Diyanet İşleri
"Onlara mutlaka yardım edilecektir."
Sâffât suresi
Sâffât suresi, 172. ayet. إِنَّهُمْ لَهُمُ ٱلْمَنصُورُونَ
innehüm lehümü-lmenṣûrûn.
"Onlara mutlaka yardım edilecektir."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu Meleklerin makamı, peygamberlere yardım vaadi ve kapanış Sâffât 161–182 3
(167-169) Müşrikler) şunu da söylüyorlardı: "Eğer yanımızda öncekilere verilen kitaplardan bir kitap olsaydı, elbette biz ihlaslı kullar olurduk."
Fakat (kitap gelince) onu inkar ettiler. Yakında (sonlarının ne olacağını) bilecekler.
Andolsun, peygamber olarak gönderilen kullarımız hakkında şu sözümüz geçmişti:
"Onlara mutlaka yardım edilecektir."
"Şüphesiz ordularımız galip gelecektir."
O halde, bir süreye kadar onlardan yüz çevir
Gözetle onları, yakında onlar da görecekler.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
Bu metin 171–179. ayetler için yazılmıştır.
171-175. Bunlar, dünyada galip geleceklerini zannetmesinler. Aksine hiçbir şekilde geri çevrilemeyen ve muhalefet olunamayan, Allah’ın peygamber kulları ve kurtuluşa eren orduları lehine verilmiş bir sözü vardır: Muhakkak onlar, başkalarına galip gelecekler, Rableri tarafından pek şerefli bir yardım ve zafere mazhar olacaklardır. Bununla dinlerini dimdik ayakta tutacak ve dinlerini uygulama imkânı bulacaklardır.
Bu, “Allah’ın ordusu” olma vasfını taşıyanlara verilmiş ilâhî bir müjdedir. Bu da davranışları ve halleri istikamet üzere olmakla, Allah’ın kendileri ile savaşılmasını emrettiği kimselerle savaşanlar arasında bulunmakla olur. İşte böyleleri galip gelecekler ve Allah’ın yardımına mazhar olacaklardır.
Daha sonra Yüce Allah, peygamberine karşı koyan ve hakkı kabul etmeyen kimselerden yüz çevirmesini emretmekte, geriye artık onların başına inecek olan azabı beklemekten başka bir şey kalmadığını bildirmektedir. Bundan dolayı da şöyle buyurmaktadır: “Onları gözle, çünkü onlar da” ibretli cezanın kimin başına geleceğini “yakında göreceklerdir.” Şüphesiz ki bu azap, onların başına gelecektir.
176-177. “Onların alanlarına” yani onların üzerine ve onlara yakın bir yere azabımız “inince uyarılanların (ama iman etmeyenlerin) sabahı ne kötü olur!” Çünkü bu, kötü bir sabah olacaktır. Cezanın ve toptan imha edilmenin gerçekleştiği bir sabah olacaktır.
178-179. Bu buyruklarla onlardan yüz çevirme emri ve azabın gerçekleşeceği tehdidi tekrarlanmaktadır.
Bu sûrede müşriklerin, Yüce Allah’ı nitelendirdikleri pek çirkin vasıfların bir çoğu zikredildiğinden dolayı Yüce Allah, kendi zatını bunlardan tenzih ederek şöyle buyurmaktadır:
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Bu metin 171–173. ayetler için yazılmıştır.
Ant olsun ki resullerimiz hakkında daha önceden Allah'ın onlara hüccet ve kuvvet lütfu ile düşmanlarına karşı muzaffer kılacakları sözü yerine gelmiştir. Şüphesiz zafer, Allah'ın kelimesi en üstün olması için Allah yolunda savaşan ordularımız içindir.
Ortak kavram: Yardım (nusret)
Öyle bir günden sakının ki, o gün hiç kimse bir başkası adına bir şey ödeyemez. Hiçbir kimseden herhangi bir şefaat kabul olunmaz, fidye alınmaz.…
Ortak kavram: Yardım (nusret)
Şüphesiz, inananlar (Müslümanlar) ile Yahudiler, Hıristiyanlar ve Sabiilerden (her bir grubun kendi şeriatında) "Allah'a ve ahiret gününe inanan ve…
Ortak kavram: Yardım (nusret)
Onlar, ahireti verip dünya hayatını satın alan kimselerdir. Artık bunlardan azap hiç hafifletilmez. Onlara yardım da edilmez.
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
Onlar, mutlaka zafere ulaşacaklardır. dipnot 1
mutlaka kendileri yardıma mazhar olacaklar;
kendilerine mutlaka yardım edilecektir
Muhakkak ki onlar, elbette onlar zafere erdirilmişlerdir.
Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır.
Onlar mutlaka zafere ulaşacaklardır.
Kuşkusuz, Onlara, kesinlikle yardım edilecektir.
Doğrusu, onlar yardım göreceklerdir.
Onlar elbette zafere ulaşacaklar.
Onlar elbette zafere ulaşacaklar.
Onlar (var ya), elbette onlar muhakkak muzaffer olacaklardır.
"Onlar elbette onlar muhakkak muzaffer olacaklardır
Onlar, kesinlikle yardım edilecek olanlardır.
Onlar, kesinlikle yardım edilecek olanlardır.
Onlar, kesinlikle yardım edilecek olanlardır.
Gerçekten onlar, muhakkak nusret (yardım ve zafer) bulacaklardır.
"Muhakkak onlar, behemehal onlar mansur (ve muzafferdirler.
Onlar muhakkak yardım görenlerdir.
(167-182) Eğer ki ilklerden / evvelkilerden yanımızda bir kitap olsaydı, Allah’ın katışıksız / halis kulları olurduk diyecek olurlarsa, onu da örtbas ettiler / küfrettiler, ileri de bilecekler , gönderilen kullarımıza (resul kullarımıza) yardım göreceksiniz , Ordularımız da onları yenecekler / onlara galip gelecekler sözümüz ü verdik, (Nil’in suyu, Musa’nın denizi, İbrahim’in ateşi orduya dahildir.) Belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle onları ilerde görecekler , azabımızı acele mi istiyorlar? Onların alanlarına / sahalarına indiğinde uyarılanların sabahı ne kötüdür, belli bir süre onlardan yüz çevir, gözetle ileride onlar da görecekler, Senin Rabbin ve Rabbinin onuru / izzeti, vasıflandırdıklarından üsttedir , g önderilenlere selam olsun, alemlerin Rabbine övgü olsun / hamdolsun. (Son üç ayeti Resulullah toplantı sonlarında okumayı tavsiye etti).
“Onlara mutlaka yardım edilecektir.”
"Mutlaka zafere ulaştırılanlar kendileri olacaktır."
Onlar kesinlikle yardım göreceklerdir dipnot 1 .
"Siz kesinlikle yardım göreceksiniz dipnot 1 .
Onlara mutlaka yardım edilecektir.
Onlara mutlaka yardım edilecektir.
Onlar, yardım görenlerin ta kendileri olacaklar.
That they shall certainly be afforded help
it is they who will be helped,
That they would certainly be assisted,
that they shall certainly be succoured,
that they would certainly be helped.
That they verily would be made triumphant,
that they will indeed receive [Allah’s] help,
That it is they alone who shall receive Our help (against the infidels).
assuredly they shall be helped,
revealed to My Prophets: They will have the final victory.
that they should be helped;
That they would be made victorious.
that they should certainly be assisted against the infidels,
That most surely they shall be helped
Surely they, indeed they, will be vindicated,
That they verily would be helped,
That they would be helped,
that, verily, they - they indeed - would be succoured,
that they would surely be helped,
That they would be made victorious.
They are surely the victors.
[That] indeed, they would be those given victory
They — they — will be those helped.
That verily, they - indeed they - would be helped.
That they would certainly be made victorious,
(that) they are the ones who will be supported,
That they would be made victorious.