Nisâ suresi

Nisâ suresi, 98. ayet

Nisâ suresi, 98. ayet. إِلَّا ٱلْمُسْتَضْعَفِينَ مِنَ ٱلرِّجَالِ وَٱلنِّسَآءِ وَٱلْوِلْدَٰنِ لَا يَسْتَطِيعُونَ حِيلَةً وَلَا يَهْتَدُونَ سَبِيلًا

ille-lmüstaḍ`afîne mine-rricâli vennisâi velvildâni lâ yesteṭî`ûne ḥîletev velâ yehtedûne sebîlâ.

Diyanet İşleri

Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Nisâ 95–101 · surenin 98. ayeti / 176

Konu Oturanlar ve cihad edenler; hicret Nisâ 95–100 3

  1. Nisâ 95–96

    (95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.

  2. Nisâ 97

    Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)" Onlar da, "Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik" derler. Melekler, "Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.

  3. 98

    Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

  4. Nisâ 99

    Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.

  5. Nisâ 100

    Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükafatı Allah'a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.

  6. Nisâ 101

    Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 98–99. ayetler için yazılmıştır.

98-99. Daha sonra Allah gerçekten herhangi bir şekilde hicret etme gücüne sahip olmayan ve “ne bir çare ne de bir yol bulamayan” mustaz’afları istisna etmekte ve bu gibi kimseler hakkında Yüce Allah: “İşte onları Allah’ın affedeceği umulur. Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.” buyurmaktadır.

“Umulur ki” anlamına gelen “عسى” ve benzeri ifadeler, Yüce Allah tarafından kullanılırsa umulan şeyin tahakkukunun kesin olduğunu ifade eder. Bu da O’nun kerem ve ihsanının bir gereğidir. Birtakım amelleri işleyen kimselere mükâfat alacaklarını ümid edilebileceklerinin belirtilmesinin de özel bir anlamı vardır. O da şudur: Kişi amelinin karşılığını tam olarak alamayabilir. Zira o, söz konusu ameli olması gereken şekli yapmayabilir, hatta bu konuda kusurlu davranmış olabilir. O takdirde de bu mükâfatı hak edemez. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.

Âyet-i kerimede farz veya msütehap türünden emirleri yerine getirmekten aciz düşen kimsenin mazur görüleceğine delil vardır. Nitekim Yüce Allah cihada çıkamayan aciz kimseler hakkında şöyle buyurmaktadır: “Gözleri görmeyene günah yoktur, topala günah yoktur, hastaya günah yoktur...” (el-Feth, 48/17) Yine Yüce Allah genel olarak bütün emirler hakkında da: “O halde gücünüzün yettiği kadar Allah’tan sakının...” (et-Teğabun, 64/16) buyurmaktadır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmaktadır: “Ben size herhangi bir hususu emredecek olursam onu gücünüz yettiğince yerine getirin.” Ancak insanın mazur görülebilmesi, bütün gayretini ortaya koyması ve önündeki bütün çarelerin tükenmesi halinde söz konusudur. Çünkü Yüce Allah: “Ne bir çare ne de bir yol bulamayanlar… müstesnâ” buyurmaktadır.

Âyet-i kerimede yolculuk yapmayı gerektiren hac, umre vb. amellerde de güç yetirmenin aranan şartlar arasında yer aldığına işaret vardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu metin 98–99. ayetler için yazılmıştır.

Yapılan haksızlığa ve eziyetlere karşı kendilerini savunacak güçleri bulunmayan, zayıf, özür sahibi erkek, kadın ve çocuklar bu tehdidin dışında kalırlar. Bu kişiler içinde bulundukları zorluktan kurtulmak için bir yol bulamayan kimselerdir. Umulur ki Allah, rahmeti ve lütfuyla onları affeder. Allah kullarını affeden, tövbe edenleri de bağışlayandır.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. إِلَّا illa yalnız hariçtir
  2. ٱلْمُسْتَضْعَفِينَ l-musted'afine gerçekten zayıf kök: ضعف
  3. مِنَ mine
  4. ٱلرِّجَالِ r-ricali erkekler kök: رجل
  5. وَٱلنِّسَآءِ ve nnisa'i ve kadınlar kök: نسو
  6. وَٱلْوِلْدَٰنِ velvildani ve çocuklar kök: ولد
  7. لَا la
  8. يَسْتَطِيعُونَ yestetiune gücü yetmeyenler kök: طوع
  9. حِيلَةًۭ hileten hiçbir çareye kök: حول
  10. وَلَا ve la
  11. يَهْتَدُونَ yehtedune ve (göç için) bulamayan kök: هدي
  12. سَبِيلًۭا sebilen yol kök: سبل

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş)

    Size ne oluyor da, Allah yolunda ve "Ey Rabbimiz! Bizleri halkı zalim olan şu memleketten çıkar, katından bize bir dost ver, bize katından bir…

  • Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)

    Erkekler, kadınların koruyup kollayıcılarıdırlar. Çünkü Allah, insanların kimini kiminden üstün kılmıştır. Bir de erkekler kendi mallarından…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)

    Ey iman edenler! Belli bir süre için birbirinize borçlandığınız zaman bunu yazın. Aranızda bir yazıcı adaletle yazsın. Yazıcı, Allah'ın kendisine…

  • Aynı kök: رجل (73 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş)

    "(Haydi) onlardan gücünün yettiğinin ayağını çağrınla kaydır. Atlıların ve yayalarınla onların üzerine yürü. Onların mallarına ve evlatlarına ortak…

  • Aynı kök: ضعف (52 geçiş) · Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş)

    Kadınlar hakkında senden fetva istiyorlar. De ki: "Onlar hakkında size fetvayı Allah veriyor." Kitapta, kendilerine (verilmesi) farz kılınan (miras)ı…

  • Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş)

    Ana, baba ve akrabaların (miras olarak) bıraktıklarından erkeklere bir pay vardır. Ana, baba ve akrabaların bıraktıklarından kadınlara da bir pay…

  • Aynı kök: نسو (59 geçiş) · Aynı kök: رجل (73 geçiş) · Aynı kök: ولد (102 geçiş)

    Senden fetva istiyorlar. De ki: "Allah, size "kelale" (babasız ve çocuksuz kimse)nin mirası hakkında hükmünü açıklıyor: Çocuğu olmayan bir kişi ölür…

  • Aynı kök: ولد (102 geçiş) · Aynı kök: طوع (129 geçiş) · Ortak kavram: İtaat

    Biz, insana, ana babasına iyilik etmesini emrettik. Şayet onlar seni, hakkında hiçbir bilgin olmayan şeyi bana ortak koşman için zorlarlarsa, bu…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

80 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hiçbir çareye gücü yetmeyen, (hicret için) hiçbir yol bulamayan zayıf düşürülmüş erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.

Mustafa İslamoğlu

Ne ki ezilen kesimlere mensup erkek, kadın ve çocuklardan hiçbir gücü olmayan ve yol göstericisi de bulunmayan kimseler bundan müstesnadır.

Muhammed Esed

Ama -erkek olsun, kadın olsun, çocuk olsun- hiçbir gücü olmayan ve kendilerine doğru yol gösterilmeyen çaresiz kimseler bunların dışındadır:

Ahmed Hulusi

Ancak hicrete imkanı olmayan güçsüz, çaresiz erkekler, kadınlar ve çocuklar bundan müstesnadır.

Ali Bulaç

Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan müstaz'aflar olup hiç bir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol (çıkış) bulamayanlar başka.

Ali Özek ve heyeti

Erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan (kâfirler yüzünden hicret etmekten gerçekten) âciz kalıp da bir çareye gücü yetmeyenler ve bir yol bulamayanlar böyle değildir.

Ali Rıza Safa

Erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan, hiçbir gücü olmayan ve yol bulamayan umarsızlar başkadır.

Bayraktar Bayraklı

Erkekler, kadınlar ve çocuklardan, aciz olup hiçbir çareye gücü yetmeyenler, hiçbir yol bulamayanlar müstesnadır.

Edip Yüksel

Ancak, hiçbir çıkış yoluna gücü yetmeyen ve göç etmeye yol bulamayan erkek, kadın ve çocuk ezilmişler hariç.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Ancak, hiç bir çıkış yoluna gücü yetmeyen ve göç etmeye yol bulamayan erkek, kadın ve çocuk ezilmişler hariç.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Ancak gerçekten zayıf, hiç birşeye gücü yetmeyen ve hicret için yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.

Elmalılı Hamdi Yazır

Ancak hakikaten zebun olanlar: Hiç bir çareye gücü yetmiyen ve hicret için yol bulamıyan erkekler, kadın, çocuklar müstesna

Erhan Aktaş

Ancak, çaresiz kalan, gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan mus'tezaf dipnot 1 erkek, kadın ve çocuklar hariç.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Bkz. bir önceki ayet.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ancak, çaresiz kalan, gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan mus'tezaf dipnot 1 erkek, kadın ve çocuklar hariç.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Güçsüz bırakılmışlar, ezilmişler, kimsesizler, çaresizler, küçümsenenler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ancak, çaresiz kalan, gücü yetmeyen, bir çıkış yolu bulamayan mustaz'af dipnot 1 erkek, kadın ve çocuklar hariç.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Güçsüzler, kimsesizler, çaresizler.

Gültekin Onan

Ancak erkeklerden, kadınlardan ve çocuklardan müstaz'aflar olup hiç bir çareye güç yetiremeyenler ve bir yol (çıkış) bulamayanlar başka.

Hasan Basri Çantay

Erkeklerden, kadınlardan, çocuklardan za'f ve acz içinde bırakılıb da hiç bir çareye gücü yetmeyen ve (hicrete) bir yol bulamayanlar müstesna.

İbni Kesir

Ancak erkek, kadın ve çocuklardan çaresiz kalarak bir yol bulamayan zavallılar müstesnadır.

Mehmet Alagaş

(97-100) Melekler kendilerine zalimlik edenleri vefat ettirirken dediler ki “ne haldeydiniz”. Biz, yeryüzünde zayıf bırakılanlar idik derler. (Tam canları alınacakken bizler mustazaftık demezler mi?) derler ki; Allah’ın yeri / arzı geniş değil miydi? Orada hicret etseydiniz, işte onların varacağı yer cehennemdir , ne kötü yerdir orası. A ncak, mustazaflar içinden kadın erkek ve çocuklardan çare üretemeyenler ve çıkış yolu bulamayanlar hariçtir. Allah’ın işte bunları affetmesi umulur , Allah affedendir, bağışlayandır. H er kim Allah yolunda hicret ederse, arzda çokça sığınılacak yer ve genişlik bulur , her kim muhacir olarak Allah’a ve Resulüne doğru evinden çıkarsa, sonra o ölüme erişirse / ölümü idrak ederse o durumda onun ecrini gerçekleştirmek Allah’a aittir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.

Rowwad Tercüme Merkezi

Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.

Süleyman Ateş

Yalnız hiçbir çareye gücü yetmeyen ve göç için yol bulamayan, gerçekten zayıf erkekler, kadınlar ve çocuklar hariç.

Süleymaniye Vakfı

Hiçbir çözüme gücü yetmeyen, bir çıkış yolu da bulamayan ezilmiş erkek, kadın ve çocuklar bunların dışındadır. dipnot 1

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Allah kimseyi gücünün yetmediği şeyden dolayı sorumlu tutmaz (Bakara 2/286).

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Güçsüz hale getirilmiş, çaresiz kalmış ve bir çıkış yolu bulamamış erkekler, kadınlar ve çocuklar bu hükmün dışındadır.

Şaban Britch

Yalnızca, erkek kadın ve çocuklardan hicret için yol bulamayan ve savunmasız güçsüz bırakılanlar müstesnadır.

Şaban Piriş

Yalnızca, erkek, kadın ve çocuklardan hicret için yol bulamayan güçsüz bırakılanlar müstesnadır.

Yaşar Nuri Öztürk

Kadınlardan, erkeklerden, yavrulardan hiçbiri beceri gösteremeyen, hiçbir yol bulamayanların durumu farklıdır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

But exempt from this -scheme of classification relative to the stay- at home are the men who are deficient in bodily vigour through age, the women and the children who are deficient in bodily or muscular strength who have no stratagem to use against the enemy or be able to lead in a course of action nor determine the course of events.

Abdul Haleem

but not so the truly helpless men, women, and children who have no means in their power nor any way to leave-

Abdullah Yusuf Ali

Except those who are (really) weak and oppressed - men, women, and children - who have no means in their power, nor (a guide-post) to their way.

Abul A'la Maududi

except the men, women, and children who were indeed too feeble to be able to seek the means of escape and did not know where to go .-

Aisha Bewley

Except for those men, women and children who really are oppressed and do not have any other possibility and are not guided to any way.

Al-Hilali & Khan

Except the weak ones among men, women and children who cannot devise a plan, nor are they able to direct their way.

Ali Quli Qarai

Except the abased among men, women and children, who have neither access to any means nor are guided to any way.

Amatul Rahman Omar

Different however is the case of those (actually) weak - men, women and children, who can find no device, nor means (to emigrate).

Arthur John Arberry

except the men, women, and children who, being abased, can devise nothing and are not guided to a way;

Bijan Moeinian

Exempted are the weak men, women and children who did not have neither the means nor a guide to migrate.

E. Henry Palmer

Save for the weak men, and women, and children, who could not compass any stratagem, and were not guided to a way;

Edip-Layth

Except for those men, women, and children who were oppressed and could not devise a plan nor could be guided to a way.

George Sale

Except the weak among men, and women, and children, who were not able to find means, and were not directed in the way;

Hamid S. Aziz

Save for the weak (oppressed) men, and women, and children, who had no means, stratagem or guidance;

Mahmoud Ghali

Except (the ones) deemed weak among the men and women and newborns (who) are unable (to contrive) a device and are not guided to a way.

Marmaduke Pickthall

Except the feeble among men, and the women, and the children, who are unable to devise a plan and are not shown a way.

Mohamed Ahmed - Samira

But those who are helpless, men, women and children, who can neither contrive a plan nor do they know the way,

Muhammad Asad

But excepted shall be the truly helpless - be they men or women or children - who cannot bring forth any strength and have not been shown the right way:

Mustafa Khattab

Except helpless men, women, and children who cannot afford a way out—

Progressive Muslims

Except for those who were oppressed from the men, women, and children who could not devise a plan nor could be guided to a way.

Rashad Khalifa

Exempted are the weak men, women, and children who do not possess the strength, nor the means to find a way out.

Sahih International

Except for the oppressed among men, women and children who cannot devise a plan nor are they directed to a way -

Sam Gerrans

Save the oppressed among the men, and the women, and the children — without means, nor guided to a path;

Shabbir Ahmed

Exempted are the feeble, whether men or women, and children who are unable to devise a plan and to find a way out.

Syed Vickar Ahamed

Except those who are (really) weak and oppressed— Among men, women, and children— Who have no means in their power, nor (a guide post) to direct their way.

Taqi Usmani

except the oppressed men and women and children, who cannot have means (to emigrate), nor can find a way.

The Monotheist Group

Except for those who were oppressed from the men, women, and children who could not devise a plan nor could be guided to a way.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 98. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 98. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Nisâ suresi, 98. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩