Sâd suresi · 41–44. ayetler

Eyyûb

Bu bölümün ayetleri 4 mealde yan yana açılıyor; yukarıdaki listeden 27 Türkçe mealin herhangi birini açıp kapatabilirsiniz. Aralarındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz.

Hangi mealler görünsün? 4 / 27 açık

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir bölüme geçince öntanımlıya döner. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

  1. Sâd suresi, 41. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 41. ayet. وَٱذْكُرْ عَبْدَنَآ أَيُّوبَ إِذْ نَادَىٰ رَبَّهُۥٓ أَنِّى مَسَّنِىَ ٱلشَّيْطَٰنُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ

    Diyanet İşleri

    (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti.

    Mehmet Okuyan

    Kulumuz Eyüp'ü de hatırla! Hani Rabbine "Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi." diye seslenmişti. dipnot 1

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Benzer mesaj: Enbiyâ 21:83.

    Mustafa İslamoğlu

    Ve kulumuz Eyyub'u da hatırla: Hani o Rabbine "(Rabbim!) Şeytan bana tarifsiz bir bezginlik ve terkedilmişlik hissi vermektedir!" diye yakarmıştı.

    Muhammed Esed

    Kulumuz Eyyub'u da hatırla, o'nun Rabbine şöyle seslendiğini: "Şeytan bana (tam bir) bıkkınlık ve azap vermektedir!"

    Ahmed Hulusi

    Kulumuz Eyyub'u da zikret (hatırla). . . Hani Rabbine: "Muhakkak ki şeytan (kendimi beden olarak hissediş) bana bitkinlik ve azap yaşattı" diye nida etti.

    Ali Bulaç

    Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o: "Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu" diye Rabbine seslenmişti.

    Ali Özek ve heyeti

    (Rasûlüm!) Kulumuz Eyyub’u da an. O, Rabbine: Doğrusu şeytan bana bir yorgunluk ve eziyet verdi, diye seslenmişti.

    Ali Rıza Safa

    Kulumuz Eyüp'ü de an. Efendisine, şöyle seslenmişti: "Şeytan, bana bir güçsüzlük ve ezinç verdi!"

    Bayraktar Bayraklı

    Kulumuz Eyyub'u da hatırla! Bir vakit Rabbine, "Şeytan bana bir bitkinlik ve eziyet verdi" diye yalvarmıştı.

    Edip Yüksel

    Kulumuz Eyyub'u an: "Efendim, sapkın bana bitkinlik ve acı dokundurdu" diye Efendisine seslenmişti.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Kulumuz Eyyub'u an: 'Rabbim, şeytan bana bitkinlik ve acı dokundurdu,' diye Rabbine seslenmişti.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Kulumuz Eyyub'u da an o zaman Rabbine şöyle nida etmişti: "Bak bana, Meşekkat ve acı ile şeytan dokundu!"

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Kulumuz Eyyubu da an, o vakıt ki rabbına şöyle nida etmişti: "bak, bana meşakkat ve elem ile bana Şeytan dokundu."

    Erhan Aktaş

    Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Bir zamanlar Rabb'ine seslenmişti: "Şeytan bana dert ve azap dokundurdu. dipnot 1 "

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytan, çektiğim sıkıntıya gösterdiğim tahammülde, beni kuşkuya düşürmeye çalışıyor; bana vesvese veriyor.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Bir zamanlar Rabb'ine seslenmişti: "Şeytan bana dert ve azap dokundurdu." dipnot 1

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytan, çektiğim sıkıntıya gösterdiğim tahammülde, beni kuşkuya düşürmeye çalışıyor; bana vesvese veriyor.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Bir zamanlar Rabb'ine seslenmişti: "Şeytan dipnot 1 bana dert ve azap dokundurdu." dipnot 2

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Şeytan, Hakk'tan uzak olan. Hakk'a aykırı hareket eden her türlü varlık, kişi ve kurumun ortak "karakteristik adı" dır.
    2. metne dön, dipnot 2
      Şeytan, çektiğim sıkıntıya gösterdiğim tahammülde, beni kuşkuya düşürmeye çalışıyor; bana vesvese veriyor.

    Gültekin Onan

    Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani o: "Herhalde şeytan, bana kahredici bir acı ve azab dokundurdu" diye rabbine seslenmişti.

    Hasan Basri Çantay

    Kulumuz Eyyubu da an. Hani o, Rabbine şöyle nida etmişdi: "Hakıykat, şeytan beni yorgunluğa (meşakkate) ve azaba (hastalığa) uğratdı.

    İbni Kesir

    Kulumuz Eyyub'u da hatırla. Hani Rabbına: Doğrusu şeytan bana yorgunluk ve azab verdi, diye seslenmişti.

    Mehmet Alagaş

    (41-44) Eyyüb kulumuzu hatırla. Bir vakit Rabbine muhakkak ki bana şeytan yorgunluk ile ve de azapla dokundu / temas etti diye nida etti. Ayağını yere vur, bu yıkanılacak /gusledilecek ve içilebilir serin bir sudur dedik. Ona, yakın çevresini ve beraberinde bir o kadarını daha akıl ulularına hatırlatma olması hibe ettik. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma. Onu biz sabreden bulduk. Ne güzel kuldu. Kesinlikle o hep yönelendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Kulumuz Eyyûb’u da an. Hani Rabbine: “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap verdi." diye seslenmişti.

    Süleyman Ateş

    Kulumuz Eyyub'u da an: (O) Rabbine "Şeytan, bana bir yorgunluk ve azab dokundurdu" diye seslenmişti.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Kulumuz Eyyub'tan da bahset; birgün Sahibine: "Şeytan bana yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti.

    Şaban Britch

    Kulumuz Eyyub’u da an. Hani Rabbine: “Şeytan bana bir yorgunluk ve azap verdi" diye seslenmişti.

    Şaban Piriş

    Kulumuz Eyyub'u da an. Hani Rabbine: "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap verdi." diye seslenmişti.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Kulumuz Eyyub'u da an! Hani, Rabbine şöyle seslenmişti: "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu."

  2. Sâd suresi, 42. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 42. ayet. ٱرْكُضْ بِرِجْلِكَ هَٰذَا مُغْتَسَلٌۢ بَارِدٌ وَشَرَابٌ

    Diyanet İşleri

    Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik.

    Mehmet Okuyan

    (Biz de ona) "Ayağını yere vur! İşte hem soğuk yıkanılacak hem de içilecek (soğuk) bir su!" (demiştik).

    Mustafa İslamoğlu

    (Biz de) "Düş yola! Bak işte (şurada hem yıkanılacak hem de içilecek soğuk bir su var!" (demiştik).

    Muhammed Esed

    (Bunun üzerine kendisine:) "Ayağını (yere) vur: İşte yıkanabileceğin ve içebileceğin bir soğuk su!" dedik.

    Ahmed Hulusi

    "Ayağını (hakikatinden kaynaklanan kuvveyle) yere vur! İşte yıkanıp, içeceğin serinletici su (hakikatin ilmi)!" (dedik).

    Ali Bulaç

    "Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik)."

    Ali Özek ve heyeti

    Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).

    Ali Rıza Safa

    "Ayağını yere vur; işte, yıkanılacak ve içilecek soğuk su!"

    Bayraktar Bayraklı

    Ona, "Ayağını yere vur. İşte, yıkanacak ve içilecek soğuk bir su" dedik.

    Edip Yüksel

    "Ayağını yere vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir kaynak."

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Ayağını yere vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir kaynak.'

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    "Ayağınla depren! işte sana yıkanılacak ve içilecek soğuk bir su." dedik.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Depren ayağınla, işte serin bir yıkanacak ve içecek dedik

    Erhan Aktaş

    "Ey Eyyub! Ayağın ile topukla! dipnot 1 İşte bu hem yıkanılacak hem de içilecek soğuk su."

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hemen yola koyul. Durma yürü.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    "Ey Eyyub! Ayağın ile topukla! dipnot 1 İşte bu hem yıkanılacak hem de içilecek soğuk su."

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hemen yola koyul. Durma yürü.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ey Eyyub! "Ayağın ile topukla! dipnot 1 İşte yıkanılacak yer ve soğuk içecek!"

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Hemen yola koyul. Durma yürü.

    Gültekin Onan

    "Ayağını depret. İşte yıkanacak ve içecek soğuk (su, diye vahyettik)."

    Hasan Basri Çantay

    Ayağınla vur (yere dedik). İşte hem yıkanacak, hem içecek soğuk (bir su).

    İbni Kesir

    Vur ayağını yere. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su.

    Mehmet Alagaş

    (41-44) Eyyüb kulumuzu hatırla. Bir vakit Rabbine muhakkak ki bana şeytan yorgunluk ile ve de azapla dokundu / temas etti diye nida etti. Ayağını yere vur, bu yıkanılacak /gusledilecek ve içilebilir serin bir sudur dedik. Ona, yakın çevresini ve beraberinde bir o kadarını daha akıl ulularına hatırlatma olması hibe ettik. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma. Onu biz sabreden bulduk. Ne güzel kuldu. Kesinlikle o hep yönelendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    “Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su (dedik).”

    Süleyman Ateş

    "Ayağını (yere) vur, işte yıkanacak ve içilecek serin (bir su)" (dedik).

    Süleymaniye Vakfı

    Ona: "Ayağınla yere vur! İşte bu yıkanılacak ve içilecek soğuk su kaynağı!" dedik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona "İki ayağınla sıçra! dipnot 1 İşte soğuk yıkanma yeri ve içme suyu" dedik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Rekd =iki ayağı birden yere vurma anlamına gelir. (el-Ayn)

    Şaban Britch

    Ayağınla yere vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su! demiştik.

    Şaban Piriş

    -Ayağınla yere vur. İşte yıkanacak ve içilecek soğuk bir su! demiştik.

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak bir yer, işte içilecek soğuk bir su!..." dedik.

  3. Sâd suresi, 43. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 43. ayet. وَوَهَبْنَا لَهُۥٓ أَهْلَهُۥ وَمِثْلَهُم مَّعَهُمْ رَحْمَةً مِّنَّا وَذِكْرَىٰ لِأُو۟لِى ٱلْأَلْبَٰبِ

    Diyanet İşleri

    Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik.

    Mehmet Okuyan

    Katımızdan bir merhamet ve öz akıl sahiplerine (gerçeği) hatırla(t)mak için ona hem ailesini hem de onlarla birlikte bir mislini bağışlamıştık.

    Mustafa İslamoğlu

    Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olmak üzere, (kendisini terk eden) yakın çevresini ve onlarla beraber bir kat daha fazlasını bahşettik.

    Muhammed Esed

    Ona katımızdan bir rahmet ve bütün akıl iz'an sahiplerine bir uyarı olmak üzere mevcut nüfuslarını iki katına çıkaran yeni bir nesil armağan ettik.

    Ahmed Hulusi

    Ona, bizden bir rahmet ve derin düşünebilen akıl sahipleri için hatırlatma olarak, ehlini ve onlarla birlikte onların mislini hibe ettik.

    Ali Bulaç

    Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık.

    Ali Özek ve heyeti

    Bizden bir rahmet ve olgun akıl sahipleri için de bir ibret olmak üzere ona hem ailesini hem de onlarla beraber bir mislini bağışladık.

    Ali Rıza Safa

    Bizim katımızdan bir rahmet ve sağduyulu olanlara bir öğreti olması için, hem ailesini hem de onlarla birlikte bir kat çoğunu, Ona armağan ettik.

    Bayraktar Bayraklı

    Katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olarak ona ailesini, onlarla birlikte bir o kadarını daha verdik.

    Edip Yüksel

    Çoluk çocuğunu bir katıyla birlikte ona geri verdik. Bu, akıl sahiplerine bizden bir rahmet ve mesajdır.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    Çoluk çocuğunu bir katıyla birlikte ona geri verdik. Bu, akıl sahiplerine bizden bir rahmet ve mesajdır.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Ve ona, bütün ailesini ve beraberlerinde bir misli daha tarafımızdan bir rahmet olarak bahşettik ki, temiz akıllılar için bir ibret olsun.

    Elmalılı Hamdi Yazır

    ve ona bütün ehlini ve beraberlerinde daha bir mislini bahşettik tarafımızdan bir rahmet olarak hem de bir dersi ıbret temiz akıllar için

    Erhan Aktaş

    Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olarak, ona yanında yer alanları ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olarak, ona yanında yer alanları ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Katımızdan bir rahmet ve akıl sahipleri için bir ibret olarak, ona ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.

    Gültekin Onan

    Katımızdan ona bir rahmet ve temiz akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ehlini (ailesini) ve onlarla birlikte bir benzerini de bağışladık.

    Hasan Basri Çantay

    Ona hem ehlini, hem onlarla beraber bir mislini, bizden bir rahmet ve temiz akıl saahibleri için de bir ibret olmak üzere, bağışladık.

    İbni Kesir

    Katımızdan bir rahmet, akıl sahipleri için de bir öğüt olmak üzere ona, ailesini ve onlarla birlikte olanların bir mislini lutfettik.

    Mehmet Alagaş

    (41-44) Eyyüb kulumuzu hatırla. Bir vakit Rabbine muhakkak ki bana şeytan yorgunluk ile ve de azapla dokundu / temas etti diye nida etti. Ayağını yere vur, bu yıkanılacak /gusledilecek ve içilebilir serin bir sudur dedik. Ona, yakın çevresini ve beraberinde bir o kadarını daha akıl ulularına hatırlatma olması hibe ettik. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma. Onu biz sabreden bulduk. Ne güzel kuldu. Kesinlikle o hep yönelendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    Ona katımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olması üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını daha bahşettik.

    Süleyman Ateş

    Ona bizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine bir ibret olarak ailesini ve onlarla beraber bir eşini daha armağan ettik.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Katımızdan bir ikram, sağlam duruşlu olanların ders alacakları bir hikaye olsun diye ona ailesini ve bir o kadarını daha bağışladık.

    Şaban Britch

    Ona ailesini de bağışlamıştık. Onlarla birlikte bizden bir rahmet ve akıl sahiplerine de bir öğüt olması için bir mislini daha bağışlamıştık.

    Şaban Piriş

    Ona ailesini de bağışlamıştık. Onlarla birlikte bizden bir rahmet ve sağduyu sahiplerine de bir öğüt olması için bir mislini daha bağışlamıştık.

    Yaşar Nuri Öztürk

    Ona bizden bir rahmet ve özü temizlere bir hatırlatma olarak, ailesini ve beraberlerinde, benzerlerini bağışladık.

  4. Sâd suresi, 44. ayet — bütün mealleriyle aç

    Sâd suresi, 44. ayet. وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًا نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

    Diyanet İşleri

    Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

    Mehmet Okuyan

    (Eyüp'e) "Eline bir demet sap al da onunla vur (yola çık); doğrudan sapma." (demiştik). dipnot 1 Şüphesiz ki Eyüp'ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk; o, hep (Allah'a) yönelen ne güzel bir kuldu.

    Mehmet Okuyan — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Söylenmek istenen şudur: "Sen eline bir demet bitki al; onunla yola koyul; araman gereken şifayı Yüce Allah bitkilerin içine koymuştur. İçinde şifa olan bitkiyi bul ve yola koyul; böylece doğrudan sapmamış olursun." Bu yaklaşıma göre Hz. Eyüp, eline bir demet bitki alıp peşinden yola çıkmış ve böylece yemin gerektirecek bir yanlışa düşmemiştir. Dolayısıyla bu durumda, ne önceden yapılmış bir yemin ne de onu bozmamak için başvurulmuş bir çıkış yolu söz konusudur. Zaten ayetin devamında gelen cümledeki "sabır" ifadesi de onun bu yoldaki sebatını ve kararlılığını göstermektedir.

    Mustafa İslamoğlu

    (Ve dedik ki): "Eline bir deste al ve onunla vur! Böylece yemininden dönmemiş olursun." Hakikaten Biz onu pek sabırlı biri olarak bulduk: ne güzel kuldu o, gerçekten o (da) her daim Allah'a yönelirdi.

    Muhammed Esed

    (Ve sonunda o'na dedik ki:) "Şimdi eline bir demet ot al, onunla vur ve yeminini yerine getir!" Gerçekten Biz o'nu sıkıntılara karşı sabırlı gördük. O, ne güzel bir kulumuzdu, daima Bize yönelirdi!

    Ahmed Hulusi

    "Eline bir demet al da onunla vur ki sözün yerine gelsin!" Biz Onu sabırlı bulduk. . . Ne güzel kuldu! Muhakkak ki O, evvab (hakikatini sıkça yaşayan) idi.

    Ali Bulaç

    "Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip dönen biriydi.

    Ali Özek ve heyeti

    Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub’u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi.

    Ali Rıza Safa

    Ayrıca, "Eline bir deste sap al; onunla vur ve böylece yeminini bozma!" Aslında, Onu, dirençli gördük. Ne güzel kuldu; kuşkusuz, O, yönelirdi.

    Bayraktar Bayraklı

    "Eline bir demet sap al ve onunla vur; yeminini bozma" dedik. Şüphesiz biz onu sabırlı bulduk. O ne iyi bir kuldu! O, daima Allah'a yönelirdi.

    Edip Yüksel

    "Şimdi eline bir değnek alıp yola çık. Yeminini bozma." Onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kul! Sürekli yönelirdi.

    Edip Yüksel (Eski Baskı)

    'Şimdi eline bir değnek alıp yola çık. Yeminini bozma.' Onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kul! Sürekli yönelirdi.

    Elmalılı (sadeleştirilmiş)

    Bir de: "Elinle bir demet al da onunla (eşine) vur, yemininde durmamazlık etme." dedik. Gerçekten Biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul! Hakikaten o bir evvabtır (daima Allah'a yönelmektedir).

    Elmalılı Hamdi Yazır

    Bir de al bir demet elinle de vur onunla hanis olma, hakıkat biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul, hakıkaten o bir evvabdır

    Erhan Aktaş

    Ve eline bir deste al, onunla yola koyul dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3

    Erhan Aktaş — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan "darabe" kelimesine, çevirilerde "vur, döv" anlamının verilmesi, bu kelimenin onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyub Nebi'ye, "Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkanı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık." denmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kararsız olma, haktan ayrılma.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrailiyyat kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyub Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrailiyyat'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyub Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.

    Erhan Aktaş (10. Baskı)

    Ve eline bir deste al, onunla yola koyul dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3

    Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan "darabe" sözcüğüne, çevirilerde "vur, döv" anlamının verilmesi, bu sözcüğün onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyub Nebi'ye, "Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkanı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık." denmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kararsız olma, haktan ayrılma.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrailiyyat kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyub Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrailiyyat'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyub Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.

    Erhan Aktaş (Eski Baskı)

    Ve eline bir deste al, onunla yola çık dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3

    Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Ayette yer alan "darabe" sözcüğüne, çevirilerde "vur, döv" anlamının verilmesi, bu sözcüğün onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyub Nebi'ye, "Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkanı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık." denmektedir.
    2. metne dön, dipnot 2
      Kararsız olma, haktan ayrılma.
    3. metne dön, dipnot 3
      Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrailiyat kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyub Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrailiyat'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyub Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.

    Gültekin Onan

    "Ve eline bir deste (sap) al böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. O [Tanrı'ya] yönelen / dönen (evvab) biriydi.

    Hasan Basri Çantay

    "Eline bir demet sap al da onunla vur. Yemininde durmazlık etme" (dedik). Biz onu hakıykaten sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu! Hakıykat o, daima (Allaha) dönen (bir zat) idi.

    İbni Kesir

    Eline bir demet sap al da onunla vur ve yemini bozma. Biz, onu gerçekten sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu. Muhakkak ki o, Allah'a yönelirdi.

    Mehmet Alagaş

    (41-44) Eyyüb kulumuzu hatırla. Bir vakit Rabbine muhakkak ki bana şeytan yorgunluk ile ve de azapla dokundu / temas etti diye nida etti. Ayağını yere vur, bu yıkanılacak /gusledilecek ve içilebilir serin bir sudur dedik. Ona, yakın çevresini ve beraberinde bir o kadarını daha akıl ulularına hatırlatma olması hibe ettik. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma. Onu biz sabreden bulduk. Ne güzel kuldu. Kesinlikle o hep yönelendi.

    Rowwad Tercüme Merkezi

    "Eline bir demet sap al da onunla vur, yemini böyle yerine getir." Gerçekten Eyyûb sabırlı (bir kul) idi. O, ne iyi kuldu daima Allah’a yönelirdi.

    Süleyman Ateş

    (Dedik ki): "Eline bir demet sap al, onunla vur da yeminini bozma." Gerçekten biz onu sabreden (bir kul) bulmuştuk. Ne güzel kuldu, o daima (bize) başvururdu.

    Süleymaniye Vakfı

    Ona: "Eline bir tutam ot al, onu (tenine) bağla dipnot 1 . Günaha girme! dipnot 2 " dedik. Onu pek sabırlı bulduk. O ne güzel kuldu! Sürekli Rabbine yönelirdi.

    Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      "Ayette geçen (darb = ضرب) kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bir şeyin üstüne vurma veya sabitlemedir (Müfredat). Hemen hemen her iş için kullanılan bu fiilin anlamı, vurulan veya sabitlenen şeye göre değişir (el-Ayn)
    2. metne dön, dipnot 2
      Ayette geçen "la tahnes (لَا تَحْنَثْ)" ifadesine, İsrailiyatın etkisiyle, tefsir ve meallerde "Yeminini bozma!" anlamı verilmiştir. Oysa bu fiilin mastarı olan "hıns (حنث)" kelimesi Kur'an'da bir ayette daha geçer ve günah anlamında kullanılır (Vakıa 56/46). Sözlükler, "hıns"kelimesinin "günaha veya sıkıntıya girmek" anlamına geldiğini belirtmekle beraber, yeminle ilişkilendirilmesinin tali bir anlam olduğunu da ima ederler (Mekayis). Bu ifadeye "yeminini bozma!" anlamı vermek, Kur'an bütünlüğüne aykırıdır. Eyyub aleyhisselama yapılan uyarının nedeni, hastalığı Allah'tan değil Şeytan'dan bilmesiydi. Oysa, bir nebi olarak, Şeytan'ın insanlar üzerinde böyle bir etkisinin olmadığını aklından çıkarmamalıydı.

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

    Ona: "Eline bir demet ot al, onunla (tenine) vur da günaha girme dipnot 1 " dedik. Onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu! Çok da saygılıydı."

    Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

    1. metne dön, dipnot 1
      Eyyub (a.s.), hastalığının nedeninin şeytan olduğunu iddia ediyordu. Oysa Şeytan'ın insanlar üzerinde böyle bir etkisi veya yeteneği olmadığını bir nebi olarak çok iyi bilmeliydi. İşte bu nedenle, 44. ayette ikaz edildiğini görmekteyiz.

    Şaban Britch

    Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel bir kuldu! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma. O, Allah’a yönelen/dönen biriydi.

    Şaban Piriş

    -Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. O, Allah'a yönelen ne güzel bir kuldu!

    Yaşar Nuri Öztürk

    "Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters düşmüş olma!" dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! Bize yönelen, yakaran biriydi o.

Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. Öntanımlı açık dört meal öncelik sırasına göredir; listeden hepsi açılabilir.