Diyanet İşleri
Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: "Andolsun, siz, Allah'ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz."
Rûm suresi
Rûm suresi, 56. ayet. وَقَالَ ٱلَّذِينَ أُوتُوا۟ ٱلْعِلْمَ وَٱلْإِيمَٰنَ لَقَدْ لَبِثْتُمْ فِى كِتَٰبِ ٱللَّهِ إِلَىٰ يَوْمِ ٱلْبَعْثِ فَهَٰذَا يَوْمُ ٱلْبَعْثِ وَلَٰكِنَّكُمْ كُنتُمْ لَا تَعْلَمُونَ
veḳâle-lleẕîne ûtü-l`ilme vel'îmâne leḳad lebiŝtüm fî kitâbi-llâhi ilâ yevmi-lba`ŝ. fehâẕâ yevmü-lba`ŝi velâkinneküm küntüm lâ ta`lemûn.
Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: "Andolsun, siz, Allah'ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Güçsüzlükten güce; mazeretlerin fayda vermediği gün Rûm 54–60 3
Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak ayetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin.
Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: "Andolsun, siz, Allah'ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz."
O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah'ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez.
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir ayet getirsen, inkar edenler mutlaka, "Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız" derler.
Allah, bilmeyenlerin kalplerini işte böyle mühürler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
56. “Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar” yani Yüce Allah’ın kendilerine hem ilim hem de imanı lütfettiği ve böylelikle hakkı bilme vasfına sahip kıldığı, hakkı tercih etmeyi gerektiren iman sahibi olmalarını sağladığı kimseler, hakkı bilip hakkı tercih ettiklerinden ve sözleri de vakıaya uygun ve halleriyle uyumlu olacağından dolayı hakkı dile getirecekler ve “diyeceklerdir ki: Andolsun ki Allah’ın Kitabında” hakkımızda yazmış olduğu, hükmünde belirlemiş olduğu, kaza ve kaderinde tespit ettiği üzere “diriliş gününe kadar kaldınız.” Yani sizler, öğüt alacak kimsenin öğüt alabileceği, düşünecek kimsenin düşüneceği, ibret alacak kimsenin ibret alabileceği kadar bir ömür sürdünüz. Ve nihâyet öldükten sonra diriliş gerçekleşti ve siz bu hale geldiniz. “İşte bu, diriliş günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.” Bundan dolayı dünyada iken bu günü inkâr ettiniz. Dünyada Yüce Allah’a dönme ve günahlarınızdan tevbe etme imkânını bulabileceğiniz kadar bir süre kaldığınızı kabul etmiyorsunuz. Hâlâ bilgisizlik, sizin belirgin bir özelliğinizdir. Bunun neticesi olan yalanlamak da ayrılmaz vasfınızdır. Hüsrana uğramak ise sizin büründüğünüz elbisenizdir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Yüce Allah'ın kendilerine ilim verdiği peygamber ve melekler şöyle derler: "Allah'ın ezeli ilmiyle bilip, sizin için yazdığına göre, sizleri yarattığı günden itibaren inkâr ettiğiniz o yeniden diriliş gününe kadar kabirlerinizde kaldınız. Bu insanların kabirlerinden diriltildikleri gündür. Ancak sizler yeniden dirilişin yaşanacağını bilmiyor ve bu günü inkâr ediyordunuz.
Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…
Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Sonra onları uyandırdık ki, iki zümreden hangisinin bekledikleri süreyi daha iyi hesap ettiğini bilelim.
Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Böylece biz, birbirlerine sorsunlar diye onları uyandırdık. İçlerinden biri: "Ne kadar kaldınız"? dedi. (Bir kısmı) "Bir gün, ya da bir günden az",…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
Sonra, şükredesiniz diye ölümünüzün ardından sizi tekrar dirilttik.
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
"Rabbimiz! İçlerinden onlara bir peygamber gönder; onlara ayetlerini okusun, kitabı ve hikmeti öğretsin ve onları her kötülükten arındırsın.…
Aynı kök: بعث (67 geçiş) · Ortak kavram: Diriliş
İnsanlar tek bir ümmetti. Allah, müjdeciler ve uyarıcılar olarak peygamberler gönderdi ve beraberlerinde, insanların anlaşmazlığa düştükleri şeyler…
Ortak kavram: Diriliş
Sayılı günlerde Allah'ı anın (telbiye ve tekbir getirin). Kim iki gün içinde acele edip (Mina'dan Mekke'ye) dönerse, ona günah yoktur. Kim geri…
Ortak kavram: Diriliş
İnkar edenlere de ki: "Siz mutlaka yenilgiye uğrayacak ve toplanıp cehenneme doldurulacaksınız. Orası ne fena yataktır!"
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendilerine ilim ve iman verilenler (inkârcılara) şöyle diyeceklerdir: "Şüphesiz ki siz Allah'ın yazısında (hükmedildiği gibi) diriltilme gününe kadar kaldınız. İşte bugün, diriltilme günüdür dipnot 1 fakat siz onu bilmiyordunuz (reddediyordunuz)."
(Hayattayken) bilgi ve imanla donatılanlarsa: "Doğrusu siz, Allah'ın kitabı hususunda diriliş gününe kadar yerinizde sayıp direttiniz; işte artık diriliş günü de gelip çattı, fakat siz bunu bilmezden gelmiştiniz!" diyecekler.
Fakat (hayattayken) kendilerini bilgi ve inanç ile donattıklarımız: "Siz, gerçekte, Allah'ın vahyettiğin(i doğru kabul etme)de geciktiniz (ve) Kıyamet Günü'ne kadar (beklediniz): işte bugün Kıyamet Günü'dür: ama siz bunu anlamamakta direndiniz!" diyeceklerdir.
Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise dedi ki: "Andolsun ki, Allah'ın Kitabında ("OKU"nası Kitap veya Kitab-ı Mubiyn olarak tanımlanan yaşam boyutunda) ba's sürecine (yeni bir yapıyla yaşamınıza devam edeceğiniz sürece) kadar kaldınız. . . İşte bu ba's (yeni bir yapı ile yaşamınıza devam edeceğiniz) süreçtir. . . Fakat siz (hakikati) anlamıyordunuz!"
Kendilerine ilim ve iman verilenler ise, dediler ki: "Andolsun, siz Allah'ın Kitabında (yazılı süre boyunca) diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz."
Kendilerine ilim ve iman verilenler şöyle derler: Andolsun ki siz, Allah’ın yazısında (hükmedildiği gibi) yeniden dirilme gününe kadar kaldınız, işte bugün yeniden dirilme günüdür; fakat siz onu tanımıyordunuz.
Kendilerine bilgi ve inanç verilenler ise şöyle diyecekler: "Gerçek şu ki, Allah'ın Kitabı'ndaki Diriliş Günü'ne dek kaldınız. İşte bu, Diriliş Günü'dür! Fakat bilemediniz!"
Kendilerine ilim ve iman verilenler şöyle derler: "Andolsun ki, siz Allah'ın yazısında yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bugün dirilme günüdür. Fakat siz onu bilmiyordunuz."
Kendilerine bilgi ve gerçeği onaylama şansı verilenler, "Siz ALLAH'ın yasasına göre, diriliş gününe kadar kaldınız. Bu, diriliş günüdür; fakat siz bilemediniz" diyeceklerdir.
Kendilerine bilgi ve inanç verilenler, 'Siz ALLAH'ın yasasına göre, diriliş gününe kadar kaldınız. Bu, diriliş günüdür; fakat siz bilemediniz,' diyeceklerdir.
Kendilerine ilim ve iman verilenler de derler ki: "Andolsun ki, Allah'ın kitabınca dirilme gününe kadar kaldınız, işte bu dirilme günüdür; fakat siz bilmezler grubuydunuz!"
Kendilerine ılm-ü iyman verilenler de demektedir ki alimallah, Allahın kitabınca ba's gününe kadar durdunuz. İşte bu, ba's günü velakin siz bilmezler güruhu idiniz
Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.
Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.
Kendilerine bilgi ve iman verilenler: "Ant olsun ki, siz Allah'ın yasasındaki diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu ölümden sonra dirilme günüdür. Ne var ki siz bu gerçeği algılayamadınız.
Kendilerine ilim ve inanç verilenler ise dediler ki: "Andolsun, siz Tanrı'nın Kitabında [yazılı süre boyunca] diriliş gününe kadar yaşadınız; işte bu dirilme günüdür. Ancak siz bilmiyordunuz."
Kendilerine ilim ve iman verilenler (şöyle) demiş (ler) dir (diyeceklerdir); "Andolsun ki Allahın kitabında (ilm-i sabıkında yazdığı) o tekrar diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu, ha's günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz".
Kendilerine bilgi ve iman verilenler: Andolsun ki; Allah'ın kitabında yazılan o yeniden diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu; yeniden diriliş günüdür. Ama siz, bilmiyordunuz, derler.
(55-57) O gün kıyamet / saat kopar , suçlular bir saat kaldıklarına yemin eder ler, böyle işte, yalan söylüyorlar / ifk ediyorlar. İlim ve iman verilmiş olanlar ise dediler ki kesinlikle siz Allah’ın kitabına göre tekrar diriliş gününe kadar durdunuz. İşte bu da tekrar diriliş günüdür ve lakin siz bilemiyordunuz. (Utul ilim ve iman; ilim ve iman verilen bir şey , iman ettim demeyin bana iman verildi deyin. Bildim demeyin bana bilgi / ilim verildi deyin.) O gün zalimlerin özürleri / mazeretleri onlara fayda sağlamaz, onlar hoşnut etmeye de çalışamazlar. (Yalakalık şirin gözükmeye çalışmakta yok)
Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: “Andolsun ki Allah'ın kitabında (yazılı) olana göre siz yeniden diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.”
Kendilerine bilgi ve iman verilenler dediler ki: "Andolsun siz, Allah'ın yazgısınca ta yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu da dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz.
Kendilerine ilim ve iman verilenler derler ki: "Allah'ın Kitabına göre siz, diriliş gününe kadar (kabirlerinizde) kaldınız dipnot 1 . İşte bu, dirilme günüdür ama siz olup biteni bilmez bir haldeydiniz dipnot 2 ."
Kendilerine bilgi ve güven verilenler derler ki; "Allah'ın Kitabına göre siz, diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu, dirilme günüdür; ama siz bunu bilmez bir haldeydiniz.
Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar: Siz, Allah’ın kitabında yazılı olan diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu diriliş günüdür. Fakat siz, bilmiyordunuz, derler.
Kendilerine bilgi ve iman verilmiş olanlar: -Siz, Allah'ın kitabında yazılı olan diriliş gününe kadar kaldınız. İşte bu diriliş günüdür. Fakat siz, bilmiyordunuz, derler.
İlim ve iman verilenler ise şöyle dediler: "Yemin olsun, siz, Allah'ın Kitabı gereğince yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu, yeniden dirilme günüdür. Fakat siz daha önceden bilmiyordunuz."
But those to whose minds was imparted divine and spiritual knowledge and in whose bosoms was implanted faith as a conviction operative on their character and will, shall express the true estimate of time, thus: "But," they say to the infidels, "you were reposed in the grave as is registered in the archetypal Book of Allah till the Day of Resurrection and this is it, the promised Day which you did not realize was the truth personified "
but those endowed with knowledge and faith will say, ‘In accordance with God’s decree, you actually lingered till the Day of Resurrection: this is the Day of Resurrection, yet you did not know.’
But those endued with knowledge and faith will say: "Indeed ye did tarry, within Allah's Decree, to the Day of Resurrection, and this is the Day of Resurrection: but ye - ye were not aware!"
But those who had been endowed with knowledge and faith shall say: "According to Allah's Record you have stayed till the Day of Resurrection. Now, this is the Day of Resurrection. But you did not know."
Those who have been given knowledge and iman will say, ‘You tarried in accordance with Allah’s Decree until the Day of Rising. And this is the Day of Rising, but you did not know it.’
And those who have been bestowed with knowledge and faith will say: "Indeed you have stayed according to the Decree of Allâh, until the Day of Resurrection: so this is the Day of Resurrection, but you knew not."
But those who were given knowledge and faith will say, ‘Certainly you remained in Allah’s Book until the Day of Resurrection. This is the Day of Resurrection, but you did not know.’
And those who (in their present life) have been given (true) knowledge and the faith will say, `You have indeed stayed (behind) according to the Record of Allâh till the Day of being raised up (to life of the Hereafter). This then is the Day of being raised up (to life) but you did not (care to) know.
But those who have been given knowledge and faith shall say, 'You have tarried in God's Book till the Day of the Upraising, This is the Day of the Upraising, but you did not know. '
The response of those who chose the belief and [in consequence] got the knowledge will be: "According to the book of God [and unlike your relative impression of the passage of time] you lived a full life till this Day of your resurrection. However, you did not realize it [and missed your opportunity.]"
But those who are given knowledge and faith will say, 'We have tarried according to the Book of God, until the day of resurrection;' and this is the day of resurrection, but ye - ye do not know.
Those who were given knowledge and acknowledgement said, "You have remained according to God's decree until the day of Resurrection; so this is the day of Resurrection, but you did not know."
But those on whom knowledge hath been bestowed, and faith, will say, ye have tarried, according to the book of God, until the day of resurrection: For this is the day of resurrection; but ye knew it not.
And on the day when the Hour shall come, the guilty shall swear that they did not tarry but an hour - thus are they ever deceived.
And the ones who have been brought knowledge and belief will say, "Indeed you have already lingered in the Book of Allah to the Day of the Rising up. So this is the Day of the Rising up, but you did not know (Literally: you used not to know).
But those to whom knowledge and faith are given will say: The truth is, ye have tarried, by Allah's decree, until the Day of Resurrection. This is the Day of Resurrection, but ye used not to know.
But those who were given the knowledge and belief will say: "You have tarried, according to the Book of God, as long as the Day of Resurrection, and this is the Day of Resurrection, but 'you do not know. "
But those who [in their lifetime] were endowed with knowledge and faith will say: "Indeed, you have been tardy in [accepting as true] what God has revealed, [and you have waited] until the Day of Resurrection: this, then, is the Day of Resurrection: but you - you were determined not to know it!
But those gifted with knowledge and faith will say ˹to them˺, "You did actually stay—as destined by Allah—until the Day of Resurrection. So here is the Day of Resurrection ˹which you denied˺! But you did not know ˹it was true˺."
And those who were given knowledge and faith said: "You have remained according to God's decree until the Day of Resurrection; so this is the Day of Resurrection, but you did not know. "
Those who are blessed with knowledge and faith will say, "You have lasted, according to GOD's decree, until the Day of Resurrection. Now, this is the Day of Resurrection, but you failed to recognize it."
But those who were given knowledge and faith will say, "You remained the extent of Allah 's decree until the Day of Resurrection, and this is the Day of Resurrection, but you did not used to know. "
But those given knowledge and faith will say: “You have tarried concerning the Writ of God until the Day of Resurrection — so this is the Day of Resurrection, but you knew not.”
But those who have been endowed with knowledge and conviction will say, "Indeed you did last within Allah's decree, until the Resurrection Day. (Your "Self" never died). Now, this is the Resurrection Day that you never acknowledged."
And those who are blessed with knowledge and faith will say: "Indeed you remained within Allah’s Decree, to the Day for being raised (again), and this is the Day for being raised but you—you were not aware!"
As for those who were given knowledge and belief, they will say, "You remained, according to the destiny written by Allah, up to the Day of Resurrection. So this is the Day of Resurrection, but you had no belief."
And those who were given knowledge and faith said: "You have remained according to the decree of God until the Day of Resurrection; so this is now the Day of Resurrection, but you did not know."