Diyanet İşleri
Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 13. ayet. وَإِذَا ذُكِّرُوا۟ لَا يَذْكُرُونَ
veiẕâ ẕükkirû lâ yeẕkürûn.
Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Alay edenler ve hüküm günü Sâffât 12–21 3
Ancak onlardan söz kapan olur. Onu da delip geçen bir alev izler (ve yok eder).
(Ey Muhammed!) Şimdi sen onlara sor: "Kendilerini yaratmak mı daha zor, yoksa yarattığımız diğer şeyleri yaratmak mı?" Şüphesiz biz onları yapışkan bir çamurdan yarattık.
Hayır, sen (onların haline) şaştın, onlar ise alay ediyorlar.
Kendilerine öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.
Bir mucize gördükleri zaman onu alaya alıyorlar.
(Dediler ki:) "Bu bir büyüden başka bir şey değildir."
"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?"
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
13. Yine hayret edilecek bir husus da şudur ki “onlara öğüt verildiğinde” fıtrat ve akılları ile bildikleri, kavradıkları bir husus hatırlatılıp ona dikkatleri çekilecek olsa dahi ondan “öğüt almazlar.”
Eğer cahilliklerinden ötürü bunu yapıyor iseler şüphesiz bu, onların çok ileri derecede ahmak olduklarına dair en büyük delildir. Çünkü onlara fıtratta yer etmiş, akıl ile kesin olarak bilinebilecek ve herhangi bir karışıklığı olmayan bir husus hatırlatılmaktadır. Eğer bilmezlikten gelerek, inat ile bunu yapıyorlarsa bu, daha hayret edilecek ve daha garip bir şeydir.
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu müşriklere öğüt verildiği zaman kalplerinin katılığından dolayı ondan öğüt alıp faydalanmazlar.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Kendilerine (gerçekler) hatırlatıldığı zaman (gerçeği) hatırlamazlar.
hatırlatıldığı zaman da öğüt almazlar;
ve (hakikat) kendilerine hatırlatıldığında onu kavramaya yanaşmazlar;
Onlar hatırlatıldıklarında da hatırlayıp düşünmezler!
Kendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar.
Kendilerine öğüt verildiği vakit öğüt almazlar.
Üstelik öğreti verildiğinde öğüt almıyorlar.
Kendilerine öğüt verilse, öğüt almıyorlar.
Kendilerine hatırlatıldığında öğüt almıyorlar.
Kendilerine hatırlatıldığında öğüt almıyorlar.
Uyarıldıklarında da düşünmüyorlar.
İhtar edildiklerinde de düşünmüyorlar
Kendilerine öğüt verildiği zaman, öğüdü dikkate almıyorlar.
Kendilerine öğüt verildiği zaman, öğüdü dikkate almıyorlar.
Kendilerine öğüt verildiği zaman, öğüdü dikkate almıyorlar.
Kendilerine öğüt verildiğinde, öğüt almıyorlar.
Kendilerine (Kur'an ile) va'z edilince düşünüb de öğüt kabul etmezler,
Kendilerine öğüt verildiğinde ise öğüt dinlemezler.
(11-34) Şimdi onlara şu konuda kanaatlerini iste / fetva sor, kim yaratmaca şiddetli, onlar mı veya bizim yarattığımız kimseler mi? Gerçekten onları biz, yapışkan bir çamurdan yarattık, Bilakis sen bunu acayip buldun onlar dalga geçiyorlar, onlara hatırlatıldığında bile hatırlamazlar, bir ayet gördüklerinde onu alaya alırlar , derler ki bu sadece bir büyüdür / sihirdir , bizler ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı tekrar diriltileceğiz? Hatta evvel ki babalarımız da mı? de ki evet ve de hor ve hakir bir halde sizler de. O tek bir komuttur / çığlıktır, o vakit onlar bakar halde dururlar , derler ki vay bizim halimize işte bu, din günüymüş / hesaplaşma günüymüş, (Duyunu umumiye) işte bu yalanlayıp durduğununuz ayrışma günüymüş, bir araya gelin / Toparlanın ey zalimler ve türdeşleri / eş ve benzerleri ve de Allah’ın yerine ibadet ettikleri toparlanın, onlara cehenneme doğru yol gösterin / hidayet edin , alıkoyun tutuklayın onları , kesinlikle onlar sorguya çekilecekler. Size ne oldu ki yardımlaşmıyorsunuz? Bilakis onlar bugün teslim alınıyorlar. (Önceki günler maalesef teslim olmadılar) ve de bazıları bazılarına yanaşarak derler ki sizler de bize sağımızdan geldiniz (sureti haktan gözüktünüz) Onlarda derler ki sizler de iman eden olma dınız, sizin üzerinizde bir delile dayalı bir otorite / sultanlığımız da yoktu (serbest vaziyette idiniz) Bilakis sizler taşkınlık içinde /tuğyan içinde bir kavimdiniz ve de Rabbimizin üzerimizdeki sözü gerçekleşti, şimdi de tadacağız , s izleri azdırdık , bizler de zaten azgındık , onlar o gün azapta ortaktırlar / azapta müşterektirler, biz suçlulara / cürüm işleyenlere böyle yaparız.
Kendilerine öğüt verildiğinde öğüt almazlar.
Kendilerine öğüt verilse öğüt almıyorlar.
Kendilerine doğru bilgi verildiğinde de o bilgiyi kabul etmiyorlar dipnot 1 .
Doğru bilgiye vurgu yapıldığında o bilgiyle ilgilenmiyorlar.
Onlara öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.
Onlara öğüt verildiği zaman öğüt almıyorlar.
Düşünüp taşınmaya çağrıldıklarında düşünmüyorlar.
And when exhorted to acknowledge Allah's Oneness, Uniqueness, Omnipotence and Omniscience, they pay no heed.
take no heed when they are warned,
And, when they are admonished, pay no heed,-
and when they are admonished, they pay no heed;
When they are reminded they do not pay heed.
And when they are reminded, they pay no attention.
and [even] when admonished do not take admonition,
When they are admonished they pay no heed;
and, when reminded, do not remember
While the believers are at awe [with God’s creative power], the disbelievers making fun [of the possibility of Resurrection. ]
and when they are reminded they will not remember;
When they are reminded, they do not care.
When they are warned, they do not take warning;
And when they are reminded, they mind (heed) not,
And when they are reminded, they do not remember.
And heed not when they are reminded,
And when they are warned they pay no heed.
and when they are reminded [of the truth], they refuse to take it to heart;
When they are reminded, they are never mindful.
And when they are reminded, they do not care.
When reminded, they take no heed.
And when they are reminded, they remember not.
And, when they are reminded, bear not in mind
They take not to heart the wonders of Nature when reminded.
And when they are reminded, they pay no attention—
And when any advice is given to them, they pay no heed to it.
And when they are reminded, they do not care.