Rûm suresi

Rûm suresi, 55. ayet

Rûm suresi, 55. ayet. وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقْسِمُ ٱلْمُجْرِمُونَ مَا لَبِثُوا۟ غَيْرَ سَاعَةٍ كَذَٰلِكَ كَانُوا۟ يُؤْفَكُونَ

veyevme teḳûmü-ssâ`atü yuḳsimü-lmücrimûne mâ lebiŝû gayra sâ`ah. keẕâlike kânû yü'fekûn.

Diyanet İşleri

Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Rûm 52–58 · surenin 55. ayeti / 60

Konu Güçsüzlükten güce; mazeretlerin fayda vermediği gün Rûm 54–60 3

  1. Rûm 52

    Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.

  2. Rûm 53

    Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak ayetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin.

  3. Rûm 54

    Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.

  4. 55

    Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

  5. Rûm 56

    Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: "Andolsun, siz, Allah'ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz."

  6. Rûm 57

    O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah'ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez.

  7. Rûm 58

    Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir ayet getirsen, inkar edenler mutlaka, "Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız" derler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

55. Yüce Allah, Kıyamet gününü, bu günün çabucak gelişini haber vermekte ve Kıyamet kopacağı vakit “günahkârlar”ın Allah adına yemin ederek dünyada “ancak çok kısa bir süre kaldıklarına dair yemin edecekler”ini bildirmektedir. Böylelikle onlar, kendilerine fayda verir ümidi ile özür beyan etmeye ve dünya ömrünün kısalığını dile getirmeye çalışacaklardır. Onların sözleri hiçbir gerçek ihtiva etmeyen katıksız bir yalan olduğundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlar (dünyada iken de haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.” Yani onlar, dünyada iken de bu şekilde gerçeklerden sapıp yalana yöneliyorlardı. Onlar dünyada peygamberlerin getirdikleri hakkı yalanlamışlardı, âhirette de gözle görülen somut bir gerçeği inkâr edeceklerdir ki bu da dünyada uzun bir süre kaldıkları gerçeğidir. İşte bu, onların çirkin bir huyudur ve kul, hangi halde ölürse o şekilde diriltilecektir.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Kıyametin kopacağı gün mücrimler, kabirlerinde az bir zamandan fazla kalmadıkları hakkında yemin ederler. Kabirlerinde ne kadar kaldıklarını bilmekten çevrildikleri gibi dünyada da haktan böyle çevriliyorlardı.

Kelimeler

12 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَيَوْمَ ve yevme ve gün kök: يوم
  2. تَقُومُ tekumu başladığı kök: قوم
  3. ٱلسَّاعَةُ s-saatu sa'at kök: سوع
  4. يُقْسِمُ yuksimu yemin ederler kök: قسم
  5. ٱلْمُجْرِمُونَ l-mucrimune suçlular kök: جرم
  6. مَا ma
  7. لَبِثُوا۟ lebisu kalmadıklarına kök: لبث
  8. غَيْرَ gayra -ten başka kök: غير
  9. سَاعَةٍۢ ۚ saatin bir sa'at- kök: سوع
  10. كَذَٰلِكَ kezalike işte
  11. كَانُوا۟ kanu onlar kök: كون
  12. يُؤْفَكُونَ yu'fekune (böyle) çevriliyorlardı kök: افك

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)

    Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında…

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)

    (Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…

  • Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)

    Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.

  • Aynı kök: لبث (31 geçiş)

    Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…

  • Aynı kök: افك (30 geçiş)

    Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

83 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

O (Son) Saat gerçekleştiği gün, suçlular (dünyada) ancak kısa bir süre kaldıklarına dair yemin edecekler. dipnot 1 İşte onlar (dünyada da gerçeklerden) böyle döndürülüyorlardı.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Benzer mesajlar: Yûnus 10:45; Tâhâ 20:103; Mü'minûn 23:112-114; Ahkâf 46:35; Nâzi‘ât 79:46.

Mustafa İslamoğlu

Ve Son Saat gelip çattığı gün suça batmış olanlar, dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edecekler; böylece kendilerine (dahi) yalan söylemiş olacaklar.

Muhammed Esed

(Size ölümü veren ve zamanı geldiğinde yeniden diriltecek olan O'dur!) Ve Son Saat gelip çattığında, günaha saplanmış olanlar, (yeryüzünde) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edeceklerdir, onlar kendilerini böylece (hayat boyu) kandırırlar!

Ahmed Hulusi

O saatin (ölüm) geldiği süreçte suçlular, (beden yaşamında) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. . . Böylece çevriliyorlardı. (Rabbin indinde bir gün beden yaşamına göre bin yıldır; bağlantısı. )

Ali Bulaç

Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.

Ali Özek ve heyeti

Kıyamet koptuğu gün, günahkârlar, (dünyada) ancak pek kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlardı.

Ali Rıza Safa

Ve evrenlerin sonu gelip çattığı gün, suçlular, bir saatten çok kalmadıklarına yemin edeceklerdir. İşte böyle çevriliyorlar.

Bayraktar Bayraklı

Kıyamet koptuğu gün, suçlular dünyada ancak pek kısa kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar dünyada haktan böyle döndürülüyorlardı.

Edip Yüksel

O an gerçekleştiği zaman, suçlular, (dünyada) ancak bir an kaldıklarına and içerler. Onlar işte böyle yanılıyorlardı.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Saat (dünyanın sonu) gerçekleştiği zaman, suçlular, (dünyada) ancak bir saat kaldıklarına and içerler. Onlar işte böyle yanılıyorlardı.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Vaktin gelip kıyametin koptuğu gün suçlular, (dünyada) bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Önce de böyle (haktan) çevriliyorlardı.

Elmalılı Hamdi Yazır

O gün ki saat gelir Kıyamet kopar, mücrimler, bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler evvel de böyle çeviriliyorlardı

Erhan Aktaş

Kıyamet'in koptuğu gün, mücrimler dipnot 1 dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı dipnot 2 .

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Dünyadayken de böyle aldanıyorlardı; gerçekleri çarpıtıyorlardı.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Kıyametin koptuğu gün, mücrimler dipnot 1 dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı. dipnot 2

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Suçlu, hakikat ile bağını koparan demek olan bu sözcük, basit suçlu anlamında değil; Kafir, Müşrik, sapkın anlamına gelmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Dünyadayken de böyle aldanıyorlardı; gerçekleri çarpıtıyorlardı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Kıyametin koptuğu gün, suçlular dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı. dipnot 1

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Dünyada iken de böyle aldanıyorlardı; gerçekleri çarpıtıyorlardı.

Gültekin Onan

Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.

Hasan Basri Çantay

Kıyametin kopacağı gün günahkarlar bir saatden başka kalmadıklarına yemin eder (ler). İşte onlar (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlar (yalan söylüyorlar) dı.

İbni Kesir

Kıyametin kopacağı gün; suçlular bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, böylece aldatılıp döndürülürler.

Mehmet Alagaş

(55-57) O gün kıyamet / saat kopar , suçlular bir saat kaldıklarına yemin eder ler, böyle işte, yalan söylüyorlar / ifk ediyorlar. İlim ve iman verilmiş olanlar ise dediler ki kesinlikle siz Allah’ın kitabına göre tekrar diriliş gününe kadar durdunuz. İşte bu da tekrar diriliş günüdür ve lakin siz bilemiyordunuz. (Utul ilim ve iman; ilim ve iman verilen bir şey , iman ettim demeyin bana iman verildi deyin. Bildim demeyin bana bilgi / ilim verildi deyin.) O gün zalimlerin özürleri / mazeretleri onlara fayda sağlamaz, onlar hoşnut etmeye de çalışamazlar. (Yalakalık şirin gözükmeye çalışmakta yok)

Rowwad Tercüme Merkezi

Kıyametin kopacağı gün günahkârlar, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.

Süleyman Ateş

(Duruşma) Sa'at(i) başladığı gün, suçlular, (dünyada veya Berzahta) bir sa'atten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle çevriliyorlardı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kıyamet saati geldiği gün suçlular, dünyada bir saatten fazla kalmadık diye yemin ederler. Onlar (dünyada da) bu şekilde yalana sürüklenirlerdi.

Şaban Britch

Kıyamet saatinin geldiği gün, suçlular, tek bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, (haktan) böyle çevriliyor.

Şaban Piriş

Kıyamet saatinin geldiği gün, suçlular, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte böyle yalan söylerlerdi.

Yaşar Nuri Öztürk

Saat gelip kıyamet koptuğu gün, günahkarlar dünyada bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle çevriliyorlardı.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And the Day when the Final Hour has come to pass, the wicked steeped in crime shall swear they only reposed for an hour. And just as they shall make the wrong estimate of time, similarly they will have done in life, they wrongly estimate the truth and they favour declination from religion.

Abdul Haleem

On the Day the Hour comes, the guilty will swear they lingered no more than an hour- they have always been deluded-

Abdullah Yusuf Ali

On the Day that the Hour (of Reckoning) will be established, the transgressors will swear that they tarried not but an hour: thus were they used to being deluded!

Abul A'la Maududi

On that Day when the Hour will come to pass dipnot 1 the wicked shall swear that they had stayed (in the world) no more than an hour. dipnot 2 Thus they used to be deceived in the life of the world. dipnot 3

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, Resurrection, which is being foretold here.
  2. metne dön, dipnot 2
    That is, from the time of death till Resurrection. Even if thousands of years might have elapsed since their death they will feel that they had gone to sleep a few hours earlier and then a sudden calamity had roused them from sleep.
  3. metne dön, dipnot 3
    That is, "They used to make similar wrong estimates in the world. There also they lacked the realization of reality, and therefore, used to assert that there was going to be no Resurrection, no life-after-death, and no accountability before God."

Aisha Bewley

On the Day the Last Hour arrives, the evildoers will swear they have not even tarried for an hour. That is the extent to which they are deceived.

Al-Hilali & Khan

And on the Day that the Hour will be established, the Mujrimûn (criminals, disbelievers, polytheists, sinners) will swear that they stayed not but an hour - thus were they ever deluded [away from the truth (i.e. they used to tell lies and take false oaths, and turn away from the truth) in this life of the world)]

Ali Quli Qarai

And on the day when the Hour sets in the guilty will swear that they had remained only for an hour. That is how they were used to lying [in the world].

Amatul Rahman Omar

And on the day when the Hour shall arrive (and the Resurrection takes place) the guilty will swear that they stayed (in the world) for not more than a very brief period. Just as they had been turned away (from the right way so they will be turned away from Allâh's protection on that day).

Arthur John Arberry

Upon the day when the Hour is come, the sinners shall swear they have not tarried above an hour; so they were perverted.

Bijan Moeinian

When man is resurrected, the wrongdoers swear that their whole life was not more than an hour long! For the same token, they were wrong in other perceptions of theirs [about other matters that they used to deny as they did not have any understanding of what the truth is all about. ]

E. Henry Palmer

And on the day when the Hour shall rise, the sinners shall swear that they have not tarried save an hour; thus were they wont to lie!

Edip-Layth

The day the moment is established, the criminals will swear that they have remained only for a moment! Thus they were deluded.

George Sale

On the day whereon the last hour shall come, the wicked will swear that they have not tarried above an hour: In like manner did they utter lies in their life-time.

Hamid S. Aziz

Allah is He Who created you from a state of weakness then He gave strength after weakness, then ordained weakness and grey hair after strength. He creates what He will, and He is the Knower, the Mighty.

Mahmoud Ghali

And on the Day when the Hour comes upright, the criminals will swear (that) in no way did they linger except (Literally: other than) for an hour; thus they were diverged (from truth) into falsehood.

Marmaduke Pickthall

And on the day when the Hour riseth the guilty will vow that they did tarry but an hour - thus were they ever deceived.

Mohamed Ahmed - Samira

The day Resurrection is set the sinners will swear: "We did not tarry more than an hour (and cannot be guilty). " That is how they have always been deceived.

Muhammad Asad

[He it is who will cause you to die, and in time will resurrect you. ] And when the Last Hour dawns, those who had been lost in sin will swear that they had not tarried [on earth] longer than an hour: thus were they wont to delude themselves [all their lives]!

Mustafa Khattab

And on the Day the Hour will arrive, the wicked will swear that they did not stay ˹in this world˺ more than an hour. In this way they were always deluded ˹in the world˺.

Progressive Muslims

And the Day the Hour is established, the criminals will swear that they have remained only for an hour! Thus they were deluded.

Rashad Khalifa

On the day when the Hour comes to pass, the guilty will swear that they lasted (in this world) only one hour. That is how wrong they were.

Sahih International

And the Day the Hour appears the criminals will swear they had remained but an hour. Thus they were deluded.

Sam Gerrans

And the day the Hour strikes, the lawbreakers will swear that they had tarried but an hour; thus were they deluded.

Shabbir Ahmed

(Since your life is short, your time is precious. ) On the Day when the Hour rises, the guilty will swear that they lived in this world no more than an hour, (and that they didn't have time to reform). In fact they were wandering aimlessly through life.

Syed Vickar Ahamed

And on the Day that the Hour (of Judgment) will be (finally) set, those who exceeded the limits will swear that they idled away no longer an hour like this they were used to being fooled!

Taqi Usmani

And on the Day when the Hour (Qiyāmah : the Day of Judgement) will take place, the sinners will swear that they did not remain (in the graves) more than one hour. In the similar way they used to be contrary (to truth in their worldly life).

The Monotheist Group

And the Day the Hour is established, the criminals will swear that they have remained only for an hour! Thus they were deluded.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 55. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 55. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Rûm suresi, 55. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩