Diyanet İşleri
Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
Sâd suresi
Sâd suresi, 44. ayet. وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًا نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ
veḫuẕ biyedike ḍigŝen faḍrib bihî velâ taḥneŝ. innâ vecednâhü ṣâbirâ. ni`me-l`abd. innehû evvâb.
Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Eyyûb Sâd 41–44 3
(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti.
Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik.
Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik.
Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
(Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.
Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlaslı kimseler kıldık.
Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
44. “(Ona dedik ki:) “Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminini bozma.” Müfessirlerin dediğine göre o, hastalığı ve sıkıntısı esnasında bir sebepten ötürü hanımına öfkelenmiş ve eğer Allah, kendisine şifa verecek olursa hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin etmişti. Yüce Allah da ona şifa vermişti. Ancak hanımı salih ve gerçekten ona iyilikte bulunan birisi idi. O nedenle Yüce Allah, hem hanımına, hem de kendisine merhamet buyurdu ve ona içinde yüz tane sap bulunan bir demet ile bir defa vurarak yemininin gereğini yerine getirmesi yönünde fetva vermiş oldu.
“Gerçekten Biz onu” yani Eyyûb’u “sabırlı bulduk.” Onu pek büyük zorluklarla ve sıkıntılarla sınadık da o, Allah rızası için bunlara sabretti. “O ne güzel kuldu!” Rahatlık zamanında da zorluk zamanında da sıkıntılı zamanlarında da bolluk zamanlarında da ubûdiyetin bütün mertebelerinde kemâle ermişti.
“Çünkü o, (Allah'a) çokça yönelen biri idi.” Dinî ve dünyevî hususlarda Yüce Allah’a çokça yönelir, Rabbini çokça anar, O’na çokça dua eder, O’nu çok severdi ve O’na yürekten bağlı idi.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Eyyûb, eşine kızdığı zaman ona yüz kırbaç vuracağı hakkında yemin etti. Biz de ona: "Ey Eyyûb! Eline bir demet sap al ve yeminini yerine getirmek için bununla vur! Etmiş olduğun bu yeminini bozma!" dedik. Eline bir demet sap aldı ve onunla eşine vurdu. Şüphesiz biz onu imtihan ettiğimiz hususta sabreden bir kimse bulduk. O ne güzel bir kuldu! Gerçekten o, Allah'a çok yönelen ve tövbe eden bir kimse idi.
Aynı kök: حنث (2 geçiş)
Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.
Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.
Aynı kök: ضغث (3 geçiş)
Dediler ki: "Bunlar karma karışık düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz."
Aynı kök: ضغث (3 geçiş)
Onlar, "Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin…
Aynı kıssa: Hz. Eyyûb
Eyyub'u da hatırla. Hani o Rabbine, "Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti.
Aynı kıssa: Hz. Eyyûb
Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak…
Aynı kıssa: Hz. Eyyûb
(Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti.
Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır
Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
(Eyüp'e) "Eline bir demet sap al da onunla vur (yola çık); doğrudan sapma." (demiştik). dipnot 1 Şüphesiz ki Eyüp'ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk; o, hep (Allah'a) yönelen ne güzel bir kuldu.
(Ve dedik ki): "Eline bir deste al ve onunla vur! Böylece yemininden dönmemiş olursun." Hakikaten Biz onu pek sabırlı biri olarak bulduk: ne güzel kuldu o, gerçekten o (da) her daim Allah'a yönelirdi.
(Ve sonunda o'na dedik ki:) "Şimdi eline bir demet ot al, onunla vur ve yeminini yerine getir!" Gerçekten Biz o'nu sıkıntılara karşı sabırlı gördük. O, ne güzel bir kulumuzdu, daima Bize yönelirdi!
"Eline bir demet al da onunla vur ki sözün yerine gelsin!" Biz Onu sabırlı bulduk. . . Ne güzel kuldu! Muhakkak ki O, evvab (hakikatini sıkça yaşayan) idi.
"Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip dönen biriydi.
Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub’u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi.
Ayrıca, "Eline bir deste sap al; onunla vur ve böylece yeminini bozma!" Aslında, Onu, dirençli gördük. Ne güzel kuldu; kuşkusuz, O, yönelirdi.
"Eline bir demet sap al ve onunla vur; yeminini bozma" dedik. Şüphesiz biz onu sabırlı bulduk. O ne iyi bir kuldu! O, daima Allah'a yönelirdi.
"Şimdi eline bir değnek alıp yola çık. Yeminini bozma." Onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kul! Sürekli yönelirdi.
'Şimdi eline bir değnek alıp yola çık. Yeminini bozma.' Onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kul! Sürekli yönelirdi.
Bir de: "Elinle bir demet al da onunla (eşine) vur, yemininde durmamazlık etme." dedik. Gerçekten Biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul! Hakikaten o bir evvabtır (daima Allah'a yönelmektedir).
Bir de al bir demet elinle de vur onunla hanis olma, hakıkat biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul, hakıkaten o bir evvabdır
Ve eline bir deste al, onunla yola koyul dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3
Ve eline bir deste al, onunla yola koyul dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3
Ve eline bir deste al, onunla yola çık dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3
"Ve eline bir deste (sap) al böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. O [Tanrı'ya] yönelen / dönen (evvab) biriydi.
"Eline bir demet sap al da onunla vur. Yemininde durmazlık etme" (dedik). Biz onu hakıykaten sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu! Hakıykat o, daima (Allaha) dönen (bir zat) idi.
Eline bir demet sap al da onunla vur ve yemini bozma. Biz, onu gerçekten sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu. Muhakkak ki o, Allah'a yönelirdi.
(41-44) Eyyüb kulumuzu hatırla. Bir vakit Rabbine muhakkak ki bana şeytan yorgunluk ile ve de azapla dokundu / temas etti diye nida etti. Ayağını yere vur, bu yıkanılacak /gusledilecek ve içilebilir serin bir sudur dedik. Ona, yakın çevresini ve beraberinde bir o kadarını daha akıl ulularına hatırlatma olması hibe ettik. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma. Onu biz sabreden bulduk. Ne güzel kuldu. Kesinlikle o hep yönelendi.
"Eline bir demet sap al da onunla vur, yemini böyle yerine getir." Gerçekten Eyyûb sabırlı (bir kul) idi. O, ne iyi kuldu daima Allah’a yönelirdi.
(Dedik ki): "Eline bir demet sap al, onunla vur da yeminini bozma." Gerçekten biz onu sabreden (bir kul) bulmuştuk. Ne güzel kuldu, o daima (bize) başvururdu.
Ona: "Eline bir tutam ot al, onu (tenine) bağla dipnot 1 . Günaha girme! dipnot 2 " dedik. Onu pek sabırlı bulduk. O ne güzel kuldu! Sürekli Rabbine yönelirdi.
Ona: "Eline bir demet ot al, onunla (tenine) vur da günaha girme dipnot 1 " dedik. Onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu! Çok da saygılıydı."
Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel bir kuldu! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma. O, Allah’a yönelen/dönen biriydi.
-Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. O, Allah'a yönelen ne güzel bir kuldu!
"Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters düşmüş olma!" dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! Bize yönelen, yakaran biriydi o.
And in fulfillment of his oath that he would beat his wife hundred strokes We said to him: Hold in your hand a bunch of a hundred blades of grass and strike her therewith once and gently to avoid breaking your oath. We found him really long suffering to affliction and unwearied in the face of difficulties and hardship. How excellent a worshipper He was and how in lowliest plight did He always repentant stand.
‘Take a small bunch of grass in your hand, and strike [her] with that so as not to break your oath.’ We found him patient in adversity; an excellent servant! He, too, always turned to God.
"And take in thy hand a little grass, and strike therewith: and break not (thy oath)." Truly We found him full of patience and constancy. How excellent in Our service! ever did he turn (to Us)!
(and We said to him): "Take in your hand a bundle of rushes and strike with it, and do not break your oath." dipnot 1 Indeed We found him steadfast. How excellent a servant (of Ours) he was. Indeed he constantly turned (to his Lord). dipnot 2
‘Take a bundle of rushes in your hand and strike with that but do not break your oath. ’ We found him steadfast. What an excellent slave! He truly turned to his Lord.
"And take in your hand a bundle of thin grass and strike therewith (your wife), and break not your oath.[1] Truly! We found him patient. How excellent a slave! Verily he was ever oft-returning in repentance (to Us)!
[We told him:] ‘Take a faggot in your hand and then strike [your wife] with it, but do not break [your] oath. ’ Indeed We found him to be patient. What an excellent servant! Indeed he was a penitent [soul].
And (We commanded him, ) `Take in your hand a handful of twigs and strike (the riding beast) therewith. And do not ever incline towards falsehood. Indeed, We found him steadfast. An excellent servant was he. He was always turning (towards God) in obedience.
and, 'Take in thy hand a bundle of rushes, and strike therewith, and do not fail in thy oath. ' Surely We found him a steadfast man. How excellent a servant he was! He was a penitent.
Now instead of beating [your wife who has shown weakness at the height of your trial in the misery], as you have sworn to your Lord, use only weak straws to strike [as a symbol of fulfilling your oath. ] I found him patient and an excellent servant of mine who returned to Me over and over again.
'and take in thy hand a bundle, and strike therewith, and break not thy oath!' Verily, we found him patient, an excellent servant; verily, he turned frequently to us.
"Take in your hand a bundle and travel with it, and do not break your oath." We found him steadfast. What a good servant! He was obedient.
And We said unto him, take a handful of rods in thy hand, and strike thy wife therewith; and break not thine oath. Verily We found him a patient person: How excellent a servant was he! For he was one who frequently turned himself unto Us.
And (It was said, ) "Take in your hand a green branch (or grass) and beat her (his rebellious wife gently) with it (rather than with cruelty), and break not your oath. Surely We found him patient; a most excellent servant! Surely he was frequent in turning (to Allah).
And (we said) "Take in your hand a jumble of rushes, then strike therewith, and do not break (your oath). " Surely We found him a patient (man). How excellent a bondman he was! Surely he was a constant resorter (to Us).
And (it was said unto him): Take in thine hand a branch and smite therewith, and break not thine oath. Lo! We found him steadfast, how excellent a slave! Lo! he was ever turning in repentance (to his Lord).
"Take a handful of herbs, " (We said to him), and apply and rub them, and do not make a mistake. " We found him patient in adversity, an excellent devotee, always turning in repentance.
[And finally We told him:] "Now take in thy hand a small bunch of grass, and strike therewith, and thou wilt not break thine oath!" for, verily, We found him full of patience in adversity: how excellent a servant [of Ours], who, behold, would always turn unto Us!
˹And We said to him,˺ "Take in your hand a bundle of grass, and strike ˹your wife˺ with it, and do not break your oath."[1] We truly found him patient. What an excellent servant ˹he was˺! Indeed, he ˹constantly˺ turned ˹to Allah˺.
"And take in your hand a bundle and travel with it, and do not break your oath. " We found him steadfast. What a good servant! He was obedient.
"Now, you shall travel the land and preach the message, to fulfill your pledge." We found him steadfast. What a good servant! He was a submitter.
[We said], "And take in your hand a bunch [of grass] and strike with it and do not break your oath. " Indeed, We found him patient, an excellent servant. Indeed, he was one repeatedly turning back [to Allah ].
And: “Take thou in thy hand a bouquet, and strike thou therewith, and break thou not thine oath!” We found him patient. How excellent a servant! He was one turning in repentance.
(And finally We told him, ) "Now gather your strength and travel the land and break not your pledge. " Behold, We found him steadfast. How excellent a servant! In every situation he turned to Our Commands.
"And take in your hand a little (bunch of thin) grass, and strike (your wife with) it: And do not break your promise. " Truly, We found him (Ayub or Job) full of patience and constancy. How well in Our service did he ever return (to Us)!
And (We said to him,) "Take (a bundle of) thin twigs in your hand, and strike with it, and do not violate your oath. Surely, We found him very enduring. He was really an excellent servant. Surely, he was great in turning (to Us, in penitence and praise).
"And take in your hand a bundle and go forth with it, and do not break your oath." We found him steadfast. What a good servant! He was obedient.