Diyanet İşleri
Onlar, "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır" diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve mü'minlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.
Münâfikûn suresi
Münâfikûn suresi, 8. ayet. يَقُولُونَ لَئِن رَّجَعْنَآ إِلَى ٱلْمَدِينَةِ لَيُخْرِجَنَّ ٱلْأَعَزُّ مِنْهَا ٱلْأَذَلَّ وَلِلَّهِ ٱلْعِزَّةُ وَلِرَسُولِهِۦ وَلِلْمُؤْمِنِينَ وَلَٰكِنَّ ٱلْمُنَٰفِقِينَ لَا يَعْلَمُونَ
yeḳûlûne leir raca`nâ ile-lmedîneti leyuḫricenne-l'e`azzü minhe-l'eẕell. velillâhi-l`izzetü velirasûlihî velilmü'minîne velâkinne-lmünâfiḳîne lâ ya`lemûn.
Onlar, "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır" diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve mü'minlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Münafıkların yeminleri ve sözleri Münâfikûn 1–8 3
O münafıklara, "Gelin, Allah'ın Resulü sizin için bağışlama dilesin" denildiği zaman başlarını çevirirler ve sen onların büyüklük taslayarak uzaklaştıklarını görürsün.
Onlara bağışlama dilesen de, dilemesen de onlar için birdir. Allah, onları asla bağışlamayacaktır. Çünkü Allah, fasıklar topluluğunu doğru yola iletmez.
Onlar, "Allah Resulü'nün yanında bulunanlara (muhacirlere) bir şey vermeyin ki dağılıp gitsinler" diyenlerdir. Halbuki göklerin ve yerin hazineleri Allah'ındır. Fakat münafıklar (bunu) anlamazlar.
Onlar, "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır" diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve mü'minlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.
Ey iman edenler! Mallarınız ve evlatlarınız sizi, Allah'ı zikretmekten alıkoymasın. Her kim bunu yaparsa, işte onlar ziyana uğrayanların ta kendileridir.
Herhangi birinize ölüm gelip de, "Ey Rabbim! Beni yakın bir zamana kadar geciktirsen de sadaka verip iyilerden olsam!" demeden önce, size rızık olarak verdiğimiz şeylerden Allah yolunda harcayın.
Allah, eceli geldiğinde hiçbir kimseyi asla ertelemez. Allah, bütün yaptıklarınızdan haberdardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
8. “Derler ki: “Eğer Medine’ye dönersek en aziz olan, en zelil olanı mutlaka oradan çıkartacaktır.” Bu sözleri Mureysi’ gazvesi sırasında söylemişlerdi. O sırada bazı Ensar ve Muhacirler arasında üzücü birtakım söz alışverişinde bulunulmuştu. O vakit münâfıkların münâfıklığı aşikar olmuş ve kalplerinde gizledikleri de açığa çıkmıştı. Başları olan Abdullah b. Ubey b. Selûl şöyle demişti: “Bizlerle bunların -Muhacirleri kastediyor- misali tıpkı: “Besle köpeğini yesin seni/Besle kargayı oysun gözünü” misalinde dile getirilen gerçeği anlatmaktadır.”
Sonra da şunu söyledi: “Eğer Medine’ye dönersek en aziz olan, en zelil olanı mutlaka oradan çıkartacaktır.” Kendi kanaatine göre o ve diğer münâfık kardeşleri en aziz olanlar, Allah Rasûlü ve ona uyanlar ise en zelil olanlardı. Halbuki durum bu münâfıkın söylediğinin tam aksine idi.
Bundan dolayı Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Halbuki izzet yalnız Allah’ındır, Rasûlünündür ve müminlerindir.” Asıl aziz olanlar bunlardır, münâfıklar ile diğer kâfir kardeşleri ise zelil ve hakir olanlardır.
"Fakat münâfıklar” bunu “bilmezler.” Bundan dolayı üzerinde bulundukları batıla aldanarak kendilerinin aziz olduğu iddiasında bulunabilmişlerdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Münafıkların başı Abdullah b. Ubey şöyle demektedir: Eğer Medine'ye dönersek üstün/izzetli olan ben ve kavmim, izzetli olmayan Muhammed ve ashabını oradan çıkaracaktır. Hâlbuki asıl izzet ancak Allah'ın, Allah'ın Peygamberinin ve Müminlerindir. Abdullah b. Ubey'in ve ashabının değildir. Fakat münafıklar; izzetin ancak Allah'ın, Allah'ın Peygamberinin ve Müminlerin olduğunu bilmezler.
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Hani münafıklar ve kalplerinde hastalık bulunan kimseler, "Bunları dinleri aldatmış" diyorlardı. Halbuki kim Allah'a tevekkül ederse, hiç şüphesiz…
Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
(62-63) Eğer seni aldatmak isterlerse bilmiş ol ki sana yetecek Allah'tır. O, seni bizzat kendi yardımıyla ve mü'minlerle destekleyen ve onların…
Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
Çevrenizdeki bedevilerden birtakım münafıklar vardır. Medine halkından da münafıklıkta direnenler var ki sen onları bilmezsin. Biz onları biliriz.…
Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: نفق (111 geçiş) · Ortak kavram: İnfak
(60-61) Andolsun, eğer münafıklar, kalplerinde bir hastalık bulunanlar ve Medine'de kötü haberler yayıp ortalığı karıştıranlar (tuttukları yoldan)…
Aynı kök: ذلل (24 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
De ki: "Ey mülkün sahibi olan Allah'ım! Sen mülkü dilediğine verirsin. Dilediğinden de mülkü çeker alırsın. Dilediğini aziz edersin, dilediğini zelil…
Aynı kök: ذلل (24 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Ey iman edenler! Sizden kim dininden dönerse, (bilin ki) Allah onların yerine öyle bir topluluk getirir ki, Allah onları sever, onlar da Allah'ı…
Aynı kök: ذلل (24 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
(Kraliçe Belkıs) şöyle dedi: "Krallar bir memlekete girdi mi, orayı harap ederler ve halkının ileri gelenlerini zelil hale getirirler. İşte onlar…
Aynı kök: مدن (27 geçiş) · Aynı kök: عزز (120 geçiş) · Ortak kavram: İzzet
Şehirde birtakım kadınlar, "Aziz'in karısı, (hizmetçisi olan) delikanlısından murad almak istemiş. Ona olan aşkı yüreğine işlemiş. Şüphesiz biz onu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar "Şüphesiz ki Medine'ye dönersek, üstün olan (taraf), zayıf olanı mutlaka oradan çıkaracaktır!" diyorlardı. (Oysa) itibar yalnızca Allah'a, Elçisine ve müminlere aittir fakat münafıklar (bunu) bilmezler.
Onlar "Şehre döndüğümüzde şerefli olan (biz)ler şerefsiz olanları oradan elbet sürüp çıkaracaktır" diyorlar. Ama şeref Allah'a, O'nun Rasulüne ve mü'minlere aittir: gel gör ki, ikiyüzlüler (bunu bile) bilmiyorlar.
(Ve) onlar: "Kente döndüğümüzde şan şeref sahibi olan (biz)ler, zavallı biçareleri oradan sürüp atacaktır!" derler. Ama asıl şeref, Allah'a, O'nun Elçisi'ne ve inananlara aittir ama ikiyüzlüler bunun farkında değiller.
(O ikiyüzlü) dedi ki: "Andolsun ki eğer Medine'ye geri dönersek, en Aziyz olan, en zelil olanı oradan mutlaka çıkaracaktır!" Oysa izzet Allah'ındır, Rasulünündür ve iman edenlerindir. Ne var ki ikiyüzlüler bilemezler!
Derler ki, "Andolsun, Medine'ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp çıkaracaktır." Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Allah'ın, O'nun Resulü'nün ve mü'minlerindir. Ancak münafıklar bilmiyorlar.
Onlar: Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır, diyorlardı. Halbuki asıl üstünlük, ancak Allah'ın, Peygamberinin ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.
Onlar, "Kente döndüğümüzde, güçlü olanlar, güçsüz olanları oradan çıkaracak!" diyenlerdir. dipnot 516 Oysa onur ve güç, Allah'ın, O'nun elçisinin ve inananlarındır; fakat ikiyüzlüler bilmezler.
Onlar, "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek, üstün olan, zayıf olanı oradan mutlaka çıkaracaktır" diyorlardı. Halbuki, asıl üstünlük ancak Allah, Peygamber'i ve müminlerindir. Fakat münafıklar bunu bilmezler.
"Kente dönersek, üstün olanlar alçakları çıkaracaktır" diyorlar. Oysa üstünlük ALLAH'a, elçisine ve iman edenlere aittir. Ne var ki ikiyüzlüler bilmezler.
'Kente dönersek, üstün olanlar alçakları çıkaracaktır,' diyorlar. Oysa üstünlük ALLAH'a, elçisine ve inananlara aittir. Ne var ki ikiyüzlüler bilmezler.
Diyorlar ki: "Eğer Medine'ye dönersek, herhalde en güçlü, en şerefli olan en zayıf olan alçağı oradan çıkaracaktır." Oysa güç, haysiyet Allah'ın, Resulünün ve müminlerindir, fakat münafıklar bilmezler.
Diyorlar ki: eğer Medineye dönersek herhalde eazz olan oradan ezell olanı çıkaracaktır, halbuki izzet, Allahın ve Resulünün ve mü'minlerindir ve lakin Münafıklar bilmezler.
"Eğer Medine'ye dönecek olursak, mutlaka daha güçlü olan, güçsüz olanı, oradan sürüp çıkarır." diyorlar. Oysa izzet; dipnot 1 Allah'ın, O'nun Resul'ünün ve inananlarındır. Fakat münafıklar bu gerçeği bilmiyorlar.
"Eğer Medine'ye dönecek olursak, mutlaka daha güçlü olan, güçsüz olanı, oradan sürüp çıkarır." diyorlar. Oysa izzet; Allah'ın, O'nun Resul'ünün ve inananlarındır. Fakat münafıklar bu gerçeği bilmiyorlar.
"Eğer Medine'ye dönecek olursak, mutlaka daha güçlü olan, güçsüz olanı, oradan sürüp çıkarır." diyorlar. Oysa güç, üstünlük ve onur; Allah'ın, O'nun Rasul'ünün ve inananlarındır. Fakat münafıklar bu gerçeği bilmiyorlar.
Derler ki: "Andolsun, Medine'ye bir dönecek olursak, gücü ve onuru çok olan, düşkün ve zayıf olanı elbette oradan sürüp çıkaracaktır. Oysa izzet (güç, onur ve üstünlük) Tanrı'nın, O'nun Resulü'nün ve inançlılarındır. Ancak münafıklar bilmiyorlar.
Onlar "Eğer Medineye dönersek, andolsun, en şerefli ve kuvvetli olan (ımız) oradan en hakıyr (ve zaif) olanı muhakkak çıkaracakdır" diyorlardı. Halbuki şeref, kuvvet ve gaalibiyyet Allahındır, peyğamberinindir, müminlerindir. Fakat münafıklar (bunu) bilmezler.
Onlar; şayet Medine'ye dönersen, andolsun ki; şerefli ve kuvvetli olanlar, zayıf olanları oradan muhakkak çıkaracaktır, diyorlardı. Oysa izzet Allah' ın, Peygamberinin ve mü'minlerindir. Fakat münafıklar, bunu bilmezler.
(1-8) Münafıklar sana geldiklerinde dediler ki; şahitlik ediyoruz ki sen, kesinlikle Allah’ın Resulüsün, Allah ta biliyor ki sen O’nun kesinlikle Resulüsün, yine Allah da şahitlik eder ki, münafıklar kesinlikle yalancıdır, yemin etmiş olmayı kalkan yaptılar ve A llah’ın yolundan saptılar, muhakkak ki yapıyor oldukları ne kötü bir şey. Bu, onların iman ettik dedikten sonra kafir olmaları nedeniyledir, onların kalpleri mühürlendi, artık kavrayamazlar / fevkinde olamazlar. Gördüğünde kalıpları / cüsseleri seni cezbed ebilir / hoşuna gidebilir, eğer konuşurlarsa da dediklerini dinleyebilirsin, dayanılan / isnat edilen keresteler / ahşaplar gibidirler, her sesin kendi aleyhlerine olduğunu değerlendirirler / hesap ederler, onlar düşmandırlar, korun onlardan, Allah onları gebertsin / katletsin nasıl da hakikatten yalana kapılıyorlar. Onlara, gelin Allah’ın Resulü sizin için bağışlanma dilesin denildiğinde, kafalarını çevirirler ve büyüklenerek / kibirlenerek (bağışlanma duası yapmasını) engellediklerini / vazgeçirdiklerini görürsün. (Ey Resul, bizim için herhangi bir şey dilemekten vazgeç) Onlar için bağışlanma dilesen de yahut bağışlanma dilemesen de eşittir / aynıdır, Allah onları asla bağışlamaz, Allah yoldan çıkan boyları / kavimleri kesinlikle yola iletmez. Onlar şunu da diyorlar, Allah’ın Resulünün yanındakilere dağılıp gitmedikleri sürece harcama yapmayın / infak etmeyin, semaların ve yerin hazineleri Allah’ındır ve lakin münafıklar kavrayamazlar. Yine diyorlar ki eğer şehre / medineye dönersek saygın olanlarımız / izzetli olanlarımız düşük seviyede olanları / zelil olanları oradan çıkaracak, saygın olan Allah’tır, Resulüdür ve Müminlerdir ve lakin münafıklar bilmezler.
"Medine’ye dönersek güçlü olan, zayıf olanı oradan çıkaracaktır." diyorlar. Oysa izzet Allah'ın, O'nun Rasûlünün ve Müminlerindir. Ancak münafıklar bilmezler.
Diyorlar ki: "Andolsun, eğer Medine'ye dönersek üstün olan, alçak olanı oradan mutlaka çıkaracaktır." Üstünlük, ancak Allah'a, Elçisine ve mü'minlere mahsustur. Fakat münafıklar bilmezler.
(Beni Mustalik savaşında) Şunu bile demişlerdi: "Hele Medine'ye dönelim; biz üstünler, o alçakları elbette sürüp çıkaracağız." Oysa üstünlük Allah'tadır, elçisindedir ve inanıp güvenenlerdedir. Ama münafıklar bunu bilmezler dipnot 1 .
"Medine’ye dönersek, güçlü olan, zayıf olanı oradan çıkaracaktır" diyorlar. Oysa izzet Allah'ın, O'nun rasûlünün ve müminlerindir. Ancak münafıklar bilmezler.
-Medine'ye dönersek, güçlü olan, zayıf olanı oradan çıkaracaktır, diyorlar. Oysa güç Allah'a, Resulü'ne ve müminlere aittir. Fakat münafıklar bilmezler.
Şöyle derler: "Eğer Medine'ye dönersek, yemin olsun ki, itibarlı ve baskın olan, ezik ve zayıf olanı oradan çıkaracaktır!" Güç ve itibar Allah'a, onun resulüne ve iman sahiplerine özgüdür. Ama münafıklar bunu bilmezler.
They say: "If we should return to Madina, the one with nobility in his nature and nobility is native to him, shall displace and oust the base who is nobody".
They say, ‘Once we return to Medina the powerful will drive out the weak,’ but power belongs to God, to His Messenger, and to the believers, though the hypocrites do not know this.
They say, "If we return to Medina, surely the more honourable (element) will expel therefrom the meaner." But honour belongs to Allah and His Messenger, and to the Believers; but the Hypocrites know not.
They say: "When we return to Madinah, the honourable ones will drive out from it those that are abject." dipnot 1 In truth, all honour belongs to Allah, and to His Messenger, and to the believers. dipnot 2 But the hypocrites do not know.
They say, ‘If we return to Madina, the mightier will drive out the inferior. ’ But all might belongs to Allah and to His Messenger and the muminun. But the hypocrites do not know this.
They (hyprocrites) say: "If we return to Al-Madinah, indeed the more honourable (‘Abdullâh bin Ubai bin Salûl, the chief of hyprocrites at Al-Madinah) will expel therefrom the meaner (i.e. Allâh’s Messenger صلى الله عليه وسلم)." But honour, power and glory belong to Allâh, and to His Messenger (Muhammad صلى الله عليه وسلم), and to the believers, but the hypocrites know not.
They say, ‘When we return to the city, the mighty will surely expel the abased from it. ’ Yet all might belongs to Allah and His Apostle, and the faithful, but the hypocrites do not know.
They say, `If we return to Madînah, the most honourable and mightier will drive out the most mean from there. ' But (true) power and honour belongs to Allâh and His Messenger and to the believers. Yet the hypocrites do not know (it).
They say, 'If we return to the City, the mightier ones of it will expel the more abased'; yet glory belongs unto God, and unto His Messenger and the believers, but the hypocrites do not know it.
The (among them Ibn Ubayy) say : "As soon as we return back to Medina, the “honorable" ones should evict the “weak” ones from the city. They do not realize that all honor belongs to God, his messenger and the believers.
They say, 'If we return to el Medinah, the mightier will surely drive out the meaner therefrom;' but to God belongs the might, and to His Apostle and to the believers; but the hypocrites do not know!
They say, "When we go back to the city, the noble therein will evict the lowly." But all nobility belongs to God and His messenger, and those who acknowledge. However, the hypocrites do not know.
They say, verily, if we return to Medina, the worthier shall expel thence the meaner. Whereas superior worth belongeth unto God, and his apostle, and the true believers: But the hypocrites know it not.
They say, "If we return to Medina, the mighty will surely drive out the weaker there from; but Might belongs to Allah, and to His Messenger and to the believers, but the hypocrites know not.
They say, "Indeed in case we return to Al-Madînah, indeed the mightier ones will definitely drive the humbler ones out of it. " And might belongs to Allah, and to His Messenger, and to the believers, but the hypocrites do not know.
They say: Surely, if we return to Al-Madinah the mightier will soon drive out the weaker; when might belongeth to Allah and to His messenger and to the believers; but the hypocrites know not.
They say: "If we now go back to Madina, the stronger will turn the weaker out. " But power belongs to God, His Apostle and the faithful, though the hypocrites do not know.
[And] they say, "Indeed, when we return to the City [we,] the ones most worthy of honour will surely drive out therefrom those most contemptible ones!" However, all honour belongs to God, and [thus] to His Apostle and those who believe [in God]: but of this the hypocrites are not aware.
They say, "If we return to Medina, the honourable will definitely expel the inferior." But all honour and power belongs to Allah, His Messenger, and the believers, yet the hypocrites do not know.
They Say: "When we go back to the city, the noble therein will evict the lowly. " But all nobility belongs to God and His messenger, and the believers. However, the hypocrites do not know.
They say, "If we go back to the city, the powerful therein will evict the weak (and we will be victimized)." (They should know that) all dignity belongs to GOD and His messenger, and the believers. However, the hypocrites do not know.
They say, "If we return to al-Madinah, the more honored [for power] will surely expel therefrom the more humble. " And to Allah belongs [all] honor, and to His Messenger, and to the believers, but the hypocrites do not know.
They say: “If we return to the city, the more honoured will drive therefrom the meaner.” But to God belong power and glory, and to His messenger, and to the believers; but the waverers know not.
And they say (upon returning from Banu Mustaliq in 5 A. H.), "Indeed, when we return to
They say: "If we return to Medinah, surely, the more honorable (element) will expel from there the weaker. " But honor belongs to Allah and to His Messenger, and to the believers; But the hypocrites do not know.
They say, "If we return to Madīnah, the more honorable ones will drive out the meaner ones from there." And to Allah belongs the honour, and to His Messenger, and to the believers, but the hypocrites do not know.
They say: "When we go back to the city, the noble therein will evict the lowly." But all nobility belongs to God and His messenger, and the believers. However, the hypocrites do not know.