Diyanet İşleri
Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
Nisâ suresi
Nisâ suresi, 99. ayet. فَأُو۟لَٰٓئِكَ عَسَى ٱللَّهُ أَن يَعْفُوَ عَنْهُمْ وَكَانَ ٱللَّهُ عَفُوًّا غَفُورًا
feülâike `asa-llâhü ey ya`füve `anhüm. vekâne-llâhü `afüvven gafûrâ.
Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Oturanlar ve cihad edenler; hicret Nisâ 95–100 3
(95-96) Mü'minlerden özür sahibi olmaksızın (cihattan geri kalıp) oturanlarla, Allah yolunda mallarıyla, canlarıyla cihad edenler eşit olamazlar. Allah, mallarıyla, canlarıyla cihad edenleri, derece itibariyle, cihattan geri kalanlardan üstün kılmıştır. Gerçi Allah (mü'minlerin) hepsine de en güzel olanı (cenneti) va'detmiştir. Ama mücahitleri büyük bir mükafat ile kendi katından dereceler, bağışlanma ve rahmet ile cihattan geri kalanlara üstün kılmıştır. Allah, çok bağışlayandır, çok merhamet edendir.
Kendilerine zulmetmekteler iken meleklerin canlarını aldığı kimseler var ya; melekler onlara şöyle derler: "Ne durumdaydınız? (Niçin hicret etmediniz?)" Onlar da, "Biz yeryüzünde zayıf ve güçsüz kimselerdik" derler. Melekler, "Allah'ın arzı geniş değil miydi, orada hicret etseydiniz ya!" derler. İşte bunların gidecekleri yer cehennemdir. O ne kötü varış yeridir.
Ancak gerçekten zayıf ve güçsüz olan, çaresiz kalan ve hicret etmeye yol bulamayan erkekler, kadınlar ve çocuklar başkadır.
Umulur ki, Allah bu kimseleri affeder. Çünkü Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.
Kim Allah yolunda hicret ederse, yeryüzünde gidecek çok yer de bulur, genişlik de. Kim Allah'a ve Peygamberine hicret etmek amacıyla evinden çıkar da sonra kendisine ölüm yetişirse, şüphesiz onun mükafatı Allah'a düşer. Allah, çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Yeryüzünde sefere çıktığınız vakit kafirlerin size saldırmasından korkarsanız, namazı kısaltmanızdan ötürü size bir günah yoktur. Şüphesiz kafirler sizin apaçık düşmanınızdır.
(Ey Muhammed!) Cephede sen de onların (mü'minlerin) arasında bulunup da onlara namaz kıldırdığın vakit, içlerinden bir kısmı seninle beraber namaza dursun. Silahlarını da yanlarına alsınlar. Bunlar secdeye vardıklarında (bir rekat kıldıklarında) arkanıza (düşman karşısına) geçsinler. Sonra o namaz kılmamış olan diğer kısım gelsin, seninle beraber kılsınlar ve ihtiyatlı bulunsunlar, silahlarını yanlarına alsınlar. İnkar edenler arzu ederler ki, silahlarınızdan ve eşyanızdan bir gafil olsanız da size ani bir baskın yapsalar. Yağmurdan zahmet çekerseniz, ya da hasta olursanız, silahlarınızı bırakmanızda size bir beis yoktur. Bununla birlikte ihtiyatlı olun (tedbirinizi alın). Şüphesiz Allah, inkarcılara alçaltıcı bir azap hazırlamıştır.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 98–99. ayetler için yazılmıştır.
98-99. Daha sonra Allah gerçekten herhangi bir şekilde hicret etme gücüne sahip olmayan ve “ne bir çare ne de bir yol bulamayan” mustaz’afları istisna etmekte ve bu gibi kimseler hakkında Yüce Allah: “İşte onları Allah’ın affedeceği umulur. Allah çok affedicidir, çok bağışlayıcıdır.” buyurmaktadır.
“Umulur ki” anlamına gelen “عسى” ve benzeri ifadeler, Yüce Allah tarafından kullanılırsa umulan şeyin tahakkukunun kesin olduğunu ifade eder. Bu da O’nun kerem ve ihsanının bir gereğidir. Birtakım amelleri işleyen kimselere mükâfat alacaklarını ümid edilebileceklerinin belirtilmesinin de özel bir anlamı vardır. O da şudur: Kişi amelinin karşılığını tam olarak alamayabilir. Zira o, söz konusu ameli olması gereken şekli yapmayabilir, hatta bu konuda kusurlu davranmış olabilir. O takdirde de bu mükâfatı hak edemez. Doğrusunu en iyi bilen Allah’tır.
Âyet-i kerimede farz veya msütehap türünden emirleri yerine getirmekten aciz düşen kimsenin mazur görüleceğine delil vardır. Nitekim Yüce Allah cihada çıkamayan aciz kimseler hakkında şöyle buyurmaktadır: “Gözleri görmeyene günah yoktur, topala günah yoktur, hastaya günah yoktur...” (el-Feth, 48/17) Yine Yüce Allah genel olarak bütün emirler hakkında da: “O halde gücünüzün yettiği kadar Allah’tan sakının...” (et-Teğabun, 64/16) buyurmaktadır. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem de şöyle buyurmaktadır: “Ben size herhangi bir hususu emredecek olursam onu gücünüz yettiğince yerine getirin.” Ancak insanın mazur görülebilmesi, bütün gayretini ortaya koyması ve önündeki bütün çarelerin tükenmesi halinde söz konusudur. Çünkü Yüce Allah: “Ne bir çare ne de bir yol bulamayanlar… müstesnâ” buyurmaktadır.
Âyet-i kerimede yolculuk yapmayı gerektiren hac, umre vb. amellerde de güç yetirmenin aranan şartlar arasında yer aldığına işaret vardır.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu metin 98–99. ayetler için yazılmıştır.
Yapılan haksızlığa ve eziyetlere karşı kendilerini savunacak güçleri bulunmayan, zayıf, özür sahibi erkek, kadın ve çocuklar bu tehdidin dışında kalırlar. Bu kişiler içinde bulundukları zorluktan kurtulmak için bir yol bulamayan kimselerdir. Umulur ki Allah, rahmeti ve lütfuyla onları affeder. Allah kullarını affeden, tövbe edenleri de bağışlayandır.
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Sonra bunun ardından şükredesiniz diye sizi affetmiştik.
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Kitap ehlinden birçoğu, hak kendilerine belirdikten sonra dahi, içlerindeki kıskançlıktan ötürü sizi, imanınızdan sonra küfre döndürmek isterler. Siz…
Aynı kök: عفو (35 geçiş) · Ortak kavram: Af
Ey iman edenler! Öldürülenler hakkında size kısas farz kılındı. Hüre karşı hür, köleye karşı köle, kadına karşı kadın kısas edilir. Ancak öldüren…
Aynı kök: عسي (30 geçiş)
Savaş, hoşunuza gitmediği halde, size farz kılındı. Olur ki, bir şey sizin için hayırlı iken, siz onu hoş görmezsiniz. Yine olur ki, bir şey sizin…
Aynı kök: عسي (30 geçiş)
Musa'dan sonra İsrailoğullarının ileri gelenlerini görmedin mi (ne yaptılar)? Hani, peygamberlerinden birine, "Bize bir hükümdar gönder de Allah…
Aynı kök: عسي (30 geçiş)
Ey iman edenler! Kadınlara zorla mirasçı olmanız size helal değildir. Açık bir hayasızlık yapmış olmaları dışında, kendilerine verdiklerinizin bir…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
İşte umulur ki Allah onları affeder. Allah çok affedicidir, çok bağışlayandır.
İşte bunları da Allah'ın affetmesi umulur; zira Allah tarifsiz bir affedicidir, eşsiz bir bağışlayıcıdır.
Allah onların günahlarını silebilir. Çünkü Allah günahları silendir, çok bağışlayıcıdır.
İşte Allah'ın onların suçlarını affetmesi beklenir. Allah Afüvv'dür, Ğafur'dur.
Umulur ki Allah bunları affeder. Allah affedicidir, bağışlayıcıdır.
İşte bunları, umulur ki Allah affeder; Allah çok affedicidir, bağışlayıcıdır.
Allah, onların suçlarını belki bağışlar. Çünkü Allah, Affedicidir; Sınırsız Bağışlayandır.
İşte, umulur ki Allah bunları affeder; Allah çok affedicidir; bağışlayıcıdır.
Böylelerinin ALLAH tarafından affedilmesi umulur. ALLAH Affedicidir, Bağışlayandır.
Böylelerinin ALLAH tarafından affedilmesi umulur. ALLAH Affedicidir, Bağışlayandır.
Çünkü bunlardan Allah'ın o günahı af buyurması ümit edilir, Allah çok affeden ve bağışlayandır.
Çünkü bunlardan Allahın o günahı afiv buyurması memuldür, Allah afvi çok bir gafur bulunuyor
Umulur ki Allah, bunları affeder. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.
Umulur ki Allah, bunları affeder. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.
Umulur ki Allah, bunları affeder. Kuşkusuz Allah, Çok Affedici'dir, Çok Bağışlayıcı'dır.
Umulur ki Tanrı bunları affeder. Tanrı affedicidir, bağışlayıcıdır.
İşte onlar (böyle). Allahın onları afvedeceğini umabilir (ler). Allah çok afvedici, çok yarlığayıcıdır.
Umulur ki Allah, onları affetsin. Ve Allah; Afüvv, Gafur olandır.
(97-100) Melekler kendilerine zalimlik edenleri vefat ettirirken dediler ki “ne haldeydiniz”. Biz, yeryüzünde zayıf bırakılanlar idik derler. (Tam canları alınacakken bizler mustazaftık demezler mi?) derler ki; Allah’ın yeri / arzı geniş değil miydi? Orada hicret etseydiniz, işte onların varacağı yer cehennemdir , ne kötü yerdir orası. A ncak, mustazaflar içinden kadın erkek ve çocuklardan çare üretemeyenler ve çıkış yolu bulamayanlar hariçtir. Allah’ın işte bunları affetmesi umulur , Allah affedendir, bağışlayandır. H er kim Allah yolunda hicret ederse, arzda çokça sığınılacak yer ve genişlik bulur , her kim muhacir olarak Allah’a ve Resulüne doğru evinden çıkarsa, sonra o ölüme erişirse / ölümü idrak ederse o durumda onun ecrini gerçekleştirmek Allah’a aittir, Allah bağışlayandır, esirgeyendir.
Umulur ki Allah onları affeder. Şüphesiz Allah, affedendir, bağışlayandır.
Çünkü Allah'ın onları affetmesi umulur. Allah, çok affeden, çok bağışlayandır.
Allah'ın işte bunları affetmesi beklenir. Allah, daima affeden ve bağışlayandır.
Allah'ın işte bunları affetmesi beklenir. Allah, çok affeder, çok bağışlar.
Allah’ın onları affetmesi beklenir. Allah, affedendir, bağışlayandır.
Allah'ın onları affetmesi beklenir. Allah, affedendir, bağışlayandır.
Bunların, Allah tarafından affedilmeleri umulur. Allah affedicidir, günahları bağışlayıcıdır.
Such persons may be excused, and Allah may hopefully give up resentment against them; Allah has always been 'Afuwan and Ghafurun.
God may well pardon these, for He is most pardoning and most forgiving.
For these, there is hope that Allah will forgive: For Allah doth blot out (sins) and forgive again and again.
maybe Allah shall pardon these, for Allah is All-Pardoning, All-Forgiving.
It may well be that Allah will pardon them. Allah is Ever-Pardoning, Ever-Forgiving.
These are they whom Allâh is likely to forgive them, and Allâh is Ever Oft-Pardoning, Oft-Forgiving.
Maybe Allah will excuse them, for Allah is all-excusing, all-forgiving.
As to these Allâh may pardon them (for their helplessness), for Allâh is the Effacer of sins, Most Forgiving.
haply them God will yet pardon, for God is All-pardoning, All-forgiving.
God may forgive them as He is Forgiving and Forbearing.
these it may be God will pardon, for God both pardons and forgives.
For these, perhaps God will pardon them. God is Pardoner, Forgiving.
these peradventure God will pardon, for God is ready to forgive and gracious.
These it may be Allah will pardon, for Allah is Clement and Forgiving.
So for those Allah may be clement towards them, and Allah has been Ever-Clement, Ever-Forgiving.
As for such, it may be that Allah will pardon them. Allah is ever Clement, Forgiving.
May well hope for the mercy of God; and God is full of mercy and grace.
as for them, God may well efface their sin - for God is indeed an absolver of sins, much-forgiving.
it is right to hope that Allah will pardon them. For Allah is Ever-Pardoning, All-Forgiving.
For these, perhaps God will pardon them. God is Pardoner, Forgiving.
These may be pardoned by GOD. GOD is Pardoner, Forgiver.
For those it is expected that Allah will pardon them, and Allah is ever Pardoning and Forgiving.
Those: it may be that God will pardon them; and God is pardoning and forgiving.
There is room in Allah's Law for absolving their inabilities. Allah is indeed the Absolver of imperfections, Forgiver.
For these (weak and oppressed), Allah may forgive: And Allah is Often-Pardoning (‘Afuw), Often Forgiving (Ghafoor).
As for such, it is likely that Allah would pardon them. Allah is Most-Pardoning, Most-Forgiving.
For these, perhaps God will pardon them. God is Pardoner, Forgiving.