Diyanet İşleri
De ki: "Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır."
Sebe' suresi
Sebe' suresi, 50. ayet. قُلْ إِن ضَلَلْتُ فَإِنَّمَآ أَضِلُّ عَلَىٰ نَفْسِى وَإِنِ ٱهْتَدَيْتُ فَبِمَا يُوحِىٓ إِلَىَّ رَبِّىٓ إِنَّهُۥ سَمِيعٌ قَرِيبٌ
ḳul in ḍaleltü feinnemâ eḍillü `alâ nefsî. veini-htedeytü febimâ yûḥî ileyye rabbî. innehû semî`un ḳarîb.
De ki: "Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır."
Mishary Rashid Alafasy murattal — ölçülü tempo 1
Konu "Size tek bir şeyi öğütlüyorum"; hak geldi Sebe' 46–54 3
De ki: "Sizden herhangi bir ücret istemişsem, o sizin olsun. Benim ücretim ancak Allah'a aittir. O, her şeye hakkıyla şahittir."
De ki: "Şüphesiz Rabbim gerçeği ortaya koyar. O, gaybleri hakkıyla bilendir."
De ki: "Hak geldi. Artık batıl yeni bir şey ortaya çıkaramaz, eskiyi de geri getiremez."
De ki: "Ben eğer sapmışsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete ermişsem, bu da Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir, kuluna çok yakındır."
Sen onları, dehşetli bir korkuya kapılıp da kaçıp kurtulamayacakları ve yakın bir yerden yakalanacakları zaman bir görsen!
(Azabı görünce), "ona inandık derler" ama onlar için, artık uzak bir yerden (dünyadan) iman elde etmek nasıl mümkün olur?
Oysa daha önce onu inkar etmişlerdi ve uzak bir yerden gayb hakkında atıp tutuyorlardı.
Teysîru'l-Kerîmi'r-Rahmân fî Tefsîri Kelâmi'l-Mennân (Türkçe)
50. Rasûlün daveti sayesinde hak açıkça ortaya çıkmasına rağmen yalanlayanlar, onun sapık olduğunu söyleyince o, onlara hakkı haber verip açıkladı ve kendisine karşı durmaktan aciz olduklarını belirtti. Kendisini sapıklıkla itham etmelerinin hakka hiçbir şekilde zarar veremeyeceğini, getirdiği hakkı hiçbir şekilde bertaraf edemeyeceğini onlara haber verdi. Şöyle ki o -hâşâ- sapıtmış ise -ki bu tartışma esnasında karşı tarafın seviyesine inme kabilindendir- kendi aleyhine sapıtmış olur. Yani sapıklığının zararı yalnız kendisinedir. Bu zarar onu aşıp başkasına geçmez.
“Eğer doğru yoldaysam bu da” hidâyet ve doğru yolda oluşum benden, benim kendi gücümden kaynaklanan bir şey değildir. Benim hidâyet buluşum ancak “Rabbimin bana vahyettikleri sayesindedir.” Benden başkalarının hidâyet kaynağı O’ndan olduğu gibi, benim hidâyetimin kaynağı da O’ndandır.
“Şüphesiz O” benim Rabbim, bütün sözleri ve sesleri “işitendir”, kendisine dua eden, kendisinden bir şeyler isteyen ve kendisine ibadet eden kimselere de “pek yakındır.”
el-Muhtasar fî Tefsîri'l-Kur'âni'l-Kerîm (Türkçe)
Ey Resul! O yalanlayan müşriklere de ki: "Eğer ben size tebliğ ettiğim haktan saparsam sapmamın zararı banadır ve benimle sınırlıdır, ondan size hiçbir şey ulaşmaz. Eğer ben hakka hidayet edilirsem bu; Rabbimin bana vahyetmesi sebebiyledir. Şüphesiz O; kullarının sözlerini hakkıyla işitendir. O'nun benim söylediğim bir sözü işitmemesi mümkün değildir."
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
(Ey Muhammed!) Bunlar sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Meryem'i kim himayesine alıp koruyacak diye kalemlerini (kur'a için) atarlarken sen…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Biz, Nuh'a ve ondan sonra gelen peygamberlere vahyettiğimiz gibi, sana da vahyettik. İbrahim'e, İsmail'e, İshak'a, Yakub'a, torunlarına, İsa'ya,…
Aynı kök: وحي (78 geçiş) · Ortak kavram: Vahiy
Hani bir de, "Bana ve Peygamberime iman edin" diye havarilere ilham etmiştim. Onlar da "İman ettik. Bizim müslüman olduğumuza sen de şahit ol"…
Aynı kök: قرب (96 geçiş) · Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
Allah'ı bırakıp O'na yakınlık sağlamaları için edindikleri ilahlar kendilerine yardım etseydi ya!? Aksine onları yüzüstü bırakarak uzaklaşıp…
Aynı kök: قرب (96 geçiş)
Dedik ki: "Ey Adem! Sen ve eşin cennete yerleşin. Orada dilediğiniz gibi bol bol yiyin, ama şu ağaca yaklaşmayın, yoksa zalimlerden olursunuz."
Aynı kök: قرب (96 geçiş)
Hani, biz İsrailoğulları'ndan, "Allah'tan başkasına ibadet etmeyeceksiniz, anne babaya, yakınlara, yetimlere, yoksullara iyilik edeceksiniz, herkese…
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
(6-7) Bizi doğru yola, kendilerine nimet verdiklerinin yoluna ilet; gazaba uğrayanlarınkine ve sapıklarınkine değil.
Ortak kavram: Dalâlet (Sapma)
İşte onlar, hidayete karşılık sapıklığı satın almış kimselerdir. Bu yüzden alışverişleri onlara kar getirmemiş ve (sonuçta) doğru yolu…
Tamamı: yazma kataloğu
Seçim bu sayfada geçerlidir; başka bir ayete geçince sıfırlanır. Saklamak tarayıcıda betik çalıştırmayı gerektirirdi, okuma ekranında betik çalıştırmıyoruz.
Hiçbir meal işaretlenmedi. Yukarıdaki listeden en az bir meal seçin ya da “yalnızca işaretlediklerimi göster” kutusunu kapatın.
De ki: "(Gerçeklerden) saparsam, sadece kendi aleyhime sapmış olurum. Doğru yolu bulursam bu da Rabbimin bana vahyettiği (Kur'an) sayesindedir. dipnot 1 Şüphesiz ki O duyandır, yakındır."
De ki: "Eğer ben saparsam kendi aleyhime sapmış olurum; yok eğer doğru yoldaysam, bu yalnızca Rabbimin bana ilettiği vahiy sayesindedir: şüphesiz O her şeyi işitir, O (kuluna şah damarından) çok daha yakındır.
De ki: "Eğer sapkınlığa düşmüş olsaydım (kendi yüzümden ve) kendi aleyhime sapmış olurdum; ama eğer doğru yoldaysam, yalnızca Rabbimin bana vahyi sayesindedir, kuşkusuz O, en yakın olan, her şeyi işitendir!"
De ki: "Eğer (doğru inançtan) saparsam, bilincimin (yanıltışı) olur bu sapış! Eğer hakikate erersem, Rabbimin bana vahyettiği iledir. . . Muhakkak ki O, Semi'dir, Kariyb'dir. "
De ki: "Eğer ben sapacak olsam, artık kendi nefsim aleyhine sapmış olurum; eğer hidayeti bulacak olsam, bu da Rabbimin bana vahyetmekte olduğu (Kur'an) sayesindedir. Şüphesiz O, işitendir, yakın olandır."
Ve yine de ki: «Eğer yoldan saparsam, kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidâyete erersem, bu da, Rabbımın bana vahyetmesi sebebiyledir. Şüphesiz O, hakkıyla işitendir; çok yakındır.»
De ki: "Sapkınlığa sürüklenirsem, kendi benliğime karşı sapmış olurum. Ama doğru yola erişirsem, Efendimin bana bildirdiği sayesindedir. Kuşkusuz, O, Duyandır; Yakındır!"
De ki: "Ben, bir yanlış yaparsam kendi aleyhime yapmış olurum. Eğer doğru bir iş yaparsam biliniz ki bu, Rabbimin bana vahyettiği Kur'an sayesindedir. Şüphesiz ki O, işitendir; yakındır."
De ki: "Saparsam, kendi kusurumdandır, yolu bulursam Efendimin bana vahiy etmesindendir. O İşitendir, Yakındır."
De ki, 'Saparsam, kendi kusurumdandır, yolu bulursam Rabbimin bana vahyetmesindendir. O İşitendir, Bilendir.'
De ki: "Eğer ben yanılırsam, yalnız kendime kalarak yanılırım ve eğer doğru yolu bulmuşsam bilmeli ki Rabbimin bana vahiy vermesiyledir. Çünkü O, yakındır, işitir, işittirir.
De ki: eğer ben yanılırsam yalnız kendime kalarak yanılırım ve eğer hidayeti bulmuşsam bilmeli ki rabbımın bana vahiy vermesiyledir, çünkü o yakındır, işitir, işittirir
De ki: "Eğer yanlış yola sapmışsam sadece kendi zararıma sapmış olurum. Eğer doğru yoldaysam, bilesiniz ki Rabb'imin bana verdiği vahiy sayesindedir. O, Her Şeyi Duyan'dır, En Yakın Olan'dır.
De ki: "Eğer yanlış yola sapmışsam sadece kendi zararıma sapmış olurum. Eğer doğru yoldaysam, bilesiniz ki Rabb'imin bana verdiği vahiy sayesindedir. O, Her Şeyi Duyan'dır, En Yakın Olan'dır.
De ki: "Eğer yanlış yola sapmışsam sadece kendi zararıma sapmış olurum. Eğer doğru yoldaysam, bilesiniz ki Rabb'imin bana verdiği vahiy sayesindedir. O, Her Şeyi Duyan'dır, En Yakın Olan'dır.
De ki: "Eğer ben sapacak olsam, artık kendi nefsim aleyhine sapmış olurum; eğer hidayeti bulacak olsam, bu da rabbimin bana vahyetmekte olduğu (Kuran) sayesindedir. Şüphesiz O işitendir, yakın olandır."
De ki: "Eğer ben (hakdan) sapmışsam bu sapışım (ın günahı) nefsime aiddir. Doğru yolu bulmuşsam bu da Rabbimin bana vahyetmekde olduğu (Kur'an ve hikmet) sayesindedir. Şübhesiz O, en yakın (tek) işidendir".
De ki: Eğer ben, sapacak olsam, ancak kendi aleyhime sapmış olurum. Şayet hidayete erersem, Rabbimin bana vahyetmesinden ötürü ererim. O, muhakkak ki Semi'dir. Karib'tir.
(4, 34, 35, 36, 37, 38, 39, 40, 41, 42, 43, 44, 45, 46, 47, 49, 50, 51, 52, 53, 54) Biz bir memlekete u yarıcı gönderdiysek , rahat hayatı olanlar / refah içinde olanlar dediler ki , biz kesinlikle size gönderilenleri gönderilmemiş sayıyoruz / yok sayıyoruz. Dediler ki bizler malca ve evlatça daha çoğuz, biz azap olunmayız / bize azap edilmez. De ki muhakkak Rabbim rızkı kime isterse genişletir / basitleştirir ve de daraltır / sınırlandırır ve lakin insanların çoğu / ekserisi bilmiyorlar. Sizin mallarınız da evlatlarınız da bizim yanımızda yakınlık sağlamaz, ancak kim iman eder salih amel işlerse o hariç (asıl o kişi yakınlık kazanır) ve işte onlar için amellerinin iki katı karşılık vardır ve onlar iman etmiş halde odalardadırlar. Ayetlerimizi aciz düşürmek için koşuşturanlar, işte onlar, hazır edilmiş haldeki azaptadırlar. (İhzar; yüzleşmek üzere birini bir yerde hazır bulundurmak) De ki muhakkak ki Rabbim rızkı kullarından kime isterse genişletir / basitleştirir ve de ona daraltır / sınırlandırır , neyi Allah yolunda harcarsanız / infak ederseniz Allah onun halefini yaratır / yerini doldurur. O, rızık verenlerin / erzak verenlerin en hayırlısıdır. O gün onları topluca bir araya getirecek, sonra meleklere size ibadet edenler bunlar mıydı? diyecektir. D ediler ki seni üstün tutarı / tesbih ederiz, onların sana denk tuttukları değil, sen bizim dostumuzsun, bilakis onlar cinlere ibadet ediyorlar, onların çoğu onlara (cinlere) güveniyorlar / iman ediyorlar. O gün bazılarınız bazılarınıza bir fayda sağlayamaya ve de zarar vermeye güç yetiremeyecek, zalimlere yalanladığınız ateş azabını tadın / zevklenin diyeceğiz. Apaçık ayetlerimiz onlara sıralı şekilde okunduğunda dediler ki kimdir bu? Sadece bir adamdır, babalarınızın ibadet ediyor olduklarından sizi alıkoymak istiyor , dediler ki nedir bu? Sadece uydurulmuş bir iftiradır , onlara geldiğinde, gerçek için / hak için, kafirler dediler ki bu sadece açık / seçik bir sihirdir / büyüdür. Onlara kitaplardan vermedik ki onunla ders etsinler , onlara senden önce uyarıcı göndermedik ki! Onlardan öncekiler de yalanladılar, onlara verdiklerimizin onda birine dahi eremediler / ulaşamadılar, elçimizi yalanladılar , İnkâr etmek / belirsizleştirmek nasıl olmuş? De ki size tek bir vaaz da bulunacağım eğer ki Allah için ikili yahut ferden / tek tek kalk ın / kıyam edin , sonrada düşünün, arkadaşınızda bir cinlenme durumu yok, O şiddetli bir azap öncesi sizin için sadece bir uyarıcıdır, Deki size bir ücret sormuyorum / sual etmiyorum (nerede benim ücretim demiyorum) O sizin olsun, benim ücretim Allah’a aittir ve O da her şeye tanıktır / şahittir. De ki muhakkak ki Rabbim hakikati vura vura ortaya atar. Yitiklerin / gaybların bilenidir. De ki Hak geldi ve batıl ortaya bir şey çıkaramaz ve gerisin geri getirebilir. D e ki eğer ki saparsam kendi adıma saparım (kendim kendimi saptırmışımdır) eğer ki yola girersem de / hidayete ererse m de Rabbimin bana vahyi sayesindedir. O muhakkak ki işitendir, yakındır. Paniklediklerinde / telaşlandıklarında bir görsen ki, kaçamazlar! yakın bir yerden / mekândan yakalanmışlardır. Dediler ki ona iman ettik! Uzak bir yerde iken artık onu (imanı) nasıl elde edecekler. Kesinlikle öncesinde onu yok saymışlardı, uzak bir yerden gayb hakkında ileri geri konuşuyorlardı. İştahları / arzuları ile aralarında artık bir set çekilmiştir, tıpkı bunlardan önceki taraftarlarına / şialarına da yapıldığı gibi, muhakkak ki onlar bunda çelişki içindeydiler.
De ki: "Eğer yoldan saparsam, kendi aleyhime sapmış olurum. Eğer hidayete erersem, bu ise Rabbimin bana vahyetmesi sebebiyledir. Şüphesiz O; hakkıyla işitendir, pek yakındır."
De ki: "Eğer saparsam, kendi zararıma sapmış olurum. Eğer yolu bulursam, bu da Rabbimin bana vahyettiği (Kur'an) sayesindedir. Şüphesiz O, işitendir, yakındır."
De ki: "Eğer sapmışsam, sapmam sadece kendi aleyhimedir. Doğru yola girmişsem bu da Rabbimin bana vahyettiği şey (Kur'an) sebebiyledir. O dinleyen, (kullarına) çok yakın olandır dipnot 1 ."
De ki:" Ben sapıtmışsam dipnot 1 , bu sadece beni etkiler. Doğru yolu bulmuşsam Sahibimin (Rabbimin) bana vahyettiği şey sebebiyledir O işitir, pek yakındadır."
De ki: Eğer saparsam, sapmam ancak kendi aleyhimedir. Eğer doğru yola girersem, bu da Rabbim bana vahyettiği içindir. O, herşeyi işitir, o çok yakındır.
De ki: -Eğer saparsam, sapmam ancak kendi aleyhimedir, eğer doğru yola girersem bu da Rabbim bana vahyettiği içindir. O, herşeyi işitir, o çok yakındır.
De ki: "Eğer saparsam, öz benliğim aleyhine saparım. Doğruyu ve güzeli bulursam bu, Rabbimin bana vahyettiği sayesindedir. Çünkü O, Semi'dir, Karib'dir."
Say to them: "If I should deviate from sense as to tread the wrong path leading into error, then I will have hurt my own soul. And if I should follow the path of righteousness leading into the truth, it is only because Providence is my guide. He inspires me with the spirit of truth guiding into all truth; He is Sami'un (His audition is unlimited) and Qaribun. His Omnipresence puts Him in the proximity of all His created beings.
Say, ‘If I go astray, that is my loss, and if I am rightly guided, it is through what my Lord has revealed to me. He is all hearing, and ever near.’
Say: "If I am astray, I only stray to the loss of my own soul: but if I receive guidance, it is because of the inspiration of my Lord to me: it is He Who hears all things, and is (ever) near."
Say: "If I go astray then the hurt of straying will come only upon me. But if I am rightly-guided, that is only because of the revelation that my Lord makes to me. He is All-Hearing, Ever Nigh." dipnot 1
Say: ‘If I am misguided, it is only to my detriment. But if I am guided, it is by what my Lord reveals to me. He is All-Hearing, Close-at-hand.’
Say: "If (even) I go astray, I shall stray only to my own loss. But if I remain guided, it is because of the Revelation of my Lord to me. Truly, He is All-Hearer, Ever Near (to all things)."
Say, ‘If I go astray, my going astray is only to my own harm, and if I am rightly guided that is because of what my Lord has revealed to me. Indeed He is all-hearing, nearmost.’
Say, `If I am lost, it is I who suffer the loss (for my own faults), but if I am rightly guided, it is entirely due to (the truth) that my Lord has revealed to me. Verily, He is All-Hearing, Ever Nigh.
Say: 'If I go astray, I go astray only to my own loss; if I am guided, it is by what my Lord reveals to me. He is All-hearing, Ever-nigh.'
Say: "If [as you say] I am on the wrong path, none but me have to pay for it. However, if I am on the right path, it is in account of my Lord’s favor who has revealed the truth to me [and not because that I have discovered the right path.] God hears everything and is Near [to answer the supplications.]"
Say, 'If I err I only err against myself; and if I am guided it is all what my Lord inspires me; verily, He is the hearing, the nigh!'
Say, "If I stray, then I stray to my own loss. If I am guided, then it is because of what my Lord inspired to me. He is Hearer, Near."
Say, if I err, verily I shall err only against my own soul; But if I be rightly directed, it will be by that which my Lord revealeth unto me; for he is ready to hear, and nigh unto those who call upon him.
Say, "The truth has come, and the falsehood shall vanish and shall not return (or falsehood neither creates nor restores). "
Say, "In case I err, surely I will err away only against my (own) self; and in case I am guided, then it is by what my Lord reveals to me. Surely He is Ever-Hearing, Ever-Near."
Say: If I err, I err only to my own loss, and if I am rightly guided it is because of that which my Lord hath revealed unto me. Lo! He is Hearer, Nigh.
Say: "If I am in error it is to my own loss; if I am on guidance that is so because of what my Lord reveals to me. He is all-hearing and all-too-near."
Say: "Were I to go astray, I would but go astray [due to my own self, and] to the hurt of myself; but if I am on the right path, it is but by virtue of what my Sustainer reveals unto me: for, verily, He is all-hearing, ever-near!"
Say, "If I am astray, the loss is only mine. And if I am guided, it is ˹only˺ because of what my Lord reveals to me. He is indeed All-Hearing, Ever Near."
Say: "If I stray, then I stray to my own loss. And if I am guided, then it is because of what my Lord inspired to me. He is Hearer, Near."
Say, "If I go astray, I go astray because of my own shortcomings. And if I am guided, it is because of my Lord's inspiration. He is Hearer, Near."
Say, "If I should err, I would only err against myself. But if I am guided, it is by what my Lord reveals to me. Indeed, He is Hearing and near."
Say thou: “If I go astray, I but go astray against my soul; and if I am guided, it is because of what my Lord reveals to me. He is hearer and near.”
Say, "When I was searching for the Truth, I was searching for the Truth for myself. And now I am rightly guided because of that which my Lord has revealed unto me (93:7). He is the Hearer, Ever-Near."
Say: "If I am lost (from the Straight Way), my loss will only harm my own soul: But if I receive guidance, it is because of the inspiration from my Lord to me: Verily, He is All Hearing (Sami’), the Nearest (Khareeb to all). "
Say, "If I go astray, I shall go astray only to my own detriment. And if I follow the right path, it is because of what my Lord reveals to me. Surely He is All-Hearer, Ever-Near."
Say: "If I stray, then I stray to my own loss. And if I am guided, then it is because of what my Lord inspired to me. He is Hearer, Near."