Diyanet İşleri
Ayetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.
Nebe suresi
Nebe suresi, 28. ayet. وَكَذَّبُوا۟ بِـَٔايَٰتِنَا كِذَّابًا
vekeẕẕebû biâyâtinâ kiẕẕâbâ.
Ayetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Azgınlar için cehennem Nebe 21–30 3
(25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.
Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.
Ayetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.
Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) tamamiyle sayıp tespit ettik.
Kafirlere şöyle denilir: "Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız."
(31-34) Şüphesiz Allah'a karşı gelmekten sakınanlara bir kurtuluş, bahçeler, üzümler, kendileriyle bir yaşta, göğüsleri çıkmış genç kızlar ve dolu dolu kadehler vardır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 26–30. ayetler için yazılmıştır.
26. Bu korkunç cezaları hak etmelerine gelince bu, ancak amellerine “uygun bir karşılık olmak üzere” onlara verilecektir. Kendilerini buralara kadar getiren ameller işledikleri için bu cezaya çarptırılacaklar. Allah onlara zulmetmeyecektir, aksine kendi nefislerine kendileri zalimlik etmişlerdir.
Bundan dolayı Yüce Allah, böyle bir cezayı hak etmelerine sebep teşkil eden amellerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:
27. “Çünkü onlar hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.” Öldükten sonra dirilişe de Allah’ın insanların yaptıkları iyiliklere ve kötülüklere karşılık vereceğine de inanmıyorlardı. Ondan dolayı âhiret için amelde bulunmayı da terk ettiler.
28. “Âyetlerimizi de yalanladıkça yalanlıyorlardı.” Ayetlerimizi açık açık yalanladılar. Onlara apaçık âyetlerimiz geldiği halde onlara karşı inatla direndiler.
29. “Biz ise” az ya da çok hayır ya da şer “her şeyi tek tek yazıp kaydetmiştik.” Levh-i Mahfuz’da tespit etmişizdir. O bakımdan günahkârlar, bizim kendilerini işlemedikleri günahlar dolayısı ile cezalandıracağımızı sanmasınlar. Yaptıkları amellerden herhangi bir şeyin kaybolacağını yahut zerre ağırlığı kadarının dahi unutulacağını da zannetmesinler.
Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Kitap (amel defterleri) ortaya konmuş olacak. Günahkârları onun içindekilerden korkuya kapılmış göreceksin. “Vay halimize! Ne olmuş bu Kitaba? Küçük büyük hiçbir şey bırakmamış, hepsini sayıp dökmüş!” diyecekler. Onlar işlediklerini önlerinde hazır bulacaklardır. Rabbin kimseye zulmetmez.” (el-Kehf, 18/49)
30. “O halde” ey yalanlayıcılar! “tadın” bu can yakıcı azabı ve bu ebedi rüsvaylığı! “Artık yalnızca azabınızı artıracağız.” Her an, her zaman azapları artıp duracaktır.
Cehennem ehlinin azabının ne kadar çetin olacağına dair en ağır ayetlerden biri budur. Allah bizi ondan muhafaza buyursun.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Gönderdiğimiz elçiye inen ayetlerimizi yalanladıkça yalanladılar.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Ayetlerimizi de yalanladıkça yalanlamışlardı.
üstelik ayetlerimizi de açık bir dille yalanlamışlardı;
mesajlarımızı tek tek ve tümüyle yalanladıkları halde;
Varlıklarındaki işaretlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı!
Bizim ayetlerimizi yalanlayabildikleri kadar yalanlıyorlardı.
Bizim âyetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.
Ayetlerimizi alabildiğine yalanlıyorlardı.
- Yaptıklarına uygun bir karşılık olarak orada ne bir serinlik, ne de bir soğuk içecek bulacaklar. Ancak kaynar su ve irin içecekler. Çünkü onlar, hesap gününü hiç beklemiyorlardı. Ayetlerimizi şiddetle yalanlamışlardı.
Ve ayetlerimizi, mucizelerimizi yalanladılar.
Ve ayetlerimizi, mucizelerimizi yalanladılar.
Ayetlerimize yalan diye diye tam bir yalancı olmuşlardı.
Ayetlerimizi tekzib ede ede kesilmişlerdi kezzab
Ayetlerimizi yalanladıkça yalanladılar.
Ayetlerimizi yalanladıkça yalanladılar.
Ayetlerimizi yalanladıkça yalanladılar.
Bizim ayetlerimizi yalanlayabildikleri kadar yalanlıyorlardı.
bizim ayetlerimizi alabildiklerine yalan sayıyorlardı.
Ve ayetlerimizi yalan sayıp dururlardı.
(17-36) Şüphesiz ayrışım günü (Cevher bir tarafa Cüruf başka bir tarafa) randevusu belli bir gündür, O gün sura üfürülür ve fevç fevç / yığın yığın hızla gelirsiniz, gök kapıları açılır ve dağlar serap olur yürür. Taşkınlık yapanların barınağı cehennem ise gözetler durur. İçinde devirlerce / çağlarca herhangi bir serinlik yahut içecek tadamadan kalacaklardır, kaynar su ve irini ceza olarak içecekler. Onlara göre hesap için geri dönmeyeceklerdi , ayetlerimizi yalanladıkça yalanladılar, biz her şeyi sayarak kitaplaştırdık, şimdi tadın, sizin azaptan başka bir şeyinizi artık artırmayız , sakınanlar için uçsuz bucaksız bir başarı ödülü, sulak bahçeler ve üzüm bağları, yaşıt / akran kızlar, dolu dolu kadehler, gereksiz laf ve yalan işitmezler, Rabbinizden hesaba karşılık olarak bir hediye.
Ayetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.
Ayetlerimizi de tamamen yalanlamışlardı.
Ayetlerimiz karşısında yalana sarılıp dururlardı dipnot 1 .
ayetlerimiz karşısında hep yalan söylüyorlardı.
Ayetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.
Ayetlerimizi yalanladıkça yalanlamışlardı.
Ayetlerimizi pervasızca yalanlamışlardı.
and Our revelations and signs they charged with falsehood and insolently did they negate.
and they rejected Our messages as lies.
But they (impudently) treated Our Signs as false.
and roundly denied Our Signs as false. dipnot 1
and utterly denied Our Signs.
But they belied Our Ayât (proofs, evidence, verses, lessons, signs, revelations, and that which Our Prophet صلى الله عليه وسلم brought) completely.
and they denied Our signs mendaciously,
And they had belied Our Messages outright.
and they cried loud lies to Our signs;
And treated their Lord’s revelations as a lie and false statements.
but they ever said our signs were lies.
They denied Our signs greatly.
and they disbelieved our signs, accusing them of falsehood.
And called Our revelations a lie with strong denial.
And they cried lies to Our signs with constant cries (of lies).
They called Our revelations false with strong denial.
And rejected Our signs as lies.
having given the lie to Our messages one and all:
and totally rejected Our signs.
And they denied Our revelations greatly.
And utterly rejected our signs.
And denied Our verses with [emphatic] denial.
And they denied Our proofs completely,
And they called Our Messages false with an adamant denial.
But they (grimly) treated Our Signs as false.
and they rejected Our signs totally.
And they denied Our revelations greatly.