Nebe suresi

Nebe suresi, 27. ayet

Nebe suresi, 27. ayet. إِنَّهُمْ كَانُوا۟ لَا يَرْجُونَ حِسَابًا

innehüm kânû lâ yercûne ḥisâbâ.

Diyanet İşleri

Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nebe 24–30 · surenin 27. ayeti / 40

Konu Azgınlar için cehennem Nebe 21–30 3

  1. Nebe 24

    Orada ne bir serinlik ve ne de içecek bir şey tadacaklar!

  2. Nebe 25–26

    (25-26) Ancak, uygun bir ceza olarak kaynar su ve irin içecekler.

  3. 27

    Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

  4. Nebe 28

    Ayetlerimizi de alabildiğine yalanlamışlardı.

  5. Nebe 29

    Biz ise, her şeyi bir kitapta (Levh-i Mahfuz'da) tamamiyle sayıp tespit ettik.

  6. Nebe 30

    Kafirlere şöyle denilir: "Şimdi tadın. Artık bundan sonra yalnızca azabınızı artıracağız."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 26–30. ayetler için yazılmıştır.

26. Bu korkunç cezaları hak etmelerine gelince bu, ancak amellerine “uygun bir karşılık olmak üzere” onlara verilecektir. Kendilerini buralara kadar getiren ameller işledikleri için bu cezaya çarptırılacaklar. Allah onlara zulmetmeyecektir, aksine kendi nefislerine kendileri zalimlik etmişlerdir.

Bundan dolayı Yüce Allah, böyle bir cezayı hak etmelerine sebep teşkil eden amellerini söz konusu ederek şöyle buyurmaktadır:

27. “Çünkü onlar hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.” Öldükten sonra dirilişe de Allah’ın insanların yaptıkları iyiliklere ve kötülüklere karşılık vereceğine de inanmıyorlardı. Ondan dolayı âhiret için amelde bulunmayı da terk ettiler.

28. “Âyetlerimizi de yalanladıkça yalanlıyorlardı.” Ayetlerimizi açık açık yalanladılar. Onlara apaçık âyetlerimiz geldiği halde onlara karşı inatla direndiler.

29. “Biz ise” az ya da çok hayır ya da şer “her şeyi tek tek yazıp kaydetmiştik.” Levh-i Mahfuz’da tespit etmişizdir. O bakımdan günahkârlar, bizim kendilerini işlemedikleri günahlar dolayısı ile cezalandıracağımızı sanmasınlar. Yaptıkları amellerden herhangi bir şeyin kaybolacağını yahut zerre ağırlığı kadarının dahi unutulacağını da zannetmesinler.

Nitekim Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: “Kitap (amel defterleri) ortaya konmuş olacak. Günahkârları onun içindekilerden korkuya kapılmış göreceksin. “Vay halimize! Ne olmuş bu Kitaba? Küçük büyük hiçbir şey bırakmamış, hepsini sayıp dökmüş!” diyecekler. Onlar işlediklerini önlerinde hazır bulacaklardır. Rabbin kimseye zulmetmez.” (el-Kehf, 18/49)

30. “O halde” ey yalanlayıcılar! “tadın” bu can yakıcı azabı ve bu ebedi rüsvaylığı! “Artık yalnızca azabınızı artıracağız.” Her an, her zaman azapları artıp duracaktır.

Cehennem ehlinin azabının ne kadar çetin olacağına dair en ağır ayetlerden biri budur. Allah bizi ondan muhafaza buyursun.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Onlar dünyadayken, ahirette Allah’ın onları hesaba çekeceğinden korkmuyorlardı. Çünkü onlar yeniden dirilişe inanmıyorlardı. Eğer yeniden dirilişten korksalardı, elbette Allah’a iman eder ve salih ameller işlerlerdi.

Kelimeler

5 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِنَّهُمْ innehum çünkü onlar
  2. كَانُوا۟ kanu idiler kök: كون
  3. لَا la
  4. يَرْجُونَ yercune ummuyor(lar) kök: رجو
  5. حِسَابًۭا hisaben bir hesap kök: حسب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    İman edenler, hicret edenler, Allah yolunda cihad edenler; şüphesiz bunlar Allah'ın rahmetini umarlar. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    Düşman topluluğunu izlemekte gevşeklik göstermeyin. Eğer siz acı duyuyorsanız, kuşkusuz onlar da sizin acı duyduğunuz gibi acı duyuyorlar. Üstelik…

  • Aynı kök: رجو (28 geçiş) · Ortak kavram: Umut (Recâ)

    Onlar şöyle dediler: "Musa'yı ve kardeşini (bir süre) beklet (haklarında bir işlem yapma) ve şehirlere toplayıcılar yolla."

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    İşte onlara kazandıklarından bir nasip vardır. Allah, hesabı pek çabuk görendir.

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    Ona "Allah'tan kork" denildiği zaman, gururu onu daha da günaha sürükler. Artık böylesinin hakkından cehennem gelir. O ne kötü yataktır!

  • Aynı kök: حسب (109 geçiş) · Ortak kavram: Hesap

    İnkar edenlere dünya hayatı süslü gösterildi. Onlar iman edenlerle alay etmektedirler. Allah'a karşı gelmekten sakınanlar ise, kıyamet günü bunların…

  • Ortak kavram: Hesap

    Rüşdüne erişinceye kadar yetimin malına ancak en güzel şekilde yaklaşın. Ölçüyü ve tartıyı adaletle tam yapın. Biz herkesi ancak gücünün yettiği…

  • A'râf 8 olası

    Ortak kavram: Hesap

    O gün amellerin tartılması da haktır. Kimlerin sevabı ağır basarsa, işte onlar kurtuluşa erenlerdir.

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

51 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Şüphesiz ki onlar hesabı ummazlardı.

Mustafa İslamoğlu

Şu kesin ki onlar vaktiyle, hesaba çekilmeyi arzu etmiyorlardı;

Muhammed Esed

Doğrusu onlar hesaba çekileceklerini beklemiyorlardı,

Ahmed Hulusi

Muhakkak ki onlar bir hesap (yaşamlarının sonucunu) ummuyorlardı!

Ali Bulaç

Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.

Ali Özek ve heyeti

Çünkü onlar hesap gününü (geleceğini) ummazlardı.

Ali Rıza Safa

Aslında, bir hesap beklemiyorlardı.

Bayraktar Bayraklı

- Yaptıklarına uygun bir karşılık olarak orada ne bir serinlik, ne de bir soğuk içecek bulacaklar. Ancak kaynar su ve irin içecekler. Çünkü onlar, hesap gününü hiç beklemiyorlardı. Ayetlerimizi şiddetle yalanlamışlardı.

Edip Yüksel

Onlar bir hesap ummuyorlardı. dipnot 1

Edip Yüksel — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    * Burada sözü edilen hesap, dirildikten sonra yargılanmanın dışında başka bir şeyi daha içerir mi?

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Onlar bir hesap ummuyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Çünkü onlar, hiçbir hesap ummazlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

çünkü ummazlardı onlar hiç bir hisab

Erhan Aktaş

Onlar, hesap görüleceğini ummuyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onlar, hesap görüleceğini ummuyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onlar, hesap görüleceğini ummuyorlardı.

Gültekin Onan

Doğrusu onlar, hesaba çekileceklerini ummuyorlardı.

Hasan Basri Çantay

Çünkü onlar hiçbir hisab ummuyorlardı,

İbni Kesir

Çünkü onlar hiç bir hesab beklemezlerdi.

Mehmet Alagaş

(17-36) Şüphesiz ayrışım günü (Cevher bir tarafa Cüruf başka bir tarafa) randevusu belli bir gündür, O gün sura üfürülür ve fevç fevç / yığın yığın hızla gelirsiniz, gök kapıları açılır ve dağlar serap olur yürür. Taşkınlık yapanların barınağı cehennem ise gözetler durur. İçinde devirlerce / çağlarca herhangi bir serinlik yahut içecek tadamadan kalacaklardır, kaynar su ve irini ceza olarak içecekler. Onlara göre hesap için geri dönmeyeceklerdi , ayetlerimizi yalanladıkça yalanladılar, biz her şeyi sayarak kitaplaştırdık, şimdi tadın, sizin azaptan başka bir şeyinizi artık artırmayız , sakınanlar için uçsuz bucaksız bir başarı ödülü, sulak bahçeler ve üzüm bağları, yaşıt / akran kızlar, dolu dolu kadehler, gereksiz laf ve yalan işitmezler, Rabbinizden hesaba karşılık olarak bir hediye.

Rowwad Tercüme Merkezi

Çünkü onlar hesaba çekilmeyi ummuyorlardı.

Süleyman Ateş

Çünkü onlar bir hesap (görüleceğini) ummuyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Çünkü hesaba çekileceklerini beklemiyorlardı;

Şaban Britch

Çünkü onlar, hesabı ummuyorlardı.

Şaban Piriş

Çünkü onlar, hesabı ummuyorlardı.

Yaşar Nuri Öztürk

Doğrusu onlar böyle bir hesap ummuyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

They never believed they would be judged.

Abdul Haleem

for they did not fear a reckoning,

Abdullah Yusuf Ali

For that they used not to fear any account (for their deeds),

Abul A'la Maududi

For indeed they did not look forward to any reckoning,

Aisha Bewley

They did not expect to have a reckoning

Al-Hilali & Khan

For verily, they used not to look for a reckoning.

Ali Quli Qarai

Indeed they did not expect any reckoning,

Amatul Rahman Omar

They did not fear any reckoning at all;

Arthur John Arberry

They indeed hoped not for a reckoning,

Bijan Moeinian

They never minded the day of judgment.

E. Henry Palmer

Verily, they did not hope for the account;

Edip-Layth

They did not expect a reckoning/computation.

George Sale

For they hoped that they should not be brought to an account,

Hamid S. Aziz

Surely they feared not the account,

Mahmoud Ghali

Surely they did not hope for a reckoning,

Marmaduke Pickthall

For lo! they looked not for a reckoning;

Mohamed Ahmed - Samira

They were those who did not expect a reckoning,

Muhammad Asad

Behold, they were not expecting to be called to account,

Mustafa Khattab

For they never expected any reckoning,

Progressive Muslims

They did not expect the reckoning.

Rashad Khalifa

They never expected to be held accountable.

Sahih International

Indeed, they were not expecting an account

Sam Gerrans

They expected not a reckoning,

Shabbir Ahmed

For, behold, they never hoped to be held accountable.

Syed Vickar Ahamed

Because, they did not fear any accounting (of their deeds),

Taqi Usmani

They did not expect (to face) accounting (of their deeds),

The Monotheist Group

They did not expect the reckoning.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nebe suresi, 27. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nebe suresi, 27. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nebe suresi, 27. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩