Diyanet İşleri
(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti.
Sâd suresi · 41–44. ayetler
Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Sâd suresi, 41. ayet. وَٱذْكُرْ عَبْدَنَآ أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيْطَٰنُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ
(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti.
Kulumuz Eyüp'ü de hatırla! Hani Rabbine "Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi." diye seslenmişti. dipnot 1
Ve kulumuz Eyyub'u da hatırla: Hani o Rabbine "(Rabbim!) Şeytan bana tarifsiz bir bezginlik ve terkedilmişlik hissi vermektedir!" diye yakarmıştı.
Kulumuz Eyyub'u da hatırla, o'nun Rabbine şöyle seslendiğini: "Şeytan bana (tam bir) bıkkınlık ve azap vermektedir!"
Kulumuz Eyyub'u da zikret (hatırla). . . Hani Rabbine: "Muhakkak ki şeytan (kendimi beden olarak hissediş) bana bitkinlik ve azap yaşattı" diye nida etti.
Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o: "Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu" diye Rabbine seslenmişti.
(Rasûlüm!) Kulumuz Eyyub’u da an. O, Rabbine: Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmişti.
Kulumuz Eyüp'ü de an. Efendisine, şöyle seslenmişti: "Şeytan, bana bir güçsüzlük ve ezinç verdi!"
Kulumuz Eyyub'u da hatırla! Bir vakit Rabbine, "Şeytan bana bir bitkinlik ve eziyet verdi" diye yalvarmıştı.
Kulumuz Eyyub'u an: "Efendim, sapkın bana bitkinlik ve acı dokundurdu" diye Efendisine seslenmişti.
Kulumuz Eyyub'u an: 'Rabbim, şeytan bana bitkinlik ve acı dokundurdu,' diye Rabbine seslenmişti.
Kulumuz Eyyub'u da an o zaman Rabbine şöyle nida etmişti: "Bak bana, Meşekkat ve acı ile şeytan dokundu!"
Kulumuz Eyyubu da an, o vakıt ki rabbına şöyle nida etmişti: "bak, bana meşakkat ve elem ile bana Şeytan dokundu."
Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Bir zamanlar Rabb'ine seslenmişti: "Şeytan bana dert ve azap dokundurdu. dipnot 1 "
Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Bir zamanlar Rabb'ine seslenmişti: "Şeytan bana dert ve azap dokundurdu." dipnot 1
Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Bir zamanlar Rabb'ine seslenmişti: "Şeytan dipnot 1 bana dert ve azap dokundurdu." dipnot 2
Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o: "Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu" diye rabbine seslenmişti.
Kulumuz Eyyubu da an. Hani o, Rabbine şöyle nida etmişdi: "Hakıykat, şeytan beni yorgunluğa (meşakkate) ve azaba (hastalığa) uğratdı.
Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani Rabbına: Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azab verdi, diye seslenmişti.
(41-44) Eyyüb kulumuzu hatırla. Bir vakit Rabbine muhakkak ki bana şeytan yorgunluk ile ve de azapla dokundu / temas etti diye nida etti. Ayağını yere vur, bu yıkanılacak /gusledilecek ve içilebilir serin bir sudur dedik. Ona, yakın çevresini ve beraberinde bir o kadarını daha akıl ulularına hatırlatma olması hibe ettik. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma. Onu biz sabreden bulduk. Ne güzel kuldu. Kesinlikle o hep yönelendi.
Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani Rabbine: “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap verdi." diye seslenmişti.
Kulumuz Eyyub'u da an: (O) Rabbine "Şeytan, bana bir yorgunluk ve azab dokundurdu" diye seslenmişti.
Kulumuz Eyyub'u da anlat. Hani bir gün Rabbine: "Şeytan bana bitkinlik ve azap verdi." diye yalvarıp yakarmıştı dipnot 1 .
Kulumuz Eyyub'tan da bahset; birgün Sahibine: "Şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti.
Kulumuz Eyyub’u da an. Hani Rabbine: “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti.
Kulumuz Eyyub'u da an. Hani Rabbine: "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap verdi." diye seslenmişti.
Kulumuz Eyyub'u da an! Hani, Rabbine şöyle seslenmişti: "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu."
Sâd suresi, 42. ayet. ٱرْكُضْ بِرِجْلِكَ هَٰذَا مُغْتَسَلٌۢ بَارِدٌ وَشَرَابٌ
Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik.
(Biz de ona) "Ayağını yere vur! İşte hem soğuk yıkanılacak hem de içilecek (soğuk) bir su!" (demiştik).
(Biz de) "Düş yola! Bak işte (şurada hem yıkanılacak hem de içilecek soğuk bir su var!" (demiştik).
(Bunun üzerine kendisine:) "Ayağını (yere) vur: İşte yıkanabileceğin ve içebileceğin bir soğuk su!" dedik.
"Ayağını (hakikatinden kaynaklanan kuvveyle) yere vur! İşte yıkanıp, içeceğin serinletici su (hakikatin ilmi)!" (dedik).
"Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik)."
Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).
"Ayağını yere vur; işte, yıkanılacak ve içilecek soğuk su!"
Ona, "Ayağını yere vur. İşte, yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.
"Ayağını yere vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir kaynak."
'Ayağını yere vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir kaynak.'
"Ayağınla depren! işte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su." dedik.
Depren ayağınla, işte serin bir yıkanacak ve içecek dedik
"Ey Eyyub! Ayağın ile topukla! dipnot 1 İşte bu hem yıkanılacak hem de içilecek soğuk su."
"Ey Eyyub! Ayağın ile topukla! dipnot 1 İşte bu hem yıkanılacak hem de içilecek soğuk su."
Ey Eyyub! "Ayağın ile topukla! dipnot 1 İşte yıkanılacak yer ve soğuk içecek!"
"Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik)."
Ayağınla vur (yere dedik). İşte hem yıkanacak, hem içecek soğuk (bir su).
Vur ayağını yere. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su.
(41-44) Eyyüb kulumuzu hatırla. Bir vakit Rabbine muhakkak ki bana şeytan yorgunluk ile ve de azapla dokundu / temas etti diye nida etti. Ayağını yere vur, bu yıkanılacak /gusledilecek ve içilebilir serin bir sudur dedik. Ona, yakın çevresini ve beraberinde bir o kadarını daha akıl ulularına hatırlatma olması hibe ettik. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma. Onu biz sabreden bulduk. Ne güzel kuldu. Kesinlikle o hep yönelendi.
“Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).”
"Ayağını (yere) vur, işte yıkanacak ve içilecek serin (bir su)" (dedik).
Ona: "Ayağınla yere vur! İşte bu yıkanılacak ve içilecek soğuk su kaynağı!" dedik.
Ona "İki ayağınla sıçra! dipnot 1 İşte soğuk yıkanma yeri ve içme suyu" dedik.
Ayağınla yere vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su! demiştik.
-Ayağınla yere vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su! demiştik.
"Ayağını yere vur! İşte yıkanacak bir yer, işte içilecek soğuk bir su!..." dedik.
Sâd suresi, 43. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ
Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik.
Katımızdan bir merhamet ve öz akıl sahiplerine (gerçeği) hatırla(t)mak için ona hem ailesini hem de onlarla birlikte bir mislini bağışlamıştık.
Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olmak üzere, (kendisini terk eden) yakın çevresini ve onlarla beraber bir kat daha fazlasını bahşettik.
Ona katımızdan bir rahmet ve bütün akıl iz'an sahiplerine bir uyarı olmak üzere mevcut nüfuslarını iki katına çıkaran yeni bir nesil armağan ettik.
Ona, bizden bir rahmet ve derin düşünebilen akıl sahipleri için hatırlatma olarak, ehlini ve onlarla birlikte onların mislini hibe ettik.
Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık.
Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık.
Bizim katımızdan bir rahmet ve sağduyulu olanlara bir öğreti olması için, hem ailesini hem de onlarla birlikte bir kat çoğunu, Ona armağan ettik.
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olarak ona ailesini, onlarla birlikte bir o kadarını daha verdik.
Çoluk çocuğunu bir katıyla birlikte ona geri verdik. Bu, akıl sahiplerine bizden bir rahmet ve mesajdır.
Çoluk çocuğunu bir katıyla birlikte ona geri verdik. Bu, akıl sahiplerine bizden bir rahmet ve mesajdır.
Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, temiz akıllılar için bir ibret olsun.
ve ona bütün ehlini ve beraberlerinde daha bir mislini bahşettik tarafımızdan bir rahmet olarak hem de bir dersi ıbret temiz akıllar için
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olarak, ona yanında yer alanları ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olarak, ona yanında yer alanları ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.
Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olarak, ona ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.
Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ehlini (ailesini) ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık.
Ona hem ehlini, hem onlarla beraber bir mislini, bizden bir rahmet ve temiz akıl saahibleri için de bir ibret olmak üzere, bağışladık.
Katımızdan bir rahmet, akıl sahipleri için de bir öğüt olmak üzere ona, ailesini ve onlarla birlikte olanların bir mislini lutfettik.
(41-44) Eyyüb kulumuzu hatırla. Bir vakit Rabbine muhakkak ki bana şeytan yorgunluk ile ve de azapla dokundu / temas etti diye nida etti. Ayağını yere vur, bu yıkanılacak /gusledilecek ve içilebilir serin bir sudur dedik. Ona, yakın çevresini ve beraberinde bir o kadarını daha akıl ulularına hatırlatma olması hibe ettik. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma. Onu biz sabreden bulduk. Ne güzel kuldu. Kesinlikle o hep yönelendi.
Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olması üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.
Ona bizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine bir ibret olarak ailesini ve onlarla beraber bir eşini daha armağan ettik.
Katımızdan bir ikram ve aklıselim sahibi olanların dipnot 1 akıllarında tutacakları bir bilgi olsun diye ona ailesini ve bir o kadarını daha bağışladık dipnot 2 .
Katımızdan bir ikram, sağlam duruşlu olanların ders alacakları bir hikaye olsun diye ona ailesini ve bir o kadarını daha bağışladık.
Ona ailesini de bağışlamıştık. Onlarla birlikte bizden bir rahmet ve akıl sahiplerine de bir öğüt olması için bir mislini daha bağışlamıştık.
Ona ailesini de bağışlamıştık. Onlarla birlikte bizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine de bir öğüt olması için bir mislini daha bağışlamıştık.
Ona bizden bir rahmet ve özü temizlere bir hatırlatma olarak, ailesini ve beraberlerinde, benzerlerini bağışladık.
Sâd suresi, 44. ayet. وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًا نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ
Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
(Eyüp'e) "Eline bir demet sap al da onunla vur (yola çık); doğrudan sapma." (demiştik). dipnot 1 Şüphesiz ki Eyüp'ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk; o, hep (Allah'a) yönelen ne güzel bir kuldu.
(Ve dedik ki): "Eline bir deste al ve onunla vur! Böylece yemininden dönmemiş olursun." Hakikaten Biz onu pek sabırlı biri olarak bulduk: ne güzel kuldu o, gerçekten o (da) her daim Allah'a yönelirdi.
(Ve sonunda o'na dedik ki:) "Şimdi eline bir demet ot al, onunla vur ve yeminini yerine getir!" Gerçekten Biz o'nu sıkıntılara karşı sabırlı gördük. O, ne güzel bir kulumuzdu, daima Bize yönelirdi!
"Eline bir demet al da onunla vur ki sözün yerine gelsin!" Biz Onu sabırlı bulduk. . . Ne güzel kuldu! Muhakkak ki O, evvab (hakikatini sıkça yaşayan) idi.
"Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip dönen biriydi.
Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub’u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi.
Ayrıca, "Eline bir deste sap al; onunla vur ve böylece yeminini bozma!" Aslında, Onu, dirençli gördük. Ne güzel kuldu; kuşkusuz, O, yönelirdi.
"Eline bir demet sap al ve onunla vur; yeminini bozma" dedik. Şüphesiz biz onu sabırlı bulduk. O ne iyi bir kuldu! O, daima Allah'a yönelirdi.
"Şimdi eline bir değnek alıp yola çık. Yeminini bozma." Onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kul! Sürekli yönelirdi.
'Şimdi eline bir değnek alıp yola çık. Yeminini bozma.' Onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kul! Sürekli yönelirdi.
Bir de: "Elinle bir demet al da onunla (eşine) vur, yemininde durmamazlık etme." dedik. Gerçekten Biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul! Hakikaten o bir evvabtır (daima Allah'a yönelmektedir).
Bir de al bir demet elinle de vur onunla hanis olma, hakıkat biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul, hakıkaten o bir evvabdır
Ve eline bir deste al, onunla yola koyul dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3
Ve eline bir deste al, onunla yola koyul dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3
Ve eline bir deste al, onunla yola çık dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3
"Ve eline bir deste (sap) al böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. O [Tanrı'ya] yönelen / dönen (evvab) biriydi.
"Eline bir demet sap al da onunla vur. Yemininde durmazlık etme" (dedik). Biz onu hakıykaten sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu! Hakıykat o, daima (Allaha) dönen (bir zat) idi.
Eline bir demet sap al da onunla vur ve yemini bozma. Biz, onu gerçekten sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu. Muhakkak ki o, Allah'a yönelirdi.
(41-44) Eyyüb kulumuzu hatırla. Bir vakit Rabbine muhakkak ki bana şeytan yorgunluk ile ve de azapla dokundu / temas etti diye nida etti. Ayağını yere vur, bu yıkanılacak /gusledilecek ve içilebilir serin bir sudur dedik. Ona, yakın çevresini ve beraberinde bir o kadarını daha akıl ulularına hatırlatma olması hibe ettik. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma. Onu biz sabreden bulduk. Ne güzel kuldu. Kesinlikle o hep yönelendi.
"Eline bir demet sap al da onunla vur, yemini böyle yerine getir." Gerçekten Eyyûb sabırlı (bir kul) idi. O, ne iyi kuldu daima Allah’a yönelirdi.
(Dedik ki): "Eline bir demet sap al, onunla vur da yeminini bozma." Gerçekten biz onu sabreden (bir kul) bulmuştuk. Ne güzel kuldu, o daima (bize) başvururdu.
Ona: "Eline bir tutam ot al, onu (tenine) bağla dipnot 1 . Günaha girme! dipnot 2 " dedik. Onu pek sabırlı bulduk. O ne güzel kuldu! Sürekli Rabbine yönelirdi.
Ona: "Eline bir demet ot al, onunla (tenine) vur da günaha girme dipnot 1 " dedik. Onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu! Çok da saygılıydı."
Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel bir kuldu! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma. O, Allah’a yönelen/dönen biriydi.
-Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. O, Allah'a yönelen ne güzel bir kuldu!
"Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters düşmüş olma!" dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! Bize yönelen, yakaran biriydi o.
Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.