Nahl suresi

Nahl suresi, 92. ayet

Nahl suresi, 92. ayet. وَلَا تَكُونُوا۟ كَٱلَّتِى نَقَضَتْ غَزْلَهَا مِنۢ بَعْدِ قُوَّةٍ أَنكَٰثًا تَتَّخِذُونَ أَيْمَٰنَكُمْ دَخَلًۢا بَيْنَكُمْ أَن تَكُونَ أُمَّةٌ هِىَ أَرْبَىٰ مِنْ أُمَّةٍ إِنَّمَا يَبْلُوكُمُ ٱللَّهُ بِهِۦ وَلَيُبَيِّنَنَّ لَكُمْ يَوْمَ ٱلْقِيَٰمَةِ مَا كُنتُمْ فِيهِ تَخْتَلِفُونَ

velâ tekûnû kelletî neḳaḍat gazlehâ mim ba`di ḳuvvetin enkâŝâ. tetteḫiẕûne eymâneküm deḫalem beyneküm en tekûne ümmetün hiye erbâ min ümmeh. innemâ yeblûkümü-llâhü bih. veleyübeyyinenne leküm yevme-lḳiyâmeti mâ küntüm fîhi taḫtelifûn.

Diyanet İşleri

Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nahl 89–95 · surenin 92. ayeti / 128

Konu Adalet, ihsan, akrabaya vermek ve ahde vefa Nahl 90–97 3

  1. Nahl 89

    (Ey Muhammed!) Her ümmetin kendi içinden üzerlerine bir şahit göndereceğimiz, seni de onların üzerine bir şahit olarak getireceğimiz günü düşün. Sana bu kitabı; her şey için bir açıklama, doğru yolu gösteren bir rehber, bir rahmet ve müslümanlar için bir müjde olarak indirdik.

  2. Nahl 90

    Şüphesiz Allah, adaleti, iyilik yapmayı, yakınlara yardım etmeyi emreder; hayasızlığı, fenalık ve azgınlığı da yasaklar. O, düşünüp tutasınız diye size öğüt veriyor.

  3. Nahl 91

    Antlaşma yaptığınız zaman, Allah'a karşı verdiğiniz sözü yerine getirin. Allah'ı kendinize kefil kılarak pekiştirdikten sonra yeminlerinizi bozmayın. Şüphesiz Allah, yaptıklarınızı bilir.

  4. 92

    Bir topluluk diğer bir topluluktan daha (güçlü ve) çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat sebebi yaparak, ipliğini iyice eğirip büktükten sonra (tekrar) çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.

  5. Nahl 93

    Allah dileseydi, sizi tek bir ümmet yapardı. Fakat O, dilediğini saptırır, dilediğini de doğru yola iletir. Yapmakta olduğunuz şeylerden mutlaka sorguya çekileceksiniz.

  6. Nahl 94

    Yeminlerinizi aranızda hile ve fesat sebebi yapmayın. Sonra sağlamca bastıktan sonra ayak(larınız) kayar da Allah yolundan sapmanız sebebiyle kötü azabı tadarsınız. (Ahirette de) sizin için büyük bir azap vardır.

  7. Nahl 95

    Allah'a verdiğiniz sözü az bir karşılığa değişmeyin. Eğer bilirseniz, şüphesiz Allah katında olan sizin için daha hayırlıdır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

92. Ahidlerinizi bozma hususunda “ipliğini sağlamca eğirdikten sonra” eğirdiği bu iplik muhkem bir şekilde örüldükten ve istenen noktaya getldikten sonra onu “bozup dağıtan kadın gibi olmayın.” Böylelikle ahitleri bozmanız, verdiğiniz söz ve vaatlerde durmamanızla, çok kötü ve çirkin olan böyle bir örneğe benzemeyin. Çünkü bu örnekteki kadın, ipliğini sağlamca eğirip bu uğurda yorulduktan sonra yaptığını çözüp bozar ve bu işinden zarar, yorgunluk, akılsızlık ve kıt görüşlülükten başka hiçbir şey ele geçiremez. İşte verdiği sözleri yerine getirmeyip, ahidlerinde durmayan kimseler de dini ve mertliği eksik, zalim, cahil ve akılsız bir kimse demektir.

“Bir grup diğer bir gruptan daha çoktur diye yeminlerinizi aranızda bir hile ve fesat aracı edinip…” Yani sizin böyle bir tutum takınmamanız gerekir. Önce sağlamlaştırılmış ahitlerde bulunup sonra da onları bozmak için fırsat beklemeyin. Şöyle ki eğer ahitte bulunan kişi zayıf ve karşı tarafa güç yetiremeyen bir kimse ise ahdini eksiksiz yerine getirir. Ama bunu akit ve yemini ta’zim ettiği için değil de acizliğinden dolayı yapar. Şâyet güçlü olup da dünyevi menfaatinin o ahdini bozmasını gerektirdiğini görürse, Allah adına verdiği ahit ve yemine aldırmadan onu bozar. Bu şekildeki davranışlar, nefislerin hevaları doğrultusunda hareket etmek ve bu hevaları Allah’ın yapmanızı istediklerinin, mertliğin ve güzel ahlâkın önüne geçirmekt demektir. Böyle bir şey genelde bir topluluğun sayıca diğerinden daha çok ve daha güçlü olması dolayısıyla yapılır.

“Allah, bu şekilde sizi ancak imtihan eder.” Yüce Allah kimin doğru ve ahdine bağlı olduğunu, kimin de sözünde durmayan ve bedbaht bir kimse olduğunu ortaya çıkartmak için kulları kendileri ile sınadığı çeşitli imtihan sebeplerini ortaya koyar. “Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyleri O, kıyamet gününde elbette size açıklayacaktır.” Ve herkese amelinin karşılığını vereceği gibi ahdinde durmayanı da cezalandıracaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

İpini çok sağlam eğirmiş sonra da onu bozmuş ve eğirmekten önceki çözülmüş haline geri çevirmiş yününü veya pamuğunu eğirmekten yorulmuş ahmak bir kadın gibi verdiğiniz sözleri bozarak hafif akıllı sefih kimseler olmayın. Bu kadın onu eğirirken de, söküp bozarken de yorulmuş, sonuçta da istediği şeyi elde edememiştir. Topluluğunuzun, düşmanınız olan topluluktan sayıca daha kalabalık ve daha kuvvetli olması için yeminlerinizi birbirinizi aldattığınız tuzak olarak kullanmayın. Şüphesiz Yüce Allah sizleri, verdiğiniz sözlere vefa göstermenizle imtihan eder. Verdiğiniz sözleri yerine mi getiriyorsunuz, yoksa onları bozuyor musunuz? Elbette Allah, kıyamet günü sizlere, dünyada ayrılığa düştüğünüz konuları açıklayacak ve kimin haklı, kimin haksız olduğunu, kimin doğru, kimin de yalan söylediğini beyan edecektir.

Kelimeler

32 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَا ve la ve asla
  2. تَكُونُوا۟ tekunu olmayın kök: كون
  3. كَٱلَّتِى kalleti gibi
  4. نَقَضَتْ nekadet çözen kadın kök: نقض
  5. غَزْلَهَا gazleha ipliğini kök: غزل
  6. مِنۢ min
  7. بَعْدِ bea'di sonra kök: بعد
  8. قُوَّةٍ kuvvetin kuvvetli kök: قوي
  9. أَنكَـٰثًۭا enkasen büktükten kök: نكث
  10. تَتَّخِذُونَ tettehizune bir vasıta yaparak kök: اخذ
  11. أَيْمَـٰنَكُمْ eymanekum yeminlerinizi kök: يمن
  12. دَخَلًۢا dehalen bozucu kök: دخل
  13. بَيْنَكُمْ beynekum aranızda kök: بين
  14. أَن en
  15. تَكُونَ tekune olduğu için kök: كون
  16. أُمَّةٌ ummetun bir topluluk kök: امم
  17. هِىَ hiye
  18. أَرْبَىٰ erba daha çok kök: ربو
  19. مِنْ min
  20. أُمَّةٍ ۚ ummetin diğer bir topluluktan kök: امم
  21. إِنَّمَا innema çünkü
  22. يَبْلُوكُمُ yeblukumu sizi dener kök: بلو
  23. ٱللَّهُ llahu Allah kök: اله
  24. بِهِۦ ۚ bihi bununla
  25. وَلَيُبَيِّنَنَّ veleyubeyyinenne ve açıklayacaktır kök: بين
  26. لَكُمْ lekum size
  27. يَوْمَ yevme günü kök: يوم
  28. ٱلْقِيَـٰمَةِ l-kiyameti kıyamet kök: قوم
  29. مَا ma şeyleri
  30. كُنتُمْ kuntum olduğunuz kök: كون
  31. فِيهِ fihi hakkında
  32. تَخْتَلِفُونَ tehtelifune ayrılığa düştüğünüz kök: خلف

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş)

    (Ey Muhammed!) Sana da o Kitab'ı (Kur'an'ı) hak, önündeki kitapları doğrulayıcı, onları gözetici olarak indirdik. Artık, Allah'ın indirdiği ile…

  • Aynı kök: نكث (7 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş)

    Eğer antlaşmalarından sonra yeminlerini bozup dininize dil uzatırlarsa, küfrün elebaşlarıyla savaşın. Çünkü onlar yeminlerine riayet etmeyen…

  • Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Bir zaman Rabbi İbrahim'i birtakım emirlerle sınamış, İbrahim onların hepsini yerine getirmiş de Rabbi şöyle buyurmuştu: "Ben seni insanlara önder…

  • Aynı kök: بلو (38 geçiş) · Aynı kök: امم (118 geçiş) · Ortak kavram: İmtihan

    Biz onları yeryüzünde parça parça topluluklara ayırdık. Onlardan iyi kimseler vardır. İçlerinden öyle olmayanları da vardı. Belki dönüş yaparlar diye…

  • Aynı kök: نكث (7 geçiş) · Aynı kök: يمن (71 geçiş)

    Yeminlerini bozan, peygamberi yurdundan çıkarmaya kalkışan ve üstelik size tecavüzü ilk defa kendileri başlatan bir kavimle savaşmaz mısınız? Yoksa…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    Musa, kavmine kızgın ve üzgün olarak döndüğünde, "Benden sonra arkamdan ne kötü işler yaptınız! Rabbinizin emrini beklemeyip acele mi ettiniz?" dedi.…

  • Aynı kök: امم (118 geçiş) · Aynı kök: خلف (127 geçiş) · Ortak kavram: Ümmet

    İnsanlar (başlangıçta tevhit inancına bağlı) tek bir ümmet idiler; sonra ayrılığa düştüler. Eğer (azabın ertelenmesiyle ilgili olarak ezelde)…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

71 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Bir toplum diğer bir toplumdan daha kabarık (çok, güçlü) olduğu için, yeminlerinizi aranızda bir bozgunculuk aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kişiler) gibi olmayın! Allah bununla (bu eyleminizle) sizi imtihan etmektedir. Hakkında anlaşmazlığa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.

Mustafa İslamoğlu

Ve asla bir topluluk (diğerinden) daha karlı gerekçesiyle, yeminlerinizi kendi aranızda bir kandırmacaya dönüştürerek, ipliğini iyice eğirdikten sonra onu tersine çevirip çözen kadının durumuna düşmeyin! Şüphesiz Allah sizi bununla sınamaktadır; ve elbette Kıyamet Günü üzerinde sürekli tartışıp farklı sonuçlara ulaştığınız şeyleri açık seçik önünüze serecektir.

Muhammed Esed

Ve sakın yeminlerinizi, sırf içinizden bir grubun diğerinden daha güçlü olmasına dayanarak aranızda bir aldatma aracı olarak ele alıp da ipliğini iyice büküp berkittikten sonra onu çözüp koparan kadın gibi olmayın. Allah bütün bunlarla sizi sadece sınavdan geçiriyor ki, üzerinde çekişip durduğunuz her şeyi Kıyamet Günü'nde bütün açıklığıyla karşınıza koysun.

Ahmed Hulusi

İpliğini kuvvetle büktükten sonra söküp çözen (kadın) gibi olmayın. . . Bir toplum diğerinden daha kalabalık diye, yeminlerinizi aldatma vasıtası ediniyorsunuz. . . Allah o yeminlerinizle sizi yalnızca imtihan eder (ki ne olduğunuz ortaya çıksın da, yarın itiraz edemeyesiniz). . . Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyi kıyamet sürecinde size açıklayacaktır.

Ali Bulaç

Bir ümmet diğer bir ümmetten (sayıca ve malca) daha gelişkindir diye, yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup çözen (kadın) gibi olmayın. Şüphesiz Allah, sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır.

Ali Özek ve heyeti

Bir toplum diğer bir toplumdan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için yeminlerinizi, aranızda bir fesat aracı edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra, çözüp bozan (kadın) gibi olmayın. Allah, bununla sizi imtihan etmektedir. Hakkında ihtilafa düşmekte olduğunuz şeyi kıyamet gününde mutlaka size açıklayacaktır.

Ali Rıza Safa

Bir toplum, diğer toplumdan daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda aldatma aracı yaparak, ipliğini iyice eğirdikten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Aslında, Allah, bununla sizi sınıyor. Yeniden Yaratılış Günü'nde ise hakkında uyuşmazlığa düştüğünüz şeyleri kesinlikle açıklayacaktır.

Bayraktar Bayraklı

Bir milletin diğer bir milletten daha çok olmasından dolayı, ipliğini iyice eğirip katladıktan sonra örgüsünü bozan kadın gibi, aranızdaki yeminlerinize hile sokarak bozmayınız! Şüphesiz, Allah onunla sizi deniyor ve aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz şeyi kıyamet günü elbette size açıklayacaktır.

Edip Yüksel

İpliğini sağlamca eğirdikten sonra çözen kadın gibi olmayın. Bir topluluğun diğer bir topluluktan güçlü olmasından yararlanarak yeminlerinizi aranızda kötüye kullanmayın. ALLAH sizi böylece dener. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları diriliş günü size açıklayacak.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

İpliğini sağlamca eğirdikten sonra çözen kadın gibi olmayın. Bir topluluğun diğer bir topluluktan güçlü olmasından yararlanarak yeminlerinizi aranızda kötüye kullanmayın. ALLAH sizi böylece dener. Anlaşmazlığa düştüğünüz konuları diriliş günü size açıklayacak.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ve bir ümmet diğer ümmetten daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda bir hile aracı edinerek, o ipliğini kat kat kuvvetlice büktükten sonra sökmeye çalışan karı gibi olmayın! Herhalde Allah, sizi onunla imtihan eder ve O, kesinlikle hakkında ihtilaf etmekte olduğunuz şeyleri, kıyamet günü size açıklayacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ve bir ümmet diğer bir ümmetten daha nemalı olduğu için yeminlerinizi aranızda bir hud'a ittihaz ederek o, ipliğini kat kat kuvvetle büktükten sonra sökmeye çalışan karı gibi olmayın, her halde Allah sizi onunla imtihan eder ve elbette o ıhtilaf etmekte olduğunuz şeyleri Kıyamet günü size muhakkak beyan edecektir

Erhan Aktaş

İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha ribalı dipnot 1 olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla dipnot 2 sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sayı ve varlıkça daha güçlü, daha fazla.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yeminlerinizle.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha ribalı dipnot 1 olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla dipnot 2 sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Sayı ve varlıkça daha güçlü, daha fazla.
  2. metne dön, dipnot 2
    Yeminlerinizle.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

İçinizden bir topluluğun başka bir topluluktan daha güçlü olmasından etkilenerek, yeminlerinizi aldatma amacıyla; ipliğini sağlamca eğirdikten sonra, onu geri çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah, sizi bununla dipnot 1 sınıyor. Hakkında anlaşmazlığa düştüğünüz şeyler, kıyamet günü size açıklanacaktır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Yeminlerinizle.

Gültekin Onan

Bir ümmet diğer bir ümmetten [sayıca ve malca] daha gelişkindir diye yeminlerinizi kendi aranızda bir bozuculuk unsuru yaparak, ipini kuvvetle eğirdikten sonra bozup çözen (kadın) gibi olmayın. Şüphesiz, Tanrı sizi bununla imtihan etmektedir. Kıyamet günü hakkında ihtilafa düştüğünüz şeyi size muhakkak açıklayacaktır.

Hasan Basri Çantay

İpliğini sağlamca bükdükden sonra söküb bozan (kadın) gibi olmayın. "Bir ümmet diğer bir ümmetden (malca ve sayıca) daha çokdur" diye yeminlerinizi aranızda bir hıyle ve fesad (mevzuu) edinir misiniz? Her halde Allah sizi bununla imtihan eder. Hakkında ihtilafa düşmekde olduğunuz şey'i ise O, kıyamet gününde elbette size açıklayacakdır.

İbni Kesir

İpliğini iyice eğirip katladıktan sonra, söküp bozan kadın gibi olmayın. Bir ümmetin diğerinden daha çok olmasından ötürü yeminlerinizi aranızda aldatma vasıtası yapıyorsunuz. Allah, onunla sizi imtihan eder. Kıyamet günü ihtilaf ettiğiniz şeyleri elbette size beyan edecektir.

Mehmet Alagaş

(90-97) Allah denkleştirmeyi / adaleti, güzel davranmayı, yakınlığı olana vermeyi emreder, iğrençliği / fuhşiyatı, tanımamayı / inkârı, azgınlığı yasak eder / nehyedir, size belki hatırlarsınız diye öğüt veriyor. Ahitleştiğiniz de Allah’ın ahdine vefalı davranın. (Allah’a da bir sözünüz olduğunu unutmayın). İyice sağlamlaştırdığınız yeminlerinizi bozmayın , Allah’ı üzerinize kefil tayin etmiştiniz , (Kefil olarak Allah’ı göstermiştiniz) Allah yaptıklarınızı kesinlikle bilir , tıpkı ipi bükerek kuvvetlendirdikten sonra çözerek gevşeten gibi olmayın, bir topluluğun diğer topluluğa karşı fazlalaşması için aralarına girmekte / onlara katılmakta yeminlerinizi kullanmayın. (Valla ben sizdenim, sizin gibi düşünüyorum) Allah bunla sizi imtihan eder. Allah size karşıtlaştığınız / ihtilaf ettiğiniz konularda kıyamet günü açıklamalarda bulunacaktır. (Belki bilgisizce yemin ederek girdiğin taraf yanlış taraf mahcup olmayasın) Allah isteseydi sizi tek bir topluluk /ümmet yapardı. Fakat istediği kişiyi saptırır istediği kişiyi de yo la iletir / yola sokar. Yaptığınız şeylerden sorulacaksınız. Yeminlerinizi birbirinize katılmak konusunda kullanmayın sağlam basan ayak sonrasında kayar da Allah’ın yolundan uzaklaşmanız sebebiyle kötüyü tadarsınız ve size büyük bir azap / azametli bir azap var olur. Allah’a verdiğiniz sözü / ahdi az bir pahaya satmayın. Eğer biliyor olsaydınız ki Allah’ın yanında olan sizin için daha hayırlıdır, sizin yanınızdakiler tükenir / bitimlidir, Allah’ın yanındakiler kalıcıdır / bakidir, sabredenleri yaptıklarından dolayı güzel bir ücretle / ödülle karşılıklandıracağız. Erkekten yahut kadından kim ıslah edici amel işlerse işte o iman edendir , Ona hoş bir hayat yaşatırız, yapıyor olduklarının daha güzeli bir ücret ile /ecir ile onları karşılıklandırırız.

Rowwad Tercüme Merkezi

Bir topluluğun diğer bir topluluktan daha çok olmasından dolayı yeminlerinizi hile aracı yaparak ipliğini sağlamca büktükten sonra söküp bozan kadın gibi olmayın. Allah, bununla sizi ancak imtihan eder. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size elbette açıklayacaktır.

Süleyman Ateş

Bir topluluk, diğer bir topluluktan (sayıca ve malca) daha çok olduğu için, yeminlerinizi aranızda bozucu bir vasıta yaparak, ipliğini kuvvetli büktükten sonra çözen kadın gibi olmayın! Çünkü Allah, sizi bununla dener. Hakkında ayrılığa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size açıklayacaktır.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Bir toplum (ümmet), başka toplumdan üstün diye, yeminlerinizi bozulabilir sayıp ipliğini sağlam eğirdikten sonra çözüp bozan kadın gibi olmayın. Allah bu şekilde sizi sınar. (Mezardan) kalkış günü, aranızda anlaşmazlığa düştüğünüz konuları size elbette bildirecektir.

Şaban Britch

Bir toplumun, diğer bir toplumdan daha çok olması sebebiyle, yeminlerinizi aranızda (bozarak)bir hîle edinerek ipliğini sağlamca büktükten sonra çözüp bozan (kadın) gibi olmayın. Ancak, Allah sizi onunla (yemine vefa ile) imtihan ediyor, kıyamet günü hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyi açıklayacaktır.

Şaban Piriş

İpliğini iyice eğirip sağlamlaştırdıktan sonra bozan kadın gibi olmayın. Bir toplum, diğer bir toplumdan daha çok diye yeminlerinizi bozuyorsunuz. Ancak, Allah sizi onunla imtihan ediyor, kıyamet günü hakkında ihtilaf ettiğiniz şeyi açıklayacaktır.

Yaşar Nuri Öztürk

Yeminleri bozmada, ipliğini kuvvetle büktükten sonra bozup parçalayan karı gibi olmayın. Bir topluluk ötekinden daha zengin ve kalabalık çıktığı için yeminlerinizi aranızda bir hile aracı yapıyorsunuz. Allah sizi bununla imtihan ediyor; ihtilafa düştüğünüz şeyleri kıyamet günü size açık bir biçimde elbette gösterecektir.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

Do not be like the unstable workwoman who unravels and breaks the strands of her woven fabric after she has manufactured it in a loom by crossing the warp and the weft and interlaced them very strongly. What a tangled web you weave when first you practice to deceive. You use your oaths among yourselves with the guilt of deception residing in the intention; you break and dishonour your vows with the weak when you find them more advantageous with the strong. This is unexcusable nor is it in conformity with Islamic principles. Allah tests your prudence and in Day of Judgment shall He clear up matters with which you were at variance

Abdul Haleem

Do not use your oaths to deceive each other- like a woman who unravels the thread she has firmly spun- just because one party may be more numerous than another. God tests you with this, and on the Day of the Resurrection He will make clear to you those things you differed about.

Abdullah Yusuf Ali

And be not like a woman who breaks into untwisted strands the yarn which she has spun, after it has become strong. Nor take your oaths to practise deception between yourselves, lest one party should be more numerous than another: for Allah will test you by this; and on the Day of Judgment He will certainly make clear to you (the truth of) that wherein ye disagree.

Abul A'la Maududi

And do not become like the woman who, after having painstakingly spun her yarn, caused it to disintegrate into pieces. dipnot 1 You resort to oaths as instruments of mutual deceit so that one people might take greater advantage than another although Allah puts you to the test through this. dipnot 2 Surely on the Day of Resurrection dipnot 3 He will make clear the Truth concerning the matters over which you differed.

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    In this verse, Allah has enjoined three kinds of covenants which have been mentioned in the order of their importance. The first of these covenants is the one between man and his Allah which is the most important of all. The second in importance is the covenant between one man or one group of men and another man or another group of men, which is taken with Allah as a witness or in which the name of God has been used. The third covenant is that which has been made without using Allah’s name. Though this is third in importance, its fulfillment is as important as that of the first two and the violation of any of these has been prohibited.
  2. metne dön, dipnot 2
    In this connection it should be noted that Allah has rebuked the people for the worst form of violation of treaties which has been creating the greatest disorder in the world. It is a pity that even big people consider it to be a virtue to violate treaties in order to gain advantages for their people in political, economic and religious conflicts. At one time the leader of one nation enters into a treaty with another nation for the interest of his own people but at another time the same leader publicly breaks the very same treaty for the interest of his people, or secretly violates it. It is an irony that such violations are made even by those people who are honest in their private lives. Moreover, it is regrettable that their own people do not protest against them; nay, they eulogize them for such shameful feats of diplomacy. Therefore, Allah warns that every such treaty is a test of the character of those who enter into it, and of their nations. They might gain some apparent advantage for their people in this way, but they will not escape their consequences on the Day of Judgment.
  3. metne dön, dipnot 3
    This is to warn that decision about differences and disputes that lead to conflict will be made on the Day of Judgment. Therefore, these should not be made an excuse to break agreements and treaties. Even if one is wholly in the right and the opponent is wholly in the wrong. It is not right for the former to break treaties or make false propaganda or employ other deceitful methods to defeat the other. If one does so, it will go against him on that Day because righteousness demands that one should not only be right in his theories and aims but should also use right methods and employ right means. This warning has especially been given to those religious groups and sects who always suffer from this misunderstanding that they have a right to defeat their opponents because they are on the side of God and their opponents are rebels against Allah. Therefore, there is no obligation on them to stick to their treaties with their opponents. This was what the Arab Jews practiced, declaring: There is no moral obligation on us in regard to the pagan Arabs, and we are rightly entitled to practice dishonesty and deceit that might be of advantage to us and harmful to the disbelievers.

Aisha Bewley

Do not be like a woman who spoils the thread she has spun by unravelling it after it is strong, by making your oaths a means of deceiving one another, merely because one community is bigger than another. Allah is only testing you by this. He will make clear to you on the Day of Rising the things about which you differed.

Al-Hilali & Khan

And be not like her who undoes the thread which she has spun, after it has become strong, by taking your oaths as a means of deception among yourselves, lest a nation should be more numerous than another nation. Allâh only tests you by this [i.e who obeys Allâh and fulfils Allâh’s Covenant and who disobeys Allâh and breaks Allâh’s Covenant]. And on the Day of Resurrection, He will certainly make clear to you that wherein you used to differ [i.e. a believer confesses and believes in the Oneness of Allâh and in the Prophethood of Prophet Muhammad صلى الله عليه و سلم which the disbeliever denies and that is their difference amongst them in the life of this world][1].

Ali Quli Qarai

Do not be like her who would undo her yarn, breaking it up after [spinning it to] strength, by making your oaths a means of [mutual] deceit among yourselves, so that one community may become more affluent than another community. Allah only tests you thereby, and He will surely clarify for you on the Day of Resurrection what you used to differ about.

Amatul Rahman Omar

And be not like the woman who breaks her yarn after spinning it strong with hard labour into thread. You use your oaths to deceive one another (for fear) lest one nation should become more powerful than the other nation. Surely, Allâh tries you thereby and on the Day of Resurrection will make clear to you all the things about which you had been differing (from one another).

Arthur John Arberry

And be not as a woman who breaks her thread, after it is firmly spun, into fibres, by taking your oaths as mere mutual deceit, one nation being more numerous than another nation. God only tries you thereby; and certainly He will make clear to you upon the Day of Resurrection that whereon you were at variance.

Bijan Moeinian

Do not behave like that (foolish) person who, after having worked so hard to knit something, pulls the thread and breaks it into pieces! Remember this example when you want to break your promises (even the ones which are not made by taking God as a witness for its fulfillment) no matter how powerful you (or your group) are. This is one way that God puts you to the test. Remember, on the Day of Resurrection, He will play back for you whatever you were disputing among yourselves.

E. Henry Palmer

And be not like her who unravels her yarn, fraying it out after she hath spun it close, by taking your oaths for mutual intrigue, because one nation is more numerous than another; God only tries you therewith, but He will make manifest to you on the resurrection day that whereon ye did dispute.

Edip-Layth

Do not be like the one who unraveled her knitting after it had become strong, by breaking your oaths as a means of deception between you, because a nation is more numerous than another nation. God only puts you to the test by it. He will show you on the day of Resurrection what you were disputing in.

George Sale

And be not like unto her who undoeth that which she hath spun, untwisting it after she hath twisted it strongly; taking your oaths between you deceitfully, because one party is more numerous than another party. Verily God only tempteth you therein; and He will make that manifest unto you, on the day of resurrection, concerning which ye now disagree.

Hamid S. Aziz

And be not like her who unravels her yarn, fraying it out after she hath spun it close, by taking your oaths for mutual intrigue, because one nation is more numerous than another; Allah only tries you therewith, but He will make manifest to you on the Day of Judgment that whereon you disagree.

Mahmoud Ghali

And do not be as she who breaks her yarn, even after it is strongly spun, (Literally: powerfully spun) into strands, by taking to yourselves your oaths fraudulently among yourselves, one nation being more numerous than another nation. Surely, Allah only tries you thereby; and indeed He will definitely make evident to you upon the Day of the Resurrection that wherein you used to differ.

Marmaduke Pickthall

And be not like unto her who unravelleth the thread, after she hath made it strong, to thin filaments, making your oaths a deceit between you because of a nation being more numerous than (another) nation. Allah only trieth you thereby, and He verily will explain to you on the Day of Resurrection that wherein ye differed.

Mohamed Ahmed - Samira

And do not be like her who untwists her yarn having spun it into durable thread. Do not use your oaths deceitfully because one party has ascendency over you. God surely tries you in this way: He will make it clear to you on the Day of Resurrection what you were differing about.

Muhammad Asad

Hence, be not like her who breaks and completely untwists the yarn which she [herself] has spun and made strong-[be not like this by] using your oaths as a means of deceiving one another, simply because some of you may be more powerful than others. " By all this, God but puts you to a test-and [He does it] so that on Resurrection Day He might make clear unto you all that on which you were wont to differ.

Mustafa Khattab

Do not be like the woman who ˹foolishly˺ unravels her yarn after it is firmly spun, by taking your oaths as a means of deceiving one another in favour of a stronger group. Surely Allah tests you through this. And on the Day of Judgment He will certainly make your differences clear to you.

Progressive Muslims

And do not be like she who unravelled her knitting after it had become strong, by breaking your oaths as a means of deception between you. That a nation shall be more numerous than another nation, for God puts you to the test by it. And He will show you on the Day of Resurrection that which you were disputing in.

Rashad Khalifa

Do not be like the knitter who unravels her strong knitting into piles of flimsy yarn. This is your example if you abuse the oaths to take advantage of one another. Whether one group is larger than the other, GOD thus puts you to the test. He will surely show you on the Day of Resurrection everything you had disputed.

Sahih International

And do not be like she who untwisted her spun thread after it was strong [by] taking your oaths as [means of] deceit between you because one community is more plentiful [in number or wealth] than another community. Allah only tries you thereby. And He will surely make clear to you on the Day of Resurrection that over which you used to differ.

Sam Gerrans

And be not like her who breaks her thread after it was strong into fibres, taking your oaths as a deception between you because one community is more numerous than another community. God but tries you thereby; and He will make plain to you on the Day of Resurrection that wherein you differed.

Shabbir Ahmed

And be not like the knitting woman who spins yarn with tremendous hard work, and then breaks it apart. She wastes with her own hands a whole day's labor at the spinning wheel. (Breaking solemn pledges could nullify your good deeds). This is an example for you, if you abuse your promises to take advantage of others. People usually do that to advance from others wrongfully, or help their own groups (57:20). Allah has devised this as a test of your character. (Human beings are the only creatures who can make a pledge. Breaking promises violates human rights and hurts your own "Self"). On The Day of Resurrection you will appear before your Lord with the imprints of your doings on your "Self". He will then make you understand the dispute between your word and your action and between your reason and emotions.

Syed Vickar Ahamed

And do not be like a woman who breaks to untwisted fibers, the thread which she has spun, after it has become strong. And do not make promises to (hide the) acts of dishonesty (and deception) between yourselves, especially when there be more (people) in one party than in the other: Allah will test you by this; And on the Day of Judgment (Resurrection), He will surely make clear to you (the truth about) what you disagree.

Taqi Usmani

Do not be like the woman who had broken her yarn into pieces after spinning it firmly, by taking your oaths as means of mischief between yourselves, merely because a group gets greater benefit than the other. In fact, Allah puts you to a test thereby and, of course, on the Day of Resurrection He will explain to you all those matters in which you disagreed.

The Monotheist Group

And do not be like she who unraveled her knitting after it had become strong, by breaking your oaths as a means of deception between you. That a nation shall be more numerous than another nation, for God puts you to the test by it. And He will show you on the Day of Resurrection that which you were disputing in.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 92. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 92. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nahl suresi, 92. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩