Sâffât suresi

Sâffât suresi, 53. ayet

Sâffât suresi, 53. ayet. أَءِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَٰمًا أَءِنَّا لَمَدِينُونَ

eiẕâ mitnâ vekünnâ türâbev ve`iżâmen einnâ lemedînûn.

Diyanet İşleri

"Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?"

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sâffât 50–56 · surenin 53. ayeti / 182

Konu İhlaslı kulların nimetleri ve cehennemdeki arkadaş Sâffât 40–61 3

  1. Sâffât 50

    Derken birbirlerine yönelip sorarlar.

  2. Sâffât 51

    İçlerinden biri der ki: "Benim bir arkadaşım vardı."

  3. Sâffât 52

    "Sen de tekrar dirilmeyi tasdik edenlerden misin?" derdi.

  4. 53

    "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi hesaba çekileceğiz?"

  5. Sâffât 54

    Konuşan o kimse, yanındakilere, "Bakar mısınız, hali ne oldu?" der.

  6. Sâffât 55

    Kendisi de bakar ve onu cehennemin ortasında görür.

  7. Sâffât 56

    Ona şöyle der: "Allah'a andolsun, neredeyse beni de helak edecektin."

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

Bu metin 50–59. ayetler için yazılmıştır.

50-53. Yüce Allah, cennetliklerin yiyecekleri, içecekleri, güzel eşleri, güzel meclisleri ile doruk noktasına ulaşmış nimetlerini, sevinçlerinin mükemmelliğini söz konusu ettikten sonra kendi aralarındaki konuşmalarını, geçmişe dair konular açmalarını da nakletmekte ve onların bu sohbetlerinin ve karşılıklı soru sormalarının, içlerinden birisinin şu sözleri söyleyecek noktaya kadar ulaşacağını bildirmektedir:

“Gerçekten benim” dünyada iken “bir arkadaşım vardı.” Ve o, öldükten sonra dirilişi inkâr ediyor, beni de öldükten sonra dirilişi tasdik edişim dolayısı ile kınıyor ve: “diyordu ki: Sen de mi (dirilişe) inananlardansın? Biz ölüp de toprak ve kemik olduğumuz vakit, evet biz (bu hale geldikten sonra) mı diriltilip hesaba çekileceğiz?” ve amellerimizin karşılıklarını göreceğiz? Yani sen, bu son derece garip ve gerçekleşme ihtimali oldukça uzak olan böyle bir şeyi nasıl tasdik edersin? Bizler parçalanıp dağıldıktan, toprak ve kemik kırıntıları haline geldikten sonra tekrar diriltilecek ve yeniden hayata döndürülecek, sonra da amellerimiz dolayısı ile hesaba çekilip amellerimizin karşılığını göreceğiz öyle mi?!

Böylece cennetteki kişi, kardeşlerine şunları söyleyecek: İşte benim size anlattığım olay budur. Benimle arkadaşımın başından bunlar geçti. Ancak ben, iman ve tasdikimi muhafaza ettim. O ise öldükten sonra dirilişi yalanlamaya devam etti. Nihâyet öldük ve ölümden sonra diriltildik. İşte ben, sizin gördüğünüz ve peygamberlerin bize haber verdiği bu nimetlere ulaştım. O ise hiç şüphesiz azaba uğramış bulunuyor.

54. “(Devamla): “Ona” durumunu görmek için “bakmak ister misiniz?” der.” Böylelikle içinde bulunduğumuz halle daha bir sevinelim ve daha bir memnun olalım. Ve bunu gözlerimizle görmüş olalım.

Cennet ehlinin durumundan, onların birinin diğeri ile sevinmesinden ve birbirlerine muvafakat edeceklerinden açıkça anlaşıldığına göre onlar da onun bu isteğini kabul edecekler ve arkadaşının durumunu görmek için onunla birlikte gidecekler.

55. “Sonra da bakar ve onu” yani arkadaşanı “cehennemin ortasında görür.” Azabın ortasında, azap her tarafını kuşatmış, dört bir yanından çevresini sarmış halde onu görür.

56. Arkadaşı, hali dolayısı ile onu kınayarak, Yüce Allah’a da onun hile ve tuzaklarından kendisini koruduğu için şükrederek ona “der ki: Vallahi, az kalsın beni de helâk edecektin.” Beni karşı karşıya bırakmak istediğin şüpheler dolayısıyla ve kendi asılsız iddialarınla nerede ise beni de helâk edecektin.

57. “Eğer Rabbimin” İslâm üzere bana sebat vermek şeklindeki “nimeti olmasaydı ben de” seninle birlikte azap içine “konanlardan olurdum.”

58-59. “Artık biz, hiç ölmeyeceğiz, değil mi? İlk ölümümüzden başka… Hem bize azap da edilmeyecek.” Bu mü’min, bu sözleri cennet ehline hitaben, orada ebediyen kalacakları ve azaptan kurtuldukları için Allah’ın nimeti ile sevinç duyma ve bunu itiraf etme anlamında soru üslubunda dile getirecektir.

(Ellinci âyet-i kerimede geçen): “Onlardan bir kısmı diğerlerine yönelip birbirlerine soru sorarlar” buyruğunda neyi sordukları belirtilmemiştir. Onlardan bahsedilen husus ise lezzet ve sevinçleridir. Bu da onların, söz konusu edilmesi lezzet verecek türden olan her bir şeyi birbirlerine soracaklarına, dünyada iken anlaşmazlık konusu olan ve içinden çıkılamayan meseleleri dile getireceklerine delildir. Bilindiği gibi ilim ehlinin zevki, ilme dair sorular sormak ve onun hakkında araştırmalar yapmaktır. Bu ise dünya hayatındaki konuşmalarda görülegelen zevkin çok üstünde olacaktır. Cennetlikler, bu kabilden en yüksek ve üstün noktaya sahip olacaklardır. Cennette ilmi hakikatler onlar için ifade edilmesi mümkün olmayacak şekilde açıklık kazanmış olacaktır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

"Biz ölüp toprak ve kemik yığını haline geldiğimiz zaman yeniden diriltilecek ve dünyada yapmış olduğumuz amellerimizden dolayı hesaba mı çekileceğiz?"

Kelimeler

7 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. أَءِذَا eiza zaman mı?
  2. مِتْنَا mitna biz öldüğümüz kök: موت
  3. وَكُنَّا ve kunna ve olduğumuz kök: كون
  4. تُرَابًۭا turaben toprak kök: ترب
  5. وَعِظَـٰمًا ve izamen ve kemik kök: عظم
  6. أَءِنَّا einna biz mi?
  7. لَمَدِينُونَ lemedinune cezalanacağız kök: دين

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din · Ortak kavram: Ölüm

    İbrahim, bunu kendi oğullarına da vasiyet etti, Yakub da öyle: "Oğullarım! Allah, sizin için bu dini (İslam'ı) seçti. Siz de ancak müslümanlar olarak…

  • Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din · Ortak kavram: Ölüm

    Sana haram ayda savaşmayı soruyorlar. De ki: "O ayda savaş büyük bir günahtır. Allah'ın yolundan alıkoymak, onu inkar etmek, Mescid-i Haram'ın…

  • Aynı kök: دين (101 geçiş) · Ortak kavram: Din · Ortak kavram: Ölüm

    Ölmüş hayvan, kan, domuz eti, Allah'tan başkası adına boğazlanan, (henüz canı çıkmamış iken) kestikleriniz hariç; boğulmuş, darbe sonucu ölmüş,…

  • Aynı kök: ترب (22 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    "O, öldüğünüz, toprak ve kemik haline geldiğiniz zaman sizin tekrar mutlaka (diriltilip) çıkarılacağınızı mı vaad ediyor?"

  • Aynı kök: ترب (22 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    Dediler ki: "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı tekrar diriltileceğiz?"

  • Aynı kök: ترب (22 geçiş) · Ortak kavram: Ölüm

    "Gerçekten biz, ölüp bir toprak ve kemik yığını haline geldikten sonra mı, biz mi tekrar diriltileceğiz?"

  • Ortak kavram: Ölüm

    Yahut onların durumu, gökten yoğun karanlıklar içinde gök gürültüsü ve şimşekle sağanak halinde boşanan yağmura tutulmuş kimselerin durumu gibidir.…

  • Ortak kavram: Ölüm

    Siz cansız (henüz yok) iken sizi dirilten (dünyaya getiren) Allah'ı nasıl inkar ediyorsunuz? Sonra sizleri öldürecek, sonra yine diriltecektir. En…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

76 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mustafa İslamoğlu

"Ne yani, biz ölüp gittikten, toza toprağa karışmış bir iskelet halini aldıktan sonra hesap vereceğiz, öyle mi?" (diye eklerdi).

Muhammed Esed

ölüp toz ve kemik yığını haline geldikten sonra yargılanacağımıza!"

Ahmed Hulusi

"Gerçekten biz öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı cezalandırılacağız?"

Ali Bulaç

"Bizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz?"

Ali Özek ve heyeti

Biz ölüp kemik, sonra da toprak haline geldiğimiz zaman (diriltilip) cezalanacak mıyız?

Ali Rıza Safa

"Öldüğümüz ve toprak ve kemik yığını olduğumuzda mı? Gerçekten yargılanacak mıyız?"

Bayraktar Bayraklı

"Biz ölüp kemik ve toprak haline geldiğimiz zaman, dirilip cezalandırılacak mıyız?"

Edip Yüksel

" ‘Biz toprak ve kemik olduktan sonra mı, biz mi dirileceğiz?' "

Edip Yüksel (Eski Baskı)

' 'Biz toprak ve kemik olduktan sonra mı, biz mi dirileceğiz?' '

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

Öldüğümüz ve bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz zaman gerçekten biz cezalanacak mıyız?"

Elmalılı Hamdi Yazır

Öldüğümüz de bir toprakla bir yığın kemik olduğumuz vakıt hakıkaten biz cezalanacak mıyız?"

Erhan Aktaş

"Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, gerçekten cezalandırılacak mıyız?"

Erhan Aktaş (10. Baskı)

"Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, gerçekten cezalandırılacak mıyız?"

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Öldüğümüz, toprak ve kemik olduğumuz zaman, gerçekten cezalandırılacak mıyız?

Gültekin Onan

"Bizler öldüğümüz, toprak ve kemikler olduğumuzda mı, gerçekten biz mi (yeniden diriltilip sonra da) sorguya çekilecekmişiz?"

Hasan Basri Çantay

"Biz öldüğümüz ve bir toprak, bir yığın kemik olduğumuz zaman mı, hakikaten biz mi cezalanmış olacağız"?

İbni Kesir

Öldüğümüz, toprak ve bir yığın kemik olduğumuz zaman mı, biz mi ceza göreceğiz?

Mehmet Alagaş

(2, 7, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 48, 49, 50, 51, 52, 53, 54, 55, 56, 57, 58, 59, 60, 61, 62, 63, 64, 65, 66, 67, 68, 69, 70, 71, 73, 74) Onlara Allahtan başka ilah yoktur/La ilahe İllallah denildiğinde onlar büyüklendiler / kibirlendiler, ayrıca bir mecnun bir şair için ilahlarımızı terk eder miyiz? dediler , bilakis gerçek geldi / hak geldi ve elçiler de doğruladı / tasdik etti , muhakkak siz acıtıcı / elim azabı tadacaksınız, Yaptıklarınızdan dolayı cezalanacaksınız, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç, onlar bilinen bir rızık ve meyveler içindedirler, onlar Naim cennetinde karşı karşıya yataklar üzerinde ikram edilenlerdir, onlara kaynaktan doldurulmuş kadehler dolaştırılır / itaf edilir , beyazdır, içenlere lezzetlidir, sersemleme / aklı perdeleme yapmaz, onunla sarhoş olunmaz, yanlarında ise zarflı bakışlı / gözü başkasında olmayan / bakışı kontrol altında huriler, sanki bembeyaz gizlenmiş gibiler, bazıları bazılarına karşılıklı sorarlar / sual ederler, onlardan biri der ki benim bir yakınım vardı / akrabam vardı , sen de doğrulayanlardan mısın? / tasdik edenlerden misin? Diyordu, öldüğümüzde toprak ve kemik olduğumuz zaman hesap laşacak mıyız ? medineleşecekmiyiz? (Din deyyan medine duyun). Siz hiç aşina oldunuz mu? Muttali oldunuz mu? (Böyle bir şey duyan bilen yaşayan var mı?) Onu yaşadığında / Ona muttali olduğunda gördü ki o yakını (bu soruyu soran) cehennemin ortasında / göbeğinde duruyor, dedi ki Allah’a yemin olsun ki az kalsın beni de çukura düşürecektin , e ğer ki Rabbimden bir nimet olmasaydı, ben de buna hazır edilenlerden olacaktım, İlk ölümümüzden başka biz ölecek te değilmişiz ve azap edilecekler de değilmişiz , İş te bu da ne kocaman / ne büyük bir kurtuluşmuş, bunun benzeri için (benzeri bir kurtuluş için) faaliyet yapsınlar / amel etsinler, indiriliş olarak bu mu hayırlı yahut zakkum ağacı mı? Biz onu zalimler için ayrıştırıcı sınama / fitne (iki seçenekli sınama, O mu? Bu mu? sınavı) yaptık, muhakkak ki o cehennemin kökünden çıkan bir ağaçtır , onun görüneni / aşina olunan yerleri şeytanın kafaları gibidir , muhakkak ki onlar ondan yiyecekler ve onunla karınlarını / batınlarını dolduracaklar, sonra da onlara bunun üzerine kaynar bir karışım içirilecek, sonrasında da tekrar cehenneme geri dönecekler. (Mola bu kadar) onlar babalarına sap mış olarak denk geldiler ve onlarda onların izlerinden / eserleri üzere aceleyle koşuşturdular. (Demediler ki ne yapıyoruz niçin yapıyoruz) Onlardan öncekiler, evvelkilerin de çoğunluğu , saptı. Kesin olan şu ki, onlara içlerinden uyarıcılar gönderdik, bak bakalım uyarılanların sonucu / akıbeti nasıl oldu, Allah’ın katışıksız kulları / halis kulları hariç. (İmanı saf /katkısız tutmaya çalışanlar)

Rowwad Tercüme Merkezi

"Ölüp toprak ve kemik haline geldiğimiz zaman yeniden mi diriltileceğiz?"

Süleyman Ateş

Biz ölüp toprak ve kemik olduğumuz zaman mı, biz mi (diriltilip yaptığımız işlere göre) cezalanacağız?"

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Biz toprak ve kemikler haline geldiğimiz bir sırada mı? Gerçekten hesaba mı çekileceğiz?"

Şaban Britch

Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra, biz hesap mı vereceğiz?

Şaban Piriş

Ölüp, toprak ve kemik olduktan sonra, biz hesap mı vereceğiz?

Yaşar Nuri Öztürk

"Biz, ölüp toprak ve kemik haline geldikten sonra, gerçekten cezalandırılacak mıyız?"

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

"Do you mean, that after we die and be reduced to dust and disintegrated bones, we will be restored to life and have much to answer for?"

Abdul Haleem

after we die and become dust and bone, we shall be brought for judgement?"’

Abdullah Yusuf Ali

"'When we die and become dust and bones, shall we indeed receive rewards and punishments?'"

Abul A'la Maududi

After we are dead and have become all dust and bones shall we still be requited?' dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, were you also one of those credulous people who put their faith in an irrational and impossible thing like life-after-death.

Aisha Bewley

that when we have died and are turned to dust and bones, we will face a Reckoning?"’

Al-Hilali & Khan

"(That) when we die and become dust and bones, shall we indeed (be raised up) to receive reward or punishment (according to our deeds)?"

Ali Quli Qarai

[that] when we are dead and have become dust and bones, we shall indeed be brought to retribution?’’ ’

Amatul Rahman Omar

"Is it true that we shall be reunited when we are dead and reduced to dust and bones?"'

Arthur John Arberry

What, when we are dead and become dust and bones, shall we indeed be requited?"

Bijan Moeinian

of being resurrected and judged after our death and after our bones being turn into dust. "

E. Henry Palmer

What! when we are dead, and have become earth and bones, shall we be surely judged?"'

Edip-Layth

"That if we die and turn into dust and bones, that we would be called to account?""

George Sale

After we shall be dead, and reduced to dust and bones, shall we surely be judged?

Hamid S. Aziz

"'What! When we are dead and have become dust and bones, shall we then, indeed, be brought to judgment?'"

Mahmoud Ghali

When we die and are dust and bones, will we surely be doomed (Or: judged) indeed?"

Marmaduke Pickthall

Can we, when we are dead and have become mere dust and bones - can we (then) verily be brought to book?

Mohamed Ahmed - Samira

(Do you think) we would be paid back our due when we are dead and reduced to dust and bones?'

Muhammad Asad

[that] after we have died and become mere dust and bones we shall, forsooth, be brought to judgment?"’

Mustafa Khattab

When we are dead and reduced to dust and bones, will we really be brought to judgment?’"

Progressive Muslims

"That if we die and turn into dust and bones, that we would be called to account""

Rashad Khalifa

" 'After we die and turn into dust and bones, do we get called to account?' "

Sahih International

That when we have died and become dust and bones, we will indeed be recompensed?'"

Sam Gerrans

“‘When we are dead and dust and bones, will we be held to account?’”

Shabbir Ahmed

That after we have died and become mere dust and bones, we will be called to account!"

Syed Vickar Ahamed

" 'That when we die and become dust and bones, shall we really receive the rewards and punishments?' "

Taqi Usmani

Is it when we have died and become dust and bones? Is it true that we are going to be recompensed (for our deeds)?"

The Monotheist Group

'That if we die and turn into dust and bones, that we would be called to account?'"

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 53. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 53. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sâffât suresi, 53. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩