Diyanet İşleri
Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
Rûm suresi
Rûm suresi, 55. ayet. وَيَوْمَ تَقُومُ ٱلسَّاعَةُ يُقْسِمُ ٱلْمُجْرِمُونَ مَا لَبِثُوا۟ غَيْرَ سَاعَةٍ كَذَٰلِكَ كَانُوا۟ يُؤْفَكُونَ
veyevme teḳûmü-ssâ`atü yuḳsimü-lmücrimûne mâ lebiŝû gayra sâ`ah. keẕâlike kânû yü'fekûn.
Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Güçsüzlükten güce; mazeretlerin fayda vermediği gün Rûm 54–60 3
Şüphesiz, sen ölülere işittiremezsin. Dönüp gittikleri zaman çağrıyı sağırlara da işittiremezsin.
Sen, körleri sapkınlıklarından çıkarıp doğru yola iletemezsin. Sen, çağrını ancak ayetlerimize inanıp müslüman olan kimselere işittirebilirsin.
Allah, sizi güçsüz olarak yaratan, sonra güçsüzlüğün ardından bir güç veren, sonra gücün ardından bir güçsüzlük ve yaşlılık verendir. O, dilediğini yaratır. O, hakkıyla bilendir, hakkıyla kudret sahibidir.
Kıyametin kopacağı gün suçlular, (dünyada) bir andan fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
Kendilerine ilim ve iman verilmiş olanlar ise onlara şöyle diyeceklerdir: "Andolsun, siz, Allah'ın yazısına göre, yeniden dirilme gününe kadar kaldınız. İşte bu yeniden dirilme günüdür. Fakat siz bilmiyordunuz."
O gün zulmedenlere mazeretleri fayda sağlamaz, Allah'ı razı edecek amelleri işleme istekleri de kabul edilmez.
Andolsun, biz bu Kur'an'da insanlara her türlü misali verdik. Andolsun, eğer sen onlara bir ayet getirsen, inkar edenler mutlaka, "Siz ancak asılsız şeyler uyduranlarsınız" derler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
55. Yüce Allah, Kıyamet gününü, bu günün çabucak gelişini haber vermekte ve Kıyamet kopacağı vakit “günahkârlar”ın Allah adına yemin ederek dünyada “ancak çok kısa bir süre kaldıklarına dair yemin edecekler”ini bildirmektedir. Böylelikle onlar, kendilerine fayda verir ümidi ile özür beyan etmeye ve dünya ömrünün kısalığını dile getirmeye çalışacaklardır. Onların sözleri hiçbir gerçek ihtiva etmeyen katıksız bir yalan olduğundan dolayı da Yüce Allah şöyle buyurmaktadır: “Onlar (dünyada iken de haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.” Yani onlar, dünyada iken de bu şekilde gerçeklerden sapıp yalana yöneliyorlardı. Onlar dünyada peygamberlerin getirdikleri hakkı yalanlamışlardı, âhirette de gözle görülen somut bir gerçeği inkâr edeceklerdir ki bu da dünyada uzun bir süre kaldıkları gerçeğidir. İşte bu, onların çirkin bir huyudur ve kul, hangi halde ölürse o şekilde diriltilecektir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Kıyametin kopacağı gün mücrimler, kabirlerinde az bir zamandan fazla kalmadıkları hakkında yemin ederler. Kabirlerinde ne kadar kaldıklarını bilmekten çevrildikleri gibi dünyada da haktan böyle çevriliyorlardı.
Aynı kök: سوع (49 geçiş) · Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Kıyametin kopacağı günde, suçlular hayal kırıklığı içinde ümitsizliğe düşeceklerdir.
Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
Onları yeniden diriltip hepsini bir araya toplayacağı gün, sanki gündüzün bir saatinden başka kalmamışlar (yeni ayrılmışlar) gibi, aralarında…
Aynı kök: لبث (31 geçiş) · Aynı kök: سوع (49 geçiş)
(Ey Muhammed!) O halde, yüksek azim sahibi peygamberlerin sabretmesi gibi sabret. Onlar için acele etme. Onlar tehdit edildikleri azabı gördükleri…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah'ın (koyduğu din) nişanelerine, haram aya, hac kurbanına, (bu kurbanlıklara takılı) gerdanlıklara ve de Rab'lerinden bol nimet…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Ey iman edenler! Allah için hakkı titizlikle ayakta tutan, adalet ile şahitlik eden kimseler olun. Bir topluma olan kininiz, sakın ha sizi…
Aynı kök: جرم (66 geçiş) · Ortak kavram: Cürüm (suç)
Suçluların yolu da açığa çıksın diye ayetleri işte böyle ayrı ayrı açıklarız.
Aynı kök: لبث (31 geçiş)
Yahut altı üstüne gelmiş (ıpıssız duran) bir şehre uğrayan kimseyi görmedin mi? O, "Allah, burayı ölümünden sonra nasıl diriltecek (acaba)?" demişti.…
Aynı kök: افك (30 geçiş)
Meryem oğlu Mesih, sadece bir peygamberdir. Ondan önce de nice peygamberler geldi geçti. Onun annesi de dosdoğru bir kadındır. (Nasıl ilah…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
O (Son) Saat gerçekleştiği gün, suçlular (dünyada) ancak kısa bir süre kaldıklarına dair yemin edecekler. dipnot 1 İşte onlar (dünyada da gerçeklerden) böyle döndürülüyorlardı.
Ve Son Saat gelip çattığı gün suça batmış olanlar, dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edecekler; böylece kendilerine (dahi) yalan söylemiş olacaklar.
(Size ölümü veren ve zamanı geldiğinde yeniden diriltecek olan O'dur!) Ve Son Saat gelip çattığında, günaha saplanmış olanlar, (yeryüzünde) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin edeceklerdir, onlar kendilerini böylece (hayat boyu) kandırırlar!
O saatin (ölüm) geldiği süreçte suçlular, (beden yaşamında) bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. . . Böylece çevriliyorlardı. (Rabbin indinde bir gün beden yaşamına göre bin yıldır; bağlantısı. )
Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar, tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.
Kıyamet koptuğu gün, günahkârlar, (dünyada) ancak pek kısa bir süre kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlardı.
Ve evrenlerin sonu gelip çattığı gün, suçlular, bir saatten çok kalmadıklarına yemin edeceklerdir. İşte böyle çevriliyorlar.
Kıyamet koptuğu gün, suçlular dünyada ancak pek kısa kaldıklarına yemin ederler. İşte onlar dünyada haktan böyle döndürülüyorlardı.
O an gerçekleştiği zaman, suçlular, (dünyada) ancak bir an kaldıklarına and içerler. Onlar işte böyle yanılıyorlardı.
Saat (dünyanın sonu) gerçekleştiği zaman, suçlular, (dünyada) ancak bir saat kaldıklarına and içerler. Onlar işte böyle yanılıyorlardı.
Vaktin gelip kıyametin koptuğu gün suçlular, (dünyada) bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler. Önce de böyle (haktan) çevriliyorlardı.
O gün ki saat gelir Kıyamet kopar, mücrimler, bir saatten fazla durmadıklarına yemin ederler evvel de böyle çeviriliyorlardı
Kıyamet'in koptuğu gün, mücrimler dipnot 1 dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı dipnot 2 .
Kıyametin koptuğu gün, mücrimler dipnot 1 dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı. dipnot 2
Kıyametin koptuğu gün, suçlular dünyada bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle döndürülüyorlardı. dipnot 1
Kıyamet saatinin kopacağı gün, suçlu günahkarlar tek bir saatin dışında (dünya hayatı) yaşamadıklarına and içerler. İşte onlar böyle çevriliyorlardı.
Kıyametin kopacağı gün günahkarlar bir saatden başka kalmadıklarına yemin eder (ler). İşte onlar (dünyada da haktan) böyle döndürülüyorlar (yalan söylüyorlar) dı.
Kıyametin kopacağı gün; suçlular bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, böylece aldatılıp döndürülürler.
(55-57) O gün kıyamet / saat kopar , suçlular bir saat kaldıklarına yemin eder ler, böyle işte, yalan söylüyorlar / ifk ediyorlar. İlim ve iman verilmiş olanlar ise dediler ki kesinlikle siz Allah’ın kitabına göre tekrar diriliş gününe kadar durdunuz. İşte bu da tekrar diriliş günüdür ve lakin siz bilemiyordunuz. (Utul ilim ve iman; ilim ve iman verilen bir şey , iman ettim demeyin bana iman verildi deyin. Bildim demeyin bana bilgi / ilim verildi deyin.) O gün zalimlerin özürleri / mazeretleri onlara fayda sağlamaz, onlar hoşnut etmeye de çalışamazlar. (Yalakalık şirin gözükmeye çalışmakta yok)
Kıyametin kopacağı gün günahkârlar, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. Onlar (dünyada haktan) işte böyle döndürülüyorlardı.
(Duruşma) Sa'at(i) başladığı gün, suçlular, (dünyada veya Berzahta) bir sa'atten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, (dünyada da haktan) böyle çevriliyorlardı.
Kıyamet /mezardan kalkış saati geldiği gün suçlular, "(dünyada) sadece kısa bir süre kaldık" diye yemin ederler dipnot 1 . Onlar (daha önce de) bu şekilde yalana sürüklenirlerdi dipnot 2 .
Kıyamet saati geldiği gün suçlular, dünyada bir saatten fazla kalmadık diye yemin ederler. Onlar (dünyada da) bu şekilde yalana sürüklenirlerdi.
Kıyamet saatinin geldiği gün, suçlular, tek bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte onlar, (haktan) böyle çevriliyor.
Kıyamet saatinin geldiği gün, suçlular, bir saatten fazla kalmadıklarına yemin ederler. İşte böyle yalan söylerlerdi.
Saat gelip kıyamet koptuğu gün, günahkarlar dünyada bir saatten başka kalmadıklarına yemin ederler. Onlar işte böyle çevriliyorlardı.
And the Day when the Final Hour has come to pass, the wicked steeped in crime shall swear they only reposed for an hour. And just as they shall make the wrong estimate of time, similarly they will have done in life, they wrongly estimate the truth and they favour declination from religion.
On the Day the Hour comes, the guilty will swear they lingered no more than an hour- they have always been deluded-
On the Day that the Hour (of Reckoning) will be established, the transgressors will swear that they tarried not but an hour: thus were they used to being deluded!
On that Day when the Hour will come to pass dipnot 1 the wicked shall swear that they had stayed (in the world) no more than an hour. dipnot 2 Thus they used to be deceived in the life of the world. dipnot 3
On the Day the Last Hour arrives, the evildoers will swear they have not even tarried for an hour. That is the extent to which they are deceived.
And on the Day that the Hour will be established, the Mujrimûn (criminals, disbelievers, polytheists, sinners) will swear that they stayed not but an hour - thus were they ever deluded [away from the truth (i.e. they used to tell lies and take false oaths, and turn away from the truth) in this life of the world)]
And on the day when the Hour sets in the guilty will swear that they had remained only for an hour. That is how they were used to lying [in the world].
And on the day when the Hour shall arrive (and the Resurrection takes place) the guilty will swear that they stayed (in the world) for not more than a very brief period. Just as they had been turned away (from the right way so they will be turned away from Allâh's protection on that day).
Upon the day when the Hour is come, the sinners shall swear they have not tarried above an hour; so they were perverted.
When man is resurrected, the wrongdoers swear that their whole life was not more than an hour long! For the same token, they were wrong in other perceptions of theirs [about other matters that they used to deny as they did not have any understanding of what the truth is all about. ]
And on the day when the Hour shall rise, the sinners shall swear that they have not tarried save an hour; thus were they wont to lie!
The day the moment is established, the criminals will swear that they have remained only for a moment! Thus they were deluded.
On the day whereon the last hour shall come, the wicked will swear that they have not tarried above an hour: In like manner did they utter lies in their life-time.
Allah is He Who created you from a state of weakness then He gave strength after weakness, then ordained weakness and grey hair after strength. He creates what He will, and He is the Knower, the Mighty.
And on the Day when the Hour comes upright, the criminals will swear (that) in no way did they linger except (Literally: other than) for an hour; thus they were diverged (from truth) into falsehood.
And on the day when the Hour riseth the guilty will vow that they did tarry but an hour - thus were they ever deceived.
The day Resurrection is set the sinners will swear: "We did not tarry more than an hour (and cannot be guilty). " That is how they have always been deceived.
[He it is who will cause you to die, and in time will resurrect you. ] And when the Last Hour dawns, those who had been lost in sin will swear that they had not tarried [on earth] longer than an hour: thus were they wont to delude themselves [all their lives]!
And on the Day the Hour will arrive, the wicked will swear that they did not stay ˹in this world˺ more than an hour. In this way they were always deluded ˹in the world˺.
And the Day the Hour is established, the criminals will swear that they have remained only for an hour! Thus they were deluded.
On the day when the Hour comes to pass, the guilty will swear that they lasted (in this world) only one hour. That is how wrong they were.
And the Day the Hour appears the criminals will swear they had remained but an hour. Thus they were deluded.
And the day the Hour strikes, the lawbreakers will swear that they had tarried but an hour; thus were they deluded.
(Since your life is short, your time is precious. ) On the Day when the Hour rises, the guilty will swear that they lived in this world no more than an hour, (and that they didn't have time to reform). In fact they were wandering aimlessly through life.
And on the Day that the Hour (of Judgment) will be (finally) set, those who exceeded the limits will swear that they idled away no longer an hour like this they were used to being fooled!
And on the Day when the Hour (Qiyāmah : the Day of Judgement) will take place, the sinners will swear that they did not remain (in the graves) more than one hour. In the similar way they used to be contrary (to truth in their worldly life).
And the Day the Hour is established, the criminals will swear that they have remained only for an hour! Thus they were deluded.