Sâd suresi

Sâd suresi, 44. ayet

Sâd suresi, 44. ayet. وَخُذْ بِيَدِكَ ضِغْثًا فَٱضْرِب بِّهِۦ وَلَا تَحْنَثْ إِنَّا وَجَدْنَٰهُ صَابِرًا نِّعْمَ ٱلْعَبْدُ إِنَّهُۥٓ أَوَّابٌ

veḫuẕ biyedike ḍigŝen faḍrib bihî velâ taḥneŝ. innâ vecednâhü ṣâbirâ. ni`me-l`abd. innehû evvâb.

Diyanet İşleri

Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâd 41–47 · surenin 44. ayeti / 88
  1. Sâd 41

    (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti.

  2. Sâd 42

    Biz de ona, "Ayağını yere vur! İşte yıkanacak ve içecek soğuk bir su" dedik.

  3. Sâd 43

    Biz ona tarafımızdan bir rahmet ve akıl sahiplerine bir öğüt olmak üzere ailesini ve onlarla birlikte bir o kadarını bahşettik.

  4. 44

    Şöyle dedik: "Eline bir demet sap al ve onunla vur, yeminini bozma." Gerçekten biz Eyyub'u sabreden bir kimse olarak bulduk. O ne güzel bir kuldu! O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

  5. Sâd 45

    (Ey Muhammed!) Güçlü ve basiretli kullarımız İbrahim'i, İshak'ı ve Yakub'u da an.

  6. Sâd 46

    Şüphesiz biz onları, ahiret yurdunu düşünme özelliği ile (temizleyip) ihlaslı kimseler kıldık.

  7. Sâd 47

    Şüphesiz onlar, bizim katımızda hayırlı, seçkin kimselerdendir.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

44. “(Ona dedik ki:) “Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminini bozma.” Müfessirlerin dediğine göre o, hastalığı ve sıkıntısı esnasında bir sebepten ötürü hanımına öfkelenmiş ve eğer Allah, kendisine şifa verecek olursa hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin etmişti. Yüce Allah da ona şifa vermişti. Ancak hanımı salih ve gerçekten ona iyilikte bulunan birisi idi. O nedenle Yüce Allah, hem hanımına, hem de kendisine merhamet buyurdu ve ona içinde yüz tane sap bulunan bir demet ile bir defa vurarak yemininin gereğini yerine getirmesi yönünde fetva vermiş oldu.

“Gerçekten Biz onu” yani Eyyûb’u “sabırlı bulduk.” Onu pek büyük zorluklarla ve sıkıntılarla sınadık da o, Allah rızası için bunlara sabretti. “O ne güzel kuldu!” Rahatlık zamanında da zorluk zamanında da sıkıntılı zamanlarında da bolluk zamanlarında da ubûdiyetin bütün mertebelerinde kemâle ermişti.

“Çünkü o, (Allah'a) çokça yönelen biri idi.” Dinî ve dünyevî hususlarda Yüce Allah’a çokça yönelir, Rabbini çokça anar, O’na çokça dua eder, O’nu çok severdi ve O’na yürekten bağlı idi.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Eyyûb, eşine kızdığı zaman ona yüz kırbaç vuracağı hakkında yemin etti. Biz de ona: "Ey Eyyûb! Eline bir demet sap al ve yeminini yerine getirmek için bununla vur! Etmiş olduğun bu yeminini bozma!" dedik. Eline bir demet sap aldı ve onunla eşine vurdu. Şüphesiz biz onu imtihan ettiğimiz hususta sabreden bir kimse bulduk. O ne güzel bir kuldu! Gerçekten o, Allah'a çok yönelen ve tövbe eden bir kimse idi.

Kelimeler

14 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَخُذْ ve huz ve al kök: اخذ
  2. بِيَدِكَ biyedike eline kök: يدي
  3. ضِغْثًۭا digsen bir demet sap kök: ضغث
  4. فَٱضْرِب fedrib ve vur kök: ضرب
  5. بِّهِۦ bihi onunla
  6. وَلَا ve la ve asla
  7. تَحْنَثْ ۗ tehnes yeminini bozma kök: حنث
  8. إِنَّا inna gerçekten biz
  9. وَجَدْنَـٰهُ vecednahu onu bulmuştuk kök: وجد
  10. صَابِرًۭا ۚ sabiran sabreden (bir kul) kök: صبر
  11. نِّعْمَ nia'me ne güzel kök: نعم
  12. ٱلْعَبْدُ ۖ l-abdu kuldu kök: عبد
  13. إِنَّهُۥٓ innehu o daima
  14. أَوَّابٌۭ evvabun (bize) başvururdu kök: اوب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: حنث (2 geçiş)

    Büyük günah üzerinde ısrar ediyorlardı.

  • Aynı kök: اوب (17 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Ey Muhammed! Onların söylediklerine karşı sabret. Güçlü kulumuz Davud'u hatırla. O, Allah'a çok yönelen bir kimse idi.

  • Aynı kök: ضغث (3 geçiş)

    Dediler ki: "Bunlar karma karışık düşlerdir. Biz böyle düşlerin yorumunu bilmiyoruz."

  • Aynı kök: ضغث (3 geçiş)

    Onlar, "Hayır, bunlar karma karışık yalancı düşlerdir. Hayır, onu kendisi uydurdu; hayır, o bir şairdir. Eğer böyle değilse, önceki peygamberlerin…

  • Aynı kıssa: Hz. Eyyûb

    Eyyub'u da hatırla. Hani o Rabbine, "Şüphesiz ki ben derde uğradım, sen ise merhametlilerin en merhametlisisin" diye niyaz etmişti.

  • Aynı kıssa: Hz. Eyyûb

    Biz de onun duasını kabul edip kendisinde dert namına ne varsa gidermiştik. Tarafımızdan bir rahmet ve kullukta bulunanlar için de bir ibret olmak…

  • Aynı kıssa: Hz. Eyyûb

    (Ey Muhammed!) Kulumuz Eyyub'u da an. Hani o, Rabbine, "Şeytan bana bir yorgunluk ve azap dokundurdu" diye seslenmişti.

  • Aynı kök: ضرب (58 geçiş) · Aynı kök: صبر (103 geçiş) · Ortak kavram: Sabır

    Hani, "Ey Musa! Biz bir çeşit yemeğe asla katlanamayız. O halde, bizim için Rabbine yalvar da, o bize yerden biten sebze, kabak, sarımsak, mercimek,…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

75 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

(Eyüp'e) "Eline bir demet sap al da onunla vur (yola çık); doğrudan sapma." (demiştik). dipnot 1 Şüphesiz ki Eyüp'ü sabırlı (bir kul) bulmuştuk; o, hep (Allah'a) yönelen ne güzel bir kuldu.

Mehmet Okuyan — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Söylenmek istenen şudur: "Sen eline bir demet bitki al; onunla yola koyul; araman gereken şifayı Yüce Allah bitkilerin içine koymuştur. İçinde şifa olan bitkiyi bul ve yola koyul; böylece doğrudan sapmamış olursun." Bu yaklaşıma göre Hz. Eyüp, eline bir demet bitki alıp peşinden yola çıkmış ve böylece yemin gerektirecek bir yanlışa düşmemiştir. Dolayısıyla bu durumda, ne önceden yapılmış bir yemin ne de onu bozmamak için başvurulmuş bir çıkış yolu söz konusudur. Zaten ayetin devamında gelen cümledeki "sabır" ifadesi de onun bu yoldaki sebatını ve kararlılığını göstermektedir.

Mustafa İslamoğlu

(Ve dedik ki): "Eline bir deste al ve onunla vur! Böylece yemininden dönmemiş olursun." Hakikaten Biz onu pek sabırlı biri olarak bulduk: ne güzel kuldu o, gerçekten o (da) her daim Allah'a yönelirdi.

Muhammed Esed

(Ve sonunda o'na dedik ki:) "Şimdi eline bir demet ot al, onunla vur ve yeminini yerine getir!" Gerçekten Biz o'nu sıkıntılara karşı sabırlı gördük. O, ne güzel bir kulumuzdu, daima Bize yönelirdi!

Ahmed Hulusi

"Eline bir demet al da onunla vur ki sözün yerine gelsin!" Biz Onu sabırlı bulduk. . . Ne güzel kuldu! Muhakkak ki O, evvab (hakikatini sıkça yaşayan) idi.

Ali Bulaç

"Ve eline bir deste (sap) al, böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, Biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. Çünkü o, (daima Allah'a) yönelip dönen biriydi.

Ali Özek ve heyeti

Eline bir demet sap al da onunla vur, yeminini böyle yerine getir. Gerçekten biz Eyyub’u sabırlı (bir kul) bulmuştuk. O, ne iyi kuldu! Daima Allah'a yönelirdi.

Ali Rıza Safa

Ayrıca, "Eline bir deste sap al; onunla vur ve böylece yeminini bozma!" Aslında, Onu, dirençli gördük. Ne güzel kuldu; kuşkusuz, O, yönelirdi.

Bayraktar Bayraklı

"Eline bir demet sap al ve onunla vur; yeminini bozma" dedik. Şüphesiz biz onu sabırlı bulduk. O ne iyi bir kuldu! O, daima Allah'a yönelirdi.

Edip Yüksel

"Şimdi eline bir değnek alıp yola çık. Yeminini bozma." Onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kul! Sürekli yönelirdi.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

'Şimdi eline bir değnek alıp yola çık. Yeminini bozma.' Onu sabırlı bulduk. Ne iyi bir kul! Sürekli yönelirdi.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Bir de: "Elinle bir demet al da onunla (eşine) vur, yemininde durmamazlık etme." dedik. Gerçekten Biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul! Hakikaten o bir evvabtır (daima Allah'a yönelmektedir).

Elmalılı Hamdi Yazır

Bir de al bir demet elinle de vur onunla hanis olma, hakıkat biz onu sabırlı bulduk, ne güzel kul, hakıkaten o bir evvabdır

Erhan Aktaş

Ve eline bir deste al, onunla yola koyul dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette yer alan "darabe" kelimesine, çevirilerde "vur, döv" anlamının verilmesi, bu kelimenin onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyub Nebi'ye, "Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkanı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık." denmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kararsız olma, haktan ayrılma.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrailiyyat kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyub Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrailiyyat'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyub Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Ve eline bir deste al, onunla yola koyul dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette yer alan "darabe" sözcüğüne, çevirilerde "vur, döv" anlamının verilmesi, bu sözcüğün onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyub Nebi'ye, "Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkanı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık." denmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kararsız olma, haktan ayrılma.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrailiyyat kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyub Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrailiyyat'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyub Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Ve eline bir deste al, onunla yola çık dipnot 1 ve hanis dipnot 2 olma. Biz, onu sabredici bulduk. O ne iyi kuldu! O, her zaman Allah'a yöneldi. dipnot 3

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Ayette yer alan "darabe" sözcüğüne, çevirilerde "vur, döv" anlamının verilmesi, bu sözcüğün onlarca anlamının bulunduğunun dikkate alınmamasından kaynaklanmaktadır. Ayette; Eyyub Nebi'ye, "Elinde avucunda ne kaldıysa onları da alarak rızkını aramak için daha verimli; imkanı daha iyi olan yerleri bulmak için yola koyul, bulunduğun yerden ayrıl, sefere çık." denmektedir.
  2. metne dön, dipnot 2
    Kararsız olma, haktan ayrılma.
  3. metne dön, dipnot 3
    Bu ayetin tefsirinde yer alan bilgiler, İsrailiyat kaynaklı olup, tamamıyla uydurmadır. Kur'an'i bir dayanağı yoktur. Bu yalanlara göre, Eyyub Nebi'nin, hanımına yüz sopa vuracağına dair yemin ettiğini, daha sonra pişman olduğunu; Allah'ın da yeminini yerine getirmek için ona yüz adet saptan bir demet yaparak, o demetle hanımına bir kez vurmasını ve böylece sözünü yerine getirmiş olacağına dair bir yol göstermektedir. Bunun, Allah'a hile yapmayı yakıştırmak olduğunu akletmeyen sapkın anlayış, İsrailiyat'ta yer alan bilgileri doğrulamak adına, yalan uydurma yarışına girmiştir. Eyyub Nebi'nin hastalığına dair çeviri ve tefsirlerde yer alan bilgilerin tamamı Kur'an dışı kaynaklardan alınmıştır.

Gültekin Onan

"Ve eline bir deste (sap) al böylece onunla vur ve andını bozma." Gerçekten, biz onu sabredici bulduk. O, ne güzel kuldu. O [Tanrı'ya] yönelen / dönen (evvab) biriydi.

Hasan Basri Çantay

"Eline bir demet sap al da onunla vur. Yemininde durmazlık etme" (dedik). Biz onu hakıykaten sabırlı bulduk. O, ne güzel kuldu! Hakıykat o, daima (Allaha) dönen (bir zat) idi.

İbni Kesir

Eline bir demet sap al da onunla vur ve yemini bozma. Biz, onu gerçekten sabırlı bulmuştuk. Ne iyi kuldu. Muhakkak ki o, Allah'a yönelirdi.

Mehmet Alagaş

(41-44) Eyyüb kulumuzu hatırla. Bir vakit Rabbine muhakkak ki bana şeytan yorgunluk ile ve de azapla dokundu / temas etti diye nida etti. Ayağını yere vur, bu yıkanılacak /gusledilecek ve içilebilir serin bir sudur dedik. Ona, yakın çevresini ve beraberinde bir o kadarını daha akıl ulularına hatırlatma olması hibe ettik. Eline bir demet sap al, onunla vur ve yeminini bozma. Onu biz sabreden bulduk. Ne güzel kuldu. Kesinlikle o hep yönelendi.

Rowwad Tercüme Merkezi

"Eline bir demet sap al da onunla vur, yemini böyle yerine getir." Gerçekten Eyyûb sabırlı (bir kul) idi. O, ne iyi kuldu daima Allah’a yönelirdi.

Süleyman Ateş

(Dedik ki): "Eline bir demet sap al, onunla vur da yeminini bozma." Gerçekten biz onu sabreden (bir kul) bulmuştuk. Ne güzel kuldu, o daima (bize) başvururdu.

Süleymaniye Vakfı

Ona: "Eline bir tutam ot al, onu (tenine) bağla dipnot 1 . Günaha girme! dipnot 2 " dedik. Onu pek sabırlı bulduk. O ne güzel kuldu! Sürekli Rabbine yönelirdi.

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Ayette geçen (darb = ضرب) kelimesinin kök anlamı, bir şeyi bir şeyin üstüne vurma veya sabitlemedir (Müfredat). Hemen hemen her iş için kullanılan bu fiilin anlamı, vurulan veya sabitlenen şeye göre değişir (el-Ayn)
  2. metne dön, dipnot 2
    Ayette geçen "la tahnes (لَا تَحْنَثْ)" ifadesine, İsrailiyatın etkisiyle, tefsir ve meallerde "Yeminini bozma!" anlamı verilmiştir. Oysa bu fiilin mastarı olan "hıns (حنث)" kelimesi Kur'an'da bir ayette daha geçer ve günah anlamında kullanılır (Vakıa 56/46). Sözlükler, "hıns"kelimesinin "günaha veya sıkıntıya girmek" anlamına geldiğini belirtmekle beraber, yeminle ilişkilendirilmesinin tali bir anlam olduğunu da ima ederler (Mekayis). Bu ifadeye "yeminini bozma!" anlamı vermek, Kur'an bütünlüğüne aykırıdır. Eyyub aleyhisselama yapılan uyarının nedeni, hastalığı Allah'tan değil Şeytan'dan bilmesiydi. Oysa, bir nebi olarak, Şeytan'ın insanlar üzerinde böyle bir etkisinin olmadığını aklından çıkarmamalıydı.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Ona: "Eline bir demet ot al, onunla (tenine) vur da günaha girme dipnot 1 " dedik. Onu pek sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu! Çok da saygılıydı."

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Eyyub (a.s.), hastalığının nedeninin şeytan olduğunu iddia ediyordu. Oysa Şeytan'ın insanlar üzerinde böyle bir etkisi veya yeteneği olmadığını bir nebi olarak çok iyi bilmeliydi. İşte bu nedenle, 44. ayette ikaz edildiğini görmekteyiz.

Şaban Britch

Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel bir kuldu! Eline bir demet sap alıp onunla vur, yeminini bozma. O, Allah’a yönelen/dönen biriydi.

Şaban Piriş

-Eline bir demet sap alıp, onunlar vur, yeminini bozma! Biz onu sabırlı bulduk. O, Allah'a yönelen ne güzel bir kuldu!

Yaşar Nuri Öztürk

"Eline bir demet sap al da onunla vur ve yeminine ters düşmüş olma!" dedik. Biz onu sabırlı bulduk. Ne güzel kuldu o! Bize yönelen, yakaran biriydi o.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And in fulfillment of his oath that he would beat his wife hundred strokes We said to him: Hold in your hand a bunch of a hundred blades of grass and strike her therewith once and gently to avoid breaking your oath. We found him really long suffering to affliction and unwearied in the face of difficulties and hardship. How excellent a worshipper He was and how in lowliest plight did He always repentant stand.

Abdul Haleem

‘Take a small bunch of grass in your hand, and strike [her] with that so as not to break your oath.’ We found him patient in adversity; an excellent servant! He, too, always turned to God.

Abdullah Yusuf Ali

"And take in thy hand a little grass, and strike therewith: and break not (thy oath)." Truly We found him full of patience and constancy. How excellent in Our service! ever did he turn (to Us)!

Abul A'la Maududi

(and We said to him): "Take in your hand a bundle of rushes and strike with it, and do not break your oath." dipnot 1 Indeed We found him steadfast. How excellent a servant (of Ours) he was. Indeed he constantly turned (to his Lord). dipnot 2

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    A careful study of these words shows that the Prophet Job (peace be upon him) during illness had been annoyed with somebody (according to traditions, his wife) and sworn to beat him or her by giving so many stripes. When Allah restored him to health and the anger of the illness was gone, he became worried as how to fulfill the oath. For if he carried out the oath, he would be inflicting pain on an innocent person, and if he did not, he would be committing the sin of breaking the oath. Allah took him out of the difficult situation by the command: Take a broom containing as many sticks of straw as the number of the stripes you had sworn to give; then strike the person just once with the broom so as both to fulfill your oath and to avoid giving undue trouble to the person concerned.
  2. metne dön, dipnot 2
    Some jurists hold the view that this concession was specially meant for the Prophet Job (peace be upon him), and some others think that other people also can take advantage of it. The first view has been cited by Ibn Asakir from Abdullah bin Abbas and by Abu Bakr al-Jassas from Mujahid, and Imam Malik also held the same view. The second view has been adopted by Imam Abu Hanifah, Imam Abu Yusuf, Imam Muhammad, Imam Zufar and Imam Shafei. They say that if a person, for instance, has sworn to give his servant ten stripes, and afterwards combines ten whips and strikes him only once in a way that some part of each whip strikes him, his oath will be fulfilled.

Aisha Bewley

‘Take a bundle of rushes in your hand and strike with that but do not break your oath. ’ We found him steadfast. What an excellent slave! He truly turned to his Lord.

Al-Hilali & Khan

"And take in your hand a bundle of thin grass and strike therewith (your wife), and break not your oath.[1] Truly! We found him patient. How excellent a slave! Verily he was ever oft-returning in repentance (to Us)!

Ali Quli Qarai

[We told him:] ‘Take a faggot in your hand and then strike [your wife] with it, but do not break [your] oath. ’ Indeed We found him to be patient. What an excellent servant! Indeed he was a penitent [soul].

Amatul Rahman Omar

And (We commanded him, ) `Take in your hand a handful of twigs and strike (the riding beast) therewith. And do not ever incline towards falsehood. Indeed, We found him steadfast. An excellent servant was he. He was always turning (towards God) in obedience.

Arthur John Arberry

and, 'Take in thy hand a bundle of rushes, and strike therewith, and do not fail in thy oath. ' Surely We found him a steadfast man. How excellent a servant he was! He was a penitent.

Bijan Moeinian

Now instead of beating [your wife who has shown weakness at the height of your trial in the misery], as you have sworn to your Lord, use only weak straws to strike [as a symbol of fulfilling your oath. ] I found him patient and an excellent servant of mine who returned to Me over and over again.

E. Henry Palmer

'and take in thy hand a bundle, and strike therewith, and break not thy oath!' Verily, we found him patient, an excellent servant; verily, he turned frequently to us.

Edip-Layth

"Take in your hand a bundle and travel with it, and do not break your oath." We found him steadfast. What a good servant! He was obedient.

George Sale

And We said unto him, take a handful of rods in thy hand, and strike thy wife therewith; and break not thine oath. Verily We found him a patient person: How excellent a servant was he! For he was one who frequently turned himself unto Us.

Hamid S. Aziz

And (It was said, ) "Take in your hand a green branch (or grass) and beat her (his rebellious wife gently) with it (rather than with cruelty), and break not your oath. Surely We found him patient; a most excellent servant! Surely he was frequent in turning (to Allah).

Mahmoud Ghali

And (we said) "Take in your hand a jumble of rushes, then strike therewith, and do not break (your oath). " Surely We found him a patient (man). How excellent a bondman he was! Surely he was a constant resorter (to Us).

Marmaduke Pickthall

And (it was said unto him): Take in thine hand a branch and smite therewith, and break not thine oath. Lo! We found him steadfast, how excellent a slave! Lo! he was ever turning in repentance (to his Lord).

Mohamed Ahmed - Samira

"Take a handful of herbs, " (We said to him), and apply and rub them, and do not make a mistake. " We found him patient in adversity, an excellent devotee, always turning in repentance.

Muhammad Asad

[And finally We told him:] "Now take in thy hand a small bunch of grass, and strike therewith, and thou wilt not break thine oath!" for, verily, We found him full of patience in adversity: how excellent a servant [of Ours], who, behold, would always turn unto Us!

Mustafa Khattab

˹And We said to him,˺ "Take in your hand a bundle of grass, and strike ˹your wife˺ with it, and do not break your oath."[1] We truly found him patient. What an excellent servant ˹he was˺! Indeed, he ˹constantly˺ turned ˹to Allah˺.

Progressive Muslims

"And take in your hand a bundle and travel with it, and do not break your oath. " We found him steadfast. What a good servant! He was obedient.

Rashad Khalifa

"Now, you shall travel the land and preach the message, to fulfill your pledge." We found him steadfast. What a good servant! He was a submitter.

Sahih International

[We said], "And take in your hand a bunch [of grass] and strike with it and do not break your oath. " Indeed, We found him patient, an excellent servant. Indeed, he was one repeatedly turning back [to Allah ].

Sam Gerrans

And: “Take thou in thy hand a bouquet, and strike thou therewith, and break thou not thine oath!” We found him patient. How excellent a servant! He was one turning in repentance.

Shabbir Ahmed

(And finally We told him, ) "Now gather your strength and travel the land and break not your pledge. " Behold, We found him steadfast. How excellent a servant! In every situation he turned to Our Commands.

Syed Vickar Ahamed

"And take in your hand a little (bunch of thin) grass, and strike (your wife with) it: And do not break your promise. " Truly, We found him (Ayub or Job) full of patience and constancy. How well in Our service did he ever return (to Us)!

Taqi Usmani

And (We said to him,) "Take (a bundle of) thin twigs in your hand, and strike with it, and do not violate your oath. Surely, We found him very enduring. He was really an excellent servant. Surely, he was great in turning (to Us, in penitence and praise).

The Monotheist Group

"And take in your hand a bundle and go forth with it, and do not break your oath." We found him steadfast. What a good servant! He was obedient.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 44. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 44. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâd suresi, 44. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩