kalblerinin kök: قلب
  9. فَهُمْ fehum artık onlar
  10. لَا la
  11. يَفْقَهُونَ yefkahune anlamazlar kök: فقه

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Onlar geride kalan (kadın ve çocuk)larla birlikte olmaya razı oldular ve kalpleri mühürlendi. Artık onlar anlamazlar.

  • Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Verdikleri sağlam sözü bozmalarından, Allah'ın ayetlerini inkar etmelerinden, peygamberleri haksız yere öldürmelerinden ve "kalplerimiz…

  • Aynı kök: طبع (11 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Önceki sahiplerinden sonra yeryüzüne varis olanlara şu gerçek apaçık belli olmadı mı ki, biz dileseydik onları da (öncekiler gibi) günahları yüzünden…

  • Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    İçlerinden, (Kur'an okurken) seni dinleyenler de var. Onu anlamamaları için kalpleri üzerine perdeler (gereriz), kulaklarına ağırlık koyarız. Her…

  • Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Andolsun biz, cinler ve insanlardan, kalpleri olup da bunlarla anlamayan, gözleri olup da bunlarla görmeyen, kulakları olup da bunlarla işitmeyen…

  • Aynı kök: فقه (20 geçiş) · Ortak kavram: Kalp

    Bir sure indirildi mi, "Sizi bir kimse görüyor mu?" diye birbirlerine göz ederler, sonra da sıvışıp giderler. Anlamayan bir toplum olmalarından…

  • Bakara 7 olası

    Ortak kavram: Kalp

    Allah, onların kalplerini ve kulaklarını mühürlemiştir. Gözleri üzerinde de bir perde vardır. Onlar için büyük bir azap vardır.

  • Ortak kavram: Kalp

    Kalplerinde münafıklıktan kaynaklanan bir hastalık vardır. Allah da onların hastalıklarını artırmıştır. Söyledikleri yalana karşılık da onlara elem…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

59 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bunun sebebi, onların önce iman et(tiğini söyley)ip sonra inkâr etmeleridir. (Bu yüzden) kalpleri mühürlenmiştir. dipnot 1 Artık (gerçeği) anlayamazlar.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    İnkârcıların kalplerinin mühürlenmesinin sebebi, inkârlarında ısrarcı olmalarıdır. Yani inkâr "sebep", mühürlenme ise "sonuç"tur. Benzer mesajlar: Bakara 2:7, 88; Nisâ 4:155; A‘râf 7:100, 101; Tevbe 9:87, 93, Yûnus 10:74; Nahl 16:108; Rûm 30:59; Mü'min 40:35; Muhammed 47:16.

Mustafa İslamoğlu

Bunun nedeni, onların önce iman edip sonra inkar etmeleridir; sonunda kalplerine mühür vurulmuştur: artık onlar (imanın hakikatini) kavrayamazlar.

Muhammed Esed

böyledir, çünkü onlar imana erdi(klerini iddia eder)ler, halbuki (içlerinde) hakikati inkar ederler ve böylece, kalplerine bir mühür vurulmuştur, artık (neyin doğru, neyin yanlış olduğunu) anlayamazlar.

Ahmed Hulusi

Bunun sebebi şudur: İman ettiler, sonra küfür ettiler (iman ettik dedikleri gerçeği inkar ettiler). . . Bu yüzden kalpleri (anlayışları) kilitlendi! Bu yüzden, (inkarları kilitlenmeyi oluşturduğu için) onlar (Risalet işlevini) kavrayamazlar!

Ali Bulaç

Bu, onların iman etmeleri sonra inkar etmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar.

Ali Özek ve heyeti

Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.

Ali Rıza Safa

Bu böyledir. Çünkü inandılar; sonra nankörlük ettiler. Bu yüzden, yüreklerine damga vuruldu; artık anlamazlar.

Bayraktar Bayraklı

Bu davranışlarının sebebi, şudur: "İnanırlar, sonra inkar ederler; bu yüzden kalplerinin üzeri mühürlenir, artık onlar anlamazlar."

Edip Yüksel

Çünkü onlar gerçeği onayladıktan sonra inkar ettiler; bu yüzden kalpleri mühürlendi; onlar anlamazlar.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Çünkü onlar inandıktan sonra inkar ettiler; bu yüzden kalpleri mühürlendi; onlar anlamazlar.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O şu yüzdendir; onlar önce imana gelmişler sonra küfre gitmişlerdir de o kalpleri mühürlenmiştir; artık anlamaz olmuşlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

O şundan: Çünkü onlar iymana gelmişler, sonra küfre gitmişlerdir de o kalblerine tab'olunmuş da artık anlamaz olmuşlardır

Erhan Aktaş

Bu şundandır: onlar önce iman ettiler sonra küfrettiler. Bu nedenle, onların kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar, gerçeği kavrayamazlar.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Bu şundandır: onlar önce İman ettiler sonra küfrettiler. Bu nedenle, onların kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar, gerçeği kavrayamazlar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İman ettiklerini söyleseler de davranışlarıyla içlerindeki küfrü ortaya koyuyorlar. Bu nedenle, onların kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar, gerçeği kavrayamazlar.

Gültekin Onan

Bu, onların inanmaları, sonra küfretmeleri dolayısıyla böyledir. Böylece kalplerinin üzerini mühürlemiştir, artık onlar kavrayamazlar (la yefkahun).

Hasan Basri Çantay

Bu (kötü amelleri şundandır:) Çünkü onlar (zaahiren) iman etdiler. (Fakat) sonra (kalbleriyle) kafir oldular. Bu yüzden kalblerinin üstüne (küfür) mühr (ü) basıldı. Onun için onlar (imanın hakıykatını) anlamazlar.

İbni Kesir

Bu, önce iman edip sonra küfretmiş olmalarındandır. Bunun üzerine kalbleri mühürlenmiştir, artık hiç anlamazlar.

Mehmet Alagaş

(1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bunun sebebi, onların önce iman edip sonra inkâr etmeleridir. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.

Süleyman Ateş

(Bu davranışlarının) Sebebi şudur: İnandılar, sonra inkar ettiler, bu yüzden kalblerinin üzeri mühürlendi, artık onlar anlamazlar.

Süleymaniye Vakfı

Bunun sebebi onların önce inanmaları, sonra kafirlik etmeleridir dipnot 1 . Ardından kalpleri üzerinde yeni bir yapı oluşturulur dipnot 2 da artık onlar (gerçekleri) kavrayamazlar dipnot 3 .

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
  2. metne dön, dipnot 2
    Bu durum, kişi tövbe edip kendini düzeltinceye kadar devam eder (Nisa 4/17-18, Furkan 25/68-71). Tövbe etmeyip kendini düzeltmezse cehenneme gider (Al-i İmran 3/86-90).
  3. metne dön, dipnot 3

Şaban Britch

Bu, onların iman edip, sonra da küfretmiş olmalarındandır. Bu yüzden kalpleri mühürlenmiştir. Artık onlar hiç anlamazlar.

Şaban Piriş

Bu, onların iman edip, sonra da inkar etmiş olmalarındandır. Onların kalpleri paslanmıştır. Onun için anlamazlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Bu durumun sebebi şudur: Onlar iman ettiler, sonra küfre saptılar da kalpleri üzerine mühür basıldı. Artık onlar incelikleri anlamazlar.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They adopted the faith and then they dropped it -Simpletons- their hearts' ears are closed and their breasts are filled with irreverence imposed upon their hearts by the evil hand.

Abdul Haleem

because they professed faith and then rejected it, so their hearts have been sealed and they do not understand.

Abdullah Yusuf Ali

That is because they believed, then they rejected Faith: So a seal was set on their hearts: therefore they understand not.

Abul A'la Maududi

All that is because they first believed and then disbelieved, and therefore a seal was set on their hearts; as a result they understand nothing. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In this verse believing means professing the faith in order to be counted among Muslims, and disbelieving means not to believe sincerely and to persist in disbelief as usual. The verse means to say that when they, after due thought, decided to adopt this hypocritical attitude instead of adopting either belief or disbelief plainly, Allah caused a seal to be set on their hearts and deprived them of the grace to adopt the attitude and conduct of a true, sincere and noble person. Now, their power of understanding has been lost, their moral sense has become dead, and while following this way they never even feel that their habit of always telling lies, their deceitful behavior and the ever present contradictions between their word and deed is a wretched state in which they have involved themselves.

Aisha Bewley

That is because they have had iman and then returned to kufr. So their hearts have been sealed up and they cannot understand.

Al-Hilali & Khan

That is because they believed, and then disbelieved; therefore their hearts are sealed, so they understand not.

Ali Quli Qarai

That is because they believed and then disbelieved, so their hearts were sealed. Hence they do not understand.

Amatul Rahman Omar

That (they follow this practice) is because (outwardly) they believed but (inwardly) they disbelieved, so that their hearts are sealed and (now) they do not even understand.

Arthur John Arberry

That is because they have believed, then they have disbelieved; therefore a seal has been set on their hearts, and they do not understand.

Bijan Moeinian

God has put a seal on their hearts so that they do not understand the truth. They are doomed in account of their denial after having embraced Islam.

E. Henry Palmer

That is because they believed and then disbelieved, wherefore is a stamp set on their hearts so that they do not understand!

Edip-Layth

That is because they acknowledged, then rejected. Hence, their hearts are sealed; they do not understand.

George Sale

This is testified of them, because they believed, and afterwards became unbelievers: Wherefore a seal is set on their hearts, and they shall not understand.

Hamid S. Aziz

That is because they believe, then disbelieve, so a seal is set upon their heart so that they do not understand.

Mahmoud Ghali

That is for that they believed; thereafter they disbelieved; then their hearts have been stamped upon, (i. e., sealed) so they do not comprehend.

Marmaduke Pickthall

That is because they believed, then disbelieved, therefore their hearts are sealed so that they understand not.

Mohamed Ahmed - Samira

That is because they came to believe, and then renounced (their faith). So their hearts were sealed; and now they do not understand.

Muhammad Asad

this, because [they profess that] they have attained to faith, whereas [inwardly] they deny the truth - and so, a seal has been set on their hearts so that they can no longer understand [what is true and what false].

Mustafa Khattab

This is because they believed and then abandoned faith. Therefore, their hearts have been sealed, so they do not comprehend.

Progressive Muslims

That is because they believed, then disbelieved. Hence, their hearts are sealed; they do not understand.

Rashad Khalifa

This is because they believed, then disbelieved. Hence, their minds are blocked; they do not understand.

Sahih International

That is because they believed, and then they disbelieved; so their hearts were sealed over, and they do not understand.

Sam Gerrans

For it is that they believed, then denied! Then were their hearts sealed, and they understand not.

Shabbir Ahmed

This, because they profess (before you) that they have believed whereas afterward (among their folk) they reject the Truth. And so a seal has been set upon their hearts, thus they understand not. (Variation between utterance and action hampers the power of reasoning within human psyche (61:2-5)).

Syed Vickar Ahamed

That is because they had believed, and then they disbelieved; So a seal was set on their hearts; Therefore, they do not understand.

Taqi Usmani

That is because they declared faith (in Islam apparently), then disbelieved (secretly). Therefore a seal has been set on their hearts, and thus they do not understand.

The Monotheist Group

That is because they believed, then disbelieved. Hence, their hearts are sealed; they do not understand.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Münâfikûn suresi, 3. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Münâfikûn suresi, 3. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Münâfikûn suresi, 3. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩