Sebe' suresi

Sebe' suresi, 51. ayet

Sebe' suresi, 51. ayet. وَلَوْ تَرَىٰٓ إِذْ فَزِعُوا۟ فَلَا فَوْتَ وَأُخِذُوا۟ مِن مَّكَانٍ قَرِيبٍ

velev terâ iẕ fezi`û felâ fevte veüḫiẕû mim mekânin ḳarîb.

Diyanet İşleri

Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen!

26 meali daha karşılaştır →

Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1

Sureyi kesintisiz dinle, okunan kelime işaretlensin

Okuma günlüğüne ekle

Bağlam2

Sebe' 48–54 · surenin 51. ayeti / 54

Konu "Size tek bir şeyi öğütlüyorum"; hak geldi Sebe' 46–54 3

  1. Sebe' 48

    De ki: "Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. O, gaybleri hakkıyla bilendir."

  2. Sebe' 49

    De ki: "Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez."

  3. Sebe' 50

    De ki: "Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır."

  4. 51

    Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen!

  5. Sebe' 52

    (Azabı görünce), "ona inandık derler" ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?

  6. Sebe' 53

    Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.

  7. Sebe' 54

    Tıpkı daha önce benzerlerine yapıldığı gibi, kendileriyle arzuladıkları arasına bir engel konmuştur. Çünkü onlar derin bir şüphe içindeydiler.

Tefsir4

2 eser · ayetin kendisi değil, ona getirilmiş yorum

Tefsîru's-Sa'dî 5

Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)

Abdurrahman b. Nâsır es-Sa'dî (v. 1957)

51. Yüce Allah, şöyle buyurmaktadır: Ey Peygamber ve daha sonra senin görevini ifa etmekle yükümlü olanlar! “Dehşete kapıldıklarında onları” azabı, peygamberlerin kendilerine haber verdiği ve yalan kabul ettikleri şeyleri görecekleri vakit şu yalanlayıcıların hallerini “bir görsen!” Çok dehşetli ve korkunç bir manzara ile, görülmesine tahammül edilemeyecek son derece zorlu bir hal ile karşılaşırdın! Bu, onlar için azabın kaçınılmaz olacağı vakittir. “Artık” onlar için “kaçıp kurtulma imkanı” kaçıp sığınacakları bir yer “yoktur ve yakın bir yerden yakalanmışlardır.” Bu yakalanacakları yer, azap yerinden uzak olmayacaktır. Aksine onlar yakalanacak ve arkasından hemen ateşe atılacaklardır.

el-Muhtasar 6

el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)

Merkezü Tefsîr li'd-Dirâsâti'l-Kur'âniyye

Ey Resul! O yalanlayanlar, kıyamet günü azabı bizzat gördüklerinde bundan kaçacakları ve sığınacakları bir sığınak yoktur. Onlar, ilk andan ve işin başından itibaren yakın bir yerden yakalanıvermişlerdir. Eğer sen bu durumu görseydin şaşılacak bir şey görmüş olurdun.

Kelimeler

10 kelime · kök bağlantısı bütün geçişlere götürür
  1. وَلَوْ velev şayet
  2. تَرَىٰٓ tera bir görsen kök: راي
  3. إِذْ iz zaman
  4. فَزِعُوا۟ feziu telaşa düştükleri kök: فزع
  5. فَلَا fela
  6. فَوْتَ fevte hiçbiri kurtulamaz kök: فوت
  7. وَأُخِذُوا۟ ve uhizu ve yakalanmışlardır kök: اخذ
  8. مِن min -den
  9. مَّكَانٍۢ mekanin yer- kök: كون
  10. قَرِيبٍۢ karibin yakın kök: قرب

Keşif7

Bu ayet neyle ilişkili

İlgili ayetler 8 bağ · gerekçesi yanında yazar

  • Aynı kök: فوت (5 geçiş)

    Peygamber, arkanızdan sizi çağırırken siz durmadan dağa yukarı kaçıyor, hiç kimseye dönüp bakmıyordunuz. Bundan dolayı Allah, size keder üstüne keder…

  • Aynı kök: فوت (5 geçiş)

    Elinizden çıkana üzülmeyesiniz ve Allah'ın size verdiği nimetlerle şımarmayasınız diye (böyle yaptık.) Çünkü Allah, kendini beğenip övünen hiçbir…

  • Aynı kök: فوت (5 geçiş)

    Eğer eşlerinizden biri kafirlere kaçar ve siz de onlarla çarpışıp ganimet alırsanız, eşleri gidenlere sarf ettikleri (mehir) kadarını verin ve…

  • Aynı kök: فزع (6 geçiş)

    En büyük korku bile onları tasalandırmaz ve melekler onları, "İşte bu, size vaad edilen (mutlu) gününüzdür" diyerek karşılarlar.

  • Aynı kök: فزع (6 geçiş)

    Sur'a üfürüleceği ve Allah'ın dilediği kimselerden başka göklerdeki herkesin, yerdeki herkesin korkuya kapılacağı günü hatırla. Hepsi de boyunlarını…

  • Aynı kök: فزع (6 geçiş)

    Her kim iyi amel getirirse, ona ondan daha hayırlısı vardır. Onlar o gün korkudan emindirler.

  • Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."

  • Aynı kök: قرب (96 geçiş)

    Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…

Bu ayeti taşıyan yazmalar 8

81 yazma · en eski 5 tanesi

Tamamı: yazma kataloğu

Diğer mealler9

26 meal daha · Diyanet İşleri yukarıda
Karşılaştır — hangi mealler görünsün?

Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.

Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.

Mehmet Okuyan

Telaşa düştükleri zaman (onları) bir görsen! Artık kurtuluş yoktur; yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Mustafa İslamoğlu

Asıl sen onları, şah damarlarından yakalanıp kaçacak delik bulamamış bir halde dehşetten panikledikleri zaman bir görmeliydin!

Muhammed Esed

Sen, (Kıyamet Günü, hakikati inkar edenlerin,) -can damarlarından yakalandıkları için- kaçacak bir yer bulamayıp korkuyla büzüldükleri (anki halleri)ni bir görsen;

Ahmed Hulusi

Korku ve dehşete kapıldıklarında bir görsen! Kaçacakları yerleri yoktur; çok yakından yakalanmışlardır!

Ali Bulaç

Sen onları korkuya kapıldıklarında bir görsen. Artık hiçbir kaçış yoktur ve yakın bir yerden yakalanıvermişlerdir.

Ali Özek ve heyeti

(Rasûlüm!) Telaşa düştükleri zaman, bir görsen! Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Ali Rıza Safa

Korkuya kapıldıklarında, onları bir görsen? Artık, kaçış yoktur; yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Bayraktar Bayraklı

Onların korkuya kapılacakları, hiçbir kaçış yollarının olmayacağı ve yakın bir yerde yakalandıkları anı bir görseydin!

Edip Yüksel

Korkuya kapıldıkları anı bir görsen; kaçamazlar; yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Edip Yüksel (Eski Baskı)

Korkuya kapıldıkları anı bir görsen; kaçamazlar; yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Elmalılı (sadeleştirilmiş)

O telaşa düştükleri zaman görsen, artık kaçamak yoktur, yakın yerden yakalanmışlardır.

Elmalılı Hamdi Yazır

Görsen o telaşa düştükleri vakıt, artık kaçamak yoktur, yakın yerden yakalanmışlardır.

Erhan Aktaş

Onları, korkuya kapıldıkları zaman bir görsen. Artık kurtuluş yoktur. Yakın bir yerden dipnot 1 yakalandılar.

Erhan Aktaş — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıskıvrak, sıkı sıkıya.

Erhan Aktaş (10. Baskı)

Onları, korkuya kapıldıkları zaman bir görsen. Artık kurtuluş yoktur. Yakın bir yerden dipnot 1 yakalandılar.

Erhan Aktaş (10. Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıskıvrak, sıkı sıkıya.

Erhan Aktaş (Eski Baskı)

Onları, korkuya kapıldıkları zaman bir görsen. Artık kurtuluş yoktur. Yakın bir yerden dipnot 1 yakalandılar.

Erhan Aktaş (Eski Baskı) — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    Kıskıvrak, sıkı sıkıya.

Gültekin Onan

Sen onları korkuya kapıldıklarında bir görsen. Artık hiçbir kaçış yoktur ve yakın bir yerden yakalanıvermişlerdir.

Hasan Basri Çantay

Onları can baş kaygısına düşdükleri vakıf görmelisin. Artık kaçacak yerleri de yokdur. Yakın bir mahalde yakalanmışlar,

İbni Kesir

Bir görsen, hani onlar korkmuşlardı. Artık kaçacak yerleri de yoktur, yakın bir yerde yakalanmışlardır.

Mehmet Alagaş

(4, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 49, 50, 51, 52, 53, 54) Biz bir memlekete u yarıcı gönderdiysek , rahat hayatı olanlar / refah içinde olanlar dediler ki , biz kesinlikle size gönderilenleri gönderilmemiş sayıyoruz / yok sayıyoruz. Dediler ki bizler malca ve evlatça daha çoğuz, biz azap olunmayız / bize azap edilmez. De ki muhakkak Rabbim rızkı kime isterse genişletir / basitleştirir ve de daraltır / sınırlandırır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Sizin mallarınız da evlatlarınız da bizim yanımızda yakınlık sağlamaz, ancak kim iman eder salih amel işlerse o hariç (asıl o kişi yakınlık kazanır) ve işte onlar için amellerinin iki katı karşılık vardır ve onlar iman etmiş halde odalardadırlar. Ayetlerimizi aciz düşürmek için koşuşturanlar, işte onlar, hazır edilmiş haldeki azaptadırlar. (İhzar; yüzleşmek üzere birini bir yerde hazır bulundurmak) De ki muhakkak ki Rabbim rızkı kullarından kime isterse genişletir / basitleştirir ve de ona daraltır / sınırlandırır , neyi Allah yolunda harcarsanız / infak ederseniz Allah onun halefini yaratır / yerini doldurur. O, rızık verenlerin / erzak verenlerin en hayırlısıdır. O gün onları topluca bir araya getirecek, sonra meleklere size ibadet edenler bunlar mıydı? diyecektir. D ediler ki seni üstün tutarı / tesbih ederiz, onların sana denk tuttukları değil, sen bizim dostumuzsun, bilakis onlar cinlere ibadet ediyorlar, onların çoğu onlara (cinlere) güveniyorlar / iman ediyorlar. O gün bazılarınız bazılarınıza bir fayda sağlayamaya ve de zarar vermeye güç yetiremeyecek, zalimlere yalanladığınız ateş azabını tadın / zevklenin diyeceğiz. Apaçık ayetlerimiz onlara sıralı şekilde okunduğunda dediler ki kimdir bu? Sadece bir adamdır, babalarınızın ibadet ediyor olduklarından sizi alıkoymak istiyor , dediler ki nedir bu? Sadece uydurulmuş bir iftiradır , onlara geldiğinde, gerçek için / hak için, kafirler dediler ki bu sadece açık / seçik bir sihirdir / büyüdür. Onlara kitaplardan vermedik ki onunla ders etsinler , onlara senden önce uyarıcı göndermedik ki! Onlardan öncekiler de yalanladılar, onlara verdiklerimizin onda birine dahi eremediler / ulaşamadılar, elçimizi yalanladılar , İnkâr etmek / belirsizleştirmek nasıl olmuş? De ki size tek bir vaaz da bulunacağım eğer ki Allah için ikili yahut ferden / tek tek kalk ın / kıyam edin , sonrada düşünün, arkadaşınızda bir cinlenme durumu yok, O şiddetli bir azap öncesi sizin için sadece bir uyarıcıdır, Deki size bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum (nerede benim ücretim demiyorum) O sizin olsun, benim ücretim Allah’a aittir ve O da her şeye tanıktır / şahittir. De ki muhakkak ki Rabbim hakikati vura vura ortaya atar. Yitiklerin / gaybların bilenidir. De ki Hak geldi ve batıl ortaya bir şey çıkaramaz ve gerisin geri getirebilir. D e ki eğer ki saparsam kendi adıma saparım (kendim kendimi saptırmışımdır) eğer ki yola girersem de / hidayete ererse m de Rabbimin bana vahyi sayesindedir. O muhakkak ki işitendir, yakındır. Paniklediklerinde / telaşlandıklarında bir görsen ki, kaçamazlar! yakın bir yerden / mekândan yakalanmışlardır. Dediler ki ona iman ettik! Uzak bir yerde iken artık onu (imanı) nasıl elde edecekler. Kesinlikle öncesinde onu yok saymışlardı, uzak bir yerden gayb hakkında ileri geri konuşuyorlardı. İştahları / arzuları ile aralarında artık bir set çekilmiştir, tıpkı bunlardan önceki taraftarlarına / şialarına da yapıldığı gibi, muhakkak ki onlar bunda çelişki içindeydiler.

Rowwad Tercüme Merkezi

(Rasûlüm!) Korkuya düştükleri zaman, onları bir görsen! Artık kurtuluş yoktur, yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Süleyman Ateş

Telaşa düştükleri zaman (onları) bir görsen: Hiçbiri kurtulamaz, yakın yerden yakalanmışlardır.

Süleymaniye Vakfı

Dehşete kapıldıkları, kaçma imkanlarının kalmadığı ve (ölüm melekleri tarafından) kolayca dipnot 1 yakalandıkları sırada onları bir görsen dipnot 2 !

Süleymaniye Vakfı — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    "Kolayca" şeklinde tercüme edilen ifade lafzen "mekan-ı karib" yani "yakın bir yer"dir. Eceli gelen kişi, ölüm meleklerinden kaçamayacağı için onlar onu, bulunduğu yerde kolayca yakalar, canını alırlar (En'am 6/61).
  2. metne dön, dipnot 2

Süleymaniye Vakfı (Eski Baskı)

Kıskıvrak yakalandıkları ve kaçma imkanları da kalmadığı sırada, onların nasıl tir tir titrediklerini bir görsen!

Şaban Britch

Onların dehşetli bir korkuya tutuldukları anı bir görsen! Geçip gitmek yok... Yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Şaban Piriş

Onların dehşetli bir korkuya tutuldukları anı bir görsen! Geçip gitmek yok... Yakın bir yerden yakalanmışlardır.

Yaşar Nuri Öztürk

Bir görsen onları korku ve telaşa düştüklerinde! Artık kaçış, kurtuluş yok! Çok yakın bir yerden yakalanmışlardır.

İngilizce çeviriler

(27)

Abdel Khalek Himmat

And if you Muhammad could envisage the scene which shall excite their terror Hereafter, no escape can they make and they shall be seized in the proximity of Hell.

Abdul Haleem

[Prophet], if you could only see their terror! There will be no escape when they are seized from a nearby place;

Abdullah Yusuf Ali

If thou couldst but see when they will quake with terror; but then there will be no escape (for them), and they will be seized from a position (quite) near.

Abul A'la Maududi

If you could only see when the unbelievers will go about in a state of terror. They will have no escape and will be seized from a place near at hand. dipnot 1

Abul A'la Maududi — dipnotlar

  1. metne dön, dipnot 1
    That is, "On the Day of Resurrection, every culprit will be seized in a way as though he lay in hiding close by. As he will try to flee, he will be seized immediately."

Aisha Bewley

If you could only see when they are terrified, and there is no way out, and they are seized from a nearby place.

Al-Hilali & Khan

And if you could but see, when they will be terrified with no escape (for them), and they will be seized from a near place.

Ali Quli Qarai

Were you to see when they are stricken with terror, [and left] without an escape, and are seized from a close quarter.

Amatul Rahman Omar

And (you will be simply astonished) if you could only see when these (disbelievers) will be in the grip of fear; but then there will be no escape and they will be seized (with punishment) at a place nearby (- at Badr).

Arthur John Arberry

Ah, if thou couldst see when they are terrified, and there is no escape, and they are seized from a place near at hand,

Bijan Moeinian

I wish you could see these people when they face their horrible destiny. They will not be able to escape as they will be seized immediately.

E. Henry Palmer

And couldst thou see when they are scared, and there shall be no escape, and they shall be taken from a place that is nigh.

Edip-Layth

If you could but see, when they will be terrified with no escape, and they will be taken from a place that is near.

George Sale

If thou couldst see, when the unbelievers shall tremble, and shall find no refuge, and shall be taken from a near place,

Hamid S. Aziz

Say, " If I err, I err only against my own soul, and if I follow a right direction, it is because of what my Lord reveals to me; surely He is Hearing, Nigh.

Mahmoud Ghali

And if you could see (them) as they get alarmed; so there is no eluding, (i. e., there is no escaping) and they are taken (away) from a place near (at hand).

Marmaduke Pickthall

Couldst thou but see when they are terrified with no escape, and are seized from near at hand,

Mohamed Ahmed - Samira

If you could see when they are gripped by terror without any escape, and are seized from close at hand

Muhammad Asad

IF THOU couldst but see [how the deniers of the truth will fare on Resurrection Day, ] when they will shrink in terror, with nowhere to escape - since they will have been seized from so close nearby

Mustafa Khattab

If only you could see when they will be horrified with no escape ˹on Judgment Day˺! And they will be seized from a nearby place.[1]

Progressive Muslims

And if you could but see, when they will be terrified with no escape, and they will be taken from a place that is near.

Rashad Khalifa

If you could only see them when the great terror strikes them; they cannot escape then, and they will be taken away forcibly.

Sahih International

And if you could see when they are terrified but there is no escape, and they will be seized from a place nearby.

Sam Gerrans

And if thou couldst see when they are in terror: — but there is no escape — and they are seized from a near place,

Shabbir Ahmed

If you could but see, when they will be terrified with no escape and seized at a place nearby.

Syed Vickar Ahamed

If you can only see when they will tremble with fear; But at that time there will be no escape and they will be grabbed from a place very near.

Taqi Usmani

And if you could only see when they will be terrified! Then there will be no escape, and they will be seized from a place near at hand.

The Monotheist Group

And if you could but see, when they will be terrified with no escape, and they will be taken from a place that is near.

Notlar ve kaynaklar

  1. Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 51. ayet kıraati — Mishary Rashid Alafasy. EveryAyah — ayet ayet kıraat arşivi · Kayıtlar kârîlere aittir; arşiv ücretsiz dağıtım için yayımlanır. İzin proje sahibi tarafından yürütülür (karar 2026-09-06).
    ↩
  2. Bağlam metinleri Diyanet İşleri mealindendir; bu ayetin bütün mealleri aşağıdadır. Birleşik numaralar (Diyanet İşleri bu ayetleri tek metin olarak veriyor) aralık olarak yazılır. ↩
  3. Konu başlıkları platform derlemesidir; bir tefsirden alınmamıştır. ↩
  4. Tefsir ayetin kendisi değil, ona getirilmiş bir YORUMDUR; her eser kendi geleneğinden konuşur ve aralarında fark olabilir. Yukarıdaki 2 eser tek doğru olarak değil, kaynağıyla birlikte verilir (plan §12.9). ↩
  5. QuranEnc.com · sürüm 1.0.0 · anahtar turkish_saadi. Rowwad Tercüme Merkezi gözetiminde Türkçeye çevrildi. Selefî geleneğe ait bir tefsirdir; tek başına değil, kaynak etiketiyle ve başka tefsirlerle birlikte gösterilmelidir (plan §12.9).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 51. ayet tefsiri — Tefsîru's-Sa'dî. QuranEnc — Kral Fahd Kur'an-ı Kerim Basım Kompleksi · quranenc.com — yeniden yayin izinli; degistirilmeden, kaynak ve surum belirtilerek
    ↩
  6. Kur'an bütünlüğünü gözeten kısa/özet tefsir; bir kurul eseridir, tek müellifi yoktur. QUL kaynak 258 üzerinden alındı (indirme oturum açmayı gerektirir).
    Kaynaklı bilgi — Sebe' suresi, 51. ayet tefsiri — el-Muhtasar. QUL — Quranic Universal Library (Tarteel) · Yeniden yayın izinli — izin proje sahibi tarafından alındı (2026-09-06)
    ↩
  7. Her bağın gerekçesi yanında yazar. Bunlar yorum değil, ortak kıssa / olay / kök / kavram sayımıdır. Meal parçaları Diyanet İşleri mealindendir. ↩
  8. Görüntüler kullanım kısıtlı olduğu için burada gösterilmez, kaynağa bağlanır. Kaynak: Corpus Coranicum (BBAW), CC BY-SA 4.0. ↩
  9. Mealler arasındaki fark yorum farkıdır; hiçbiri tek doğru olarak sunulmaz. ↩