Sâffât suresi

Sâffât suresi, 170. ayet

Sâffât suresi, 170. ayet. فَكَفَرُوا۟ بِهِۦ فَسَوْفَ يَعْلَمُونَ

fekeferû bih. fesevfe ya`lemûn.

Diyanet İşleri

Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 167–173 · surenin 170. ayeti / 182

Konu Meleklerin makamı, peygamberlere yardım vaadi ve kapanış Sâffât 161–182 3

  1. Sâffât 167–169

    (167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."

  2. 170

    Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.

  3. Sâffât 171

    Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:

  4. Sâffât 172

    "Onlara mutlaka yardım edilecektir."

  5. Sâffât 173

    "Şüphesiz ordularımız galip gelecektir."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 167–170. ayetler için yazılmıştır.

167-170. Yüce Allah, bu müşriklerin önceden açıkça temennide bulunarak: Öncekilere gelmiş bulunan zikir, öğüt ve kitaplar bize gelmiş olsa idi, biz de ihlâslı olarak Allah’a ibadet ederdik. Hatta gerçek anlamda ihlâsa erdirilmiş kimselerden olurduk, dediklerini haber vermektedir.

Ancak bu hususta onlar yalan söylemektedirler. İşte onlara kitapların en faziletlisi gelmiş bulunuyor. Ama onlar onu inkâr ettiler. Böylelikle onların hakka karşı bile bile karşı çıkan kimseler oldukları da anlaşılmış olmaktadır.

“Ama yakında” azap onları gelip bulduğunda “bilecekler!”

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Bu metin 168–170. ayetler için yazılmıştır.

Şüphesiz Mekkeli müşrikler, Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in peygamberliğinden önce şöyle diyorlardı: "Eğer bizim yanımızda bizden öncekilerin kitabı Tevrat gibi bir kitap olmuş olsaydı, biz ibadetlerimizi Allah'a halis kılardık." Hâlbuki onlar, bu iddialarında yalancıdırlar. Ant olsun ki Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem- onlara Kur'an'ı getirmesine rağmen onu küfrettiler. Kıyamet gününde kendilerini bekleyen şiddetli azabı bilecekler.

Kelimeler

4 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. فَكَفَرُوا۟ fekeferu ama inkar ettiler kök: كفر
  2. بِهِۦ ۖ bihi onu
  3. فَسَوْفَ fesevfe yakında
  4. يَعْلَمُونَ yea'lemune bileceklerdir kök: علم

Keşif

Bu ayet neyle ilişkili

Bu ayeti taşıyan yazmalar 7

73 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler8

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Hemen onu (Kur'an'ı) inkâr ettiler. İleride (gerçeği) bilecekler!

Mustafa İslamoğlu

Fakat (vahiy gelince de) onu inkar ettiler; ama zamanı gelince (ne fena yaptıklarını) bilecekler.

Muhammed Esed

Ama (işte bu ilahi kelam önlerine konulduğu halde,) onu kabul etmeye yanaşmıyorlar! Ama zamanla (reddettikleri şeyin ne olduğunu) öğreneceklerdir:

Ahmed Hulusi

Şimdiyse hakikat bilgisini inkar ettiler. . . Yakında anlayacaklar!

Ali Bulaç

Fakat (kitap gelince) onu tanımayıp küfrettiler; yakında bileceklerdir.

Ali Özek ve heyeti

İşte şimdi onu inkâr ettiler. Ama ileride bileceklerdir!

Ali Rıza Safa

Yine de Onu inkar ettiler. Madem öyle, yakında öğrenecekler.

Bayraktar Bayraklı

Buna rağmen Kur'an'ı inkar ettiler. Ama ileride bileceklerdir.

Edip Yüksel

Böylece onu inkar ettiler; ileride bilecekler.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Böylece onu inkar ettiler; ileride bilecekler.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Fakat şimdi O'nu inkar ettiler, artık ileride bilecekler.

Elmalılı Hamdi Yazır

Fakat şimdi ona küfrettiler, artık ileride bilecekler

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Fakat onu dipnot 1 yalanladılar. Artık yakında bilecekler.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kendilerine gelen Kitap'ı.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Fakat onu dipnot 1 yalanladılar. Artık yakında bilecekler.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kendilerine gelen Kitap'ı.

Gültekin Onan

Fakat (kitap gelince) ona küfrettiler; yakında bileceklerdir.

Hasan Basri Çantay

Şimdi ise ona (inanmayıb) kafir oldular, ileride (küfürlerinin akıbetini) bileceklerdir ya.

İbni Kesir

Sonunda O'na küfrettiler, ama ilerde bileceklerdir.

Mehmet Alagaş

(167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).

Rowwad Tercüme Merkezi

Fakat ona (iman etmeyip) kâfir oldular, ileride (küfürlerinin akıbetini) bilecekler.

Süleyman Ateş

Ama o uyarıyı inkar ettiler, yakında (inkar etmelerinin sonunun nasıl olacağını) bileceklerdir.

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

(O bilgi gelince) onu görmezlikten geldiler; ama yakında her şeyi öğrenirler.

Şaban Britch

Şimdi ise O’na küfrettiler. Yakında bilecek onlar.

Şaban Piriş

Şimdi ise O'nu inkar ettiler. Ama bilecek onlar.

Yaşar Nuri Öztürk

Fakat ardından onu inkar ettiler. Yakında bilecekler.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And when the Quran was revealed to them they denied its divine nature and rejected it, but they shall come to know that

Abdul Haleem

yet now they reject [the Quran]. They will soon realize.

Abdullah Yusuf Ali

But (now that the Qur'an has come), they reject it: But soon will they know!

Abul A'la Maududi

But when it came to them, they rejected it. They shall soon come to know (the end of such an attitude).

Aisha Bewley

But they have rejected it and they will soon know!

Al-Hilali & Khan

But (now that the Qur’ân has come) they disbelieve therein (i.e. in the Qur’ân and in Prophet Muhammad صلى الله عليه وسلم , and all that he brought, - the Divine Revelation), so they will come to know![1]

Ali Quli Qarai

But they disbelieved it [when it came to them]. Soon they will know.

Amatul Rahman Omar

But (now) they have disbelieved in this (Book, the Qur'ân when it has come to them). So they will soon come to know (the consequences of their disbelief).

Arthur John Arberry

But they disbelieved in it; soon they shall know!

Bijan Moeinian

Now that their wish is granted to them, they prefer to continue their way of disbelief.

E. Henry Palmer

But they misbelieved in it; but soon shall they know.

Edip-Layth

But they rejected it. They will come to know.

George Sale

Yet now the Koran is revealed, they believe not therein; but hereafter shall they know the consequence of their unbelief.

Hamid S. Aziz

But (now that it is come) they disbelieve in it; but they will come to know.

Mahmoud Ghali

Yet they disbelieved in it; then eventually they will know!

Marmaduke Pickthall

Yet (now that it is come) they disbelieve therein; but they will come to know.

Mohamed Ahmed - Samira

Yet now (that it has come) they refuse to believe in it; but they will come to know soon.

Muhammad Asad

And yet, [now that this divine writ has been placed before them,] they refuse to acknowledge it as true! In time, however, they will come to know [what it was that they had rejected]:

Mustafa Khattab

But ˹now˺ they reject it, so they will soon know.

Progressive Muslims

But they rejected it. They will come to know.

Rashad Khalifa

But they disbelieved, and they will surely find out.

Sahih International

But they disbelieved in it, so they are going to know.

Sam Gerrans

But they denied it; and they will come to know!

Shabbir Ahmed

And yet, now they are denying the Truth. In time, they will come to know what they denied.

Syed Vickar Ahamed

But (now that the Quran has come), they (still) reject it: But soon will they know (the penalty)!

Taqi Usmani

Then (once the divine book came to them,) they disbelieved in it. So, very soon they will come to know.

The Monotheist Group

But they rejected it. They will come to know.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 170. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 170. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 170. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  8. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩